8. Hukuk Dairesi 2016/16205 E. , 2019/9502 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkili şirket adresinde haciz işlemi gerçekleştirildiğini, mahcuzların aslen vekil edenine ait olmadığını
**8. Hukuk Dairesi 2016/16205 E. , 2019/9502 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkili şirket adresinde haciz işlemi gerçekleştirildiğini, mahcuzların aslen vekil edenine ait olmadığını, konsinye sözleşmesi ile satıştan sonra bedeli ödenmek üzere kendilerinde tutulduğunu belirterek, davanın kabulünü talep etmiştir. Davalı alacaklı vekili, haciz yapılan adresin borçluya ait olduğunu, haciz mahallinde borçluya ait çok sayıda evrak bulunduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacı tarafça iddiasını ispatlamaya yönelik herhangi bir kanıt sunulmadığı, haciz mahallinde borçluya ait belgelerin bulunduğu gerekçeleri ile kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Davacı üçüncü kişi, dava dilekçesi ile mahcuzların aslen kendilerine ait olmadığını, konsinye sözleşmesi ile satıştan sonra bedeli ödenmek üzere ellerinde bulunduğunu belirterek, istihkak iddiasında bulunmuştur. İİK'nin 96/1. maddesinde, üçüncü kişinin haczedilen mal ve hak üzerinde mülkiyet veya rehin hakkına dayanarak istihkak davası açabileceği öngörülmüştür. Gerek doktrinde ve gerekse Yargıtay uygulamasında “mülkiyet ve rehin hakları” sözcüklerinin sınırlandırıcı anlam taşımadığı, ayrıca sınırlı ayni haklara, tapuya şerh verilmiş kişisel haklara, hapis hakkına, mülkiyeti muhafaza sözleşmesine, intifa hakkına dayanarak da istihkak davası açılabileceği kabul edilmektedir. Ancak somut olayda, davacı 3. Kişi yukarıda yazılı haklara değil, yalnızca dava dışı kişi ile aralarında yapılmış konsinye satış sözleşmesine dayanmıştır. Satım sözleşmesinde borç sadece taraflar yönünden sonuç doğurur. Diğer bir deyişle borç ilişkisinden kaynaklanan şahsi haklar sözleşmenin tarafı olmayan kişilere karşı ileri sürülemez. Bu durumda Mahkemece, davacı üçüncü kişinin davacı sıfatı (aktif husumet ehliyeti) olmadığının değerlendirilmemesi doğru görülmemiş ise de, bu yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın 1086 sayılı HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişinin temyiz sisteminin kabulüne, Yerel Mahkemenin 1. hüküm fıkrasının “... kanıtlanamayan davasının reddine” ibaresinin çıkartılarak yerine “ Davanın usulden reddine" ibaresinin yazılmasına; 2. hüküm fıkrasının çıkarılarak yerine “ alınması gereken ret harcının mahsubu ile fazla alınan 72,59 TL peşin harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine” cümlesinin eklenmesine hükmün 1086 sayılı HUMK'un 438/son maddesi uyarınca düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.