T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/3084 KARAR NO : 2025/3183 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ: 10/10/2025 NUMARASI : 2022/292 Esas ASIL DOSYADA DAVALI BİRLEŞEN DAVACI DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit-İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/3084 KARAR NO : 2025/3183 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ: 10/10/2025 NUMARASI : 2022/292 Esas ASIL DOSYADA DAVALI BİRLEŞEN DAVACI DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit-İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada ; Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dilekçesi ile, davacının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce 05.04.2021 tarihinde tescil edilmiş bir şirket olup kumaş ve tekstil ürünlerine ilişkin diğer bitirme (apreleme, pliseleme, sanforlama vb) alanında faaliyet gösterdiğini, davacı ile davalı şirket arasında 13.08.2021 tarihli perakende satış sözleşmesi imzalandığını, ilk başlarda elektrik sayacı imalathanenin içinde olup davacının birkaç ay bu şekilde elektrik kullandığını, davalı şirket görevlileri sayacı buradan okuyarak fatura düzenlediği ve faturaların düzenli olarak ödendiğini, kesinlikle kaçak elektrik kullanılmadığını, ayrıca sayaçta uzaktan okuma sistemi bulunduğunu, dava konusu faturaların düzenlenmesinden yaklaşık 4 ay kadar önce davalı şirket çalışanlarınca elektrik sayacının yeri değiştirilerek sayacın bulunduğu pano, mühürlendiğini ve panonun anahtarları sadece davalı şirket çalışanlarında bulunduğunu, dolayısıyla davacı veya çalışanlarının sayaca ve panoya müdahale durumu söz konusu olmadığını, görüntü kayıtlarında da anlaşılacağı şekilde, davalı şirket çalışanları 14.04.2022 tarihinde gece saat 00:00 sıralarında davacı şirketin imalathanesine gelerek kaçak usulsüz elektirik kullanım tespit tutanağını düzenlediklerini, sayacın taşınması tamamen davalı şirket çalışanları tarafından yapıldığını, sayaçta bir hata varsa, bu davalı şirket çalışanlarından kaynaklanan bir durumdur ve bundan davacının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, 27.04.2022 tarihinde müvekkili tarafından davalı şirkete dilekçe ile müracaat edilerek faturalara itiraz edilmiş ve işleme dayanak yapılan belge, resim ve görüntülerin verilmesi talep edildiğini, tutanakta görüntü kaydının olduğu yazılmış ise de bu görüntülerin verilmediğini ve tutanağı düzenleyen davalı şirket çalışanlarının isim, sicil numarası ve imzası bulunmadığını, aynı tarihli iki adet faturadan birisi 1.553.321,43-TL diğeri 474.557,87-TL tutarında olup her iki farurada da okuma günü, tek zamanlı, gündüz, puant, gece, endüktif ve kapasitif gibi enerji tüketimine ilişkin bilgiler yer almadığını, davaya konu astronomik fatura bedeli, 05.05.2022 tarihine kadar, yani ramazan bayramının hemen ertesi günü ödenmez ise, elektrik kesintisi yapılacağı tehdidi ile davacıdan zorla tahsil edilmeye çalışıldığını, davacının toplam 2.027.879,30-TL bedelindeki bu astronomik rakamı ödemesi mümkün olmadığını, neticeten faturaların icra takibine konu edilmemesi ve edilirse icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, işbu dava süresince 20.04.2022 tarihinde düzenlenen iki adet faturanın ödemelerinin durdurulması ve bu faturaların ödenmemesıne ıstınaden elektrik kasintisi yapılamayacağına ilişkin teminatsız şekilde, mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat karşılığında tedbir kararı verilmesini, davanın kabulü ile davacının kaçak elektrık kullanmadığı ve haksız ve hukuksuz şekilde davalı kurumca kesilen ve toplam 2.027.879,30-TL bedellı 2 adet fatura karşılığında davacının borçlu olmadığının tespiti yönünde hüküm kurulmasını talep etmiştir.Mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin 28.04.2022 tarihli ara kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2022/1295 E. 2022/1555 K ve 26//05/2022 tarihli ilamı ile;"Davacının