İSTİNAF KARAR TARİHİ : 09/02/2026 G. KARAR YAZIM TARİHİ : 11/02/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalı şirket ile 07/08/2017 tarihinde s…
T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/04/2024 NUMARASI : ... Esas - ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : ........ VEKİLLERİ : Av.....Av..... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 09/02/2026 G. KARAR YAZIM TARİHİ : 11/02/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalı şirket ile 07/08/2017 tarihinde sözleşme imzalayarak vinç satın aldığını, sözleşmede vincin kanca altı olarak adlandırılan kısmının yüksekliğinin 12 m olarak belirtildiğini, kurulumu yapılan vinçte bu kısmın yüksekliğinin 7,5 m. olarak yapıldığını, bu eksikliğin vinci kullanılamaz hale getirdiğini ve 3 hafta boyunca gereken işlerin yapılmasına engel olduğunu, vincin kurulumu sırasında, davalı şirket tarafından ayak kısmının uzun olduğu gerekçesiyle ayak kısmının kesildiğini ve kanca altı yüksekliğinin bu işlem sırasında sözleşmede yazılan birimin altında kaldığını, ayak kısmının kesilmesi sonucunda kanca altı yüksekliğinin azaldığını ve vincin ayak kısmı ile uç kısmı arasında kot farkının meydana geldiğini, bunun sonucu olarak vincin fabrika duvarına yanaştığını ve çalışamaz hale geldiğini, vincin taşıma kapasitesinin 30 ton olduğunu, davacının taşıdığı ürünlerin max. 25 ton olduğu halde bu ürünleri taşıyamadığını, vincin kurulumu esnasında vincin yürüyüş yoluna 1,5 m aralıklarla platin atılması gerektiğini, vinç mekanizmasının güçlendirmek açısından elzem olan bu işlemin yapılmadığını, hatalı kurulum nedeniyle vincin hareket ettiği rayların üzerinde zigzagların olduğunu, bu durumun baştan itibaren davalı tarafa bildirildiği halde hatanın düzeltilmediğini, raylardaki zigzagların vincin sabitlendiği betonda hasar yarattığını, davacının zararının giderilmediğini vinçteki hatalarında düzeltilmediğini, bu nedenle vincin 3 hafta çalışmaması ve hatalı kurulum sebebiyle oluşan zararın tespiti talebiyle Konya ... ATM.’nin ... D. İş dosyası ile tespit yaptırıldığını, 21/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda, vinç tamiratı için 133.000 TL ve vinç yolu için 14.000 TL vinç kiralama için ise 4.000 TL olmak üzere tespite konu vincin ve meydana gelen hasarın giderilmesi ve kullanılır hale gelmesi için gereken toplam bedelin 151.000,00 TL olarak hesaplandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, hatalı kurulum nedeniyle eserde oluşan 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 17/10/2023 tarihli dilekçe ile dava değerini 151.000,00 TL olarak belirlemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ile davacı şirket arasında dava konusu vinç satımı olan sözleşmesinin 07/08/2017 tarihinde imzalanarak satımının yapıldığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, alıcı, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise iki gün içinde durumu ihbar etmesi, açıkça belli değilse,malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğunu, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği ayıp olarak nitelendirdiği kısımları kabul etmediklerini, bunlar ayıp olarak yorumlansa bile “vincin kanca altı yüksekliğinin ve vincin taşıma kapasitesinin” olağan bir muayene ortaya çıkacak ayıplar olup davacının malı teslim aldıktan 8 gün içerisinde inceletmesi gerektiğini, söz konusu keşif öncesi ve sırasında kendilerine bildirimde bulunulmadığını, delil tespitini davacı değil, ........ A.Ş. isimli şirketin talep ettiğini,delil tespitini yaptıran şirket ile davayı açan şirketin farklı olduğunu, davacının ayıplı olduğunu iddia ettiği bu vinçle alakalı kuruluşundan 5 yıl sonra dava açması ve ayıp talep etmesinin iyi niyet kurallarına bağdaşmadığını, davalıya ihbar edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; '' ... Dava; "Tazminat" davasıdır. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı vekili davalıya Tazminat davası açmış olduğu görülmüştür. Müvekkil şirket davalı şirketle 07.08.2017 tarihinde sözleşme imzalayarak vinç satın almıştır. Sözleşmede vincin kanca altı olarak adlandırılan kısmının yüksekliği 12 metre olarak belirtilmiş ancak kurulumu yapılan vinçte bu kısım 7,5 metre yüksekliktedir. Bu eksiklik vinci kullanılamaz hale getirmiş ve 3 hafta boyunca gereken işlerin yapılmasına engel olunduğunu, davalı yüklenici tarafından müvekkiline teslim edilen vincin hatalı montaj sebebiyle ayıplı olmasından kaynaklı eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim istemi ve tazminat talep ve dava ettiği, 6102 Sayılı TTK'nın 18. Maddesi gereğince; "(1) Tacir, her türlü borcu için iflasa tabidir; ayrıca kanuna uygun bir ticaret unvanı seçmek, ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek ve bu Kanun hükümleri uyarınca gerekli ticari defterleri tutmakla da yükümlüdür. (2) Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. (3) Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır. (4) Tacir sıfatına bağlı olan diğer hükümler saklıdır." yapılan düzenlemeler de dikkate alındığında, Ankara BAM 22. Hukuk Dairesi'nin ... Esas - ... K. Sayılı ilamı (Özü: TTK 18'inci maddesindeki düzenleme artık geçerlilik şartı değil, ispat şartıdır.) da dikkate alındığında, ESER (İSTİSNA) SÖZLEŞMESİ (Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri Prof Dr. Aydın Zevkliler - Prof Dr. K. Emre Gökyayla) Kavram Türk Borçlar Kanunu'nun 470 vd. Maddelerinde yer alır. Türk Borçlar Kanunu'nun 470. Maddesine göre, yüklenicinin bedel karşılığında bir şeyi meydana getirme borcunu üstlendiği sözleşmeye eser sözleşmesi denir. Bu sözleşmeyle yüklenici, iş sahibi için bir iş görmeyi üstlenmektedir, fakat buradaki iş görmenin özelliği, yüklenicinin bu iş görmeyle belirli bir sonucu yaratmayı borçlanmış olmasıdır ki, bu sonuç Türk Borçlar Kanunu'nda eser terimiyle anılmıştır. Eser sözleşmesinin kendine özgü olan ve onu öteki işgörme amacını güden sözleşmelerden ayıran da işte bu özelliktir.(syf.463) 7. Ayıbı Üstlenme Borcu Ayıbı üstlenme borcu, yüklenicinin eseri teslim borcunun tamamlayıcısıdır. Yükleyicinin eseri meydana getiri teslim etmesine ilişkin aslı yükümlülüğüne, eserin ayıpsız olarak meydana getirilmesi de dahildir. Nitekim bu düşünceyle , ayıbı üslenme borcu TBK'da özel olarak düzenlenmiştir. (TBK 474-478). (Syf. 522) A. Ayıptan Doğan Sorumluluğun Koşulları Ayıplı ifa, ifa edememe hallerinden birini oluşturur. Satış, kira gibi sözleşmelerde olduğu gibi, eser sözleşmesinde de sözleşme konusunun ayıpsız biçimde teslimi gerekir. aa. Ayıplı Bir Eser Teslim Edilmiş Olmalıdır. Yüklenicinin ayıptan sorumlu tutulabilmesi için, eser tamamlanarak işsahibine teslim edilmiş olmalıdır. Henüz bitmemiş bir eser teslim edilmiş