T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1365 KARAR NO : 2026/215 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25.05.2023 NUMARASI : 2021/342 Esas 2023/385 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 09.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09.02.2026 İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.05.2023 tarih 2…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1365 KARAR NO : 2026/215 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25.05.2023 NUMARASI : 2021/342 Esas 2023/385 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 09.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09.02.2026 İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.05.2023 tarih 2021/342 Esas 2023/385 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... A.Ş. tarafından 10/12/2015 tarihli 7061180 seri nolu 30.000,00 TL bedelli çeke ilişkin İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2021/577 Yeni E. ( 2015/18607 Eski E.) sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapıldığını, müvekkili ...' ın bu takipte çek keşidecisi sıfatı ile borçlu olarak gösterildiğini, İcra dosyasından yapılan tebligatın usule aykırı olarak muhtara tebliğ edilmiş olduğunu, müvekkilinin takipten süresinde haberdar olamadığını ve gerekli itirazları yapamadığını, takibe dayanak olarak gösterilen çekte müvekkili ...'a atfen yer alan imza kesinlikle müvekkile ait olmadığı gibi davalı alacaklıya herhangi bir borcunun da bulunmadığını, bu itibarla menfi tespit davası açma zaruretinin hasıl olduğunu, müvekkili tarafından arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşamama ile sonuçlandığını beyanla davanın kabulü ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İzmir 26. İcra Müdürlüğü’nün 2015/18607 Esas sayılı icra dosyası ile başlatılan takibin kesinleşmiş olduğunu, icra dosyasının yenilenerek İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2021/577 E. Sayılı dosyası ile kesinleşmiş bulunan takibe devam edildiğini, her iki dosyada da tebligatların usulüne uygun yapılmış olduğunu, davacının takibe itirazlarını usulsüz tebligat sebebiyle yapamadığı hususunun gerçeği yansıtmadığını, ayrıca davacı tarafın 'yetkiye, borca, imzaya itiraz edilmiş ' 12.01.2016 tarihinde açılmış bulunan İzmir 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/38 E. Sayılı dosyasında 26/01/2016 tarihli kararında da takipten 08/01/2016 tarihinde işbu takipten haberdar olduğunu belirttiğini, davacı/borçlunun menfi tespit davası açmak için 5 yıl beklemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu , takipten haberdar olduğu halde borçlunun imzaya; aradan 5 yıl geçtikten sonra ve gerçeği yansıtmayan iddiaları ileri sürerek itirazının davacının kötü niyetli olduğunu gösterir nitelikte olduğunu, Müvekkil şirketin ilgili tüm yasal düzenlemelere uygun olarak kurulmuş ve ülke genelinde faaliyet göstermekte olan bir faktoring şirketi olduğunu, faaliyeti çerçevesinde ciro edilen ....Bankasına ait 7061180 seri nolu 30.000,00 TL bedelli çekin, son ciranta .... Şti tarafından müvekkili şirkete müracaat edildiğini ve müvekkili şirket tarafından mevzuata uygun olarak taraflar arasında ticari ilişkinin varlığına dair gerekli evraklar, müracaat eden...... Şti.'den ibraz edilmesinin istenildiğini yapılan inceleme üzerine çekle ilgili faktoring işlemi yapıldığını ve böylelikle çekin müvekkil şirkete teslim edildiğini, çekin vadesi gelip ilgili bankaya ibraz edildiğinde ödeme yasağı olduğunun ortaya çıktığını, bunun üzerine İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2021/577 Yeni E. (2015/18607 Eski E.) Sayılı dosyası ile takip başlatıldığını beyanla davacının açmış olduğu haksız davanın esastan reddine, Kötüniyeti açıkça ortada olan davacı aleyhine alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın İzmir 26.İcra Dairesinin 2021/577 Esas sayılı icra dosyasında takibe konu çekten dolayı davalıya borçlu olup olmadığı, borçlu ise miktarı, çek altındaki imzanın davacıya ait olup olmadığı noktalarında toplandığı, uyuşmazlık konusu ....Beşyüzler Şubesine ait keşidecisi “...”, olan, “... Şti” emrine düzenlenmiş , İstanbul 10-12-2015 keşide yer ve tarihli “30.000 (otuzbin) TL” bedelli 7061180 çek numaralı çek aslı ve davacının imza örnekleri asıllarını içerir belgeler ve davacı ...'a ait yazı ve imza örnekleri asılları incelenerek Adli Belge İncelemeleri Uzmanı Polis Memuru bilirkişi....'dan aldırılan 07/04/2022 havale tarihli denetime elverişli ve açık yeminli raporda davaya konu çek üzerinde davacı adına atılan imzaların davacı eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, davalının dayandığı ses kayıt ve bandının kesin delil niteliği taşımadığı ve mahiyeti itibarıyla bu davada delil olmasının mümkün bulunmadığı, davacı ...'ın yukarıda yazılı yemin metni gereği davalının davacıya yemin teklifi beyanında bulunduğundan davacının da yemini eda ettiği gerekçeleriyle davacının 10/12/2015 tarihli, 7061180 seri nolu, 30.000,00-TL bedelli çeke ilişkin İzmir 26.