Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 31/7/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası dışındaki diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların kabul edilemez olduğuna, adli yardım talebinin kabulüne ve tutuklamanın hukuki olmadığı iddiası bakımından başvurunun Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:A. Genel Bilgiler Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde yeniden uzatılmayarak son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da darbe girişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). B. Başvurucuya İlişkin Süreç Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi (BİLGEM) Siber Güvenlik Enstitüsünde elektronik mühendisi/araştırmacı olarak görev yapmakta olan başvurucu, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan hakkında yürütülen bir soruşturma kapsamında 24/5/2018 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu 30/5/2018 tarihinde Kocaeli Emniyet Müdürlüğünde ifade vermiştir. İfade alma işlemi sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucunun ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"Ben 1986 yılında Adana ili Seyhan ilçesinde dünyaya geldim. İlkokulu Seyhan ilçesinde bulunan Kazım Karabekir İlkokulunda, Ortaokul ve Liseyi Yüreğir ilçesinde bulunan Adana Ticaret Odası Anadolu Lisesinde okudum. Ortaokul ve Lisede öğrenim görürken ailem Seyhan ilçesinde ikamet ettiğinden günü birlik servis ile okula gidip geliyordum. Lise son sınıfta Seyhan ilçesinde faaliyet gösteren Final Dershanesine gittim. 2004 yılında liseden mezun oldum. O sene girmiş olduğum ÖSYM sınavından aldığım puan ile İTÜ Elektronik Mühendisliği Bölümünü kazandım ve kayıt oldum. Okul için Mecidiyeköy’de bekar evi tuttum. Bir sene burada tek başıma kaldım. Daha sonra Çeliktepe’de tuttuğum bir artı bir dairede kalmaya başladım. 2009 yılında mezun oldum. 2010 yılı başlarında sınava girerek kazandığım Halkbankası bilgi işlem bölümünde işe başladım. 2011 yılı kasım ayı içerisinde buradan ayrılarak, Türk Telekom A.Ş’ye geçtim. Türk Telekom’un Ankara ilinde faaliyet gösteren Bilgi Güvenliği Mühendisliği Teknolojileri Bölümünde çalıştım. Ankara’da çalıştığım sırada halen evli olduğum S.Y. ile tanıştım ve 2014 yılı ağustos ayında evlendim. Bu evliliğimizden 2016 ağustos doğumlu bir kızımız vardır. Türk Telekom isimli firmadan 2013 yılı eylül ayı içerisinde ayrıldım. İnternette TÜBİTAK kurumuna personel alınacağı ilanını gördüm ve CV doldurarak internet üzerinden TÜBİTAK kurumuna attım. Daha sonra telefon ile TÜBİTAK kurumundan arandım ve İnsan Kaynakları Bölümüne davet edildim. Burada bana mülakat yapıldı ancak benimle kimlerin mülakat yaptığını hatırlamıyorum. Mülakat sonucu olumlu olunca beni 2 hafta sonra yapılacak teknik mülakata davet ettiler. 2 hafta sonra bu mülakata da gittim. Burada benimle mülakatı daha sonra birim amirim olacak Y.Ç. isimli çalışan yaptı. Yapılan ikinci mülakatta olumlu olunca 2013 yılı eylül ayı içerisinde TÜBİTAK Bilgem Siber Güvenlik Enstitüsünde çalışmaya başladım. 2016 yılı ağustos ayına kadar aynı birimde araştırmacı olarak çalıştım. 2016 yılı ağustos ayında yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname ile TÜBİTAK kurumu ile ilişiğim kesildi...A.B. isimli şahıs ile aynı Kurumda çalışıyorduk. Kendisini bu nedenle tanırım, başka hiçbir bağlantım ve ilişkim yoktur. Ş. Ş. ismi tanıdık geliyor ancak şuan hatırlayamıyorum...Benim kesinlikle bu yapı ile bağlantım yoktur. Bana isnat edilenleri kabul etmiyorum..." Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı 31/5/2018 tarihinde tutuklanması istemiyle başvurucuyu Kocaeli Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir. Başvurucunun sorgusu Hâkimlik tarafından aynı tarihinde yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"... Ben emniyet karakolunda ayrıntılı ifademi verdim. Aynısını kabul ve tekrar ederim. Benim bir dönem sadece birkaç sohbete katılmışlığım vardır. Başkaca hiçbir irtibatım olmamıştır. Ş.