Başvuru, ceza infaz kurumunda gerçekleştirilen detaylı arama uygulaması, sosyal ve kültürel faaliyetlere sınırlama getirilmesi ile bu uygulamalara yönelik itirazın reddi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; ceza infaz kurumunda gerçekleştirilen detaylı arama uygulaması, sosyal ve kültürel faaliyetlere sınırlama getirilmesi ile bu uygulamalara yönelik itirazın reddi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan müebbet hapis cezası hükümlüsü olarak Marmara 7 Numaralı L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Kurum) bulunmaktadır. Kurum bünyesinde, her açık görüş sonrası mahpuslar detaylı aramaya tabi tutulmaktadır. Başvurucu söz konusu uygulamanın kaldırılması istemiyle Silivri İnfaz Hâkimliği nezdinde talepte bulunmuştur (Başvurucunun aynı talep dilekçesinde sosyal ve kültürel faaliyetler kapsamındaki talepleri yargı makamlarınca değerlendirmeye konu edilmiş ise de başvuru süreci ile incelemenin kapsamı -bkz. §§ 6, 8- dikkate alınarak anılan talebe ilişkin hususlar detaylandırılmamıştır.). Başvurucu, talep dilekçesinde aramanın gerçekleşme şekline/personelin edimine dair bir itiraz ileri sürmemiş; uygulamanın gerekli olmadığına, detaylı arama yapılmasının şartlarının oluşmadığına dikkat çekmiştir. İnfaz Hakimliği konuya ilişkin olarak Kurumdan bilgi ve belge talebinde bulunmuştur. Kurum 26/2/2020 tarihli yazıda; Kurum bünyesinde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyeliği suçundan tutuklu/hükümlü çok sayıda mahpus bulunduğunu ve bu kişilerin örgütsel haberleşme, talimat alma gibi güvenlik zafiyeti oluşturabilecek eylemlerinin ve örgütsel provokasyonlarının önlenmesi, dış dünya ile olan örgütsel bağlarının takip edilmesi, yasaklı eşyaların içeri alınmasının önüne geçilmesi bağlamında arama faaliyetlerinin kritik önem taşıdığını vurgulamıştır. Ayrıca 2019 yılında Kurum içi güvenliği tehlikeye atan 55 vakanın gerçekleştiğini, Kurum personelinin ve mahpusların güvenliğini ve Kurum düzenini sağlamak adına söz konusu uygulamanın yapıldığını açıklamıştır. Son olarak söz konusu uygulama için ayrıca bir karar almadığını, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılıCeza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat çerçevesinde aramaların gerçekleştirildiğini belirtmiştir. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 24/2/2020 tarihli mütalaasında Kurumun uygulamayı 5275 sayılı Kanun'a uygun olarak gerçekleştirdiğini, bu nedenle talebin reddi gerektiğini ifade etmiştir. İnfaz hâkimliği 9/3/2020 tarihli kararı ile başvurucunun talebini reddetmiştir. Gerekçede; Kurum tarafından güvenlik ve örgütsel faaliyetlerin önlenmesi saikiyle (bkz. § 3) uygulama yapıldığı, keyfîliğin söz konusu olmadığı, ayrıca aramaların insan onuruna saygının esas alınarak, kimsenin göremeyeceği şekilde, mahpusların hemcinsi olan görevlilerce, 5275 sayılı Kanun'a uygun olarak gerçekleştirildiği ifade edilmiştir. Başvurucunun,ilk talep dilekçesindeki iddialara benzer hususları ileri sürerek Silivri Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde karara karşı yaptığı itiraz 8/5/2020 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu, nihai hükmü 20/5/2020 tarihinde öğrenmesinin ardından 10/6/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi 14/7/2021 tarihli kararı ile adli yardım talebini geçici olarak kabul ettiği başvurucunun adil yargılanma hakkı ile maddi ve manevi varlığın korunması hakkına yönelik ihlal iddialarının kabul edilemez olduğuna hükmetmiş; detaylı arama uygulamasına yönelik ihlali iddiasının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.