T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/553 - 2026/790 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/553 KARAR NO : 2026/790 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/02/2025 NUMARASI : 2024/183 Esas ve 2025/250 Karar DAVACI : ... ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. DAVALI : ...-TC: VEKİLİ : …
T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/553 - 2026/790 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/553 KARAR NO : 2026/790 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/02/2025 NUMARASI : 2024/183 Esas ve 2025/250 Karar DAVACI : ... ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. DAVALI : ...-TC: VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Kaçak Elektrik Kullanımından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 16/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/04/2026 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/02/2025 Tarih, 2024/183 Esas ve 2025/250 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davalının kullanımında olan ... nolu tesisatta yapılan incelemelerde tesisatta kaçak şekilde elektrik kullanımı yapıldığını, bu hususta dava konusu 01/11/2023 tarihli kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı düzenlenerek tesisatın enerjisi kesildiğini, düzenlenen kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı üzerinden ... numaralı 932.800,07 TL tutarlı fatura tahakkuk edildiğini ve iş bu fatura bedelinin ödenmemesi üzerine müvekkili şirketçe .... İcra Müdürlüğü'nün 2023/22323 Esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçildiğini, müvekkili şirket görevlileri tarafından davalının işletmesinde yapılan denetimde ana kolon hattından sayaç öncesi 3 faz alınarak pansiyon odalarına dağıtıldığının tespit edildiğini ve 01.11.2023 tarihli ... seri numaralı kaçak tespit tutanağı düzenlendiğini, davalının kaçak elektrik tüketimi sebebiyle 932.800,07 TL kurum zararına sebebiyet verildiğini, davalının icra takibine yönelik itirazları haksız ve kötü niyetli olduğunu, itirazların iptali ile takibe devam edilebilmesi, İİK m.67/2. madde düzenlemesi doğrultusunda lehine takip çıkışının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilebilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkili adına ... tesisat numarası ile ... Mahallesi, ... Cd., No:1 bölgesinde bulunan taşınmaz adına abonelik işlemi yapıldığını, ilgili tesisat numarasına ait aboneliğe 01.11.2023 tarihinde davacı şirket çalışanları tarafından usulsüz elektrik tüketimine dair tespit yapıldığını ve tutanak altına alındığını, müvekkili aleyhine 932.800,07 TL’lik kaçak cezası tahakkuk ettirildiğini, müvekkilinin söz konusu abone nosu ile kaçak elektrik kullanmadığını, kaçak elektrik kullanıldığı iddia edilen hattın müvekkili tarafından çekilmediğini, daha önceden böyle bir sorunla karşılaşmayan müvekkilinin kendisine kaçak elektrik kullanımından sebep idari para cezası tahakkuk ettirildikten sonra yaptığı araştırmalar sonucunda pansiyon olarak kullandığı taşınmazın daha önceki kiracılarına kaçak elektrik nedeniyle iki kez tutanak tutulduğunu öğrendiğini, kendisinin elektrik hatları ve kabloları hakkında herhangi bir bilgisi olmayan müvekkilinin normal bir vatandaş gibi elektrik abonesi olarak elektrik kullanmaya başlamaktan başka bir durumu olmadığını, yetkililer tarafından tutulan kaçak elektrik tespit tutanağının hatalı ve eksik olduğunu, kaçak olarak kullanıldığı iddia edilen hattın nereye bağlı olduğunu ve ne amaçla kullanıldığının da bilinmediğini, müvekkiline ait pansiyon da odalara elektrik veren ana bir hat olduğunu, ayrıca her bir odanın elektrik kullanımının odayı kullananlara fatura edildiğini, her bir odaya ait ayrı ayrı süzme elektrik sayaçları bulunduğunu, bu sayaçlar ile gelen elektrik faturasının kontrol edildiğinde herhangi bir kaçak tüketiminin söz konusu olmadığını, bu sayaçlardan geçen elektriğin oda sahiplerine pansiyon tarafından imza karşılığı verilerek elektrik faturalarının idareye ödendiğini, kaçak elektrik kullanmanın haksız fiil olup sonuçlarından haksız fiili kasten işleyen kişinin sorumlu olduğunu, pansiyonun müvekkilinin tek