T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/981 - 2026/235 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/981 Esas KARAR NO : 2026/235 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi HMK 353/1-a-6) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/07/2023 NUMARASI : 2020/104 Esas-2023/588 Karar DAVANIN KONUSU : Alaca…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/981 - 2026/235 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/981 Esas KARAR NO : 2026/235 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi HMK 353/1-a-6) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/07/2023 NUMARASI : 2020/104 Esas-2023/588 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 10/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 07/04/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM; Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından ...Bor İşletme Müdürlüğü'nün ihtiyacı olan toplam 20.000 ton 2 adet sülfürik asit depolama tankının yapım işi için ihale yapıldığını, ihaleyi kazanan davalı ile 20.10.2011 tarihinde sözleşme yapıldığını, işin davalı tarafından tamamlandığını, davalı tarafından yapılan tank 2' de 12.08.2018 tarihinde asit kaçağı meydana geldiğini ve sonucunda her iki tankın da kullanılamaz hale geldiğini, pompa dairesi zeminleri ile 1.607.77 ton sülfürik asidin zarara uğradığını, asit kaçağının tespiti konusunda ... ... A.Ş.'den rapor alındığını, bu raporda tank 2'deki kaçağın yapım aşamasında imalat ve montaj hatasından kaynaklandığının tespit edildiğini, müvekkilinin zayi olan sülfürik asidi ... Den. Ltd. Şti'den temin etmek zorunda kaldığını, çevre zararının müdürlüğün imkanları ile giderildiğini, sözleşme gereği kesin kabulün onay tarihinden itibaren 15 yıl süreyle davalının sorumlu olduğunun belirlendiğini, davalıdan uğranılan zararlara karşılık 4.406.381,83 TL talep edildiğini ancak davalının bunu kabul etmediğini, bu sebeplerle davalarının kabulü ile 4.406.381,83 TL alacağın 12.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili adına düzenlediği faturanın 8 günlük yasal süre içinde iade edildiğini, fatura muhteviyatının reddedildiğini, davacının kendisi tarafından düzenlenen iki yazının dava dosyasına sunulmadığını, davacı tarafından sunulmayan yazıları dilekçe ekinde sunduklarını, TTK'nun 223/2 fıkrası gereği davacının tespit ettiği sızıntıyı makul süresi içinde değil de 7 gün sonra müvekkiline bildirdiğini, mevcut belgelere göre sülfürik asit zayiatının olmadığını, davacının TTK'nun 223 maddesi kapsamında davalıdan ayıba karşılık sülfürik asit zayiatı talebinde bulunamayacağını, 29.08.2018 tarihinde birinci tankın sağlam olduğunun anlaşıldığını, sızıntının tespit edildiği 12.06.2018 tarihinden 9 ay 5 gün sonra tank 2 deki sülfürik asidin tank 1'e boşalttıklarının kendilerine bildirildiğini, 29.08.2018 tarihinden 8 ay 18 gün sonra 4.583 ton sülfürik asit zayiatından söz ettiklerini, davacı beyanlarının inandırıcılıktan uzak olduğunu, davacı kurumun kendi personeli hakkında bu konuda açtığı bir soruşturmaya rastlanamadığını, davacının haksız talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/07/2023 tarihli ve 2020/104 Esas ve 2023/588 Karar sayılı kararında özetle; Dava, davalıya yaptırılan asit depolama tankında meydana gelen sızıntı sonucu meydana gelen zararın tazminine yöneliktir. Taraflar arasında imzalanan 20/10/2021 tarihli sülfürik asit depolama tankları yapım sözleşmesine istinaden sülfürik asitlerin depolandığı tankların davalı tarafından yapıldığı çekişme konusu olmayıp, çekişme sülfürik asit tankının ayıplı olarak yapılıp yapılmadığı, ayıplı olarak yapılmış ve davalının kusuru varsa talep edilebilecek sızan sülfürik asit nedeniyle uğranılan zarar miktarı üzerinde toplanmaktadır. Tarafların davaya ilişkin delil ve belgeleri toplandıktan sonra dosya inşaat mühendisi, makine mühendisi, elektrik mühendisi, kimya mühendisi ve mali müşavirden oluşturulan bilirkişi kuruluna tevdii edilip, rapor alınması yönünde 30/12/2020 tarihinde karar verilmiş, dosya ara kararı doğrultusunda bilirkişilere tevdii edilmiş, bilirkişiler tarafından düzenlenen 01/02/2021 tarihli raporda; "a-Davacının kaza tarihinden sonra ...Sulh Hukuk mahkemesi marifetiyle kaza mahallinde teknik bilirkişiler vasıtasıyla durum tespiti yaptırması gerekirken yaptırmadığı, ... Teknik Kontrol A.