3. Hukuk Dairesi 2016/1781 E. , 2017/11627 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, 12/02/2010 tarihli sözleşme ile ortak servis…
**3. Hukuk Dairesi 2016/1781 E. , 2017/11627 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, 12/02/2010 tarihli sözleşme ile ortak servis işletme konusunda anlaştıklarını, davacının 5.000.00.- TL ödediğini, davacının davalı ...'a 05/11/2010 tarihinde 600 euro,17/12/2010 tarihinde 500 euro gönderdiğini, 13/02/2010 tarihinde davalı ...'e 6.180.00.- TL verdiğini, davalıların kardan pay vermediklerini, davacıya ödediği paraları iade etmediklerini, başlatılan icra takibine itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece; benimsenen ve ticaret hukuku alanında uzman Doç. Dr. ünvanlı bilirkişi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda, davacının alacaklı olduğunu ispatlayamadığı, adi ortaklığın tasfiye edilmesi halinde varsa tasfiye bakiyesinden payını talep edebileceği, olayda tasfiyenin bulunmadığı belirtilmiş, anılan bu rapor aşağıda ayrıntılı olarak açıklanan nedenlerle hükme dayanak alınacak nitelikte bulunmamıştır. Dosyada yeralan adi ortaklık sözleşmesinden davacı ile davalı ... arasında oto servis işletmesi konulu bir adi ortaklık ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı beyanından ve dosyadaki belgelerden adi ortaklığın son bulduğu görülmektedir. Taraflar gelirlerin paylaşılması konusunda anlaşamamışlar, davacı davalılara itirazın iptali davası açmıştır. Somut olayda ortaklığın fiilen son bulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Ortaklık son bulduğuna göre tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir.Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla, tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup, hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır. Bu durumda mahkemece, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 642.madde ve devamı hükümlerince tasfiye işlemi gerçekleştirilmelidir.