geçim kaynağı olması sebebiyle yetkililerin kuruma giderek itiraz etmesine rağmen kaçak tutanağından dolayı elektriğin kesildiğini, müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddini, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini, müvekkilinin dava konusu borcun dışında borcunun olmaması sebebiyle, söz konusu aboneneye bağlı elektriğin mağduriyetine yol açması sebebiyle tekrardan açılmasını, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece "....Yapılan incelemede davacı kurum tarafından ana kolon hattından sayaç öncesi 3 faz alınarak pansiyon odalarına dağıtıldığı iddiası ile davalı hakkında kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağı düzenlendiği, davalı tarafça bu iddianın kabul edilmediği anlaşılan dosya kapsamında yerinde yapılan keşif ile dinlenen tutanak tanıklarına göre sayaçtan geçmeyen hattın yukarıyı yani pansiyon odalarını beslediği fakat oda sahibi öğrencilerin okulda olması nedeniyle odaların açılıp tespitin yapılamadığının beyan edildiği, bu durumun söz konusu kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağındaki sayaç enerjisinin odalara dağıtıldığı tespiti ile uyuşmadığı yine keşifte bilirkişi tarafından yapılan tespit ile de tutanağa konu kablonun pansiyon odalarına ulaşmayıp idare odasındaki klima ve bilgisayarı beslediği tespit edilmiş, bu halde ayrı bir hat çekmek suretiyle kaçak elektrik kullanıldığı sabit olup yapılan hesaplama sonucunda davacının talep edebileceği 13.988,56 TL asıl alacak, 169,73 TL işlemiş faiz ve 30,55 TL KDV (resen yapılan hesaplama ile) alacağı bulunduğu anlaşılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Alacak likit olmadığından davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin ve davacının takibi kötü niyetli olarak başlattığı ispatlanamadığından davalı vekilinin tazminat talebinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Davanın kısmen kabulü ile davalı borçlunun ....İcra Dairesinin 2023/22323 esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın 13.988,56 TL asıl alacak, 169,73 TL işlemiş faiz ve 30,55 TL KDV olmak üzere toplam 14.188,84 TL alacak yönünden iptali ile takibin iş bu alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yıllık yasal faiz oranı üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalı vekilinin tazminat talebinin reddine...." karar verilmiştir. DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Mahkeme tarafından müvekkili kurumun davalı hakkında kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağı düzenlediği iddiasıyla açılan davada yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde kaçak hattın pansiyon odalarına değil idare odasındaki klima ve bilgisayarı beslediği tespit edilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ancak mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik, yetersiz ve denetime elverişsiz olduğunu, kaçak elektrik tüketim miktarının hesaplanmasında yönetmelik hükümlerine aykırı olarak 24 saat yerine 5 saatlik çalışma süresinin esas alındığını, pansiyonun 24 saat hizmet verdiğinin tespit edildiğini, kaçak tespit tutanağının düzenlendiği tarihteki güç tespiti yerine keşif anındaki güç tespitinin esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, tutanak esnasında davalı tarafından görevlilerin bekletilerek kaçak bağlantının iptal edildiğini, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları uyarınca kaçak tespit tutanağının düzenlendiği tarihteki güç ve vardiya durumunun esas alınması gerektiğini, kök raporun tekrarı niteliğindeki ek raporun itirazları karşılamadığını, bu nedenle mahkemenin davanın kısmen reddine ilişkin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek söz konusu kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın tamamen kabulüne ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemi ile başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı ... görevlileri tarafından davalı hakkında 01/11/2023 tarihli kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağının düzenlendiği, bu tutanak doğrultusunda davalıya 932.800,07 TL fatura tahakkuk ettirildiği, davalının söz konusu kaçak tüketim faturasından kaynaklanan borcunu ödememesi üzerine davacı şirket tarafından davalı hakkında .... İcra Müdürlüğü'nün 2023/22323 Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının ödeme emrinde gösterilen borca süresi içinde itiraz etmesi üzerine davacının .