11. Ceza Dairesi 2025/6047 E. , 2026/3011 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/3768 Değişik İş SUÇLAR : Güveni kötüye kullanma, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ordu Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.09.2024 tarihli ve 2024/485 Soruşturma…
11. Ceza Dairesi 2025/6047 E. , 2026/3011 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/3768 Değişik İş SUÇLAR : Güveni kötüye kullanma, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ordu Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.09.2024 tarihli ve 2024/485 Soruşturma, 2024/5538 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ordu 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 29.01.2025 tarihli ve 2024/3768 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 29.01.2025'te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 04.12.2025 tarihli ve 2025/8649 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.12.2025 tarihli ve KYB-2025/147624 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.12.2025 tarihli ve KYB-2025/147624 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Somut olayda, müşteki vekilinin şikayet dilekçesinde özetle; şüphelinin Ordu ilinde ... bayiinde çalıştığını, müştekinin babasına ait aracı buraya götürmesi sebebiyle tanışıp arkadaş olduklarını, 27.10.2022 günü müştekinin, şüpheli ile görüşmek için Ordu iline gittiğini, şüphelinin müştekiden kredi kartını, kimliğini, telefonunu ve mobil bankacılık şifresini istediğini, müştekinin samimiyetine güvenerek verdiğini, ancak şahsın ne tür bir işlem yapacağı hakkında herhangi bir bilgisi olmadığını, ara ara bu şekilde görüştükten bir süre sonra bankaların müştekiyi aramaları üzerine, şüphelinin bilgisi dışında hesabından krediler çekip kendi hesabına para aktardığını öğrendiğini, şüpheli ile konuştuğunda ise şüphelinin ihtiyacı olduğunu ve borçlarını kapatmak için hesaplarından para çektiğini kabul ettiğini, ayrıca borçlarını ödeyeceği şeklinde kendisine yazılı belge verdiğini, ancak borcunu ödemediğini, müştekinin rızası dışında çekilen kredileri ödemek zorunda kaldığını beyan ederek şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturmada, şüphelinin savunmasında, arkadaşı olan müştekiye araç alım satım işi yapacağını ancak sermayesi olmadığını ve sermayesini temin etmesi halinde ona bu kazançtan pay vereceğini söylediğini, müştekinin de kabul ettiğini ve banka mobil hesaplarının şifresini girdikten sonra telefonu kendisine verdiğini, para çekme ve hesabına yatırma işlemlerinin müştekinin bilgi ve rızası ile olduğunu, bu para ile ticaret yapmaya çalıştığını ancak başarılı olamayınca almış olduğu borcu ödeyemediğini, borcunun toplamda 237.000,00 Türk lirası olduğu halde iyi niyet göstergesi olarak 300.000,00 Türk lirası tutarında senet imzalayarak müştekiye verdiğini, ödeyemeyince icra işlemi başlatıldığını ifade etmesi üzerine Ordu Cumhuriyet Başsavcılığının 30.09.2024 tarihli kararı ile şüphelinin, müştekiye ait banka kartını müştekinin rızası olmaksızın kullanarak kendisine yarar sağladığına dair bir delil bulunmadığı, olsa dahi eylemin hukuki uyuşmazlık boyutunda kaldığı ve suç unsuru taşımadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de dosyada bulunan ve şüpheliye aften atılı imza bulunan 02.09.2023 tarihli yazılı belge suretinde, şüphelinin müştekinin rızası olmaksızın mobil bankacılık yoluyla kredi çektiğini kabul ettiğinin anlaşılması karşısında, şüpheliden söz konusu belgeyi kendisinin düzenleyip düzenlemediği sorulup, kabul etmemesi halinde belge aslının müştekiden temin edilerek imzanın şüpheliye ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayini ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçi ile şüphelinin arkadaş olduklarının, şüphelinin talebi üzerine şikâyetçinin kendisine ait cep telefonunu, mobil