4. Hukuk Dairesi 2014/17668 E. , 2015/13737 K. "" MAHKEMESİ : Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 27/05/2014 NUMARASI : 2013/1081-2014/591 Davacı A.. D.. vekili Avukat D..T.. tarafından, davalı B.. A.. aleyhine 16/12/2013 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27/05/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne k…
**4. Hukuk Dairesi 2014/17668 E. , 2015/13737 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 27/05/2014 NUMARASI : 2013/1081-2014/591 Davacı A.. D.. vekili Avukat D..T.. tarafından, davalı B.. A.. aleyhine 16/12/2013 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27/05/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, C.. savcısı olarak görev yaptığını, davalının ise il emniyet müdürlüğünde 4. sınıf emniyet müdürü olduğunu, güvenlik sorunu nedeniyle davalınında aralarında bulunduğu birçok polisin görevi kötüye kullanma suçundan sanık olarak yargılandığını, davalının bu suçlamadan kurtulmak için resmi belgede sahtecilik yaptığı şüphesi ile S.. V.. soruşturma izni verilmesi için yapılan ön incelemede H..M..04/10/2013 tarihinde vermiş olduğu ifadede “.. ” demek suretiyle kendisine hakaret ettiğini iddia ederek manevi tazminat ödetilmesi isteminde bulunmuştur. Davalı davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davalının davacıya hakaret ettiği kabul edilerek istemin kabulüne karar verilmiştir. Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden, 04/10/2013 günü davalının H.. M.. verdiği ifadede, davacı hakkında sinirli olduğu, C..savcısına yakışmayan ve sokak kabadayısı tavırları içerisinde olduğu biçiminde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. A..M.. 22 Nisan 2013 tarihli 48876/08 başvuru nolu kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan «bilgi» ya da «düşünceler» için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, «demokratik toplumun» onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğini,...” ifade etmektedir.