Ş. isimli kişiyi şuan hatırlayamıyorum. Ancak bu kişi benim köylüm olan A.E. vasıtası ile benimle irtibata geçmiş olabilir. Sohbetleri bu kişinin verdiğini sanıyorum. Ancak sohbetlere düzenli olarak katılmadığım için ben sohbetlere kimin gelip gittiğini tam olarak hatırlayamamakla birlikte, hatırladığım kadarıyla N.P., A.E. ve A.B. isimli kişiler katılırdı. Benim aile yapım itibari ile bu örgüte her hangi bir yakınlığım yoktur. Örgütle ile ilgili başkaca her hangi bir faaliyetim olmamıştır..." Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 31/5/2018 tarihinde tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Şüphelinin 15 Temmuz darbeye teşebbüs eylemini gerçekleştiren FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yöneticisi olduğu hususunda soruşturma dosyası içerisinde bulunan HTS kayıtları ve etkinlik pişmanlıktan yararlanmak amacıyla ifade veren A.B. ve Ş.Ş. isimli kişilerin somut olgulara dayalı ve itibar edilebilir nitelikteki beyanları ile şüphelinin hayatın olağan akışına aykırı beyanları itibari ile kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin mevcut olduğu, tutuklama talebine konu edilen suçlarla ilgili eylemin vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, öngörülen ceza miktarının yüksek oluşu, suç ve şüpheli hakkında delillerin henüz toplanamamış olması, atılı suçların CMK'nun 100/3-a maddesinde belirtilen ve tutuklama nedeni varsayılan katalog suçlardan oluşu, şüphelinin üyesi olduğu iddia edilen örgütün tertiplediği teşebbüs eylemi nedeniyle açık ve yakın tehlikenin henüz tam anlamıyla ortadan kalkmamış bulunması, öngörülen ceza miktarı ile talep edilen tedbir karşılaştırıldığında tutuklama tedbirinin bu aşamada ölçülü kabul edilmesinin gerektiği ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı kanaatiyle ve tutuklama koşullarının oluştuğu kabul edilerek; CMK.nun ve devamı maddeleri gereğince tutuklanmasına... [karar verildi]." Başvurucu 6/6/2018 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiş, Kocaeli Sulh Ceza Hâkimliği tutuklama kararını yerinde bularak 12/6/2018 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: "...dosya kapsamındaki mevcut delil durumu ile şüpheliye verilmesi muhtemel ceza ile müsnet suçun cezasının alt ve üst sınırı dikkate alındığında adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı anlaşılmakla; Kocaeli Sulh Ceza Hakimliğinin kararındaki gerekçelere göre yerinde görülmeyen itirazın reddine... [karar verildi]." Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 6/6/2018 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle hakkında aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına, ne tür hukuka aykırı eylemlerde bulunduğuna ve Tübitak içerisindeki yapılanmasına değinilmiş, devamında ise başvurucu yönünden değerlendirmeler yapılmıştır. İddianamede, başvurucunun gerek organik olarak gerekse örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. Bu suçlamalara esas alınan olgular özetle şöyledir:i. Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan Ş.Ş. adlı kişinin etkin pişmanlık kapsamında verdiği 30/1/2018 tarihli dilekçesinde kendisinin yöneticisi olduğu sohbet grubuna başvurucunun sonradan dâhil olduğunu, 2013-2014 yıllarında söz konusu örgütsel toplantılara katıldığını belirterek fotoğraf üzerinden başvurucuyu teşhis etmesiii. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY'ye üye olma suçu iddiasıyla yürütülen bir soruşturmada şüpheli olarak ifadeleri alınan A.B. ve N.P.nin verdikleri ifadelerinde örgüt evinde birlikte kaldıkları 2013-2014 yıllarında aynı iş yerinde çalıştıkları başvurucunun da Şamil kod adlı Ş.Ş.nin yöneticiliğini yaptığı örgütsel toplantılara düzenli olarak katıldığını belirterek fotoğraf üzerinden başvurucuyu teşhis etmeleriiii. HTS analiz raporunda başvurucunun sohbet grubu yöneticileri ve diğer FETÖ/PDY şüphelileri ile telefon görüşmelerinin olması Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 13/6/2018 tarihinde iddianameyi kabul etmiş ve E.2018/293 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme aynı tarihte tensiple birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Tutuklu sanık Mehmet Kara'nın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, delillerin henüz toplanmamış olması, dosyada mevcut tutanaklar, sanığın soruşturma