sayılamayacağı için, mevcut haliyle beklenen nitelikleri taşımasa bile ayıp sebebiyle sorumluluk hükümleri de uygulanmaz. Nitekim TBK'nın 474. Maddesinde eserin teslim edilmiş olması gerektiği açıkça ifade edilmiştir. (syf. 522-523) bb. Eser Ayıplı Olmalıdır. Sözleşme ile kararlaştırılan niteliklerin bulunmaması veya bulunması gereken niteliklerdeki eksiklik ayıp olarak nitelendirilir. cc. Ayıp İşsahibine Yüklenmemelidir. Yüklenici seri meydana getirirken, işsahibi de genellikle aktif bir role sahiptir. Yasakoyucu TBK'nın 476. Maddesinde yüklenicinin sorumlu tutulabilmesi için, eserdeki ayıbın işsahibine yüklenememesini bir şart olarak hükme bağlamıştır. Başka bir ifadeyle eserdeki ayıp işsahibine yüklenebilecek bir sebepten kaynaklanıyorsa yüklenici sorumlu tutulmaz. (syf524) dd. Eser Kabul Edilmemiş Olmalıdır Açıkça veya örtülü olarak işsahibi eseri kabul ederse yüklenici sorumluluktan kurtulur. Buna karşılık işsahibi eseri kabul etmiş olmasına rağmen ayıp kasten gizlenmişse veya gizli ayıp söz konusu ise yüklenici yine sorumlu olur.(TBK 477/I) Hakim, ayıbın zamanında bildirili bildirilmediğini resen araştıramaz ise de ayıbın geç bildirilmediği sabit olunca bunun sonucunu resen uygular. (syf. 525) ee. Gözden Geçirme ve Bildirim Külfeti Yerine Getirmiş Olmalıdır Eserin ayıplı olması dolayısıyla sahip olunan hakların kullanılabilmesi için gözden geçirme ve bildirim külfetleri de yerine getirilmiş olmalıdır. Gözden geçirme ve bildirim külfetinin yerine getirilmesi öncelikle eserin tamamlanarak ifa amacıyla işsahibine teslimine bağlıdır. (Syf.526) B. İşsahibinin Eserin Ayıplı Olmasından Doğan Hakları TBK'nın 475. Maddesine göre, eserin ayıplı olması durumunda işsahibi sözleşmeden dönebilir ya da bedelin indirilmesini talep edebilir veya eserin ücretsiz onarılmasını isteyebilir. Seçilebilecek hakların her üçü de kullanılmakla tükenir, geri alınması mümkün değildir. Bu haklardan biriyle birlikte işsahibi zararının tazminini de talep edebilir hakların kullanılması için yüklenicinin kusurlu olması şart değilse de tazminat tale edilebilmesi için kusurlu olması şarttır. aa. Sözleşmeden Dönme Hakkı Yukarıda belirlenen koşulların yanında, meydana getirilen eser, kullanılamayacak veya hakkaniyete göre kabulü beklenemeyecek derecede ayıplı olursa işsahibi sözleşmeden dönebilir (TBK 475/I, b.1) (syf.529) bb. Bedelin İndirilmesini İsteme Hakkı İşsahibi eseri alıkoyup, bedelden indirim yapılmasını da isteyebilir (TBK 475/I, b.2) (Syf. 531) cc. Eserdeki Ayıbın Giderilmesini Talep Hakkı Türk Borçlar Kanunu'nun 475/Ib.3 maddesinde, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, masrafı yükleniciye ait olmak üzere eserin onarılmasının da istenebileceği düzenlenmiştir. dd. Tazminat Talep Etme Hakkı İşsahibi tazminat da talep edebilir TBK m.475/II hükmüne göre işsahibinin, genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. C. İşsahibinin Eserin Ayıplı Olmasından Doğan Haklarının Bağlı Olduğu Zaman Aşımı Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; taşınmaz yapılarda ise beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru varsa ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zamanaşıman uğrar (TBK 478) yirmi yıl gibi uzun bir zamanaşımı süresinin kabul edilmesinde 1999 depreminden sonra karşılaşılan uyuşmazlıkların etkisi olduğu anlaşılmaktadır. Hükümde, adi iş - ticari iş ayrımı yapılmamıştır. Zamanaşımı kabulden itibaren değil, eserin işsahibi tarafından teslim alınmasından itibaren işlemeye başlar.