(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2012/6134 E. , 2012/9294 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 15/02/2012 gün ve 2011/14214 - 2012/2060 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiş, süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dairenin 15.02.2012 gü…
**(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2012/6134 E. , 2012/9294 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 15/02/2012 gün ve 2011/14214 - 2012/2060 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiş, süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dairenin 15.02.2012 gün ve 2011/14214 - 2012/2060 sayılı kararı; "1999 yılında yapılan kadastro sırasında ... köyü 108 ada 96 parsel sayılı 23.333 m2 yüzölçümlü taşınmaz, ham toprak niteliğiyle Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Davacının zilyedlik iddiasıyla açtığı dava sonunda, mahkemece; çekişmeli taşınmazın 1999 yılında 3402 sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırlarının dışında kaldığı, fiilen de çevre ormanlarla arasında kot farkı bulunduğu, kazandırıcı zamanaşımı yolu ile taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, arazi kadastrosunun kesinleştiği 13.04.1999 günü ile, davanın açıldığı 03.09.2009 günü arasında 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde belirtilen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmaktadır. O halde; mahkemece, kadastro tesbit tutanağının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içinde kadastrodan önceki hukukî nedenlere dayanılarak dava açılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde hata sonucu yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.” şeklindedir. Davacı vekili tarafından, kararın düzeltilmesi istenmiştir. Dosya incelendiğinde, davanın önce Sulh Hukuk Mahkemesi'ne açıldığı ve görevsizlik kararı verildikten sonra Asliye Hukuk Mahkemesi'ne aktarıldığı, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin temyize konu karar başlığında gösterilen (03.09.2009) dava tarihinin de aktarmadan sonraki tarih olduğu, 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık sürenin hesabında, davanın Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açıldığı 16.01.2009 tarihinin esas alınması gerektiği anlaşılmıştır. Buna göre, davanın esasına girilerek yeniden yapılan incelemede; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; uzman bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın 1958 tarihli memleket haritasında yeşil renkli ve ibreli ağaç rumuzlu alanda yer aldığı, amenajman planında ise; “kızılçam”işaretli bölümde kaldığı açıklanmış ise de, mahkemece bu olgular tartışılmamış, memleket haritasındaki yeşil rengin hangi bitki örtüsünü ifade ettiği belirtilmemiştir. Ziraat uzmanı raporunda taşınmazda 1 adet 30 yaşında çınar ve yine aynı yaşta meyve ağaçları bulunduğu bildirilmiştir: Ancak; memleket haritasının tarihi ve taşınmazda halihazırda bulunan ağaçların yaşı dikkate alındığında, bu yeşil rengin halen taşınmazda bulunan ağaçlardan kaynaklanmadığı düşünülmektedir.