T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/476 KARAR NO : 2025/1640 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10.01.2025 NUMARASI : 2024/222 Esas 2025/29 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 20.11.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 20.11.2025 İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.01.2025 tarih 2024/222 Esas 2025/29 Karar sayılı kar…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/476 KARAR NO : 2025/1640 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10.01.2025 NUMARASI : 2024/222 Esas 2025/29 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 20.11.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 20.11.2025 İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.01.2025 tarih 2024/222 Esas 2025/29 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ....tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davacının uzun yıllardır İngiltere'de yaşadığını, Kuşadası.'ndaki bir taşınmazını satmak için Türkiye'ye geldiğinde taşınmazın İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2005/6057 (yeni esas numarası 2015/15000) esas sayılı dosyasından haczedilmiş olduğunu öğrendiğini, icra dosyasını incelediklerinde alacaklının .... AŞ, borçluların ...., ..., ... Şti, ... Şti, .... AŞ ve kendisi olduğunu, takip dosyasına konu alacağın en son ... AŞ tarafından temlik alındığını, takip dayanağı kredi sözleşmelerinden 13/11/2002 tarihli 300.000,00-USD bedelli ve 29/01/2003 tarihli 100.000,00-USD bedelli kredi sözleşmeleri olduğunu, bu sözleşmelerdeki imzaların davacıya ait olmadığını, tüm ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, belirterek; davacının İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı takip dosyası kapsamında 400.000,00-USD borçlu olmadığının tespitine, takibin davacı yönünden iptaline, %20' den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davacının 2006 yılında başlatılan ve hakkında itirazın iptali davası açılmayan takip açısından menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, davacı tarafça takip dayanağı sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığı ileri sürülse de dayanak savcılık soruşturmasındaki imza incelemesinde imzanın ..... eli ürünü olabileceği, sözleşme aslı bulunamadığı için kesin görüş belirtilemeyeceği yönünde rapor tanzim edildiğini, bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu belgelerin saklanma süresinin 10 yıl olup takibe dayanak sözleşmenin sunulması ve bunun üzerinden hükme esas teşkil edecek rapor alınmasının yasal olarak mümkün olmadığını, davacının imza inkarına dayanak dolandırıcılık suçunun sübutuna ilişkin bir karar sunulamadığından iddiasında haksız olduğunu, kötü niyet tazminatına hükmedilmesi için icra takibindeki haklılık durumunun dikkate alınması gerektiğini, takipten 13 yıl haczin kaldırılmasından 2 yıl sonra açılan işbu davanın dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, davacının haciz tehdidi altında olmadığını, davacı açısından takibin yenilenmediğini, sadece asıl borçlu yönünden yenilendiğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı (evveliyatında 2005/6057 esas) takibin dayanağı kredi sözleşmelerinden olan 13/11/2002 tarihli 300.000-USD bedelli, 29/01/2003 tarih100.000-USD bedelli genel kredi ve teminat sözleşmelerindeki müteselsil kefil ...'e atfen atılan imzaların bu kişinin eli ürünü olmadığı, dolayısıyla söz konusu kredi sözleşmeleri ve takip nedeniyle borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne, davacının İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı takibinde davalıya 400.000-USD borçlu olmadığının tespitine, İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı takibinin davacı yönünden iptaline, davacının sahte imzasını içeren sözleşmeye dayanılarak davalının temlik aldığı banka tarafından takibe girişilmiş olduğundan alacağın temliki nedeniyle davalı varlık şirketinin de bankaya karşı ileri sürülecek defilerden sorumlu olduğundan davalı