bankacılık şifrelerini ve banka kartlarını bir şeye bakacağını düşünerek şüpheliye verdiğinin, bir süre sonra şüphelinin bilgi ve rızası dışında adına toplamda 237.000,00 TL kredi çektiğini ve bu parayı kendi hesabına havale ettiğini öğrendiğinin iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; şüphelinin, ...Amirliğinde alınan 27.02.2024 tarihli ifadesinde özetle, şikâyetçiye kâr ortaklığı teklif etmesi üzerine bilgisi dahilinde bu işlemlerin yapıldığını, borcunu ödeyememesi nedeniyle iyi niyetli olarak şikâyetçiye 300.000,00 TL bedelli bono verdiğini, bu bononun icra takibine konu edilmesi sonrası herhangi bir itirazda da bulunmadığını, şikâyetçinin ve vekilinin kendisini borcun ödenmesi hususunda zorlamak maksadıyla bu yönde isnatlarda bulunduklarını beyan ederek suçlamaları kabul etmediğinin, Ordu 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 08.11.2024 tarihli ve 2024/3768 Değişik İş sayılı kararıyla, şikâyetçi vekili tarafından bir sureti dosyaya ibraz edilen ve şüphelinin şikâyetçinin bilgi ve rızası dışında hesabından para çekildiğine dair ikrar içerikli beyanın havi dilekçenin gerçekliği hususunun araştırması yönündeki soruşturmanın genişletilmesine dair karar sonrası, 5271 sayılı Kanun'un 148/5. maddesinde yer alan, "Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir." şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, şüphelinin 03.01.2025 tarihinde ikinci kez kollukta alınan belgenin içeriğinin doğru olmadığına, ancak üzerindeki yazı ve imzanın kendisine ait olduğuna yönelik beyanının soruşturmada dikkate alınamayacağı da göz önünde tutularak, şüphelinin Cumhuriyet savcısı huzurunda tekrar olayla ilgili ayrıntılı şekilde ifadesinin alınması, bahse konu borca yönelik şüpheli tarafından şikâyetçiye verilen bir bono olup olmadığının, bu bononun icra takibine konu edilip edilmediğinin, icra takibine yönelik itirazda bulunulup bulunulmadığının ve ödeme yapılıp yapılmadığının, şüphelinin ifadesi doğrultusunda şikâyetçi ile birlikte bankaya kredi borcunun yapılandırılması hususunda herhangi bir başvuru yapılıp yapılmadığının araştırılması ile şüphelinin benzer eylemleri nedeniyle hakkında başkaca soruşturma dosyaları olup olmadığının tespit edilmesinden sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılası gerekirken, "...şüphelinin, müştekinin cep telefonunundaki mobil bankacılık uygulamaları üzerinden onun bilgisi ve rızası dışında 3 ayrı bankadan kredi çekmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, şüpheliye isnat edilen TCK'nın 155/1. maddesindeki güveni kötüye kullanma suçunun yasal unsurunun başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunma veya bu devir olgusunu inkar etme olduğu; şüphelinin, müştekiye ait cep telefonu ve mobil bankacılık uygulamaları üzerinde kendisinin yararına olarak müştekinin rızası hilafına tasarrufta bulunduğuna dair bir delil bulunmadığı, yine TCK 245/1 maddesinde düzenlenen başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçunda da yasal unsurun ''başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimsenin, kart sahibinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlama'' olduğu, somut olayda şüphelinin, müştekiye ait kredi veya banka kartını kart sahibi olan müştekinin rızası olmaksızın kullanarak kendisine yarar sağladığına dair bir delilde bulunmadığı, eylemin olsa olsa hukuki uyuşmazlık boyutunda kalan ve suç unsuru taşımayan bir eylem olduğu, müştekinin Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca kendisine tanıdığı hakları kullanabileceği cihetle müsnet suçların yasal unsurları oluşmadığından..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Ordu 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 29.01.2025 tarihli ve 2024/3768 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.03.2026 tarihinde karar verildi.