8. Hukuk Dairesi 2018/7182 E. , 2020/2462 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Müdahalenin Men'i ve Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacılar vekili, davalının 960 ada 5 parselde yer alan ve rızai taksim sözleşmesi ile müvekkillerine isabet eden 1 no.lu d…
**8. Hukuk Dairesi 2018/7182 E. , 2020/2462 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Müdahalenin Men'i ve Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacılar vekili, davalının 960 ada 5 parselde yer alan ve rızai taksim sözleşmesi ile müvekkillerine isabet eden 1 no.lu daireyi davalının herhangi bir hakka dayanmadan kullandığını belirterek davalının elatmasının önlenmesine ve 24.000,00 TL ecrimilisin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulü ile 1 numaralı daireye davalının müdahalesinin men’ine, 10.596,00 TL ecrimisilin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, çaplı taşınmaza yönelik elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. Mahkemece yüze karşı verilen kısa kararda, davanın kabulü ile 1 numaralı daireye davalının müdahalesini menine, 24.000,00 TL ecrimisilin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, gerekçeli kararda ise yukarıda yazıldığı şekilde karar verilerek kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır. TC. Anayasası yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsemiştir. Bunun anlamı; yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. HMK'nin 298/2. maddesi gereğince, sonradan yazılacak gerekçeli kararın da bu kısa karara uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararına da güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki bulunmasının bozma nedeni olacağı içtihat edilmiş bulunmasına göre, mahkemece yapılacak iş; bozmadan sonra kısa karar ile bağlı olmaksızın çelişkiyi gidermek kaydıyla vicdani kanaatine göre yeni bir karar vermekten ibarettir. SONUÇ: Hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre, sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.