varlık şirketinin kötü niyetli olduğunun kabulü ile alacağın dava tarihindeki TL karşılığının %20'si oranındaki 305.840,00-TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İZMİR BAM 17. HUKUK DAİRESİNİN 14.03.2024 TARİH VE 2020/957 ESAS - 2024/570 KARAR SAYILI KALDIRMA KARARININ ÖZETİ : Davacı tarafça dava dilekçesinin "talebin konusu" başlıklı bölümünde davacının davaya konu İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı icra dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmişken dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında ise davacının davaya konu İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı dosyasında 400.000 Amerikan doları borçlu olmadığının tespiti ve takibin davacı yönünden iptaline karar verilmesi talep edildiği, talep sonucu davacı tarafa açıklatılmak suretiyle, takibin bütünüyle iptalinin talep edilmesi halinde; iş bu dava dosyasında harç davaya konu icra dosyasında davacı açısından sadece asıl alacak üzerinden yatırılmış ve ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde de davanın kabulü ile davacı yönünden icra takibinin iptaline de karar verilmiş olmasına rağmen icra takip dosyasında asıl alacak dışında davacının sorumlu tutulduğu diğer kısımlar üzerinden eksik harç tamamlatılmadan esas hakkında karar verildiği, davacı taraf 492 Sayılı Kanun kapsamında kendisi harçtan muaf olmadığı gibi işlemi de yargı harçlarından müstesna olmadığı, davaya konu İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı icra takip dosyasındaki ödeme emri ve takip talebindeki her bir borçlu için şerh düşülen sınırlandırmalar dikkate alınarak davacının sorumlu tutulduğu nakit ve gayrinakit alacakla ilgili eksik harç tamamlatılmaksızın İlk Derece Mahkemesince esas hakkında karar verilmesinin yerinde olmadığı, belirtilerek; kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. KALDIRMA KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı (evveliyatında 2005/6057 esas) takibin dayanağı kredi sözleşmelerinden olan 13/11/2002 tarihli 300.000-USD bedelli, 29/01/2003 100.000-USD bedelli genel kredi ve teminat sözleşmelerindeki müteselsil kefil ...'e atfen atılan imzaların bu kişinin eli ürünü olmadığı hususu tereddüte mahal vermeyecek şekilde ibraz edilen ATK Fizik İhtisas Dairesinin 21.08.2019 tarihli raporu ile " İnceleme konusu 29.01.2003 tarihli ve 300.000 USD bedelli,13.11.2002 tarihli 100.000 USD bedelli Genel Kredi Teminat Sözleşmelerindeki ...'e atfen atılan imzaların ... eli ürünü olmadığı" tespit edilmiş olup yine Karşıyaka 1 Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/360 esas sayılı dosyasında davacı ...'nin ... ve..... hakkında dava konusu kredi sözleşmelerinde kendisine atfen atılan imzaların sahte olduğundan bahisle dolandırıcılık suçundan yaptığı şikayet nedeniyle açılan kamu davasında soruşturma sırasında . .......'dan aldırılan 05.06.2017 tarihli raporda :29.01.2003 tarihli 100.000 USD bedelli sözleşmede davacı ...'e atfen atılan imzanın davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiş olmakla her iki sözleşmede de davacı ...' e atfen atılan imzaları davacının eli ürünü olmadığı anlaşılmış olup daha önce kredi sözleşmelerine istinaden başlatılan icra takibinde yalnızca işlemiş faiz yönünden itiraz edilmiş olup iş bu itirazın iptali yönünden İzmir 1 ATM'nin 2005/391 esas sayılı dosyası ile açılan dava ile faiz yönünden yapılan itiraza yönelik incelemenin daha önce iş bu dava dosyası üzerinden yapılarak yargılamanın sona erdiği ve kararın bu dava öncesinde kesinleştiği, sonraki aşamada açılan iş bu dava ile davacı ...'nin imza aidiyetsizliği yönünden tüm icra takip konusu borca ilişkin bu kez menfi tespit davası açtığı, bu davanın açılmasında hukuki yarar bulunduğu mahkememizce kabul edilmekle yargılamanın sürdürüldüğü ve davacının 400.000 USD asıl alacak tutarına kefaleti yönünden başlatılan icra takibinde anılan tutar kadar borçlu bulunmadığının tespitine dair mahkememiz önceki hükmü ve belirtilen gerekçe ile karar