(Syf. 534-535) Tespit talebini, davacı şirket haricinde başka bir şirket tarafından yapılmıştır. Dava konusu eser sözleşmesi davacı ile davalı arasında yapılmıştır. (Borçlar hukukunun genel ilkesi olan nisbilik ilkesi gereği hak ve yükümlülükler sözleşmenin tarafları arasında doğar.) Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda dava konusu vincin gizli ayıplı olduğu rapor edilmiştir. Somut olayımızda; davacı yan tespit dosyasına dayanmışsa da eldeki davada, tespit isteyen olmadığından itibar edilmemiştir. Her ne kadar ayıp ihbarında şekil, sıhhat şartı değilse de tespit dosyasını mevcut hali ile ihbar hükmünde olduğunun kabulü mümkün değildir. Dolayısıyla yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporuna itibar edilmemiştir. TMK 1/3. Maddesinde; "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır." Anayasa'nın 138/1. Maddesinde; " Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler." şeklinde düzenlemeler olduğu, Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile Süresinde ihbar yükümlülüğü yerine getirilmediği anlaşılmakla; (sair savunmalar değerlendirilmeden) davacının, davasının reddine dair reddine Mahkememizce oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tespiti yapan şirketin davacı şirketin kardeş şirketi ........ A.Ş olup buradaki tespit yapılma gerekçesinin ise davaya konu eserin davacı şirketin kardeş şirketi olan ........ A.Ş yerleşkesinde bulunmasından kaynaklı olduğunu, tespit raporunun hem mail yolu ile tebliği hem de davalı şirket yetkilisi ile bizzat görüşülerek ayıp ihbarının davacı şirketçe yerine getirildiğini, gerek tespit dosyasındaki bilirkişi raporu gerekse esas dosyadaki bilirkişi raporunda eserin gizli ayıplı olduğunun tespit edildiğini, sözleşmenin 07.08.2017 tarihinde imzalandığını, gizli ayıba yönelik davanın zamanaşımı içerisinde davanın açıldığını, eser sözleşmesinde TBK. m. 478 uyarınca yüklenicinin ağır kusurlu olması halinde ise eserin niteliğine bakılmaksızın 20 yıllık bir zamanaşımı süresinin öngörüldüğünü, mahkemece şirket kayıtlarının celp edilmediğini, dava dilekçesi ekinde sunulan delillerin gerekçeli kararda tartışılmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava ; vinç üretim ve kurulumuna dair akdedilen eser sözleşmesinde ayıp iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Öncelikle TBK 478. Maddesi uyarınca yüklenicinin ayıbın meydana gelmesinde ağır kusuru var ise zamanaşımı süresinin 20 yıl olacağı, dosyada aldırılan raporda izah edilen ayıpların nitelikleri gözetildiğinde vincin montajının hatalı olduğu ve davacı yana ait fabrika binasına zarar verdiği, beton zeminde çatlamalara yol açtığı gözetildiğinde ağır kusur halinin var olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu haliyle ayıba dayalı ikame edilen davanın 20 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmakla davalı vekilinin aksi yöndeki itirazlarının reddine dair mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. ( Sözleşme tarihi 07.08.2017 ; dava tarihi 31.05.2022'dir) TBK 474-478. maddelerine göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekmektedir. TBK 474/1. maddesi gereğince iş sahibinin varsa açık ayıpları tespit etmesi ve bu ayıpların neler olduğunu tek tek açıklamak suretiyle gecikmeksizin sözlü veya yazılı olarak yükleniciye bildirmesi gerekir. Dairemizce yapılan incelemede ; dosya kapsamında aldırılan ve Bilirkişi ........ tarafından düzenlenen raporda, tespit edilen montajın hatalı olduğu, ayak kısmı ile uç kısmı arasında kod farkı bulunduğu, vincin terazide olmadığı, uç kısmın fabrika duvarına yaslanmış olduğu, vincin binaya sürttüğü ve binaya zarar verdiği, beton zeminde çatlamalar meydana geldiği kanca altı yüksekliğin 12 m2 olması gerekir iken 7.5 m olduğu" şeklindeki izah edilen ayıpların ve yine aynı raporda "vincin mevcut durumu itibariyle kullanılamaz durumda olduğu" tespitinin raporun sonuç kısmındaki "gizli ayıp" tespiti ile uyumlu olmadığı, bu haliyle rapora itibar edilemeyeceği kanaat edilmiştir. Zira kurulumun binaya eğimli ve binaya zarar verir mahiyette olması, kanca altı yüksekliğinin 12 m olması gerekir iken 7.5 m olması yahut vincin terazide olmaması nedeniyle kullanılamaz durumda olması halinde bu ayıbın ne şekilde ve hangi gerekçeyle "gizli ayıp" olabileceği hususunda tereddüt hasıl olmuştur. Raporda izah edilen ayıplar ile raporun sonuç kısmının uyumlu olmadığı kanaat edilmiştir. Şu halde kabule göre ; imalat ve kurulum hatasından kaynaklandığı belirtilen ayıpların "açık" ya da "gizli" ayıplar olduğu hususunda, mevcut ayıpların kurulumun en başından itibaren var olan ayıplar olup olmadığı hususunda, en başından itibaren mevcut ayıplar ise ayıbın niteliği de gözetildiğinde hangi tarihte ortaya çıkacağı hususunda, D.İŞ tespiti dosyasındaki tespitlerden de faydalanılarak 3'lü makine bilirkişisi heyetinden çelişkileri giderir heyet raporu aldırılmalısı gerekmekte ve ayıbın niteliği tereddütten uzak olarak tespit ettirilmelidir. Davacı tarafça D.İş tespitinden sonra yaptırılan revizeler ayrıştırılarak salt imalat ve ilk kurulumdan kaynaklanan, davalı yana atfı mümkün olduğu sabit ayıplar değerlendirilmelidir. Ayıbın niteliğinin tespiti üzerine ayıbın niteliğine göre ayıp ihbarının süresinde olup olmadığı değerlendirilebilecektir. Mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 18/3 maddesi uyarınca ayıp ihbarının yazılı yapılması gerektiğinden ve ancak eldeki dosyada bu şekilde bir yazılı ayıp ihbarı bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, Yargıtay 6 HD'nin yerleşik içtihatları uyarınca eser sözleşmelerinde ayıp ihbarının yapılması herhangi bir şekle bağlı olmayıp, tanık ifadesiyle de ispatlanabilen bir husustur. (Yine tacirler arasında görülen ve yine eser sözleşmesinde ayıp ihbarına ilişkin emsal Yargıtay 6 HD'nin 2025/265 E- 2025/2811 K sayılı ilamı- Yargıtay 6 HD 2024/2744 E- 2025/3682 K sayılı ilamı- Yargıtay HGK'nın 2018/19-1107 E- 2021/1568 K sayılı ilamı) ) Bu gerekçeyle ; ayıbın niteliğine ilişkin aldırılacak heyet raporu ile ayıbın gizli yahut açık ayıp olduğu hususunun çelişkiden uzak şekilde tespitini müteakip, ayıp ihbarının eser sözleşmelerinde tanıkla dahi ispat edilebileceği gözetilerek tarafların süresinde bildirdikleri tanık listeleri var ise ayıp ihbarına ilişkin tanıklar da dinlenmeli, sonucuna göre ayıp ihbarının süresinde olup olmadığı değerlendirilerek hüküm tesis edilmelidir. Dava dışı ........ AŞ tarafından aynı vinç olduğu iddia edilen vince ilişkin Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İŞ dosyası üzerinden delil tespiti yaptırıldığı, davalının cevap dilekçesinde açık açık ( tespit içeriğini kabul etmemekle birlikte) D.