Ş. firmasından özel rapor aldığı, Davacı vekilinin 21.10.2020 tarihli dilekçesinde 12.08.2018 tarihinden itibaren tankın tamir edilmediği ve kullanım dışı bırakıldığının ifade edildiği ve mahallinde keşif yapılmasının talep edildiği, b-Davacının sülfürik asit bedeli ve .... A.Ş. faturası dışında yaptığı harcamalarla ilgili fatura muhteviyatını yansıttığı, nakliye, iş makinası, kamyon çalışması, kireç ve işçilik bedeli konusunda dava dosyasına geçerli delil sunmadığı, o nedenle fatura muhteviyatının teyidinin mümkün olamadığı, c-Davacı tarafın 17.05.2019 tarih ve 2072 sayılı yazısında 4.583 ton sülfürik asit bedeli için davalıdan 1.956.843,48 TL + KDV isterken 28.09.2019 gün ve 29564 sayılı yazı da 4.583 ton sülfürik asit KDV dahil bedelinin (tank hariç) 4.406.381,83 TL olduğu ifade edilmektedir, Davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturada ise sülfürik asit bedeli olarak 2.767.234,14 TL talep edilmektedir. Davacı tarafın bu üç ayrı rakam konusunda açıklama yapması gerektiği, d-Davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturanın iade edilmesi, fatura muhteviyatında yer alan sülfürik asit bedelinin üç farklı rakam içermesi, ....A.Ş. ödemesi dışındaki diğer giderlerin belgelenmemiş olması, davalının ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına dair iddiaların aydınlatılmaması davacının uğradığı net zarar konusunda bir tespit yapılmasının mevcut belgelerle mümkün olamadığı, tarafların istenilen belgeleri ikmal etmeleri halinde bir görüş bildirilmesinin daha sağlıklı olabileceği..." yönünde görüş bildirilmiştir. İş bu rapora karşı taraf vekillerinin beyan ve itirazları alındıktan sonra taraf vekillerinin de talep etmeleri üzerine 30/06/2021 tarihinde raporu düzenleyen makine mühendisi ile kimya mühendisi marifetiyle mahallinde keşif yapılıp ek rapor alınmasına karar verilmiş, bu karar doğrultusunda ...Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmış ise de; bilirkişilerin öğretim üyesi olmaları nedeniyle beli günde keşif günü verilmesi talep edilmiş, fakat talimat mahkemesince belirlenen günün uygun olmadığının belirtilmesi üzerine 27/10/2021 tarihli duruşmada taraf vekilleri söz konusu bilirkişilere yerinde inceleme yapma yetkisi verilerek rapor alınması yönünde kabul beyanları olduğundan dosya bilirkişilere tevdii edilerek bilirkişilere yerinde inceleme yapma yetkisi verilerek ek rapor düzenlenmesi istenilmiş, Düzenlenen 14/02/2022 tarihli ek raporda; "a-Davacı işletmenin işletme kusuru olmasına rağmen asitle etkileşip delinen tankın inşaası/imalatı esnasında kusurlu olduğunun düşünülemeyeceği, imalattın sorumlusunun davalı firma olduğu, asit tank imalatının hassasiyet ve dikkat gerektirdiği, imalat hatasının kabul edilemez olduğu, sülfürik asit yukarıdaki satırlarda da belirtildiği üzere, metallere karşı saldırgan olup korozif etki yaptığından imalat esnasında oluşan hatanın zamanla ilerleyeceği ve sonunda istenmeyen sonuçlar doğurabileceği, Somut olayda da asitle etkileşerek delinen Tank 2 kusurlu üretildiğinden gizli ayıplı olduğu, ... NOR raporu incelendiğinde (Bilirkişi Heyetinin bizatihi görme imkanı ortadan kalmıştır) asit tankının yanal yüzeyi ile taban yüzeyinin birleşiminde, bir bölgede, kaynak noktasında yaklaşık 45 cm uzunluğunda 7,5 cm yüksekliğinde bir yırtık oluştuğu ve asit bu açıktan akış hızı sıvı yüksekliğinin azalmasına bağlı olarak azalarak boşaldığı, oluşan bu yırtık bölgesinde asit kaynak bölgesini zamanla zayıflatarak yırtık oluşturduğu, Korozyoncuların ifadesi ile devasa bir "pitting" meydana