Başvuru, gözaltındayken kötü muameleye maruz kalınması nedeniyle yapılan şikâyetin etkili şekilde soruşturulmadığı iddiasına ilişkindir.
Başvuru, gözaltındayken kötü muameleye maruz kalınması nedeniyle yapılan şikâyetin etkili şekilde soruşturulmadığı iddiasına ilişkindir. Başvuru 11/10/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 3/11/2017 tarihinde saat 00 sıralarında polis memurları tarafından yapılan kimlik kontrolü sırasında üzerinde sahte kimlik belgesi bulunması ve hakkında yakalama kararının olduğunun anlaşılması üzerine yakalanarak polis merkezine götürülmüştür. Yakalama ve Olay Tutanağı ile 3/11/2017 tarihinde ve saat 00'te düzenlenen Adli Kolluk Cumhuriyet Savcısı Görüşme Tutanağı'nda başvurucunun kimlik tespiti sırasında "direnerek görevlilere zorluk çıkarttığı, direnişini etkisiz kılmaya yetecek kadar kademeli olarak güç kullanıldığı" ibaresi yer almaktadır. 4/11/2017 tarihinde saat 24'te düzenlenen gözaltına giriş adli muayene raporunda darp ve cebir izine rastlanmadığı kaydedilmiştir. Raporda başvurucunun giysilerinin tamamen çıkarıldığına ilişkin kutucuk işaretlenmiş olup muayeneye güvenlik görevlisinin katıldığına ilişkin kutucuk işaretlenmemiştir. Başvurucu hakkında alınan başka bir adli muayene raporuna dosya kapsamında rastlanmamıştır. Başvurucu 4/11/2017 tarihi saat 10:49'da müdafi ile görüştürülmüştür. Başvurucu 9/11/2017 tarihinde tutuklanarak Sincan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna yerleştirilmiştir. Başvurucu 14/2/2018 tarihinde vekili aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçeyle yakalandığı sırada polis aracının içinde sözlü şiddete maruz kaldığını, polis merkezine götürüldükten sonra ise kötü muameleye maruz kaldığını ileri sürmüştür. Başvurucunun dilekçesinde öne sürdüğü hususlar özetle şöyledir:i. Yakalanması sonrasında ekip otosuna bindirilmiş, polis memurlarının ismini sorması ve kendisinin buna cevap vermemesi üzerine ''Sen şu gözlüğü çıkar, ben seni konuşturmayı bilirim." denmiş, ters kelepçe takılarak sivil araca bindirilmiş, polis merkezine götürülmüştür. Polis merkezinde sağda bulunan bir odaya sokulmuş, sorulara cevap vermemesi üzerine burada yüzüne, çenesine tokat ve yumrukla üç dört defa vurulmuş, konuşmaya devam etmemesi üzerine başka bir odaya götürülmüş, üstünü çıkarması ve yere uzanması söylenmiştir. Sadece iç çamaşırı kalacak şekilde üzerini çıkarmış ve yüzükoyun uzanmış hâldeyken vilada sapına benzer bir sopa ile sırtına ve kalçalarına altı yedi defa vurulmuş, küfredilmiş, sopa ile tecavüz edilmekle tehdit edilmiştir. ii. Cevap vermemesi üzerine polis memurları eylemlerinden vazgeçmiştir. Kendisini kaldırıp üstünü giydirdikten sonra muayeneye götürmüşler, burada aynı polisler muayene odasına girmiş ve söylemesine rağmen doktor, polisleri dışarı çıkarmamıştır. Doktor yalnızca başına ve boynuna bakarak, kıyafetlerini çıkarmaksızın rapor düzenlenmiştir. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucunun müşteki sıfatıyla, başvurucu hakkında yapılan işlemlerde görev alan iki polis memurunun ise şüpheli sıfatıyla beyanları alınmıştır. Polis memurlarının olaya ilişkin anlatımları şöyledir:"...yolda üç şahsın yürüdüğünü görmemiz üzerine, şahıslardan kimliklerini ibraz etmelerini istedik, ancak üç şahıstan ismini sonradan Celil olarak öğrendiğim şahıs, bize kimlik ibraz etmesine rağmen tedirgin hareketlerini gözlemledik. Şahsın ibraz ettiği ehliyet üzerinde T. numarası yazmayınca, biz kendisinden üzerinde T. kimlik numarası olan bir kimliği ibraz etmesini istedik. Bunun üzerine şahıs cebinden nüfus cüzdanı fotokopisini çıkarttı. Nüfus cüzdanı üzerindeki fotoğraf ile daha önceden ibraz ettiği ehliyet üzerindeki fotoğraf uyuşmayınca, soyismini şuan hatırlamadığım ancak yanımda bulunan, resmi kıyafetli Ahmet isimli polis memurunun elinde bulunan nüfus cüzdanı fotokopisini yırttı. Akabinde şahsa sen kimsin diye soru yönelttiğimizde hiç cevap vermedi, kendisine kimlik bilgileri konusunda açıklama yapmakta zorunlu olduğunu ve idari yaptırımın olduğunu söyledik. Şahsın kimlik bilgilerini vermeme konusunda ısrarcı olması üzerine, kendisine parmak izi alacağımızı söyleyince şahıs, gerçek kimlik bilgilerimi size vereceğim diyerek bir T. kimlik numarası verdi. Bu T. numarasından yaptığımız sorgulamada, şahsın FETÖ soruşturmasından yakalaması olduğunu anladık. Bunun üzerine şahsı, gözaltı kararına esas olmak üzere Etimesgut Sait Ertürk Devlet Hastanesine giriş çıkış raporlarının alınması için götürdük. Akabinde şahsı Etimesgut Polis Merkez Amirliğine götürdük, ... herhangi bir kötü muamelede bulun[ulmadı.]" Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"...Mahkeme tarafından çıkartılan yakalama kararının infazı amacıyla şüpheli polis memurunun kendisinden kimlik ibrazını istediği, müştekinin cebinden nüfus cüzdanı fotokopisini çıkarttığı, nüfus cüzdanı üzerindeki fotoğraf ile daha önceden ibraz ettiği ehliyet üzerindeki fotoğrafın uyuşmaması ve şahsın şüpheli hakaretler sergilemesi üzerine şüpheli polis memurunun, Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu'nun maddesinde ifadesini bulan 'Zor Kullanma' yetkisini ifa ettiği, aynı maddede 'Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir' hükmünün yer aldığı, zor kullanma yetkisi bulunan kamu görevlisi sıfatına haiz Polis memurunun görevinin gerektirdiği fiziksel ölçüde fiziksel güç uygulamasının 5237 sayılı TCK'nın Maddesindeki kamu görevinin yerine getirilmesine dayanan Hukuka uygunluk nedeni oluşturduğu, dolayısıyla kamu görevlisinin görevinin gerektirdiği ölçüde kullanacağı kuvvet nedeniyle bir kişinin yaralanmış olsa dahi eylemi hukuka uygunluk sayılacağı için suç teşkil etmeyeceği hususu her türlü izahtan vareste bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Şüpheli polis memuruna isnat edilen Zor Kullanma Yetkisinin Aşılması Nedeniyle Basit Yaralama suçundan dolayı Suç Unsuru Yokluğu nedeniyle kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına...[karar verilmiştir.]" Başvurucunun kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yaptığı itiraz reddedilmiştir.