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/183 Esas sayılı dosyası üzerinden itirazın iptali davası açtığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde 27/02/2025 Tarih, 2024/183 Esas ve 2025/250 Karar sayılı karar ile "Davanın kısmen kabulü ile davalı borçlunun ....İcra Dairesinin 2023/22323 esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın 13.988,56 TL asıl alacak, 169,73 TL işlemiş faiz ve 30,55 TL KDV olmak üzere toplam 14.188,84 TL alacak yönünden iptali ile takibin iş bu alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yıllık yasal faiz oranı üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalı vekilinin tazminat talebinin reddine" karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna müracaat edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması isteminde bulunulduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 1/(1) maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-c maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.03.2016 tarih 2014/13-1023 E. 2016/294 K. Sayılı ilamında da belirtildiği gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1 maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerektiği, taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemeyeceği, ticari davaların, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olarak üç gruba ayrıldığı, mutlak ticari davaların, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olduğu, mutlak ticari davaların TTK'nın 4/1. Maddesinde bentler halinde sayıldığı, bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davaların da bulunduğu, bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartların aranmadığı, TTK'nın 4/1 bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesinin yeterli olduğu, bu davaların kanun gereği ticari dava sayılan davalar olduğu, nispi ticari davaların, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olduğu, TTK 4/1 maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı, bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için hem iki tarafın ticari işletmesi ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gerektiği, bu şartların birlikte bulunmadıkça uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari sayılması davanın ticari dava olması için yeterli olmadığı, ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyeceği, TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davaların haricinde ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediği, hal böyle olunca işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmeyeceği, üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalar olduğu, yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgisi olmasının TTK'da yeterli görüldüğü anlaşılmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/09/2008 Tarih, 2007/7851 Esas ve 2008/10258 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; TTK.nun 11. madde (6102 sayılı TTK 11.madde) hükmüne göre, ticarethane veya fabrika (md.12) yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (md.14) (6102 sayılı TTK 12.m). Esnafın tanımı 17. maddede yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır. Esnafın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde, bu müessesenin de ticari işletme sayılacağı 13. maddede hüküm altına alınmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu’na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticari işletmenin, ticaret siciline kayıtlı olmaması, diğer anlatımla esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez ve tacir olmamanın kesin bir kanıtı da değildir. Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez. TTK.nun 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) uyarınca, iktisadi faaliyeti, nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri esnaftır. 