İŞ tespitine konu vincin dava konusu vinç olduğu ve davacı tarafça yaptırıldığının tevil yollu kabul ettiği, bu haliyle D.İŞ tespitinin hangi tarihte davalıya tebliğ edildiği de araştırılarak, işbu D.İŞ rapor tebliğinin de ( tanık anlatımları ile daha erken tarihte ayıp ihbarı yapıldığı hususu ispat edilemez ise) ayıp ihbarı noktasında değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle D.İŞ dosyasının davacı tarafça yaptırılmamış olması gerekçesiyle değerlendirmeye alınmayacağı yönüyle mahkeme kabulü de bu nedenle hatalı görülmüştür. Ayrıca bu noktada, vincin bu haliyle kullanılmasının mümkün olmadığının 21.10.2020 tarihli D.İŞ tespit raporu ile tespit edildiği, ancak sözleşmenin 07.08.2017 tarihinde akdedildiği görülmekle, D.İŞ tespiti rapor tarihine kadar geçen yaklaşık 3 yıllık sürede vincin kullanılıp kullanılmadığı, bu süreçte ayıbın ortaya çıkmamış olmasının teknik olarak mümkün olup olmadığı, tespit edilen ayıpların yaklaşık 3 yıl sonra ortaya çıkmış olmasının ayıbın niteliği ile uyumlu olup olmadığı da aldırılan rapordan anlaşılamamaktadır. Ayıbın niteliğine göre ne kadarlık kullanım sonrası ortaya çıkacağı da bilirkişi heyetince tespit edilmelidir. Ayıp ihbarı süresinde kabul edilir ise de ; davacı dava dilekçesinde açık açık 6098 sayılı TBK'nın 475/2.maddesi uyarınca "bedelden indirim" ile kar kaybından mütevellit tazminat talep etmiş iken 21.12.2022 tarihli ara karar üzerine davacı vekilince sunulan tarihsiz dilekçede 8.000 TL tadilat bedeli ile 2.000 TL'lik alınmayan işler dolayısıyla tazminat talebi şeklindeistemde bulunulmuş, aynı davacı vekili istinaf dilekçesinde ise bedelden indirim yönüyle talepte bulunduklarını beyan ettiği ggörülmüştür. Seçimlik hakların bir defa kullanmakla tükeneceği ve bir kez kullanılıp karşı tarafa ulaşmakla sonuç doğuracağı, ıslahla dahi seçimlik hakkın değiştirilmeyeceği gözetilerek yeniden aldırılacak heyet raporu ile davacının dava ve istinaf dilekçesindeki talebi gibi "bedelden indirim" hesabı yapılması gerekmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi tarafından 6098 sayılı TBK'nın 475/3. maddesi uyarınca onarım bedeli hesabı yapılmış olması ayrıca hatalıdır. 2.000 TL'lik alınmayan işlerden kaynaklanan müspet zarar istemine dair de, davacı alınamayan işlerin neler olduğuna ve miktarına, ne şekilde ve ne kadarlık bir zarar meydana geldiğine ilişkin izahta bulunmalı, davacı vekilinin izahları vincin ve yapılan işin niteliği, davacının defterlerinin incelenmesi ve makul yapım süresi gibi etkenler bilirkişi heyetince değerlendirilerek davacının talep ettiği zararı da bu şekilde hesaplatılmalıdır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/04/2024 tarihli, ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcının İlk Derece Mahkemesince talep halinde kendisine iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek yeni kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf karar tebliği ve harç iade işleminin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, 6100 HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.09/02/2026 ..... Başkan ... ¸e-imzalıdır ..... Üye ... ¸e-imzalıdır ..... Üye ... ¸e-imzalıdır ..... Katip ... ¸e-imzalıdır ¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