8. Hukuk Dairesi 2022/7081 E. , 2023/5444 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/475 E., 2022/231 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece
**8. Hukuk Dairesi 2022/7081 E. , 2023/5444 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/475 E., 2022/231 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, ... İli Merkez İlçesi Karacaömer Köyü çalışma alanında ve tapuda davacı ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 516 parsel ... 6.400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 115 ada 18 parsel numarasıyla ve 5.879,85 metrekare yüzölçümlü olarak; ... ve ... adına kayıtlı bulunan eski 745 parsel ... 8.040,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 115 ada 15 parsel numarasıyla ve 8.392,96 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkillerine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği ve bu eksikliğin davalılara ait 115 ada 15 parsel ... taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, dava açmıştır. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; uygulama kadastrosunda hatanın olmadığını, dava konusu taşınmazlar arasındaki sınırın sabit ve değişmesinin mümkün bulunmadığını, taşınmazların evvelinden beri şimdiki sınırları gibi kullanıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.10.2014 tarihli ve 2013/316 Esas, 2014/591 Karar ... kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin 02.10.2014 tarihli ve 2013/316 Esas, 2014/591 Karar ... kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.02.2016 tarihli ve 2015/19200 Esas, 2016/1567 Karar ... kararıyla; "yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu belirtilerek, öncelikle denetime veri teşkil edecek eski tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları, ortofoto, tesis kadastrosu haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanılan diğer haritalar gibi bilgi ve belgelerin toplanması, bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve harita mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılması; keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan, tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerlerinin fen bilirkişisine işaretlettirilmesi, fen bilirkişisinden uygulama kadastrosuna esas teşkil eden bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunun denetlemesinin istenmesi, fen bilirkişi raporunda, tesis kadastrosunun hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilip edilmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlar ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı ayrıntıların yer alması; ayrıca birincisi, eski tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları ve ortofoto üzerinde tesis kadastrosuna ait harita ile uygulama haritasını ada bazında, ikincisi çekişmeli taşınmazlar ve komşularını kapsar bazda ve üçüncüsü ise tesis kadastrosu haritası ile çekişmeli taşınmazların zeminini çakıştırır bazda en az üçer adet harita düzenlenmesi ve uygulama haritasında yanlışlık varsa, doğru sınırları gösterir harita tanzim edilmesinin istenmesi, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 28.12.2017 tarihli ve 2016/340 Esas, 2017/326 Karar ... kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin 28.12.2017 tarihli ve 2016/340 Esas, 2017/326 Karar ... kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 30.09.2019 tarihli ve 2018/1757 Esas, 2019/5827 Karar ... kararıyla; "Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği belirtilerek; Mahkemece, harita mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle önceki bozma ilamında belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılması, teknik bilirkişi heyetinin düzenleyeceği haritalardan ikisinde kadastro tespit gününe en yakın tarihli hava fotoğrafı üzerinde, ikisinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırmasının istenmesi; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olmasının istenmesi, teknik bilirkişi heyetine çekişmeli taşınmazın eski ve yeni yüzölçümleri arasındaki bu farkın nedenleri ile haritaların çakışmamasının nedenlerinin açıklattırılması, bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "tanık beyanları ile bilirkişi raporunda belirtildiği üzere dava konusu taşınmazların sınırlarının tesis kadastrosundan sonra yapılan uygulama kadastrosu sınırlarının aynı olduğu, uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan sınırların doğru olarak belirlendiği, zemindeki sınırların öteden beri değişmediği, eski tarihli hava fotoğraflarında taşınmazların kuzey sınırındaki sıra ağaçlar ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan sınırın aynı olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kararın hukuka aykırı, eksik ve hatalı olduğunu, sınırların çitler yerine ölçümlerle belirlenmesi gerektiğini, bilirkişilerin sınırların belirlenmesinde çitlerin olduğunu kabul ederek yanılgıya düştüklerini, tesis kadastrosu sırasında belirlenen sınırları yaşları itibariyle bilebilecek mahalli bilirkişi ve tanığın mevcut olmadığını, beyanları alınan mahalli bilirkişilerin de sınırları bilebilecek durumda olmadıklarını, ek bilirkişi raporunda itirazlarının değerlendirilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında sabit sınır tipini belirleyen unsurların belirtilmediğini, sadece tel ve çit gibi yerel unsurlar ile belirlendiğini, tel ve çitlerde zaman içinde jeolojik olaylar nedeniyle kayma ve oynamaların olabileceğini, dosya kapsamında alınan tüm raporların hükme esas alınacak nitelikte elverişli olmayıp, eksiklik içerdiğini, fiili kullanım sınırının davanın mahiyeti açısından öneminin olmadığını, taşınmazlar arasında hendeğin bulunduğunu, hendeğin açılma amacının hafif meyilli arazilerde ... suyun toplanarak alt tarafta kalan kısma zarar vermesini önlemek olduğunu, bu hendeğin müvekkillerinin taşınmazında olması ve kazıkların da hendeğin içinde kalmış olması göz önünde bulundurulduğunda, kazıkların ve telin yerinin değiştirilmiş olduğunun açık olduğunu, delillerin toplanmadığını, değerlendirilmediğini ve kararın gerekçesinin açık olmadığını, aleyhe hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 3402 ... Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kanun'un 22/2-a maddesi. 3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 189,15 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.