İcra Dairesinin 2021/577 yeni (2015/18607 eski) sayılı takip dosyalarından borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davaya konu çekteki imzalardan sadece davacı ... adına atılmış imzasına itiraz edildiğini, davacının uyuşmazlık konusu çekin ne şekilde elinden çıktığına dair açıklamada bulunmadığını, davalı şirketin faktoring sözleşmesine dayalı olarak çeki almadan önce bizzat davacıyı arayıp çeke ilişkin teyit almasından sonra çeki kabul ettiğini, davacının çekin kendisine ait olduğunu davalı şirkete beyan etmesi üzerine faktoring işlemlerinin gerçekleştirildiğini, çek üzerinde yetkisiz birinin imzası olsa dahi keşidecinin bu imzayı kabul etmesi halinde bu imzanın davacıyı bağlayacağını, buna ilişkin davalı tarafça ses kaydı sunulmuş ise de ilk derece mahkemesince bu delillerin değerlendirilmeyip eksik incelemeyle karar verildiğini, davacının hakkın kötüye kullanılması anlamına gelecek şekilde görülmekte olan davayı açtığını, kurulan hükmün açıkça yasaya ve adalete aykırı olduğunu, keşidecinin hiçbir açıklama getirmeksizin takipten 5 yıl sonra imzaya itiraz etmesinin olağan hayat akışına uygun olmadığını, davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmediği gibi kötü niyetli davrandığını, davacıya ait Gsm hattı üzerinden gerçekleştirilen telefon görüşmesinde yer alan ses kayıtlarının davacıya ait olup olmadığının ilk derece mahkemesince irdelenmediğini, dosyada mevcut ses kayıtlarını çekteki imzayı ve çekin davacı tarafça kabul edildiğini ispat edebilecek nitelikte olduğunu, davacının kasti olarak yetkisiz temsilciye imza attırmakla artık sorumlu olmadığını ileri süremeyeceğini, aksi tutumun TMK 2.maddesi hükmüne aykırı olacağını, ses kayıtlarının incelenmesi sonrasında davacının mahkeme huzurunda ettiği yeminin hükümden düşeceğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, İİK 72.maddesi uyarınca takipten sonra açılmış menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 27. maddesine göre davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptir. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir. 7101 sayılı Kanun ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 4/2. Maddesi gereğince miktar veya değeri beş yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanacağı belirtilmiştir HMK'nın basit yargılama usulünde delillerin ikamesi koşullarını düzenleyen 318. maddesinde "Taraflar dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır." Basit yargılama usulünde iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağını düzenleyen 319. maddesinde ise "İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar." şeklinde düzenlemeler mevcuttur. Somut uyuşmazlıkta dava değeri itibariyle yargılamanın basit yargılama usulüne tabi olduğu açık olup, davalı tarafça, davacıya ait olduğu ileri sürülen ses kayıtlarına ilişkin inceleme yapılmadığı hususu istinaf nedeni olarak gösterilmiş ise de dosyada mevcut 04.06.2021 tarihli cevap dilekçesinde istinaf sebebi olarak ileri sürülen çekin davacı tarafça kabul edildiğine dair bir savunma ileri sürülmediği gibi deliller arasında da ses kaydına yer verilmediği, her ne kadar 21.06.2021 tarihli delil dilekçesinde bu delillere yer verilmiş ise de delil dilekçesinin mahiyeti itibariyle dava dilekçesinde dayanılan delillerin mahkemeye sunulması veya başka bir yerden getirtilecek ise getirtilecekleri yerin gösterilmesi dışında taraflara yeni bir iddia veya savunma vasıtası sunma hakkı vermeyeceği dikkate alındığında davalı tarafça cevap dilekçesinde vakıa ve delil olarak dayanılmadığı anlaşılan ses kayıtlarının ilk derece mahkemesince inceleme konusu yapılmamasında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde değildir. Davalı vekilinin sair istinaf nedenlerinin incelenmesinde, davacının kötü niyetli olarak hareket ettiği ileri sürülmüş ise de davacının kötü niyetini ispata elverişli somut bir delil gösterilmediği, dava konusu çek üzerinde atılı imzanın davacı eli ürünü olmadığının bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davalı tarafça imza aidiyeti hususunda istinaf aşamasında açık bir itiraz ileri sürülmeyip itirazların davacının kötü niyetli hareket ettiği çerçevesinde olduğu ancak davacının kötü niyetini gösterir bir delilin dosya kapsamında mevcut olmadığı gibi davalının istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede kötü niyeti ispata elverişli bir delile dayanılıp da bunun toplanmadığının da -ses kaydı hariç- ileri sürülmediği, bu haliyle davalı vekilinin kötü niyetli olarak çekin 3.kişiye imzalatıldığına yönelik savunma ve itirazlarının ispat edilemediği anlaşıldığından bu husustaki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 2.049,30-TL'den peşin alınan 512,25-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.537,05-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.