beyanları ve tüm dosya kapsamına göre kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçun öngördüğü ceza miktarı, atılı suçun CMK nun 100/3 maddesinde sayılan suçlardan olması, sanığın kaçma ve delilleri karartma şüphesinin bulunmasına göre tutukluluk halinin devamına... [karar verildi]." Başvurucu anılan karara itiraz etmiş; Kocaeli Ağır Ceza Hâkimliği, kararı yerinde bularak itirazı 4/7/2018 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu 31/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu hakkındaki yargılamanın 8/8/2018 tarihli birinci celsesinde başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Mahkeme 14/5/2019 tarihli ve E.2018/293 ve K.2019/201 sayılı kararıyla başvurucunun beraatine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "... Her ne kadar sanık Mehmet Karahakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmış olup Türk Ceza Kanununun 314/2, 53/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesini talep edilmiş ise; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme aracı olan bylock programını kullanmadığı, örgüt liderinin talimatına uyarak örgütün bankasına para yatırmadığı, sanıktan ele geçirilen dijital materyallere ait dijital materyal çıkartım raporunda her hangi bir suç unsurunun bulunmadığının belirtilmesi, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında savunması alınan O.Ç.nin beyanında '2007-2008 tarihlerinde sanık Mehmet'i 2-3 kez gördüm, bunu da örgütsel bir faaliyet içinde değil, kardeşini ziyarete geldiğinde görmüştüm, bu dönemden sonra ben ne sanıkla ne de kardeşiyle bir daha görüşmedim, kendileriyle herhangi bir irtibatım da olmadı, olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir' şeklindeki somut olguya dayanmayan beyanın sanığın savunmasını doğrular nitelikte olduğu ve sanığın bir dönem sohbetlere katılmasının sanığın konumu ve kişisel özellikleri de nazara alındığında sanığın bu ilişkisinin sempati ve iltisak boyutunu aşan, örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği bu kapsamda sanığın örgüt üyesi olduğuna örgütle organik bağ kurarak sürekli, çeşitli, ve yoğunluk gerektiren eylemlerde bulunduğuna örgütün kuruluş amaçlarını faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih ettiğine dair savunmasının aksini ispatlayan mahkumiyetine yeterli açık, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanığın örgütsel tavırla hareket ettiğine dair mahkememizce kanaat oluşmadığından ve sanığın suç kastı ortaya konulamadığından sanık hakkında CMK 223/2-c-e maddesi gereğince beraatine... [karar verildi]." Savcılık, başvurucu hakkındaki tanık beyanlarına dayanarak mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği düşüncesiyle karara karşı istinaf talebinde bulunulması üzerine talebi inceleyen Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi 17/9/2020 tarihinde hükmün bozulmasına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...UYAP üzerinden yapılan incelemede, sanık hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/13301 sayılı ihbar dosyasında ihbar edilen sıfatıyla soruşturmanın yürütüldüğü anlaşılmakla; Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesinin sağlanması ve mükerrer yargılamanın ve cezalandırmanın önlenmesi bakımından, her iki iddianın birlikte görülmesi gerektiği nazara alındığında, söz konusu dosyanın akıbeti araştırılıp, sanık hakkında dava açılıp açılmadığı belirlenerek dava açılmamış ise anılan soruşturma dosyasının getirtilip denetime olanak verecek şekilde incelenmesi, dava açılmış olması halinde ise mezkur dosyanın iş bu dosya ile birleştirilmesi suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,Hukuka aykırı, o yer Cumhuriyet Savcısının istinaf istemi bu nedenle yerinde görüldüğünden, CMK'nin 280/1-d maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA,... dosyanın yeniden incelenerek karar verilmek üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine ... [karar verildi.]" Bozma sonrası başvurucu hakkındaki yargılama inceleme tarihinde Mahkemenin E. 2020/155 sayılı dosyasında derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Özkan Mumcu, B. No: 2015/2556, 23/1/2019, §§ 20-