geldiğini, bunun bir imalat ayıbı olduğu, zaman içerisinde geliştiği, dolayısı ile gizli ayıplı olduğu, son kontrol, kesin kabul tutanaklarında bahsi geçmemesinin doğal olduğu, Davacı, işletmeci firma, asit tanklarını teslim aldıktan sonra tankların bakımı ve güvenliği ile ilgili herhangi bir profesyonel tedbir (hizmet alımı) veya basit tedbir (firma içinden elaman yetiştirme) gibi temel sorumluluklarını yerine getirmediği, Dava konusu sülfürik asit zayiatının önlenebilir miydi sorusuna yönelik, başlangıçtan itibaren tehlikeli madde taşıma, depolama, saklama, kullanma talimatlarına uygun hareket edilmiş olsa idi Tank 2'nin delinmesinin geciktirilebileceği, hatalı/ayıplı noktada onarımın yapılabileceğini, bu tedbirler alınmadığından tank delinmiş ve çevresel felakete dönüşecek hal alabildiği, Diğer bir nokta ise, her şeye rağmen, tank iç bakımı, kontrol yapılmamasına rağmen (keşif anında yapılan görüşmelerde tank içi için herhangi bir bakım yapılmadığı ifade edilmiştir. Ayrıca ... NORD raporunda tank tabanında çamur birikimi olduğundan bahsedilmektedir. Bu da tankların iç temizliği, kontrol yapılmadığına işarettir.) yine de asit tankları dış kısımdan rutin olarak kontrol edilseydi Tank 2'de meydana gelen asit sızıntısı başlangıçta fark edilip sülfürik asit zayiatının önüne geçilmesinin mümkün olacağı, Bu tür çatlaklar önce küçük boyutta oluşup zamanla asidin uyguladığı basınç ve asidin korozif etkisiyle büyüyeceği, davacı işletmenin yeterince gerekli tedbirleri almadığı, b-Davacı taraf davalıdan Sülfürik asit bedeli 2.767.234,14 " " nakliye bedeli 397.757,82 80 ton kireç bedeli 22.800,00 90 saat İş Makinası çalışması 95.914,00 48 saat Kamyon çalışması 12.619,90 İşçilik bedeli 12.810,00 ... Tek Kon. AŞ ödemesi 60.000,00 --------------------- Ara toplam 3.369.135,86 Gecikme faizi 365.086,03 --------------------- Toplam 3.734.221,89 KDV 672.159,94 --------------------- Toplam 4.406.381,83 TL talep etmektedir. Depolarda sızıntı anında ne kadar sülfürik asit olduğuna dair dava dosyasına sunulmuş geçerli ve yeterli belgenin mevcut olmadığı, Davacının ibraz ettiği belgelerin sızıntının olmasından sonra tankların tamir edilmesini izleyen süre de yeniden alınan sülfürik asit bedelleri ile ilgili olduğu, Kusur oranları konusunda takdirin mahkemeye ait olduğu, Davacının 28.09.2019 tarihinde davalıdan zararını tazmin etmesini istediği, 14.02.2020 tarihine kadar davalı temerrüdü oluştuğuna karar verilmesi halinde; 3.369.135,86 TL x %9/365 x138 gün : 114.550,62 TL işlemiş faiz olabileceği davacının 365,086,03 TL talep ettiği, (365.086,03-114.550,62) Davacının fazladan 250.535,41 + %18 KDV 45.096,37 Olmak üzere toplam 295.631.78 TL talep ettiği, Davalının kusurlu olduğuna karar verilmesi halinde mevcut belgelere göre davalıdan (4.408.381,83-295.631,78) 4.112.750,05.TL talebin mümkün olabileceği, Sızıntıda davalının kusuru olmadığı kanaatine varılması halinde davacının davalıdan talep edebileceği bir tutar olmadığı..." yönünde görüş bildirilmiş, bu rapora da taraf vekillerinin beyan ve itirazları alındıktan sonra dosya 20/04/2022 tarihinde aynı bilirkişilere tevdii edilerek ek rapor alınmasına karar verilmiş, Düzenlenen 23/05/2022 tarihli ikinci ek raporda; "Bilirkişi heyetinin kök ve ek rapordaki görüşlerini değiştirecek yeni bilgi ve belge sunulmamış olduğundan oluşturulan görüşlerimizde bir değişiklik olmadığı, Tank-2'de meydana gelen sızıntı ile ilgili aldı (fatura) belgesi sunulmamakla birlikte Tank-1, Tank-2 ve fabrika içerisindeki stok tankları (Tank-116, Tank-216) içindeki asit miktarının otomasyona bağlı seviye radarlarından alınan verilere dayanılarak yapılan hesaplama ile zayi asit miktarı 4583 Ton, bedeli ise 2.767.234,14 TL olduğu..." görüş bildirilmiş, bu rapora karşı da taraf vekillerinin beyan ve itirazları alındıktan sonra, 22/06/2022 tarihinde dosyanın bilirkişilere tevdii edilerek yine itirazları karşılar ek rapor alınmasına karar verilmiş, Uyap kaydına