15. Hukuk Dairesi 2011/2559 E. , 2011/8122 K. Mahkemesi:Asliye Hukuk Hakimliği Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, halı yıkama makinesinin ayıplı imâlinden kaynaklanan zararın tazminine karar verilmesi istemiyle açılmış, davalı cevap vermemiş, yokluğunda yapılan yargılama sonunda, davanı…
**15. Hukuk Dairesi 2011/2559 E. , 2011/8122 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi:Asliye Hukuk Hakimliği Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, halı yıkama makinesinin ayıplı imâlinden kaynaklanan zararın tazminine karar verilmesi istemiyle açılmış, davalı cevap vermemiş, yokluğunda yapılan yargılama sonunda, davanın ıslah olunan miktara göre kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle dava dilekçesinin, davalı şirketin ticaret sicili memurluğunun bildirdiği adresine ve şirket müdürü imzasına tebliğ edildiğinin anlaşılmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davacı temyizine gelince;Taraflar arasındaki uyuşmazlık 24.04.2007 tarihli “vakumlu otomatik halı yıkama makinesi” sözleşmesinden kaynaklanmış olup davacı eser sahibi, davalı yüklenici (imalâtçı)’dır. Bu sözleşmede makinenin teknik özellikleri 19 madde halinde sayılmış ve açıklanmıştır. Yüklenici belirtilen özellikleri taşıyan makineyi imâl ve teslimle yükümlüdür. İş sahibinin yükümlülüğünde olan ödemenin yapıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Davada, teslimi yapılan makinenin teknik koşullara uygun bulunmadığından kazanç kaybına uğradıkları gibi teslim olunanın değerinin üstünde ödeme yapıldığı iddia olunmuş, bu konuda yaptırılan tesbite dayanılarak şimdilik kaydıyla zararlar karşılığı denilerek 7.500,00 TL’nin ödenmesi istenmiş, 29.06.2010 tarihinde harcı ödenmek suretiyle verilen 09.06.2010 tarihli ıslah dilekçesinde, aynı nedenlerle zarar tutarı 65.000,00 TL olarak ıslah olunmuştur. Borçlar Kanunu’nun 360/I.maddesi hükmünce, “yapılan şey, iş sahibinin kullanamayacağı ve nısfet kaidesine göre kabule icbar edilemeyeceği derecede kusurlu veya mukavele şartlarına muhalif olursa, iş sahibi, o şeyi kabulden imtina edebilir; bu hususta müteahhidin taksiri bulunursa zarar ve ziyan da isteyebilir." Yine ikinci fıkrada işin kusurlu olması veya mukaveleye muhalif bulunması yukarıki derecede ehemmiyete haiz değilse iş sahibi, işin kıymetinin noksanı nisbetinde fiyatı tenzil ve eğer o işin ıslahı büyük bir masrafı mucip değilse müteahhidi tamire mecbur edebilir. Bu hususta müteahhidin taksiri varsa iş sahibi zarar ve ziyan da isteyebilir.” denilmektedir. Görülüyor ki bu maddede eserin ayıplı imâli durumunda ayıbın derecesine göre iş sahibinin hakları sayılmıştır. Somut olayda iş sahibi davacının bu haklarından hangisine dayandığı gerek dava dilekçesinde gerekse ıslah dilekçesinde açık seçik belirtilmediğinden anlaşılamamıştır. Davadan önce alınan tespit raporunda makinenin şartlara uygun imal edilmediğinden değerinin 25.000,00 TL olacağı görüşüne yer verilmiş, hükme dayanak kurul raporunda da bu görüşe katılmakla birlikte BK’nın 202. maddesindeki satış hükümlerine dayanılarak, satılanı alıkoyduğuna göre geç teslimden kaynaklanan kâr (kazanç) mahrumiyeti (kaybı) hesaplanmıştır. Öncelikle belirtilmelidir ki, sözleşme makine imalâtına ilişkin olup BK’nın 355. maddesi uyarınca eser (istisna) sözleşmesi hükümlerine tâbidir. Az yukarıda açıklandığı üzere, dava BK’nın 360. maddesi hükmünce incelenmelidir. Ne var ki, dava ve ıslah dilekçelerinde istem yeterince açıklanmadığından mahkemece yapılması gereken iş, davacıya talebini HUMK’nın 179. maddesince açıklatmak, buna göre uyuşmazlığı, BK’nın 360. maddesince ve bilirkişilerden ek rapor alınarak değerlendirmek ve sonucuna uygun hüküm kurmaktan ibarettir. Hukuki değerlendirmede yanılgıya düşülerek ve bilirkişi raporuyla bağlı kalınarak hükme varılması usul ve yasaya aykırı olduğundan karar bozulmalıdır. 3-Davalının faizle ilgili temyiz itirazlarına gelince;Sözleşmeden kaynaklanan muaccel bir alacağa faiz yürütülebilmesi için, taraflarca kesin vadenin kararlaştırılmadığı durumda, borç miktarı belirtilerek istenilmek suretiyle borçlunun temerrüde düşürülmesi zorunludur (BK’nın 101.md.). Davadan önce temerrüdün varlığı kanıtlanamadığına göre davada istenilen tutara dava tarihinden, ıslahla artırılan tutarına ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken, teslim tarihinden faiz uygulanması usul ve yasaya aykırı olmuş, bozulması uygun bulunmuştur.SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kararın davacı, 3. bent uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 30.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.