DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/372 E. , 2024/55 K. T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/372 Karar No : 2024/55 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 2011 yılında gerçekleştirilen indirimli orana tabi tesl…
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/372 E. , 2024/55 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/372 Karar No : 2024/55 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 2011 yılında gerçekleştirilen indirimli orana tabi teslimler nedeniyle yüklenilen ancak indirim konusu yapılamayan katma değer vergilerinin 2012 yılının Ekim dönemine ilişkin olarak 23/12/2013 tarihinde verilen düzeltme beyannamesi ile iadesi talebinde bulunulduktan ve 23/07/2015 tarihli yeminli mali müşavirlik katma değer vergisi iadesi tasdik raporu davalıya sunulduktan sonra iade talebinin hangi aşamada olduğu hakkında bilgi verilmesi talebiyle davalıya yapılan başvurunun, iade talebinin 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29. maddesinin (2) numaralı fıkrasında belirtilen süre içinde yapılmadığından bahisle reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır. … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı: 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Maliye Bakanlığına verilen yetkiye dayanılarak 23/06/2012 tarih ve 28332 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 119 Seri No'lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği ile Tebliğ'in yayımından sonraki iade taleplerine uygulanmak üzere indirimli orana tabi işlemler kapsamında yapılacak iadelere ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Sözü edilen Tebliğ'in "5. Yılı İçinde Mahsup Edilemeyen Vergilerin İadesi" başlıklı kısmında, indirimli orana tabi işlemlerden doğan iade alacağının yılı içinde mahsuben iade edilemeyen kısmının, izleyen yıl içinde mükellefin isteğine bağlı olarak nakden veya mahsuben iade edilebileceği, iade talebinin en erken izleyen yılın Ocak dönemine ait olup Şubat ayı içinde verilecek, en geç Kasım dönemine ait olup Aralık ayı içinde verilecek katma değer vergisi beyannameleri ile yapılabileceği belirtilmiştir. Kişilerin bir takım haklarının kısıtlanması veya belli bir haktan yararlanmasının belirli sürelerle sınırlandırılmasını öngören düzenlemeler Anayasa'nın belirlediği sınırlar dahilinde ancak kanunla yapılabileceğinden, böyle bir düzenlemenin tebliğ ile yapılması olanaklı değildir. Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29. maddesinin (2) numaralı fıkrasında uygulamaya ilişkin usul ve esasların belirlenmesi konusunda Maliye Bakanlığı yetkili kılınmış ise de söz konusu yetkinin, iade talebinin nereye ve nasıl yapılacağı, iade işlemi yapılırken hangi belgelerin aranılacağı gibi hususlarla sınırlı olduğunun kabulü zorunlu olup hakkın özüne dokunabilecek bir düzenlemenin tebliğ ile yapılması söz konusu olamaz. Kanunla düzenlenmesi gereken bir konunun tebliğ ile düzenlenmesi kuvvetler ayrılığı prensibine de ters düşer. Bu durumda, Katma Değer Vergisi Kanunu'nda iade talebi konusunda bir süre sınırlaması öngörülmediğinden bu tür taleplerin genel zamanaşımı süresi içerisinde her zaman yapılabileceğinin kabulü gerekmekte olup Kanun'da öngörülmeyen bir süre sınırlaması getiren Tebliğ hükümlerine istinaden davacının talebinin reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Mahkeme bu gerekçeyle dava konusu işlemi iptal etmiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 08/06/2021 tarih ve E:2016/16367, K:2021/3046 sayılı kararı: 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29. maddesinin (2) numaralı fıkrasının olay tarihinde yürürlükte bulunan halinin ilgili kısmında, "Bir vergilendirme döneminde indirilecek katma değer vergisi toplamı, mükellefin vergiye tabi işlemleri dolayısıyla hesaplanan katma değer vergisi toplamından fazla olduğu takdirde, aradaki fark sonraki dönemlere devrolunur ve iade edilmez. Şu kadar ki, 28'inci madde uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından vergi nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup teslim ve hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminde indirilemeyen ve tutarı Bakanlar Kurulunca tespit edilecek sınırı aşan vergi, bu mükelleflerin vergi ve sosyal sigorta prim borçları ile genel ve katma bütçeli idareler ile belediyelere olan borçlarına ya da döner sermayeli kuruluşlar ile sermayesinin % 51'i veya daha fazlası kamuya ait olan veya özelleştirme kapsamında bulunan işletmeler ile organize sanayi bölgelerinden temin ettikleri mal ve hizmet bedellerine ilişkin borçlarına mahsuben ödenir. Yılı içinde mahsuben iade edilemeyen vergi izleyen yıl içinde talep edilmesi şartıyla nakden veya mükellefin yukarıda sayılan borçlarına mahsuben iade edilir. ...Maliye Bakanlığı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir." düzenlemesine yer verilmiştir. Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29. maddesinin (2) numaralı fıkrasında 18/02/2009 tarih ve 5838 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle iade taleplerine süre sınırlaması getirilerek yılı içinde mahsuben iade edilemeyen verginin izleyen yıl içinde talep edilmesi şartıyla nakden veya mahsuben iade edileceği düzenlenmiştir. Ayrıca anılan fıkrada, Maliye Bakanlığının bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu belirtilmiştir. Söz konusu yetkiye istinaden yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nin (III/B) bölümünde yer alan "3.4.4.Süresinden Sonra İade Talebinde Bulunulması" başlıklı kısmında "İade alacağının ait olduğu aylık dönemde mahsuben iadesinin talep edilmesi ihtiyaridir. Bu sebeple indirimli orana tabi işlemleri bulunan mükellefler hak kazandıkları iade miktarını cari yılın sonraki dönemlerinde mahsuba konu edebilecekleri gibi, bir sonraki yılda da Tebliğin (III/B-3.2.) bölümündeki açıklamalara göre talep etmeleri şartıyla nakden veya mahsuben geri alabilirler. Ancak süresinde iade hakkını kullanmayan mükelleflerin, daha sonra düzeltme beyannameleri ile iade talebinde bulunmaları mümkün değildir. İzleyen yılın Ocak-Kasım dönemlerinde usulüne uygun olarak iade talebinde bulunan mükelleflerin de talep edilen iade tutarını artırmak amacıyla, sonraki yıllarda bu dönemlere ilişkin düzeltme beyannamesi vermek suretiyle iade talebinde bulunmaları söz konusu değildir. Ancak izleyen yıl içerisinde talep edilen iade tutarının, aynı yıl içerisinde düzeltme beyannamesi ile artırılması mümkün olup bu şekilde artırılan kısmın iadesi münhasıran vergi inceleme raporuna göre yerine getirilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Davacı, 2011 yılında gerçekleştirdiği indirimli orana tabi teslimleri nedeniyle yüklendiği ancak indirim konusu yapamadığı katma değer vergisi tutarını 23/12/2013 tarihli katma değer vergisi düzeltme beyannamesi ile 20.000 TL, daha sonrasında 23/07/2015 tarihli düzeltme beyannamesi ile 80.000 TL olarak beyan etmiştir. Davacının 23/07/2015 tarihli yeminli mali müşavirlik katma değer vergisi iadesi tasdik raporu ile birlikte iade talebinde bulunması üzerine davalı idarenin … tarih ve … sayılı işlemi ile katma değer vergisi iade talebinin 3065 sayılı Kanun'da belirtilen süre içinde yapılmadığından bahisle davacının talebi reddedilmiştir. Davacının izleyen yıl içerisinde iade talebinde bulunmadığı açıktır. Kanun'da öngörülen sürede iade-mahsup hakkını kullanmayan mükellefin ilgili döneme ilişkin düzeltme beyannamesi vererek iade talebinde bulunması mümkün olmadığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yöndeki gerekçeyle verilen mahkeme kararında ise hukuki isabet görülmemiştir. Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur. ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı: Mahkeme, ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Temyizen incelenen ısrar kararının, Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay Dördüncü Dairesinin yukarıda yer verilen kararının dayandığı aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar kararının bozulması gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- Davalının temyiz isteminin KABULÜNE, 2- ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. X - KARŞI OY: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.