verildiği ve davanın buna göre sonuçlandırıldığı, bu kez her ne kadar davayı inceleyen istinaf ilgili Dairesince harç eksikliği nedeniyle gerekçeli karar hükmü ve dosya mahkememize geri çevrilmiş ve Mahkememizce de anılan harç eksikliği ikmal edilmiş ise de mahkememizce yeniden yapılan incelemede davacının icra takibi ile sorumlu tutulduğu tutarın kredi sözleşme asıllarında belirtilen 400.000 USD ve işlemiş faiz ve ferileri olduğu, gayrinakdi kredi borcundan dolayı ise sorumlu tutulmadığı, 400.000 USD asıl alacak tutarına işlemiş faiz ve ferileri yönünden ise daha önce yapılıp bitirilen ve kesinleşen yargı hükmü bulunmakla burada dava konusu olmadığı, bu nedenle mahkememizce ancak 400.000 USD asıl alacak tutarı yönünden karar verilebileceği anlaşılmakla söz konusu kredi sözleşmeleri ve takip nedeniyle borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne, davacının İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı takibinde davalıya 400.000-USD borçlu olmadığının tespitine, İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı takibinin davacı yönünden iptaline, davacının sahte imzasını içeren sözleşmeye dayanılarak davalının temlik aldığı banka tarafından takibe girişilmiş olduğundan alacağın temliki nedeniyle davalı... şirketinin de bankaya karşı ileri sürülecek defilerden sorumlu olduğundan davalı varlık şirketinin kötü niyetli olduğunun kabulü ile alacağın dava tarihindeki TL karşılığının % 20'si oranındaki 305.840,00-TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı ve katılma yolu ile davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davaya konu alacağın temlik veren .... A.Ş. ile (.... Bankası A.Ş.ile birleşen) .....A.Ş. arasında ...,......, ....... Şti, ..... Tic. ve ...'nin müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıkları genel kredi sözleşmesi ile kredi sözleşmesinden kaynaklandığını, iş bu kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek borçlular aleyhine İzmir 1.İcra Müdürlüğünün 2024/7801. Sayılı (2005/6057-2012/3783-2013/14486- 2015/15000 Eski esas) dosyasından ilamsız takibe girişildiğini, adli tıp kurumundan alınan rapora dayanak mukayese belgeler yasanın aradığı kriterlere uygun olmadığından hükme esas alınamayacağını, inkar edenin atılış tarihi itibariyle inkar edilen imzası ile yakın tarihte atılmış, uygulamaya elverişli imzalarının temin edilmesi gerektiğini, beş yıldan daha eski imza örneklerinin mukayeseye esas alınmasının doğru olmadığı, davaya dayanak sözleşme tarihi 13.11.2002 ve 29.01.2003 olup, itiraz edilen imzadan önce atılmış imzalar ile 5 yıllık süre çerçevesinde atılan imzaların rapor için esas alınarak değerlendirilmesi gerektiğini, savcılık soruşturmasındaki imza incelemesinde imzanın davacının eli ürünü olabileceği, sözleşme aslı bulunmadığı için kesin görüş belirtilemeyeceği yönünde rapor tanzim edildiğini, davacı tarafından imza inkarına dayanak dolandırıcılık suçunun sübutuna ilişkin bir karar sunulamadığını, takibe dayanak sözleşmelerdeki imzaların sahteliği iddiası ile diğer borçlular ... ,..... ve diğer ilgililer hakkında yürütülen sahtecilik ve dolandırıcılık davasında davanın düşürülmesine karar verildiğini, hükmedilen kötü niyet tazminatı için kararda gerekçe gösterilmemekle birlikte kötü niyeti ispatlayacak bilgi ve belge dosyaya sunulmadığını, kötü niyet tazminatına hükmedilmesi için yerleşik uygulamaya göre icra takibi sırasındaki haklılık durumu dikkate alınması gerektiğini, davacının 2006 yılında başlatılan ve alacaklı olarak itirazın iptali davası açılmayan takip açısından menfi tespit davası açmada hukuki yararı bulunmadığını, takibin alacaklı tarafından itiraz giderilmeden devam ettirilmesi mümkün olmadığını, davacının haciz tehdidi altında olmadığı, icra dosyasındaki vekil beyanı ile sabit olmasına rağmen yerel mahkemece davacı lehine yorum ve düzenleme yapılarak hüküm tesis edildiğini, belirterek kararın kaldırılmasını talep emiştir. Davacı vekili, davalının istinaf itirazlarının yerinde olmadığını, kaldırma ararı sonrası 8.663.307,72-TL dava değeri üzerinden hak tamamlatıldığını, kararda kötüniyet tazminatı ve vekalet ücreti belirlenirken bu değer esas alınmadığını, yargılamanın uzun sürmesi sebebiyle bu süreçte dava değeri olan 400.000 Doların TL karşılığındaki değer artışı da göz önüne alınarak vekalet ücreti ve kötüniyet tazminatının da bu rakam üzerinden belirlenmesi gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, davalı banka nezdinde genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediye dayalı icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 1.