1. Hukuk Dairesi 2006/8567 E. , 2006/11129 K. MAHKEMESİ : ERDEMLİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/07/2003 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine,dava konusu . Ada . parsel sayılı taşınmazın taşlık kayalık yerlerden olup zilyetlikle kazanılamayacağını ileri sürerek tapu iptali-tescil istemiştir. Davalı taraf davanın reddini savunmuştur. Davanın reddine ilişkin verilen mahkeme kararı Dairece araştırma eksikliği nedeniyle bozulmuş,mahkemece bozmaya uyularak tamaml…
**1. Hukuk Dairesi 2006/8567 E. , 2006/11129 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ERDEMLİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/07/2003 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine,dava konusu . Ada . parsel sayılı taşınmazın taşlık kayalık yerlerden olup zilyetlikle kazanılamayacağını ileri sürerek tapu iptali-tescil istemiştir. Davalı taraf davanın reddini savunmuştur. Davanın reddine ilişkin verilen mahkeme kararı Dairece araştırma eksikliği nedeniyle bozulmuş,mahkemece bozmaya uyularak tamamlanan soruşturma sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, Hazine ve bir kısım davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık-kayalık yerlerden bulunduğu iddiasına dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir. Davanın kısmen kabulüne dair kararın Dairece bozulması üzerine,hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca yapılan soruşturma sonucunda uzman bilirkişilerce düzenlenen raporda,taşınmazın kısmen tarım arazisi kısmen de taşlık-kayalık vasfını taşıdığını bildirildiği görülmektedir. Mahkemece,bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle davanın kısmen kabulüne; davadan önce ölen davalılar bakımından ise davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, ileri sürülen idianın içeriği ve davanın hukuki niteliği itibariyle Hazinenin eldeki davayı paylı mülkiyet üzere davalılar adına kayıtlı taşınmazın bütününe yönelik olarak açtığı, gerçekten de taşınmazın bir kısmının taşlık-kayalık vasfı itibariyle 3402 Sayılı Yasanın 16/C maddesinde sayılan tescil edilemeyecek yerlerden olduğu,aynı Yasanın 18. madesi kapsamında kalmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda müşterek malın tamamına ilişkin (bölünemeyen) bir taleple açılan davalarda müşterek malikler arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğu,başka bir anlatımla paydaşların tümünün davada yer almaları gerekeceği kuşkusuzdur Hal böyle olunca, davadan önce öldüğü anlaşılan davalıların mirasçıları hakkında ayrı dava açması için Hazineye önel verilmesi,açıldığı takdirde her iki davanın birleştirilmesi ve ondan sonra bir karar verilmesi yerine,mahkemece re'sen (kendiliğinden) gözetilmesi gereken usul kuralı gözardı edilip yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.Tarafların bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir.Kabulüyle hükmün H.U.M.K.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,15.11.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.