göre düzenlenen 28/09/2022 tarihli üçüncü ek raporda; "İşbu dava dosyasındaki bilgiler, belgeler tekrar değerlendirildiğinde; Bilirkişi heyetinin kök ve ek rapordaki görüşlerini değiştirecek yeni bilgi ve belge sunulmamış olduğundan oluşturulan görüşlerimizde bir değişiklik olmadığı" yönünde görüş bildirilmiştir. Taraf vekillerinin bu ek rapora karşı da beyan ve itirazları alındıktan sonra rapor ve ek raporlarda kusur oranının belirtilmemesi nedeniyle dosya aynı bilirkişilere tevdii edilerek 16/11/2022 tarihinde ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişilerin düzenlediği 26/01/2023 tarihli ek raporda; "Asit tankının yanal yüzeyi ile taban yüzeyinin birleşiminde, bir bölgede, kaynak noktasında bir yırtık oluştuğu ve asit bu açıktan akış hızı sıvı yüksekliğinin azalmasına bağlı olarak azalarak boşaldığı, oluşan bu yırtık bölgesinde asit kaynak bölgesini zamanla zayıflatarak yırtık oluşturduğu, Korozyoncuların ifadesi ile bir ‘pitting’ meydana geldiğini, bunun bir imalat ayıbı olduğu, zaman içerisinde geliştiği, dolayısı ile gizli ayıp olduğu, E ti Maden İşletmeleri işletmenin asit tankları ile ilgili herhangi bir bakım yapmadığı, her hangi bir bakım sözleşmesi imzalamadığı raporlarımızda belirtilmiştir. Davacının kullanmakta olduğu asit tanklarına bakım yapılmadığı, işletmeye alındıktan sonra boşaltılıp kontrolü yapılmadığı, diğer emniyet kontrollerinin yapılmadığı, Davacı işletmecinin sülfürik asit gibi tehlikeli ve metallere karşı saldırgan ve korozif özelliği olan bir kimyasalın depolama tankının yönetimini daha hassas yürütmediği anlaşılmıştır. Davacı, işletmeci firma, asit tanklarını teslim aldıktan sonra tankların bakımı ve güvenliği ile ilgili herhangi bir tedbir (hizmet alımı) veya basit tedbir (firma içinden elaman yetiştirme) gibi temel sorumluluklarını yerine getirmediği, başlangıçtan itibaren tehlikeli madde taşıma, depolama, saklama, kullanma talimatlarına uygun hareket edilmiş olsa idi Tank 2’nin delinmesinin geciktirilebileceği, hatalı/ayıplı noktada onarımın yapılabileceğini, bu tedbirler alınmadığından tanklardaki deliğin çevresel felakete dönüşecek hal alabildiği, Diğer bir nokta ise, her şeye rağmen, tank iç bakımı, kontrol yapılmamasına rağmen, ... NORD raporunda tank tabanında çamur birikimi olduğundan bahsedilmektedir. Bu da tankların iç temizliği, kontrol yapılmadığına işarettir. Yine de asit tankları dış kısımdan rutin olarak kontrol edilseydi Tank 2’de meydana gelen asit sızıntısı başlangıçta fark edilip sülfürik asit zayiatının önüne geçilmesinin mümkün olacağı, Dolayısıyla tarafların eş değer oranda kusurlu olabileceği, fatura muhteviyatlarında farklı olarak kireç, iş makinası çalışması, nakliye vb. Ücretler olduğu, yörenin özelliği gereği fatura muhteviyatının makul olduğu" yönünde görüş bildirilmiştir. Yukarıda belirtildiği gibi 2 adet sülfürik asit depolama tankı yapım işi davalıya ihale edilmiş, davalı tarafından yapılarak belirtilen yere montajı yapılmış, davacı tarafından da sülfürik asit depolama işinde bu tanklar kullanılmaya başlanılmış, depolanan sülfürik asitin toprağa sızması sonucu davacı zarara uğramıştır. Bilirkişiden alınan rapor ve ek raporlarda olayın meydana geliş şekli, toplanan deliller gözönünde bulundurulduğunda imalatın ayıplı olduğu, bu ayıbın gizli ayıp olduğu, zararın meydana gelmesinde her iki tarafın da %50'şer oranda kusurlu olduğu, bilirkişi kurulunun yerinde inceleme yaparak düzenlemiş olduğu 14/02/2022 tarihli raporun 7.sayfasında sülfürik asit bedeli, nakliye bedeli, kireç bedeli, iş makinesi çalışması bedeli, kamyon çalışması bedeli, işçilik bedeli, ... TEK Kont ödemesi bedeli toplamının yarısını davalıdan isteyebileceği, bu miktarın da 1.714.890,15 TL olduğu, bilirkişiler raporlarında her ne kadar 365.086,03 TL gecikme faizi hesabı yapmış iseler de; davacı, davalıyı temerrüde düşürdüğü tarih olan 12/09/2019 tarihine kadar gecikme faizi isteyemeyeceği, davalının 12/09/2019 tarihinde