11/06/2002 tarih ve 24782 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nun 11 numaralı Kararı’nın 2. maddesinde, imalatla iştigal etmekle beraber, 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanunu'nun 3. maddesindeki “Sanayici” tanımının kapsamına girenler ile TTK'nın 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) dışında kalanların esnaf ve sanatkar sayılmayacağı belirtilmiştir. Diğer yandan, TTK'nın 1463. maddesinde de (6102 sayılı TTK 11/2. madde), önce 17. maddeye gönderme yapılarak, 507 Sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra "Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz" denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. (21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.) Buna göre; 1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Davaya konu uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'da öngörülen mutlak ticari davalardan olmadığı, davalının yukarıda yer verilen tanımlamalar uyarınca tacir sıfatına sahip olup almadığının dosya kapsamı itibari ile tespit edilemediği, mahkemece bu yöne ilişkin bir araştırmanın da yapılmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece dava koşullarının ve görevli mahkemenin doğru olarak belirlenebilmesi için tarafların (bu dosyada gerçek kişi olan davalı tarafın) yukarıdaki açıklamalar kapsamında tacir olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, davalının sicile kayıtlı tacir olup olmadığının ticaret sicili memurluğundan sorulması, değilse faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığının araştırılması, 6102 sayılı TTK'nın 11/2. maddesi uyarınca çıkarılan en son tarihli Bakanlar kurulu kararı da araştırıldıktan sonra tacir sıfatının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, bu tespitin sonucuna göre görevli mahkemenin belirlenmesi, davalı tacir değilse dosyanın görevli Mersin Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın uyuşmazlığın esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi usule aykırıdır. KABULE GÖRE; Özel hukuk tüzel kişisi olan davalı şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2021/4894 Esas ve 2021/10580 Karar; 2022/8164 Esas ve 2023/954 Karar sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 Tarih, 2024/83 Esas ve 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davaya ve icra takibine konu uyuşmazlık 01/11/2023 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağından kaynaklanmakta olup bu tutanağın düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan 30/05/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği incelendiğinde; Kaçak elektrik enerjisi tüketimi halleri MADDE 42 – (1) Gerçek veya tüzel kişinin kullanım yerine ilişkin olarak; a)Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesi, b)Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketmesi, c)Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken sayaçlara veya ölçü sistemine müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan geçirilerek, mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi, ç)Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin ilgili mevzuata uygun olarak kestiği elektrik enerjisini, mücbir sebep halleri dışında açması kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilir. Kaçak Elektrik Tüketim Miktarının Hesaplanması MADDE 44 – (1) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi kapsamındaki kaçak olarak tüketilen elektrik enerjisi miktarı, tüm tüketiciler için; a)Öncelikle tüketimi doğru olarak kaydetmiş olan yasal şekilde tesis edilmiş sayaç değerine göre, b)Tüketimi doğru olarak kaydetmiş yasal şekilde tesis edilmiş sayaç değerinin bulunmaması durumunda, ihtilafsız aynı dönemki tüketim miktarına göre, hesaplanır. (b) bendi kapsamında, kaçak kullanım tespitinin yapıldığı tarihten geriye dönük olarak yapılan incelemeler sonucunda, tüketim değerlerinin düşmeye başladığı tarih tespit edilebiliyorsa, bu tarihten önceki aynı dönem, ihtilafsız dönem olarak kabul edilir. (2)Birinci fıkra kapsamında doğru tespit edilmiş tüketim değeri yoksa, kullanım yerinin müstakil trafolu olup olmamasına bakılmaksızın; a)Meskenlerde, proje varsa projesinde belirtilen gücün kullanma faktörü olan 0,60’ı, projesi yok ise, basit yapılarda 3 