12. Ceza Dairesi 2013/14125 E. , 2014/7166 K. "" Tebliğname No : 4 - 2013/134873 Mahkemesi : Muğla Sulh Ceza Mahkemesi Tarihi : 21/07/2010 Numarası : 2010/1358-2010/1315 Suç : Kişilerin huzur ve sükunu bozma Kişilerin huzur ve sükunu bozma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına u…
**12. Ceza Dairesi 2013/14125 E. , 2014/7166 K.** **"İçtihat Metni"** Tebliğname No : 4 - 2013/134873 Mahkemesi : Muğla Sulh Ceza Mahkemesi Tarihi : 21/07/2010 Numarası : 2010/1358-2010/1315 Suç : Kişilerin huzur ve sükunu bozma Kişilerin huzur ve sükunu bozma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin bir nedene dayanmayan diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak, Özel hayat kavramı; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içerir. Bu nedenle, kamuya açık alanda bulunulması, bu alandaki her görüntü veya sesin dinlenilmesine, izlenilmesine, kaydedilmesine, sürekli ve izinsiz olarak elde bulundurulmasına rıza gösterildiği anlamına gelmez. Kamuya açık alanda bulunulduğunda dahi, “kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik” prensibi geçerli olup, kamuya açık alandaki kişinin, gün içerisinde yaptıkları, gittiği yerler, kiminle niçin, nasıl, nerede ve ne zaman görüştüğü gibi hususları tespit etmek amacıyla sürekli denetim ve gözetim altına alınması sonucu elde edilmiş bilgileri ya da onun başkalarınca görülmesi ve bilinmesini istemeyeceği, özel yaşam alanına girdiğinde şüphe bulunmayan faaliyetleri özel hayat kavramı kapsamına dahildir; ancak, süreklilik içermeyen ve özel yaşam alanına dahil olmayan olay ve bilgiler ise bu kapsamda değerlendirilemez. Sonuç olarak, bir olay ya da bilginin, özel hayat kavramı kapsamına girip girmediği belirlenirken, kişinin toplum içindeki konumu, mesleği, görevi, kamuoyu tarafından tanınıp tanınmadığı, dışa yansıyan davranışları, rıza ve öngörüleri, içinde bulunduğu fiziki çevrenin özellikleri, sosyal ilişkileri, müdahalenin derecesi gibi ölçütler göz önüne alınmalıdır. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre, şikayetçi mağdurlar Ebru, Yasemin ve Songül'ün, tatillerini geçirdikleri Akyaka sahilinde denize girip çıktıkları sırada, sanık Oral'ın, yanında getirdiği el kamerasının çekim yönünü, üzerlerinde bikini olan mağdurlara doğru odaklayarak, onların bilgi ve rızaları dışında, görüntülerini kaydettiği iddiasına konu olayda, Sanığın, genel olarak deniz ve manzara çekimi yaptığı yönündeki savunmasının aksine, tespiti yapılan görüntüler incelendiğinde, denizde yüzen ve sahilde bulunan çok sayıda kişinin arasından sadece yetişkin bayanlar seçilerek ve her bir bayanın erojen bölgeleri odaklanarak çekimin gerçekleştiği anlaşılmakla,