temerrüde düştüğünden davacı kurum uğranılan zararla ilgili 12/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi isteyebileceği kanaatine varılmıştır. Toplanan delillere göre davacının ihtiyacı olan iki adet sülfürik asit depolama tankı yapım işinin davalı tarafından üstlenildiği, yapılan tankların davacı tarafından sülfürik asit depolama işinde kullanıldığı, davacı tarafından yapılan araştırma sonucunda sülfürik asit depolama tankında sızıntı meydana gelmesi nedeniyle sülfürik asit kaybına neden olunması nedeniyle davacının zarara uğradığı, yapılan sözleşmenin eki olan yapım işleri genel şartnamesine göre davalının tankla ilgili 15 yıllık garanti verdiği, davacının tankı teslim aldıktan sonra bakım ve güvenliği ile ilgili herhangi bir profesyonel hizmet alımı yapmadığı, tanklarda kontrol yapılsa idi sülfürik asit zahiyatının önüne geçileceğinin mümkün olacağı, davalının tankı gizli ayıplı yaptığı, tüm eylemler ve mevzuat birlikte değerlendirildiğinde meydana gelen olayda davalının %50 kusurlu olması nedeniyle sülfürik asit sızıntısından kaynaklı zararın yarısından sorumlu olduğu kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulüne, 1.714.890,15 TL'nin 12/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verildiği görülmüştür.. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından verilen 01/08/2023 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili kurumun üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, kararda bakım yükümlülüğünün yerine getirilmediğine dair ibarelerin fahiş değerlendirme hatası ürünü olduğunu, ilgili işletmede sülfürik asidin depolanmasında " iş ekipmanlarının kullanımında, "sağlık ve güvenlik şartları yönetmeliği" hükümlerinin uygulandığını, yönetmeliğe uygun olarak söz konusu asit tanklarının takibi ile görevlendirilmiş personel bulunduğunu, bu personellerin davaya konu tankların ve ekipmanların günlük olarak kontrollerini ve takibini yaptığını, yönetmeliğe göre tankların muayene süresinin 10 yıl olduğunu, dolayısıyla bakım ve koruma açısından müvekkilli kuruma herhangi bir kusur yüklenemeyeceğini, tankların iç temizliğinin yapılmadığına ilişkin olarak sülfürik asit depolama tanklarının belirli aralıklar ile periyodik olarak temizlenen tanklar kategorisinde yer almadığını, devreye alınmalarını müteakip 10-15 yıl gibi uzun süreler boyunca temizlenmelerine gerek duyulmadığını, müvekkili işletme müdürlüğünün ihtiyacı olan ve borik asit üretiminde kullanılan sülfürik asidin, yine müvekkili kuruma ait Bandırma Sülfürik Asit Fabrikasından ya da ihtiyaç halinde piyasadan karşılandığını, yüklenici firmanın kusuru nedeniyle zayi olan 4.583 ton sülfürik asidin kendi fabrikalarının üretim maliyeti üzerinden 1.956.843,00 TL+ KDV olarak hesaplandığını, kaza sırasında tankta bulunan sülfürik asidin hem kendi fabrikalarından hem de piyasadan alınan asit olduğunun tespit edildiğini, piyasadan alınan sülfürik asidin ton başına yeni tutarının 2.767.234,14 TL+ KDV olarak hesaplandığını, bu bedelin yanı sıra müvekkili işletmenin nötralizasyon ve hasar bertaraf çalışmaları sebebiyle yaptığı harcamalar, ... Tek. Kon.ve Belgelendirme Hizmet Bedeli gecikme bedeli olmak üzere toplam maliyetin 3.734.221,89 TL +KDV olmak üzere 4.406.381,83 TL olarak hesaplandığını, müvekkilince yasal olarak gereken tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini, tankların muayene süresinin 10 yıl olduğunu, davaya konu tankların sadece 4 yıl süreyle kullanılabildiğini, sülfürik asit tankının dibinde birikmiş olan az miktarda ve partikül boyutundaki tortunun tank gövdesinde meydana gelen yırtılmaya olan katkısına anlam veremediklerini, daha önceki beyan dilekçelerinde belirttikleri gibi mevzuat açık hükümleri gereğince asit tanklarının bakım periyodunun 10 yıl olduğunu, fen ve sanat kurallarına uygun yapılması gereken sülfürik asit tankının standartlara göre beklenenden fazla korozyona uğramasının, yapının ayıplı , kusurlu olduğunu net olarak açıkladığını, asit tankının boşaltılıp kontrolünün yapılması işleminin sürekli olması gereken bir durum olmadığını, bu işlemin yapılma sıklığının mevzuatta ve standartlarda belirlendiğini, mevzuatın ve ... A.