Başvuru, işveren ile arasındaki güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle başvurucunun iş sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, işveren ile arasındaki güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle başvurucunun iş sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruya konu olayların meydana geldiği süreçteki olağanüstü hâl (OHAL) koşullarına, OHAL ilanına ve uygulanan tedbirlere ilişkin genel bilgiler için bkz. A. (3) [GK], B. No: 2018/10286, 2/7/2020, §§ 10-18; Ayla Demir İşat [GK], B. No: 2018/24245, 8/10/2020, §§ 10- Başvurucu, Tunceli Belediyesi (işveren/Belediye) bünyesinde hizmet alım sözleşmesi kapsamında iş gören özel bir şirkette şoför olarak çalışmaktadır. Tunceli Valiliği OHAL Bürosu, başvurucunun PKK terör örgütü ile irtibat veya iltisak içinde olduğu yönünde işverene bildirimde bulunmuştur. İşveren, güven ilişkisinin zedelendiği gerekçesiyle 10/3/2017 tarihinde başvurucunun iş sözleşmesini feshetmiştir. Başvurucu, üyesi olduğu Türkiye Genel Hizmetler İşçileri Sendikası aracılığıyla feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iadesi talebiyle 9/3/2018 tarihinde Tunceli Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) (iş mahkemesi sıfatıyla) dava açmıştır. Dava dilekçesinde; fesih işleminin usule ve yasaya uygun şekilde yapılmadığını, fesih nedenlerinin bildirilmediğini, savunması alınmadan sözleşmenin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. İşveren cevap dilekçesinde, başvurucunun Tunceli Belediyesi tarafından yapılan personel çalıştırılmasına dair hizmet alımı ihalesi neticesinde taşeron firma bünyesinde çalışan işçi olduğunu, Tunceli Valiliği İl OHAL Kurulunun kararının Belediyelerine tebliğ edilmesi üzerine ilgili taşeron firmaya bildirim yapıldığını, başvurucunun 10/3/2017 tarihinde işten çıkarıldığını, işten çıkarma işlemlerinin kanun hükmünde kararname (KHK) ve OHAL Kanunu kapsamında, belirtilen şekil ve nedenlerle yapıldığını belirtmiştir. Mahkeme, başvurucunun PKK terör örgütü ile irtibatlı ya da iltisaklı olabileceği hususunda şüphe bulunduğunu belirterek 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin KHK'nın (667 sayılı KHK) maddesi kapsamında gerçekleştirilen fesih işleminin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle 11/5/2018 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararda, başvurucunun iş sözleşmesinin feshine neden olabilecek nitelikte, PKK terör örgütü ile irtibat veya iltisakına ilişkin şüpheyi ortaya koyabilecek emareler olduğu, dosyada yer alan bilgi ve belgelerin emniyet ve istihbarat kaynaklı olduğu belirtilmiştir. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/666 sayılı soruşturma dosyasında başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli sıfatıyla yer aldığı, bu durumun OHAL Bürosu tarafından liste hâlinde işverenlere bildirildiği nazara alındığında işverenler bakımından iş sözleşmesinin artık katlanılmaz derecede yük ve sıkıntı teşkil ettiği, taraflar arasında güven ilişkisinin zedelendiği, işverende iş sözleşmesini devam ettirmesinin beklenemeyeceği şekilde şüphe meydana geldiği ifade edilmiştir. Başvurucu; söz konusu karara karşı sunduğu istinaf dilekçesinde, 2013 yılında yürütülen soruşturmanın akıbetinin ne olduğu belli olmamasına rağmen bunun iş akdinin feshi gerekçesi olarak kabul edilmesinin hukuken ve vicdanen tutarlı olmadığını, Mahkemenin daha önce idari makamlar ve kolluk tarafından yapılan fişlemelere dayalı olarak karar verdiğini, mahkeme kararının masumiyet karinesine aykırı olduğunu, savunması alınmadan iş akdinin feshedildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığını ve özellikle Yargıtay Hukuk Dairesinin E.2017/40300, K.2017/18606sayılı ilamında ifade edildiği gibi asıl işverenin 10/3/2017 tarihli yazısı ile terör örgütleri ile ilgili olarak yapılan değerlendirmeler sonucunda güvenlik tedbirleri nedeniyle başvurucunun çalışmasının uygun görülmediğinin bildirilmesi üzerine alt işveren açısından feshin zorunlu hâle geldiğini belirterek 1/11/2018 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar vermiştir. Başvurucu, nihai hükmü 16/11/2018 tarihinde öğrendikten sonra 14/12/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun işe iade davasının reddine ilişkin kararın gerekçesinde yer verilen silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında başlatılan ceza soruşturmasında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı 30/3/2022 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.