kW, diğerlerinde 5 kW’nın altında olmamak üzere bağlantı gücüne ve ortalama günlük çalışma saatine göre, yöresel özellikler ve benzer yapılar göz önüne alınarak, b)Diğer tüketici gruplarında, tespit edilen kurulu gücün kullanma faktörü olarak alınan 0,60 ile çarpımı sonucu bulunan değer bağlantı gücü olarak kabul edilir ve bu değer 3 kW’nın altında olmamak üzere ortalama günlük çalışma saatlerine göre, hesaplanır. Bu tür hesaplamaların yapılamaması durumunda, tüketilen elektrik enerjisi miktarı aynı yörede bulunan benzer kullanım yerlerinin ortalama tüketimlerine göre hesaplanarak tespit edilir (3)42 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, mühürlenmiş sayaçtan geçirilmeksizin ayrı bir hat çekilerek birtakım cihazlar kaçak olarak beslenmiş ise, tüketilen elektrik enerjisi sadece bu hat üzerindeki cihazların kurulu gücü dikkate alınarak hesaplanır. (4)42 nci maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi çerçevesindeki tespitlerde; elektrik enerjisinin kesildiği tarihteki endeks değeri ile kaçak tespitinin yapıldığı tarihteki endeks değeri arasındaki fark dikkate alınarak hesaplama yapılır. Kaçak elektrik enerjisi tüketim miktarının hesaplanmasında ve faturalanmasında esas alınacak süre MADDE 45-(1)Kaçak elektrik enerjisi tükettiği tespit edilen tüketiciye yapılacak faturalandırmada, aşağıda yer alan süreler esas alınır; a)42 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi çerçevesindeki tespitlerde; doğru bulgu ve belgelere dayandırılması kaydıyla kaçak elektrik enerjisi kullanılmaya başlandığı tarih ile kaçak tespitinin yapıldığı tarih arasındaki süre olup bu süre 12 ayı geçemez. Doğru bulgu ve belgelerin bulunmaması halinde bu süre 90 gün olarak alınır. b)42 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesindeki tespitlerde; kaçak elektrik enerjisi kullanımına ilişkin olarak yapılacak hesaplamada kullanım süresi esas alınır, bu süre 180 günü geçemez. c)42 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi çerçevesindeki tespitlerde; son endeks okuma ile tutanak düzenlenmiş olması kaydıyla kontrol, mühürleme, kesme-bağlama, sayaç değiştirme işlemleri gibi, sayaç mahallinde dağıtım şirketince gerçekleştirilmiş olan en son işlem tarihi ile kaçak tespitinin yapıldığı tarihe kadar olan süredir ve bu süre 90 günü geçemez. ç)Birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirtilen sürenin dışında, tüketicinin kaçak elektrik enerjisi kullanım başlangıç tarihinin doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmesi halinde, kaçak tüketime ek olarak birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirlenen başlangıç tarihinden itibaren, doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmiş kaçak elektrik enerjisi kullanımı başlangıç tarihine kadar geriye dönük normal tüketim hesabı yapılır. 1) Kaçak tüketimi ile kaçağa ilişkin normal tüketim hesabında esas alınacak sürelerin toplamı, 12 ayı geçemez. Yapılacak hesaplamada tüketimin yapıldığı kabul edilen dönemlerdeki birim fiyatlar dikkate alınır ve gecikme zammı alınmaz. (2)42 nci maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi çerçevesindeki tespitlerde; kaçak elektrik enerjisi kullanımına ilişkin olarak yapılacak hesaplamada esas alınacak süre, tüketicinin tespite konu elektrik enerjisinin kesildiği tarih ile kaçak tespitinin yapıldığı tarih arasındaki süredir. (3)Kaçak elektrik enerjisi tüketim miktarının hesaplanmasında ortalama günlük çalışma saatleri; a) Meskenlerde; 5 saat, b)Tarımsal sulama tüketici grubunda yer alan tüketicilerde; ilgili Tarım İl Müdürlüğünden ürün bazında alınacak sulama sezonu saati bilgisi çerçevesinde belirlenen saat, c)Sanayi tüketici grubundan enerji alanlar ile turistik tesisler, akaryakıt istasyonları, hastaneler, alışveriş merkezleri gibi vardiyalı hizmet veren tüketicilerden, tek vardiyalı çalışanlar için 7 saat, iki vardiya çalışanlar için 14 saat, üç vardiya çalışanlar için 21 saat, ç) Diğer tüketicilerde; 8 saat, olarak kabul edilir. (4)Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması olmayanlara, çalışma saatleri % 20 oranında artırılarak uygulanır. Üç vardiya çalışanlar için bu süre 24 saat