Ş. Tarafından hazırlanan bilimsel raporun önemli ayrıntılarının incelenmesi gerektiğini, dava konusu hasarın imalattan kaynaklı gizli ayıp niteliğinde olduğunu, bakımların yapılmasına rağmen dava konusu olayın önüne geçilmesinin mümkün olamadığını, mahkemenin kök rapor esas alınmaksızın heyet raporu doğrultusunda karar vermesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından verilen 28/07/2023 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; davanın konusunun, sonradan ortaya çıkan gizli ayıp nedeniyle davalının imal ettiği tanklarda meydana gelen zayiat bedeli değil, tanklardan sızan sülfürük asit bedelinin istemine ilişkin olduğunu, "Yapım İşleri Şartnamesi"nde tanklar için belirlenen 15 yıllık garanti süresinin, Şartnamede belirtilmeyen tanklardan sızarak zayi olduğu iddia olunan sülfürük asiti kapsamadığını, gerekçeli kararın usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda TBK 477. madde uyarınca (varsa) sonradan ortaya çıkan gizli ayıbın işsahibi tarafından gecikmeksizin yükleniciye bildirilmesi gerektiği hususunda hiçbir değerlendirme yapılmadığını, davacının, 29.08.2018 tarih ve 65967287-934.02-E.4417 sayılı yazıyla davalıya 12.08.2018 tarihinden, 17 gün sonra Tank 2'de sızıntı olduğunu bildirdiğini, davacı işsahibinin, varsa gizli ayabın ortaya çıkmasından 17 gün sonra ayıp bildiriminde bulunmasının, dürüstlük kuralı gereği gecikmeksizin olmadığının tartışmasız olduğunu, TBK'nun 477. Maddesi ve Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin E:2014/2954, K:2015/1463-Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin E:2016/5204, K:2019/1779 sayılı kararı gereği davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması gerektiğini, iddiasını ispatlamakla yükümlü olan davacının, bilirkişi heyetinin inceleyeceği delilleri ortadan kaldırdığını, mahkemenin bu hususu hiç dikkate almadan değerlendirme yaptığını, HMK m.190/1 uyarınca ispat yükünün davacıya ait olduğunu, davacının dava açmadan önce Sulh Hukuk Mahkemesi eliyle bir delil tespiti yaptırmadığını, davacının ve kendilerinin keşif talebinde bulunduklarını, ancak davacının, keşif yapılıncaya kadar keşfe hazır olacak şekilde özenle koruması gerektiği tankları kendi keşif talebine rağmen söktüğünü, kestiğini ve hurdalığa gelişigüzel bir şekilde atarak delilleri ortadan kaldırdığını, bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemenin bu hususu değerlendirmediğini, davacının siparişle .... şirketine hazırlattığı raporun tespit raporu olarak değerlendirilemeyeceği gibi bu raporun hiç bir yerinde de asit kaçağının kök nedeninin tank 2'deki imalat ve montaj aşamalarında yapılan hatalar olduğuna ilişkin bir açıklama nın da bulunmadığını, davacının 23.03.2020 tarihli cevaba cevap dilekçesindeki "daha önce de tank 2'de sızıntı olduğu ancak bunun davalıya bildirilmeden kendilerince tamir edildiği" ikrarının hiç değerlendirilmediğini, burada bahsedilen sızıntının olduğu ve tamiratın yapıldığı tarihlerin ve yapılan işlerin bilgi ve belgelerinin davacıdan istenmesini talep ettiklerini, bu taleplerinin karşılanmadığını, bahsi geçen "8 metre yukarıdan aşağıya akan asidin" zeminde birikmesi ve temizlenmemesinin dava konusu edilen tank tabanındaki yırtılmanın sebebi olup olmadığı hususunun da hiç değerlendirilmediğini, bilirkişi heyetinin imal edilen tanklarda sonradan ortaya çıkmış bir ayıp bulamadığını, bilirkişilerin tanıkları yerinde göremediğinden ve özenle korunması gerekmesine rağmen parçalanıp hurdalığa konulduğundan gerekli incelemeyi yapamadığını, dolayısıyla ayıp olup olmadığına ilişkin bir tespit de yapamadığını, ancak buna rağmen heyetin, olmayan ayıbı göremediği gerekçesiyle gizli ayıp olduğu kanısına vardığını, bunun hukuka ve mantığa aykırı olduğunu, bilirkişi kök raporu ve diğer ek raporlarda davacının zayi olduğu belirtilen sülfürük asit miktarı için dosyaya aldı (fatura) sunmadığının defalarca belirtilmesine ve bu hususta dosyaya ek bir belge sunulmamasına karşın son 4. Ek raporda davacının kendi bünyesinde yaptığı şaibeli hesapları dayanak tutularak "Düzenlenen fatura muhteviyatının makul olduğu" tespitinin de hukuka uygun olmadığını, bu hususları bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde belirttiklerini, ancak itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını belirterek istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Dava, taraflar arasındaki, " iki adet 20.000 ton sülfirik asit depolama tankı yapımını" konu alan eser sözlemesinden kaynaklanmakta olup, davacı iş sahibi, sözleşmenin ifayla sonuçlanmasından sonra davacının kullanımında olan tanklarda 12/08/2018 tarihinde meydana gelen asit kaçağı nedeniyle tankların kullanamaz hale geldiğini, pompa dairesi ve zeminleri ile 1607,77 ton sülfirik asidin zayi olduğunu, bu kaçağın sebebinin tespiti konusunda ... ... A.Ş'den kapor alındığını, bu rapor sonucunda "tank 2'deki" kaçağın yapım aşamasında imalat ve montaj hatasından kaynaklanmış olduğunun tespit edildiğini, zayi olan asidin de başka şirketlerden temin edilmek zorunda kalındığını belirterek ve davalı yüklenicinin sözleşme hükümlerine göre kesin onay tarihinden itibaren müvekkili kuruma karşı 15 yıl süreyle imalat hatalarından dolayı sorumlu olduğundan davacının uğramış olduğu zararlar nedeniyle 4.406.381,83 TL maddi zararın 12/08/2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur. Davalı vekili, yukarıda ayrıntıları verilen cevap dilekçesi ile davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, aynı bilirkişi heyetinden mahalli inceleme yetkesi de verilerek alınan kök ve ek bilirkişi raporları sonrasında bu raporlar hüküm vermeye yeterli görülerek ve tüm delillerin değerlendirilmesi sonuncunda, davalı yüklenicinin imalini yüklendiği tanklarda imalat kusurundan kaynaklı olarak zayiat meydana geldiğinin tespit edildiğini, YİGŞ hükümlerine göre tanklar için davalının 15 yıllık garanti sorumluluğunun bulunduğunu, davacı iş sahibinin de tankların bakım ve güvenliğiyle ilgili olarak herhangi bir profesyonel bakım hizmeti almadığını tespit edildiğini, bakım yapılsa idi zaiyatın önüne geçebileceğini bu sebeple olayın meydana gelmesinde tarafların %50 şer oranında sorumlu olduklarının kabulü gerektiği, yine zayi olan sülfirik asit nedeniyle davacı iş sahibinin uğradığı zarar bedelinin toplam 3.429.780,03 TL olup, davalı yüklenicinin %50 kusur oranına göre bu bedelin yarısı olan 1.714.890,15 TL sinden sorumlu olduğu kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne ve 1.714.890,15 TL nin davalının temerrüde düşürüldüğü tarih olan 12/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişin talebin reddine dair karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekilleri yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır. 1- Her ne kadar mahkemece, aynı bilirkişi heyetine mahallinde inceleme yapma yetkisi verilerek kök ve ek raporlar alınmış ve bu raporlar yeterli görülerek hüküm verilmiş ise de, bilirkişi kurulunun düzenlemiş olduğu raporların eksik ve yetersiz olduğu ve denetime elverişli olmadığı anlaşıldığı gibi, bu raporda tarafların tüm itirazlarının da karşılanmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki, davacı yan hem aşamalardaki beyanlarında hem de istinaf dilekçelerinde, davalı tarafından imal edilen ve asit kaçağı meydana gelen tankların bakımlarının bu konudaki yönetmelik olan "İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği" hükümlerine uygun olarak yapıldığını ve bu yönetmelik hükümlerine uygun olarak asit tanklarının takibiyle görevlendirilmiş personel bulunduğunu, bu personelin günlük olarak tankların ve ekipmanlarının kontrol ve takiplerini yaptıklarını, bu sebeple tankların bakımlarının davacı iş sahibince usulüne uygun şekilde yapılmadığından bahisle bilirkişi raporlarında müvekkili kuruma %50 oranında kusur izafe edilmesinin doğru olmadığını belirterek raporlara itiraz ettiği halde, mahkemece bu konuda bilirkişi kurulundan ek rapor alınmadığı gibi, gerekirse önceki heyetin düzenlemiş olduğu raporların yetersiz olduğunun anlaşılması halinde yeni bir bilirkişi kurulundan tarafların önceki rapora yapmış oldukları itirazların da karşılanması suretiyle yeni bir rapor alınarak buna göre imal edilen tankların bakım ve kontrollerinin bu yönetmelik hükümlerine göre yapılmasının gerekip gerekmediği, buna göre yapılması gerekiyorsa davacı iş sahibinin yönetmelik hükümlerine göre tankların bakımını yapıp yapmadığının ve sonucuna göre davacı iş sahibine tankların bakımı konusunda yüklenebilecek bir kusurun varlığının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi yapılmamış olduğundan mevcut raporlar hüküm vermeye yeterli olmayıp mahkemece de bu raporlar esas alınarak karar verilmiş olduğundan, mahkemece eksik inceleme ve değerlendirmeyle karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. 2- Taraf vekillerinin dosyaya itirazları ile birlikte teknik incelemeler içeren uzman görüşleri sundukları halde yine mahkemece aldırılan uzman bilirkişi kurulunun kök ve ek raporlarında bu uzman görüşlerinin de teknik açılardan incelenerek değerlendirilmesi yapılması gerekirken hukuki dinlenilme hakkına aykırı şekilde bu uzman görüşlerinin bilirkişi raporlarında ve mahkeme gerekçesinde tartışılmamış olması sebebiyle de de taraf vekillerinin istinaf başvurularının haklı olduğu anlaşıldığından kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. 3- Buna göre mahkemece, yapılması gereken iş, yeni bir uzman bilirkişi kurulundan, tarafların önceki raporlara yaptıkları itirazların da değerlendirilmesi suretiyle ve taraflarca dosyaya sunulan uzman görüşlerinin de bu raporda tartışılıp değerlendirilmesi suretiyle, rapor alınarak davalı yüklenici tarafından imal edilen dava konusu tanklarda imalat hatası bulunup bulunmadığı, bu ayıbın açık ayıp mı yoksa gizli ayıp niteliğinde olduğu, gizli ayıplı imalat niteliğinde ise, ayıbın ortaya çıktığı tarihten itibaren zararın daha fazla artmaması adına ve davacı iş sahibinin ayıptan doğan haklarını kullanabilmesi için gizli ayıbın makul süre içinde davalıya bildirilip bildirilmediği, ayıbın ve verilen zararın giderilmesi için davacı iş sahibinin zamanında gerekli tedbirleri alıp almadığı da değerlendirilerek ve yine davacı iş sahibinin tankların bakımını bu konuda bulunduğu söylenen yönetmelik hükümlerine göre yapmasının gerekip gerekmediği, gerekiyorsa bakım yükümlülüğünün davacı iş sahibince yerine getirilip getirilmediği, ve bu hususun ayıbın meydana çıkmasına etki oranın bulunup bulunmadığın da değerlendirilmesinin yapılarak ve davalı yanın yapımını üstlendiği imalatlar nedeniyle sözleşme hükümlerine göre 15 yıl süre ile davacıya karşı sorumlu olduğundan bu sürenin de gözetilerek davacının dava dilekçesinde ki taleplerinin açık olmaması halinde davacı yana davaya konu ettiği zarar taleplerini, davanın aydınlatılması ilkesi kapsamında açıklaması için süre verilerek davacının uğradığın iddia ettiği zararların bulunup bulunmadığı ve tutarı konusunda rapor alınmasından sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle eldeki uyuşmazlığın sonuçlandırılması olmalıdır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin ayrı ayrı kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin ayrı ayrı KABULÜNE, 2-Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/07/2023 tarihli ve 2020/104 Esas 2023/588 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf maktu karar harcının ve davalı tarafından yatırılan 29.555,89 TL istinaf nispi peşin karar harcının talep halinde kendilerine iadesine, 5-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 10/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır