İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:16/10/2024 DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ:18/09/2025 KARAR YAZIM TARİHİ:18/09/2025 Yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararın istinaf edilmesi üzerinde dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin içinde bulunduğu ... plakalı araç ile ... plakalı araç arasında 21/08/2010 tarihinde yaralanmalı traf…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:16/10/2024 DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ:18/09/2025 KARAR YAZIM TARİHİ:18/09/2025 Yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararın istinaf edilmesi üzerinde dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin içinde bulunduğu ... plakalı araç ile ... plakalı araç arasında 21/08/2010 tarihinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, Av. ...'ın müvekkilinin haberi dahi olmadan Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 17/06/2014 tarihinde ... Esas numarasıyla davalı ... Sigorta A.Ş. hakkında dava açtığını, muayeneden sonra Av. ...'ın, davalı ... Sigorta A.Ş. Arasında 20.000TL tazminat miktarı, 1.250TL yargılama giderleri, 2.730TL işlemiş faiz, 2.400TL yargılama vekalet ücreti ve 2.375TL icra vekalet ücreti olmak üzere 28.755TL'lik bir sulh ve ibra protokolü yaptıklarını, müvekkiline 11.000TL verildiğini, mahkemece davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, KTK'nın 111/2 ve TBK 28, HMK 315/2 maddeleri uyarınca ibra protokolünün iptali ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000TL maddi, 100.000TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsilini talep ettiği görülmüştür. Davalı ... Sigorta A.Ş vekili; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davaya konu kazanın 21/08/2010 yılında meydana geldiğini, 2 Yıllık süre dolduktan sonra dava açılmış olması sebebi ile zaman aşımı itirazında bulunduklarını, davacı tarafa müvekkili şirket tarafından 25/04/2014 tarihinde 25.021,00 TL bizzat davacı asil ...'ya ödendiğini, Adana 1.Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosya ile dava açıldığını, o dava devam ederken de müvekkili tarafından ödeme yapılması ve tarafların ibralaşması üzerine dosyada karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, kesin hüküm olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili olduğu sigorta şirketinin sorumluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, poliçe limitinin 150.000,00 TL olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalı ... Mamulleri Sanayi A.Ş vekili; müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, ... Mamülleri San A.Ş ile "... Lojistik Taşımacılık ... Hizmetleri Ticaret ve Ltd Şti" arasında 01/02./2010 ile 31/12/2010 tarihleri arasında yürürlükte olan nakliye sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin konusunun ... Mamülleri Sanayi A.Ş.'nin bildireceği noktalardan, yine ... A. Ş.'nin belirleyeceği noktalara nakliyenin tedarik edeceği araçlar ile taşınması olduğunu, müvekkilinin işleten sıfatının olmadığını, sözleşmenin 6.2. maddesinde malların taşınması sırasında kendisinin ya da istihdam ettiği şahısların hataları ve kusurlarından meydana gelecek zarardan nakliyecinin sorumlu olacağının belirtildiğini savunarak esas yönünden de davanın reddini talep ettiği görülmüştür. Mahkemece; davacının davalı (X) kasko sigortacısı aleyhine açtığı davanın HMK 119/1-b,2. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilerek, 325.249,80 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihi olan 21/08/2010 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalı ... Sigorta A.Ş. yönüyle dava tarihi olan 06/04/2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3.543,67 TL geçici iş göremezlik tazminatının kaza tarihi olan 21/08/2010 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalı ... Sigorta A.Ş. yönüyle dava tarihi olan 06/04/2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının tedavi giderleri ve bakıcı masrafı taleplerinin feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilerek 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21/08/2010 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş. dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verildiği görülmüştür. Karar, davalı ... Sigorta, davalı ... Ürünleri A.Ş. ve davalı ... Lojistik Ltd. Şti. vekilleri tarafından istinaf edilmiştir. Dairemizin 19/07/2022 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile; "1-a-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, eldeki davada haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre yapılması gerekmektedir. b-Davacının daha önce davalı sigorta şirketi aleyhine Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında sürekli iş göremezlik zararı istemiyle belirsiz alacak davası ikame ettiği, yargılama devam ederken %12 maluliyet oranı (kaynağı anlaşılamamıştır) üzerinden hesaplama yapan sigorta şirketi tarafından davacıya toplam 28.755TL ödeme yapılması üzerine taraflar arasında bila tarihli sulh, ibra ve feragatnamesinin imzalandığı, bu belge ile davacının sigorta şirketi, sigortalı ve sürücüyü ibra ettiği, davacı vekilinin tüm zararlarının karşılandığını beyan etmesi üzerine mahkemece konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. c-Mahkeme gerekçesinde KTK 111. maddeye atıfta bulunarak, eldeki davanın yasada öngörülen 2 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı gerekçesiyle işin esasına girmiştir. Oysa bir önceki ödeme sonrası ibralaşma ve feragat, yargılama esnasında gerçekleştiğinden, burada KTK 111'in uygulanma olanağı yoktur. Davacı yargılama sırasında aldığı ödeme neticesinde feragat etmesi sonrası, ancak davacının maluliyetinde gelişen durumun varlığı halinde yeni bir dava ikame edebilir. d-Bu durumda mahkemece davacının arızasının artan maluliyet kapsamında kalıp kalmadığı konusunda Adli Tıp Kurumundan önceki alınan raporların da irdelendiği usulüne uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde, yeni bir rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Artan maluliyetin olması halinde işin esasına girilmesi, olmaması halinde ise davalı sigorta şirketi ile imzalanan ibranamenin yalnızca bakiye limit kadar diğer davalıları sorumluluktan kurtaracağı hususu gözardı edilmeksizin esas hakkında karar verilmesi gerekir. Davalılar istinaflarında bu yönüyle haklıdırlar. 2-Kabule göre de; a-Davacı davasını belirsiz alacak davası olarak açmış, 22/01/2021 tarihinde 414.447,78 TL olarak dava değerini belirlemiş, daha sonra 06/09/2021 tarihinde verilen ek rapora göre yeniden bir belirleme dilekçesi vererek dava değerini bu sefer 93.755,01TL daha artırmış, mahkemece 06/09/2021 tarihli dilekçe davalılara tebliğ edilmemiştir. Belirsiz alacak davasında iki kez bedel artırım dilekçesi verilemeyeceği için ikinci dilekçenin ıslah dilekçesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda dilekçenin usulünce davalılara tebliği gerekirken, bu hususun atlanması isabetsizdir. b-Davacı hakkındaki ilk maluliyet raporu Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi tarafından hazırlanmış, ... tarihli raporda davacının sol gözündeki yaralanmadan dolayı %4 oranında malul kaldığı belirtilmiştir. İtiraz üzerine Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD Başkanlığından alınan 14/02/2018 tarihli raporda davacının nörolojik arazları da anlatıldıktan sonra, sol gözündeki görme kaybına bağlı arızasının Çalışma Gücü Yönetmeliğine göre %39,2 olduğu, iyileşme süresinin 9 ay olduğu, yüzündeki izlerin sabit iz niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Mahkemece davalı itirazı üzerine çelişkinin giderilmesi amacıyla alınan ATK 2.İhtisas Kurulunun ... tarihli raporunda ise, davacının %45,2 oranında malul kaldığı ve 9 ayda iyileşebileceği belirtilmiş, mahkemece son rapor hükme esas alınmıştır. Oysa 14/02/2018 tarihli ve davacıya %39,2 oranında maluliyet veren rapora karşı davacı vekilinin 22/05/2018 tarihli celsede “İtirazlar yersizdir, kabul etmiyoruz, davacı muayene edilerek rapor alınmıştır. İtirazlar yerinde değildir, davayı sürüncemede bırakmaya yöneliktir. Dosya aktüer bilirkişisine tevdi edildin” şeklinde beyanda bulunduğu ve bu suretle %39,2'lik maluliyet oranı üzerinden davalılar yararına usuli kazanılmış hak doğacağı kuşkusuzdur. Hal böyle iken mahkemece bu husus göz ardı edilerek alınan son rapor üzerinden hesaplama yapılması hatalı olmuştur. (Yine usuli kazanılmış haklar ve davacı istinafının bulunmadığı gözetilerek, kaldırma sonrası yeni alınacak raporun işbu dosyada hükme esas alınan aktüer raporu tarihindeki verilerek göre hesaplanması gerekir.) c-Mahkemece davacının hatır için taşındığı ve müterafik kusurlu olduğu kabul edildikten sonra, toplam tazminattan önce %20 indirim yapılmış, kalan miktardan yeniden %20 oranında indirim yapılması neticesinde toplam indirim oranı %36 olmuştur. Oysa Yargıtay'ın oturmuş içtihatlarına göre bu iki indirimin toplam tazminattan ayrı ayrı yapılması suretiyle toplam %40'a tekabül eden indirim yapılması gerekirdi. d-Davalı sigorta şirketi poliçe limitiyle sınırlı sorumlu olmasına rağmen, sigortanın yaptığı ödemeler sonrası (sadece asıl alacaklar mahsup edilmek suretiyle) bakiye poliçe limiti kararda gösterilmemiştir. Yine davalı sigorta şirketi, bakiye poliçe limitinin hükmolunacak tazminata oranı nispetinde yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretinden sorumlu olacaktır. Mahkemece bu husus gözden kaçırılarak davalı sigorta şirketinin hükmün ferilerinin tamamından sorumlu tutulması doğru olmamıştır. e-Yine davacının davalı sigorta şirketinden limit kadar ödeme talebinin olmaması hükümde nazara alınmamış, davacı vekilinin davalı sigorta şirketinden manevi tazminat talebinin olup olmadığı da dilekçelerinden anlaşılamamıştır. Bu durumda davacıya talebinin açıklattırılmaması, yine davalı sigorta şirketi lehine, poliçe limitinin üzerinde kalan ve reddedilen (hakkaniyet indirimleri mahsup edildikten sonra) miktar üzerinden red vekalet ücretine hükmedilmemesi hatalıdır" gerekçesiyle, "Davalı ... Sigorta vekili, davalı ... Ürünleri vekili ve davalı ... Lojistik Ltd.şti vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, kaldırma kapsam ve nedenine göre davalı ... Sigorta vekili, davalı ... Ürünleri vekili ve davalı ... Lojistik Ltd.Şti'nin yukarıda değinilmeyen sair istinaf nedenlerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, İlk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a,6 madde ve bendi uyarınca kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, " karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında ilk derece mahkemesince; aşağıdaki gerekçeyle; "İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesinden 21/08/2010 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle davacı asilde meydana gelen arızanın (01/10/2015 davacı vekilinin davalı tarafla anlaştıklarını bildirdiği tarih ve 15/01/2016 kararın kesinleşme tarihi tarihlerinden sonra) artan maluliyet kapsamında kalıp kalmadığının tespiti ile kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre davacının daimi iş göremezlik oranı ve geçici iş göremezlik süresinin tespiti hususunda aldırılan ... tarihli raporda; 1-)Mevcut belgelere göre; ... ve ... kızı, 01/02/1977 doğumlu ...’nın 21/08/2010 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup1 kabul olunarak: Gr1 I (18Ba….……...35)A %39x3/5=%23,4 E cetveline göre %21.2 (yüzdeyirmibirnoktaiki) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, 2-)Kişinin 22.03.2023 tarihinde Kurulumuzda yapılan güncel muayenesinde tespit edilen bulgular çerçevesinde %21.2 (yüzdeyirmibirnoktaiki) oranında meslekte kazanma gücünde kaybetmiş sayılacağı, 3-)Kurulumuzun 12.04.2019 tarih ve ... karar nolu mütalaasında %45.2 (yüzdekırkbeşnoktaiki) oranında meslekte kazanma gücünde kaybetmiş olduğunun mütalaa edildiği ve bu oranın Kurulumuzun 22.03.2023 tarihli muayenesinden önce geçerli olduğu, 4-)İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği bildirilmiştir. Mahkememizce, meydana gelen kaza neticesinde davacının maluliyet oranının % 21,2 olduğu esas alınarak davacının maddi tazminat talepleri yönünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 19/07/2022 tarihli kararındaki hususlara dikkat edilerek, ayrıca raporda ... tarihli ek bilirkişi raporu tarihindeki veriler esas alınarak aktüerya bilirkişisinden rapor aldırıldığı anlaşılmış olup; aktüerya bilirkişisi 09/05/2024 tarihli raporunda ; dosyada mevcut ... tarihli bilirkiĢi raporundaki veriler kullanılarak ve kusur indirimi yapılmaksızın yapılan değerlendirme ve hesaplama neticesinde; davacı ...’nın 21.08.2010 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 9 aylık geçici iş göremezlik zararı 5.536,98 TL; %21,2 maluliyet oranından kaynaklı işlenmiş (bilinen) dönem zararının 38.653,89 TL; işleyecek aktif dönem zararının 107.833,80 TL; işleyecek pasif dönem zararının 130.130,20 TL olmak üzere toplam 282.154,87 TL olup sigorta şirketinin yaptığı ödemenin güncellenmiş değeri olan 87.301,68 TL ve bakiye poliçe limiti 121.224,00 TL düşüldükten sonra bakiye zararın 73.629,19 TL olarak hesaplandığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Aktüerya bilirkişiden tarafların itirazlarının değerlendirilmesi ve alternatifli olarak hatır taşıması ve mütefarik kusur indirimleri de yapılmak suretiyle ek rapor aldırılmış olup; aktüerya bilirkişisinin 31/08/2024 tarihli ek raporunda; Davalı sigorta şirketi tarafından davacıya %12 maluliyet oranı üzerinden iki defa ödeme yapıldığını 25.04.2014 tarihinde 25.021,00 TL ve 18.09.2015 tarihinde 28.755,00 TL.Bu ödemelerin 175.000,00 TL poliçe limiti içinde bulunduğunun anlaşıldığını, ikinci ödeme tarihi olan 18.09.2015 itibari ile %21,2 maluliyet oranı üzerinden bu ek raporda hesaplama yapıldığını ve hesaplamada Müterafik kusur indirimi %20 ile hatır taşıması indiriminin %20 ayrı ayrı hesaplandığını ve 25.04.2014 tarihli ilk ödemenin güncellenmiş değerinin de toplam zarardan düşüldüğünü, bu hesaplama neticesinde; 18.09.2015 ödeme ve ibra tarihi itibari ile sonuç bakiye zararın 39.841,06 TL hesaplandığını, davacının maluliyeti ödemeye esas alınan maluliyetten yüksek olduğundan bakiye zarar çıktığını, ancak, davacının maluliyetinin adli tıp raporu ile kaza tarihi itibari ile %21,2 olarak tespit edildiğini, kazadan kaynaklı olarak zaman içinde maluliyet oranının yükseldiğine ilişkin adli tıp raporunda veri bulunmadığını, Adana 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında davacının ibra ve feragatine ilişkin yapılan incelemede ; kaza tarihinde poliçe limitinin 175.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini, bakiye limitin ; 175.000-25.021,00 -28.755,00 = 121.224,00 TL olduğunu, dosyada mevcut ... tarihli bilirkişi raporundaki veriler kullanılarak davacı ...’nın 21.08.2010 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 9 aylık geçici iş göremezlik zararı ve %21,2 sürekli maluliyet oranından kaynaklı zararının hesaplandığını, hesaplamada önce ayrı ayrı %20 müterafik kusur ve %20 hatır taşıması indirimleri yapıldığını, daha sonra sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin güncellenmiş değerlerinin indirildiğini, buna göre ... tarihli verilerle davacının bakiye zararının 81.991,24 TL olarak hesaplandığını, sigorta şirketi ve sigortalılar dışındaki davalılar yönünden zarardan kaynaklı sorumluluğun 81.991,24 TL olarak hesaplandığını, bakiye poliçe limitinin 121.224,00 TL olmakla sonuç zararın bu bakiye limiti dahilinde olduğunu, davacının ibrasının bakiye poliçe limiti kadar sigorta şirketi ve sigortalıları sorumluluktan kurtardığının kabulü durumunda bu davalıların bakiye zarar sorumluluğunun kalmadığının değerlendirildiğini beyan ettiği anlaşılmıştır. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 25/04/2024 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamında, davacıya yapılan ödeme sonrası ibralaşma ve feragatin yargılama esnasında gerçekleştiğinden, burada Karayolları Trafik Kanunu'nun 111. maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı, ancak davacının maluliyetinde gelişen durumun varlığı halinde yeni bir davanın görülebileceği sebebiyle önceki kararın kaldırılmasına karar verildiğinden, Mahkememizce öncelikle davacının maluliyetinde sonradan gelişen bir durum olup olmadığının tespiti için dosya İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi'ne gönderilmiş, İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi 02/10/2023 tarihli raporunda kişinin 22.03.2023 tarihinde Kurulda yapılan güncel muayenesinde tespit edilen bulgular çerçevesinde %21.2 (yüzdeyirmibirnoktaiki) oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı, Kurulun 12.04.2019 tarih ve ... karar nolu mütalaasında %45.2 (yüzdekırkbeşnoktaiki) oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş olduğunun mütalaa edildiği ve bu oranın Kurulun 22.03.2023 tarihli muayenesinden önce geçerli olduğu, dolayısıyla artan maluliyet bulunmadığı, davacıdaki maluliyetin sonradan azaldığı anlaşılmıştır. Yapılan yargılama, toplanan deliller, tarafların beyanları, bilirkişi raporları, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 