olarak kabul edilir. (5)Üçüncü fıkranın (c) bendinin uygulanmasında, vardiya sayısının tespitinde kaçak tespiti yapan kuruluşun görevlilerinin tespiti ve şirket kayıtları, bunun mümkün olmaması halinde kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen resmi belgeler göz önüne alınır. Çalışma saatlerinin üçüncü fıkranın (c) bendinde belirtilenlerden daha fazla olmasının tespiti durumunda ise, tespit edilen saatler esas alınır. Kaçak elektrik enerjisi tüketiminin faturalandırılması MADDE 46 – (1) Tüm kaçak kullanımlara ilişkin hesaplamalar Kurul onaylı tarife tablolarındaki ilgili tüketicinin tüketici grubuna ilişkin tek terimli, tek zamanlı aktif enerji ve dağıtım tarifesi üzerinden yapılır. Yapılan hesaplamalarda reaktif enerjiye ve trafo kayıplarına ilişkin bedeller dikkate alınmaz. (2)Kaçak elektrik enerjisi tükettiği tespit edilen tüketicinin, 44 üncü madde çerçevesinde hesaplanan tüketimi, dahil olduğu tüketici grubuna kaçak elektrik enerjisi tükettiği dönemde uygulanmakta olan ve birinci fıkrada kapsamı belirtilen tarifenin 1,5 katı ile çarpılarak, kaçak enerji tüketim bedeli hesaplanır ve bu bedel fatura edilir. (3)Tüketicinin aynı veya başka bir kullanım yerinde mükerrer kaçak elektrik enerjisi tükettiğinin tespiti edilmesi durumunda, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edildiği tarihte yürürlükte olan ve birinci fıkrada kapsamı belirtilen tarifenin 2 katı göz önüne alınarak hesaplama yapılır. (4)Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması olmayanlara ilişkin kaçak elektrik enerjisi tüketimindeki hesaplamalar, ticarethane tüketici grubuna uygulanan birinci fıkrada kapsamı belirtilen tarife üzerinden yapılır. Her ne kadar bilirkişi kök ve ek raporunda kaçak kullanım hesabının meskenlerde geçerli olan 5 saat üzerinden yapıldığı görülmüş ise de; Kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağında "ticarethane" ifadesinin yazılı olduğu, tahakkuk hesap detayında "mesken" açıklamasına yer verildiği ancak kaçak elektrik tüketimini konu yerin pansiyon olarak kullanıldığının dosya kapsamındaki belgeler ile sabit olduğu, davacı tarafça davalının ortalama günlük çalışma saatinin 24 saat olduğunun ileri sürüldüğü, davacı tarafça yapılan kaçak tahakkuk detayında ise 16 saat üzerinde hesaplama yapıldığı görülmekle davacı tarafa kaçak elektrik tüketimi yapılan pansiyonun ortalama günlük çalışma saatine ( vardiya) yönelik iddiasının ispatına dair belgeleri sunmak üzere süre verilerek delillerinin toplanması ve mahkemece kaçak elektrik kullanımına konu yerin çalışma saatlerinin tespitine yönelik kolluk araştırması yaptırılarak davalının kullanımında olan pansiyonun ortalama günlük çalışma saatinin ve vardiyalı çalışıp çalışmadığının 30/05/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 45, maddesi çerçevesinde tereddüte yer vermeyecek şekilde tespiti yapılarak ve gerek görülmesi halinde bu tespit dikkate alınarak yeniden hesaplama yapılmasına yönelik bilirkişiden ek rapor alınarak (kaçak tahakkukundaki sürenin aşılmamasına da dikkat edilerek) hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu husustaki tereddüt ve itirazlar karşılanmadan eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporları hükme esas alınarak karar verildiği anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun sair yönleri incelenmeksizin kamu düzeni bakımından kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a-6 maddesi gereğince kamu düzeni yönünden KABULÜ İLE ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, 2-İlk Derece Mahkemesince davanın görülüp bir karar verilmesi için dosyanın mahal mahkemesine iadesine, 3-Davacıdan tahsil edilen 615,40 TL İstinaf maktu karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf talebi sırasında yapılan istinaf giderlerinin yargılama masrafı olarak İlk Derece Mahkemesince değerlendirilmesine, 5-Kararın tebliği, harç ve diğer hususların Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359/4 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-g maddesi gereğince KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 16/04/2026 Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır