T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/2171 Esas KARAR NO : 2026/79 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/124 KARAR NO : 2025/960 KARAR TARİHİ : 05/11/2025 KESİNLEŞME TARİHİ : 17/12/2025 İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ : İZMİR 23.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/148 KARAR NO : 2024/496 KARAR TARİHİ : 03/12/2024 KESİNLEŞME TARİHİ : 04/02/2025…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/2171 Esas KARAR NO : 2026/79 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/124 KARAR NO : 2025/960 KARAR TARİHİ : 05/11/2025 KESİNLEŞME TARİHİ : 17/12/2025 İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ : İZMİR 23.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/148 KARAR NO : 2024/496 KARAR TARİHİ : 03/12/2024 KESİNLEŞME TARİHİ : 04/02/2025 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ : 19/01/2026 G.KARAR YAZIM TARİHİ: 02/02/2026 İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ile İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yeri belirlenmesi yoluyla giderilmesi İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından talep edilmiş olmakla dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı alacaklı vekili dava dilekçesinde özetle, taraflarınca davalı borçlu aleyhine İzmir 6. İcra Dairesi 2024/1273 Esas sayılı takip dosyasında başlatılmış olan ilamsız icra takibine davalı yanın hukuka, usule ve yasaya aykırı bir şekilde itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, müvekkilinin karşı yan ile aralarındaki güven ve ticaret ilişkisine dayanarak karşı yanın banka hesabına 2022 ve 2023 yılları arasında yaklaşık bir yıl boyunca çeşitli tarihlerde borç gönderdiğini, ilgili banka dekontları incelendiğinde müvekkilinin dekontlardaki açıklama kısmına "borç" yazdığının görüleceğini, söz konusu borcun ödenmediğini belirterek davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin, 03/12/2024 tarih, 2024/148 Esas, 2024/496 Karar sayılı kararı ile davalının .... Şirketi’nin (VKN:...) sahibi olduğu, davacı tarafın ise söz konusu şirkette 04.07.2017-27.01.2024 tarihleri arasında mühendis olarak çalışan personel olduğu, tarafların arasında dava konusu alacak-borç ilişkisi oluşmuş olup, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, bu kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür. Dosyanın gönderildiği İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesince 05/11/2025 tarih, 2025/124 Esas, 2025/960 Karar sayılı kararı ile, davacının dava dilekçesinde ilişkinin borç ilişkisi olduğunu belirterek davadaki hukuki sebebini sebebsiz zenginleşmeye dayandırdığı, dosyaya sunulan dekontlarda davacı şahsi hesabından davalının şahsi hesabına ödemede bulunulduğu ve açıklama kısmına "borç" şeklinde açıklamada bulunulduğu, davalı tarafın şahsi hesabına gönderilen paraları kendi şirketine aktarması durumunun davayı ticari dava haline getirmeyeceği, dolayısıyla davacının ve davalının tacir sıfatına haiz olmadığı, davacının ve davalının tacir sıfatına sahip olmaması sebebiyle davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca davanın TTK.'nın 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle görevli mahkemenin İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna dair karşı görevsizlik kararı verilmiş, bu kararın da istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. TTK'nın 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinde de ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları yer almaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 114/1.c bendinde mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmış, aynı yasanın 115/2. fıkrasında ise dava şartı yokluğu halinde davanın usulden reddedileceği öngörülmüştür. Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Somut olayda, yazılan yazı cevaplarına göre gerçek kişi olan davacı ve davalının şahsi mükellefiyetlerinin bulunmadığı, davacı ve davalının ayrı ayrı dava dışı şirketlerin ortağı oldukları anlaşılmış ise de davacı ve davalının ortak ya da şirket yetkilisi olması durumunun kendilerine tacir sıfatını kazandırmayacağı, davacı alacaklının dava dilekçesinde belirttiği ilişkinin borç ilişkisi olduğunu ve davanın hukuki sebebini sebepsiz zenginleşmeye dayandırdığı, dosyaya sunulan dekontlarda davacının şahsi hesabından davalının şahsi hesabına yapılan ödemelerde açıklama kısmına "borç" şeklinde açıklamada bulunulduğu, davalı borçlu tarafın şahsi hesabına gönderilen paraları kendi şirketine aktarması durumunun davayı ticari dava haline getirmeyeceği, ayrıca davanın TTK.'nın 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, açıklanan nedenlerle İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere 6100 sayılı HMK'nun 21 ve 22.maddeleri gereğince İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, Dosyanın yargı yeri belirlenmesi talep eden mahkemesine iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-c maddesi gereği KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/01/2026