25/04/2024 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı tarafından dava dilekçesinde her ne kadar ... Sigortacısı aleyhinde dava açılmış ise de bu davalı hakkında verilen süreye rağmen HMK 119/1-b maddesine göre usulüne uygun olarak, davalı X'in kimlik ve adres bilgileri bildirilerek dava yönetilmediğinden bu davalı hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili 08/09/2021 tarihli celsede tedavi giderleri ve bakıcı ücretine ilişkin maddi tazminat taleplerinden feragat ettiklerini beyan etmiştir. Davadan feragat, davaya son veren taraf işlemlerinden olup, davacının ya da vekilinin mahkemeye hitaben yaptığı tek taraflı bir irade beyanı ile olur ve tamamlanır. Feragatin geçerliliği için mahkeme veya davalı tarafından kabul edilmesine gerek yoktur. 6100 sayılı HMK 311. maddesi uyarınca feragat karşı tarafın kabulüne gerek olmaksızın kesin hükmün hukuksal sonuçlarını doğurur. Davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragate de yetkili kılınmış olduğu görülmekle ve tedavi giderleri ve bakıcı ücretine ilişkin maddi tazminat talepleri yönünden taraflar arasındaki dava konusu uyuşmazlığın son bulduğu kabul edilerek, tedavi giderleri ve bakıcı ücretine ilişkin maddi tazminat talepleri yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının geçici ve sürekli iş göremezlik tazminat talepleri yönünden ise; gerek hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi 02/10/2023 tarihli raporuna göre davacının arızasının artan maluliyet kapsamında kalmadığının tespit edilmesi, gerekse, Adana 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında davacının ibra ve feragatine ilişkin yapılan incelemede kaza tarihinde poliçe limitinin 175.000,00 TL olduğu, bakiye limitin;175.000-25.021,00 -28.755,00 = 121.224,00 TL olduğunun tespit edilmesi, dosyada mevcut ... tarihli bilirkişi raporundaki veriler kullanılarak davacı ...’nın 21.08.2010 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 9 aylık geçici iş göremezlik zararı ve %21,2 sürekli maluliyet oranından kaynaklı zararı hesaplandığında, ve hesaplamada önce ayrı ayrı %20 müterafik kusur ve %20 hatır taşıması indirimleri yapıldığında daha sonra sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin güncellenmiş değerleri düşüldüğünde, ... tarihli verilerle davacının bakiye zararının 81.991,24 TL olarak hesaplandığı, sigorta şirketi ve sigortalılar dışındaki davalılar yönünden zarardan kaynaklı sorumluluğun 81.991,24 TL olduğu, bakiye poliçe limitinin 121.224,00 TL olmakla sonuç zararın bu bakiye teminat limiti dahilinde olduğu, davacının ibrasının bakiye poliçe limiti kadar sigorta şirketi ve sigortalıları sorumluluktan kurtardığının kabulü durumunda bu davalıların bakiye zarar sorumluluğunun kalmadığı anlaşıldığından, davacının geçici ve sürekli iş göremezlik tazminat talepleri yönünden davalarının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştirDosya kapsamındaki deliller ve nakliye sözleşmesi incelendiğinde taşıma işinin davalı ... Lojistik Şti. tarafından davalı ... Mamülleri A. Ş. adına, ... Nakliyat. Şti. personeli tarafından gerçekleştirildiği, taşıyan aracın sözleşmeye göre (4.5 mad.) sadece ... A. Ş.'nin taşıma işini yapacağının kararlaştırılması, nakliye güzergahın denetiminin (4.7 mad) davalı ... A. Ş'.de olduğu dikkate alındığında motorlu aracın işletilmesinde devamlı ve ağır basan menfaatin davalı ... A. Ş.'de olduğu, davalı ... A.Ş. ile diğer davalı taşıyıcı şirket arasındaki 3. kişilere karşı sorumluluğa ilişkin düzenlemeyi içeren hükümler ancak sözleşmenin tarafları arasında sonuç doğuracağı, davalı ... A. Ş.'nin kaza yapan araç üzerinde fiili tasarrufunun mevcut olduğu, ürün taşıma işinde kullanmak suretiyle vasıtadan yarar sağladığı, adı geçen firmanın kazaya karışan araç üzerinde logosu bulunduğu, davaya konu kaza sonrasında aracın görevliler tarafından ... bölge bayii yetkilisine teslim edilmesi nedeniyle davalı ... A.Ş'nin işleten olması hasebiyle, zarardan diğer davalı ... Şirketi ile birlikte sorumlu tutulmuştur gerekçesiyle; " Davacının davalı (X) kasko sigortacısı aleyhine açtığı davanın HMK 119/1-b,2. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, Davacının geçici ve sürekli iş göremezlik tazminat talepleri yönünden davasının REDDİNE, Davacının tedavi giderleri ve bakıcı masrafı taleplerinin feragat nedeniyle reddine, Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.08.2010 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş. dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Karar, davacı vekili ve davalı ... San. Aş. vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarla, istinaf Mahkemesi'nin kaldırma kararında da belirtildiği gibi, sulh anlaşması yapılırken maluliyet oranı %12 olarak belirlendiğini ancak, Adli Tıp Kurumu'nun 12.04.2019 tarihli raporunda (... esas numaralı dava dosyasında), müvekkilimin maluliyet oranı %45,2 olarak belirlendiğini, buna göre feragat protokolünün yapıldığı tarihte geçerli oran 22.03.2023 tarihi öncesinde %45.2 olduğunu ve ibra tarihine göre artış oranı %33.2 olduğunu, diğer yandan maluliyetin %21.2 kabul edilmesi halinde dahi ibra tarihine göre maluliyetin artış oranı %9.2 olduğunu, yani her iki halde de maluliyetin ibra tarihine göre arttığını yada ibra tarihinde zaten ibraya esas alınan oranın çok üzerinde olduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85/1 ve 85/5. maddeleri uyarınca, ... Mamülleri Sanayii A.Ş.'nin işleten sıfatıyla müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin, yüzünün tanınmaz hale gelmesi, görme kaybı, sürekli iş göremezlik ve bunun getirdiği ekonomik ve sosyal sorunlar nedeniyle önemli ölçüde manevi zarar görmüş olup hükmedilen tazminat miktarı hakkaniyete uygun olmadığını beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı ... San. Aş. Vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesini tekrarla, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca müvekkil şirket “araç işleten” olmadığını, müvekkilin “işleten gibi” sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, araç şoförü ile müvekkil şirket arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, müvekkil şirket ile ... Lojistik Şirketi ile bir kira sözleşmesi değil, bir nakliye sözleşmesi imzalandığını, inansal kiralama sözleşmesinde müvekkil şirketin taraf olmadığını, talep, müvekkil şirket yönünden zamanaşımına uğradığını bu iddianın yerel mahkemece hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, dava şartının mevcut olmadığını beyanla, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, haksız fiil nedeniyle maddi- manevi tazminat istemine ilişkindir. Duruşma açılmasını gerektiren bir cihet bulunmadığından inceleme ve müzakereler HMK'nın 353 ve 355.maddeleri uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak dosya üzerinden yürütülmüştür. Buna göre; Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davacının maluliyetinin artan maluliyet kapsamında olmadığının anlaşılmasına, Dairemizin kaldırma kararına, mahkemece uyulmasına, davalı firmanın ürün taşıma işinde kullanmak suretiyle vasıtadan yararlanmasına, adı geçen firmanın kazaya karışan araç üzerinde logosunun bulunmasına, fiilin ağırlığına, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına, olay tarihine, usule ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle kanıtların toplanması ve değerlendirilmesinde bir usulsüzlük görülmemesine, mahkemenin ilamda yazılı şekilde ortaya koyduğu takdirine, mahkemenin değerlendirmesi ve vardığı neticede istinaf nedenleri yönüyle usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6100 Sayılı HMK’nın 355.maddesi kapsamında yapılan inceleme neticesinde istinaf talebinin yerinde olmadığının anlaşılmasına göre davacının ve davalının istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davacı vekilinin ve davalı ... Mamulleri San. Aş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Adli yardım talebi sebebiyle davacıdan alınmayan 615,40 TL istinaf karar harcı ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden davalıdan peşin alınan 853,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.561,62 TL harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Yapılan istinaf başvuru giderlerinin istinaf eden taraflar üzerinde bırakılmasına, 5-Kararın tebliği, kullanılmayan avansın iadesi, kararın kesinleştirilmesi vs. gibi işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 18/09/2025 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 361/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. ...