Başvuru, ceza infaz kurumu uygulamasına karşı infaz hâkimliğine yapılan şikâyetin reddedilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza infaz kurumu uygulamasına karşı infaz hâkimliğine yapılan şikâyetin reddedilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 24/6/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 24/3/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 30/3/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne cevap vermemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Hükümlü olan başvurucu, Çankırı E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Tekirdağ 2 No.lu T Tipi Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) 10/12/2012 tarihinde nakledilmiştir. Başvurucu, 12/3/2014 tarihinde Tekirdağ İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) sunduğu dilekçesinde özetle; uzun yıllardır yanında bulundurduğu ve büyük bölümü öykü karalamaları ve taslakları, yarım kalmış metinler ile mektuplardan oluşan ve tamamı arşiv niteliğinde olan yazılarını ve başka bazı eşyalarını 30/1/2013 tarihinde ziyaretine gelen kardeşi vasıtasıyla eve gönderdiğini sandığını ancak teslim ettiği söz konusu eşyalara Ceza İnfaz Kurumu görevlileri tarafından açıklama yapılmaksızın el konulduğunu belirtmiş ve eşyalarının kendisine iade edilmesini talep etmiştir. Bu arada başvurucu, 12/2/2013 tarihinde Tekirdağ 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiştir. İnfaz Hâkimliği, 14/3/2014 tarihli yazısı ile başvurucunun iddialarına ilişkin bilgi ve belgelerin sunulmasını Ceza İnfaz Kurumundan talep etmiştir. Ceza İnfaz Kurumunun cevap yazısının ilgili kısmı şöyledir:"...Hükümlü dilekçesinde eşyalarının 2013 tarihinde görüşüne gelen abisi R. KARAKAŞ vasıtasıyla evine gönderdiğini ya da sandığını belirtmiş olup, yapılan araştırmalar neticesinde yazımız ekinde sunmuş olduğumuz teslim ve tesellüm tutanağından da anlaşılacağı üzere 2013 tarihinde Emanet eşya bölümünde bulunan eşyaları ziyaretçisi R. KARAKAŞ'a teslim edilmiştir.Kurumumuz Eğitim biriminde bulunan yayın dağıtım defterinin 118 nolu sayfasından 120 nolu sayfasına kadar olan bölümünde 2012 tarihinde kendi imzasıyla 59 parça dergi, kitap ve yayınlar teslim edilmiştir. Defter fotokopisi ekte sunulmuştur.Yaklaşık olarak 1 yıldan fazla bir süre geçmesi nedeniyle her hangi bir kamera görüntü kaydına rastlanılmamıştır." İnfaz Hâkimliğinin 1/4/2014 tarihli kararıyla Ceza İnfaz Kurumunun uygulamasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle şikâyetin reddine hükmedilmiştir. Anılan karara karşı yapılan itiraz Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesinin 14/5/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 28/5/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 26/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un "İnfazda temel amaç" kenar başlıklı maddesi şöyledir: ''(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek,üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.'' 5275 sayılı Kanun’un "Hükümlüyü ziyaret" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: "(1) Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre hükümlü ve tutuklular Sözleşme'nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptirler (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No: 74025/01, 6/10/2005, § 69). AİHM, ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebileceğine hükmetmiştir. Ancak bu durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir sınırlama makul ve ölçülü olmalıdır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72 , 3/3/1983, §§ 99-105).