ara karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile, tedbirin reddine dair 28.04.2022 tarihli ara kararın HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca düzeltilmesiyle yeniden esas hakkında; Davacının tedbir talebinin kabulü ile davacıya ait işyerinde 1.553.321,43 TL ve 474.557, 87 TL fatura miktarları ve tutanaklarla sınırlı olmak üzere elektriğin kesilmesinin, bu miktarın %15 oranında teminatın davacı tarafça yatırılması kaydıyla, HMK 389. maddesi kapsamında tedbiren dava sonuna dek durdurulmasına,Davacının tedbir talebinin kabulü ile davacıya ait işyerinde 1.553.321,43 TL ve 474.557,87 TL fatura miktarları ve tutanaklarla sınırlı olmak üzere faturaların icra takibine konu edilmesinin faturalar toplamının %15 oranında teminatın davacı tarafça yatırılması kaydıyla, İİK'nın 72/2 maddesi kapsamında tedbiren dava sonuna dek durdurulmasına,Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,Teminatın ilk derece mahkemesince alınmasına,Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin esas kararla birlikte mahkemesince değerlendirilmesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 26/05/2022 tarihinde karar verilmiştir.Birleşen davada ;Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; "Davalı/borçlunun kullanımında 7161453000 sayılı tüketim noktasına ait mahalde 14.04.2022 tarihinde kurum tarafından yapılan kontrollerde sayaca girmesi gereken işletme nötrü sayaç öncesinde izole edilerek kaçak elektrik kullanıldığının tespit edilmesi üzerine H/512435 seri numaralı Kaçak Elektrik Tespit Tutanağı tanzim edildiğini, bu tutanağa istinaden zabıt tarihlerinde cari olan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği gereği 378007kWh karşılığı 1.553.321,43-TL tutarında kaçak, 356932kWh karşılığı 474.557,87-TL kaçak ek faturası tanzim edildiğini ve toplamda 2.027.879,30-TL tutarında kaçak elektrik tüketim tahakkuku yapıldığını, davalı borçlu aleyhine yukarıda arz edilen kaçak elektrik bedeline gecikmiş gün faizi ve faizin KDV'si ilave edilerek 2.035.536,58-TL'nin tahsili amacıyla İstanbul 25. İcra Müdürlüğü ...5 Esas sayılı takip dosyası ile ödeme emri gönderildiğini, davalı borçlu tarafından borca itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu belirterek öncelikle davalı/borçlunun taşınır, taşınmaz malları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerinde İİK m. 257 gereği dava ve takip kesinleşinceye kadar teminatsız veya mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına,işbu davanın HMK m.166 gereği İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/292 E. Sayılı dosyası ile birleştirilmesine, İstanbul 25. İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz İTİRAZININ İPTALİ ile takibin devamına, davalı/borçlu aleyhine hükmolunacak meblağın % 20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davacı ...'ın ihtiyati haciz talebine ilişkin olarak ;Somut durumda talep dilekçesi incelendiğinde; ihtiyati haciz talebi açısından vadesi gelmiş alacak şartında BAM tarafından verilen tedbir kararına aykırılık teşkil edeceği, mal kaçırma açısından ise bir delil ibraz edilmediği gerekçesi ile;birleşen davada davacının ; "1-İhtiyati haciz talebinin REDDİNE,2-Ara kararın taraflara tebliğine" dair istinaf kanun yolu açık olmak üzere 06/09/2022 tarihinde karar verilmiştir.Bu kararın davacı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2022/2323 E. 2022/2464 K.sayılı 28/09/2022tarihli ilamı ile ;"Birleşen dosya davacısının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine" dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 28/09/2022 tarihinde karar verilmiştir.Davalı-birleşen dosya davacısı ... vekili 09/10/2025 tarihli duruşmada ;"Rapora karşı beyan süremiz dolmamıştır, rapor ve ek raporda kaçak elektrik kullanımı tespit edilmiştir, bu nedenle tedbir kararının kaldırılmasını, ihtiyati haciz talebini ise yineleyerek ihtiyati hacze karar verilmesini "talep etmiş olmakla,mahkemece;1-Taraf vekillerinin ek rapora karşı beyan süresinin dolmasının beklenilmesine,2-Yiğit vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesindeki ... log kayıtlarının celbine ilişkin talebi doğrultusunda müzekkere yazılmasına,3-Rapora karşı beyan süresi dolduktan sonra ek rapora itirazlar hakkında ikinci ek rapor alınıp alınmayacağı veya yeni bir heyetten rapor alınıp alınmayacağı hususunda celse arasında ara karar kurulmasına,4-... vekilinin tedbirin kaldırılması ve ihtiyati haciz verilmesi talebinin bu aşamada reddine, bu hususta gerekçeli ara karar kurulmasına" karar verilmiş,bilahare buna dair gerekçeli kararın yazıldığı görülmüştür.İhtiyati tedbire itirazın reddi ve ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin gerekçeli kararda;"Dosya kapsamında alınan Prof. Dr. ...'in 10.06.2023 tarihli bilirkişi raporu ile 25.09.2025 tarihli ek bilirkişi raporu arasında önemli çelişkiler bulunmaktadır. Mergen raporu davacının sayaç panosuna fiziksel erişiminin olmadığını ve kaçak kullanım iddiasının teknik açıdan tutarsız olduğunu tespit ederken, ek rapor davacıyı sorumlu tutmuştur. Bu çelişki, uyuşmazlığın esasının henüz netlik kazanmadığını göstermektedir.Taraflar her iki bilirkişi raporuna da itiraz etmiş olup, bilirkişi raporları arasındaki bu çelişkilerin giderilmesi için bilirkişi heyetinden ek rapor alınması zarureti hasıl olmuştur. Dolayısıyla, davalının kaçak elektrik kullanımı iddiası henüz yaklaşık ispat edilememiş olmakla;"1-İhtiyati tedbir talebine itirazın ve ihtiyati haciz talebinin REDDİNE,2-Ara kararın taraflara tebliğine"dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere 10/10/2025 tarihinde karar verilmiştir.Kararı asıl dosya davalı-birleşen dosya davacısı ... vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde;ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için kanunun aradığı şartların gerçekleşmediği,yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı,karşı tarafın kaçak elektrik kullandığına dair video kayıtlarının ve delillerin dosyada olduğu,tedbirin %15 taminatla verilmesinin usule aykırı olduğu,%100 teminata hükmedilmesi gerektiği,tedir kararının kamu zararının önlenmesinin önüne geçtiği,tedbir sonuçlarının mahkemece değerlendirilmediği,anayasal haklara aykırılık teşkil ettiği belirtilerek ihtiyati tedbirin kaldırılmasını,ihtiyati haciz yönünden ise,yaklaşık ispat koşullarının oluştuğu,fotoğraf,video kaydı,bilirkişi raporu ve ek rapor kapsamında ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiği belirtilerek taleplerinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılmasını talep etmiştir.İhtiyati tedbir talebinin mahkemece reddi üzerine istinaf edilmesi sonrası Dairemizce ihtiyati tedbir kararının kesin olarak verildiği,ortada istinafı kabil karar olmadığı anlaşılmakla;Asıl dosyada davalının ihtiyati tedbire itiraz yönünden istinaf talebinin HMK 394,396, ve 352. maddeleri uyarınca istinafı kabil karar olmadığından reddi gerekmiştir.Birleşen davada davacı ...'ın istinaf talebinin ise;Dava, kaçak kullanıma dayalı tahakkuk eden fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile ihtiyati haciz talebine ilişkindir.İstinafa gelen uyuşmazlık ise ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda, ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar."Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.).Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir.Bu noktada ölçülülük ilkesinin niteliği üzerinde durulmasında fayda görülmektedir.Bir hukuk sistemi ancak ilkeler sayesinde korunur, yaşar ve gelişir. İcra hukukunda anayasal ilkeler bakımından gözetilmesi gereken en önemli ilkelerin başında ölçülülük ilkesi gelmektedir. Çünkü cebri icra tedbirlerinin birçoğu temel hak ve özgürlüklere müdahale sonucu doğurmaya elverişlidir. Bu nedenle tedbir ve işlemlerin uygulanması aşamasında ulaşılmak istenen amaca yönelik kullanılan aracın ölçülülüğü önem arzetmektedir.Ölçülülük ilkesi, Anayasa’da belirtilen sınırlama nedenlerine dayanılarak temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasında öngörülen amaç ile sınırlanan hak arasındaki dengeye ilişkindir.Bu ilke demokratik ülkelerde temel hak ve özgürlüğün kural, sınırlamanın istisna olma anlayışından ileri gelmekle birlikte öğretide farklı şekilde yapılan tanımlamalarla ifade edilmiştir. . Ölçülülük ilkesinin unsurlarına bakış açısının farklılıklarından kaynaklanan bu tanımlamalar öz bakımından aynıdır, fakat ölçülülük ilkesinin farklı unsurlarını ön plana çıkarmaktadır. Kapsayıcı ve kuşatıcı nitelikte yapılan bir tanımda ölçülülük ilkesi “bir özgürlük ya da hakkı sınırlamada başvurulan aracın sınırlandırmayla ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olması, sınırlandırma aracının amaç için gerekli olması, araçla amaç arasında ölçülü bir oran bulunması” şeklinde ifade edilmiştir. Ölçülülük ilkesi Danıştay kararlarında ise, “adil denge”, “gerekli denge”, “adil bir oran ”, “fiil ile ceza arasında uyum” gibi kavramlarla ifade edilmiştir. Bu bağlamda, yukarıda belirtilen yüksek mahkeme tarafından belirtilen ölçülülük ilkesinin, takibe konu alacağın belli bir oranının haczedilebileceği anlamında yorumlanmasının hatalı olduğu görülmektedir. Yüksek mahkeme tarafından değinilen ölçülülük ilkesinin, mahkemece yargılama sonunda alacağın varlığı hakkında karar verilmeden önce ihtiyati haciz kararı verilmesinde kişi temel hak ve özgürlüğünün tedbir kararı ile sınırlanıp sınırlanamayacağına ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta; davacı elektrik dağıtım şirketi olan ... kaçak tespit tutanaklarına dayanarak yaptığı hesaplama kapsamında tahakkuk eden fatura alacağına dayalı talepte bulunmaktadır. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğunun yukarıda açıklandığı, bu haliyle takibe konu alacağın miktar olarak varlığının yargılama aşamasında sunulan deliller ve bilirkişi raporuyla belirleneceği, gelinen aşamada takip konusu alacağın yaklaşık olarak ispatlanamadığını kabul zorunludur. Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında esasen aynı ilkeler benimsenmiş olup somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğinin belirtilmiş olduğu, davacı tarafından alacağın varlığını "yaklaşık ispat"a elverişli başkaca delil sunulmamış olduğu, uyuşmazlık konusu kaçak kullanım ve kullanım sonucu tahakkuk edecek miktarın yargılamaya muhtaç olduğu açıktır. İhtiyati haciz talep eden, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını ve yahut da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispata yarar iddia ve delil de sunmadığı anlaşılmaktadır. Dosyanın bulunduğu aşama itibariyle, talep edilen alacağın süre, kurulu güç ve miktar olarak yargılamayı gerektirdiği, alınan bilirkişi raporuna karşı itirazların değerlendirilmesi gerektiği de gözetilerek, İİK 257-258 vd maddeleri gereği ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı, yukarıda belirtildiği üzere takip kesinleşmeden ve davalı borçlu hakkında verilecek ihtiyati haciz kararının ihtiyati hacizde ölçülülük ilkesiyle de bağdaşmayacağı anlaşılmakla mahkemece birleşen davada ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi isabetli bulunmuştur. Bu itibarla,birleşen davada davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; A-Asıl dosyada davalının ihtiyati tedbire itiraz yönünden istinaf talebinin HMK 394,396, ve 352. maddeleri uyarınca istinafı kabil karar olmadığından reddine,B-Birleşen davada davacının istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Asıl dosya davalısı- birleşen dosya davacısı ...'dan Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 11/12/2025 GEREKÇE MUHALEFETİ İhtiyati haciz talep edenin kaçak elektrik kullanım bedelinin tahsili talebiyle yoluyla ihtiyati haciz talep ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece ihtiyati haciz talebi reddedilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla, istinaf konusu kararın niteliğine göre, bu aşamada uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluş- madığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı noktasındadır. 2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir: Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya ken- disi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”, Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi; “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir.İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içer- mektedir. Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın- dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çer- çevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Söz- leşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı ver- miştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin müm- kün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulu- nandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlen- memesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getiril- memekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tara- fından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E- 2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). İhtiyati haciz talep edenin istinaf dilekçesinde atıf yaptığı Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'- nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle" kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden,alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahke- menin, 'ölçülülük ilkesi'ne uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceği" belirtilmiştir.Sonuçta; her talebin somut olayın özelliği, ibraz olunan deliller ve tüm dosya kapsa- mına göre değerlendirileceği gerçeği, mahkeme ve hakim önüne getirilen tüm uyuşmazlıklar için geçerlidir. Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tari- hinde muaccel olacağından, koşulların bulunması halinde "ölçülülük ilkesi" de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da, bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahke- menin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğu hususu yukarıda açıklanmıştır. Somut uyuşmazlıkta; kaçak kullanım türü ve yerinin niteliği, süresi, hesaplamada esas alınacak diğer unsurlar yönünden ispat yükü ihtiyati haciz talep eden üzerindedir. Elektrik dağıtım şirketi olan ... alacağını yaklaşık ispat noktasında; kaçak tespit tutanaklarına, bu tutanağa dayanarak yaptığı tahakkuk ve faturalara, kaçak kullanımını gösterir video kayıtlarına dayanmıştır.1.Alacağın dayanağını oluşturan 14/04/2022 tarihli H/512435 nolu tutanağın ... çalışanları tarafından, davalı borçlunun kullanımında bulunan kot yıkama işyeri olarak kullanılan binada sözleşmeli kayıtlı tesisata müdahale ederek elektrik enerjisi kullandığından bahisle düzenlendiği, görülmüştür.2.Asıl dosya davacısı birleşen dosya davalısının beyan dilekçelerinde kaçak kullanımı kabul etmediği ,ilk başlarda sayacın imalathane içerisindeyken ... çalışanlarının imalathane içerisinde sayaç okumasının zor olduğundan bahisle imalathanenin dışına çıkardıklarını ve sayaç değiştirme tutanağının bulunduğunu beyanla sayaç değiştirme tutanağını ibraz ettiği görülmüştür. 3.Dosya içerisinde mevcut dairemiz 2022/2323-2464 E.K.sayısı ile aynı tutanak ve aynı dosyaya ilişkin ihtiyati haciz ret kararının istinafına ilişkin yapılan inceleme neticesinde, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verildiği görülmüştür.Neticede; dava konusu kaçak kullanım ve buna bağlı alacağın yargılamaya muhtaç olduğu, mevcut durum itibariyle ihtiyati haciz yönünden "yaklaşık ispat"ın sağlanmadığı ve ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle sonucu itibariyle doğru çoğunluğun kararına iştirak etmekteyim. 11/12/2025