Başvurucu, Başbakanlık Toplu Konut İdaresi (TOKİ) ile yaptığı sözleşme ile bir daire satın almak için anlaştığını, ancak edimin zamanında ve tam yerine getirilmemesi üzerine sözleşmeyi feshederek tazminat istemiyle açtığı davada verilen ret kararı nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, Başbakanlık Toplu Konut İdaresi (TOKİ) ile yaptığı sözleşme ile bir daire satın almak için anlaştığını, ancak edimin zamanında ve tam yerine getirilmemesi üzerine sözleşmeyi feshederek tazminat istemiyle açtığı davada verilen ret kararı nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 18/1/2013 tarihinde Samsun Tüketici Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 10/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Ankara Turkuaz Toplu Konut Projesi kapsamında daire satın almak amacıyla 16/6/2006 tarihinde TOKİ ile sözleşme imzalayarak 572,25 TL peşin ödeme yapmıştır. Başvurucu 3/12/2009 tarihli dilekçesiyle edimin geç ifa edildiği iddiasıyla sözleşmeyi feshederek ödemiş olduğu bedeli ihtirazı kayıtla 15/2/2010 tarihinde sözleşmenin ve maddelerine göre faizsiz olarak geri almıştır. Başvurucu 5/7/2010 tarihinde sözleşmede yer alan faizsiz iade hükmünün haksız şart niteliğinde olduğu, denkleştirici adalet ve alternatif yatırım araçları gözetilerek faizsiz iadeden doğan zararlarının tazmini istemiyle Ankara Tüketici Mahkemesi nezdinde dava açmıştır. TOKİ, dava dilekçesine karşı beyanlarını 2/9/2010 tarihli dilekçeyle Mahkemeye sunmuştur. Başvurucu ise 7/1/2011 tarihli dilekçesiyle cevaba cevap dilekçesini Mahkemeye sunmuştur. Mahkemece dava konusu deliller toplanmış ve 31/3/2011 tarihinde mahallinde bilirkişi nezaretinde keşif yapılmıştır. 5/7/2011 tarihli bilirkişi raporuyla bedelin iadesinde faiz ödenmemesi nedeniyle 144,27 TL zarar oluştuğu belirlenmiştir. Başvurucu 4/7/2011 tarihli dilekçesiyle tazminat talebini 144,27 TL’ye yükseltmiştir. Mahkeme, 25/10/2011 tarih ve E.2010/661, K.2011/1217 sayılı kararıyla ve başvurucunun geç ve ayıplı edim konusunda cezai şartın uygulanmasını talep etmeksizin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği, sözleşmenin maddesine göre mülkiyetin devredildiği tarihe kadar alıcının bedel iadesi istemeye hakkı olduğu, geç teslim nedeniyle müspet zarar olan kira kaybının istenebileceği, ancak başvurucunun geç teslim nedeniyle tazminat talebinde bulunmadan doğrudan sözleşmeyi feshederek iade talebinde bulunduğu, sözleşmenin ve maddesine göre iadenin faizsiz olacağı, iyi niyet kurallarına aykırı, tüketici aleyhine sonuç doğuran hükümlerin haksız şart olarak sayılabileceği, sözleşmenin ve maddelerinin haksız şart niteliğinde olmadığı, başvurucunun sözleşmeyi feshettikten sonra denkleştirici adalet kurallarına göre uyarlama talep etmesinin mümkün olmadığı, bu nedenlerle bilirkişi raporunun hukuki niteleme ve kanaat bölümüne itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Karar, başvurucu tarafından temyiz edilmiş, temyiz incelemesini yapan Yargıtay Hukuk Dairesi, 31/5/2012 tarih ve E.2012/5042, K.2012/14124 sayılı kararıyla ilk derece mahkemesi kararını onamıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi de Yargıtay’ın aynı Dairesince 6/11/2012 tarih ve E.2012/19574, K.2012/24853 sayılı kararıyla reddedilmiş ve karar aynı tarihte kesinleşmiştir. Kesinleşen karar başvurucuya 25/12/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.B. İlgili Hukuk 23/2/1995 tarih ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un “Tanımlar” kenar başlıklı maddesinin 4822 sayılı Kanunla değişik ilgili kısımları şöyledir:“Bu Kanunun uygulamasında…e) Tüketici: Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi,…g) Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye hizmet sunan gerçek veya tüzel kişileri,h) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi",..” 4077 sayılı Kanun’un “Sözleşmedeki haksız şartlar” kenar başlıklı maddesinin 4822 sayılı Kanunla değişik ilgili kısımları şöyledir:“Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir.Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir.Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez.Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir.6/A, 6/B, 6/C, 7, 9, 9/A, 10, 10/A ve 11/A maddelerinde yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen tüketici sözleşmeleri en az oniki punto ve koyu siyah harflerle düzenlenir ve sözleşmede bulunması gereken şartlardan bir veya birkaçının bulunmaması durumunda eksiklik sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. Bu eksiklik satıcı veya sağlayıcı tarafından derhal giderilir.Bakanlık standart sözleşmelerde yer alan haksız şartların tespit edilmesine ve bunların sözleşme metninden çıkartılmasının sağlanmasına ilişkin usul ve esasları belirler. 11/1/2001 tarih ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Borçluların sorumluluğu” kenar başlıklı maddesi şöyledir.“Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder.”