4. Hukuk Dairesi 2020/2022 E. , 2020/2541 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 13/02/2020 gün ve 2017/2895-2020/558 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’un 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incel…
**4. Hukuk Dairesi 2020/2022 E. , 2020/2541 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 13/02/2020 gün ve 2017/2895-2020/558 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’un 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yoluyla kiilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, Dairemizin 13/02/2020 gün, 2017/2895 esas ve 2020/558 karar sayılı ilamıyla onanmış, Dairemiz onama ilamına karşı davacı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur. Davacı vekili; ...Gazetesi’nin 03/02/2014 tarihli nüshasında yer alan ve davalılar ... ve ... tarafından habere konu edilen "İşte İmam", "...ve ..." başlığını taşıyan yazıda, müvekkilinin kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu, haberin hukuki mesnetten yoksun ve gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin haberde belirtilen ... isimli şahsı tanımadığını, davacının tıp bilim adamı ve halen milletvekili olduğunu, belirtilen haberle itibarının ve toplum nezdindeki saygınlığının zedelenmesinin amaçlandığını belirterek, uğranılan manevi zararının davalılardan tazmini isteminde bulunmuştur. Davalılar vekili; davaya konu haber nedeniyle davacının suç duyurusunda bulunması üzerine başlatılan soruşturmada, savcılıkça kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davaya dayanak haberde, davacıyı aşağılama ve küçültme amacıyla hareket edilmediğini, bu içerikte herhangi bir söz ve ibare kullanılmadığını, davaya konu haberin yapılmasında kamu yararı bulunduğunu, haberin, hukuka ve görünür gerçeklere uygun olduğunu, düşünce ve kanaat özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece; haberin, T.C. Anayasasının 28, 25, 26 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10.maddesinde belirtilen, basın özgürlüğü, düşünce ve kanaat özgürlüğü ile düşünce ve kanaati yayma özgürlüğü kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.