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2.Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; yerleşik uygulamada belirlenen ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan incelemede davaya konu söz konusu sözleşmenin 818 sayılı BK yürürlükte olduğu tarihte düzenlenmesine, 6101 sayılı TBKYUŞHK'nun 1. Maddesi gereğince sözleşmeye 818 satılı BK'nun kefalete ilişkin hükümlerinin uygulanacak olmasına, kefaletin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılmasının ve 818 sayılı BK'nun 484. maddesindeki aranan şartların bulunmasının şart olmasına, davacı kefil tarafından ileri sürülen imza inkarı üzerine optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması suretiyle yapılan inceleme neticesinde davaya konu takibin dayanağını oluşturan genel kredi sözleşmelerinin kefalet kısmında bulunan ve davacıya atfen atılan imzanın davacının el ürünü olmadığının tespit edilmesine, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, takibe konu kefalette imzanın davacıya ait olmaması nedeniyle kefaletin davacı yönünden geçerli olmamasına, geçerli bir kefalet sözleşmesine dayanmayan takip nedeniyle davacı kefilin takibe konu kredi sözleşmesinden kaynaklı borçtan sorumlu olmadığının anlaşılmasına, dava dışı bankaya karşı ileri sürülecek itiraz ve defileden temlik alan sıfatıyla davalının da sorumlu olmasına, özellikle kredi sözleşmelerinin tarihi ile davacı adına çıkartılan sahte kimlik tarihi ve davacının yurda giriş çıkış tarihleri dikkate alındığında bankanın sözleşmedeki imzanın davacıya ait olup olmadığını bilebilecek durumda olmasına, davacının kredi sözleşmede kefil sıfatı ile gerçek imzası bulunmadığı halde davacı hakkında sahte imzaya dayalı olarak icra takibine geçmesilmesinde kötüniyetli olması nedeniyle davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine (Yargıtay 19. HD'nin 21.05.2019 tarih ve 2018/33 E. 2019/3351 K.), dava yabancı para cinsinden olan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik menfi tespit davası olması nedeniyle İİK 67. maddesi ve devamı hükümleri gereğince hükmedilecek tazminatının, yabancı paranın icra takip tarihi itibariyle geçerli olan TL karşılığı tespit edilip bu miktar üzerinden tazminata karar verilmesi gerekmesine ( Yargıtay 19. HD'nin 10/04/2019 tarih ve 2018/756 E. - 2019/2405 K.), yine icra takibi ve dava yabancı para alacağına ilişkin olup, kabul ve red edilen yabancı para dava tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL'ye çevrilerek belirlenecek dava değeri üzerinden karar ve ilam harcına, aynı değer üzerinden karar tarihi itibariyle hesaplanacak vekalet ücretine karar verilmesine (Yargıtay 19. HD'nin 04/12/2006 tarih ve 2006/6503 E. - 2006/11543 K., 18/11/2019 tarih ve 2018/2605 E. - 2019/5172 K., Yargıtay 13. HD'nın 04/12/2019 tarih ve 2016/23646 E.- 2019/12123 K.), kabul edilen dava değeri, haklılık oranı ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT ve Harçlar Kanunu hükümlerine uygun şekilde yargılama gideri ve vekalet ücretinin belirlenmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 104.459,65-TL'den peşin alınan 26.114,91-TL'nin mahsubu ile bakiye 78.344,74-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL peşin olarak alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ve davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 20/11/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.