Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/6053 E. , 2024/4259 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/6053 Karar No : 2024/4259 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVALI)... Bakanlığı-ANKARA VEKİLİ : Huk. Müşv. ... II- (DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER) 1- ... Bakanlığı-ANKARA VEKİLİ : Av. ... 2- ... İşletmeciliği A.Ş VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Derneği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayı…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/6053 E. , 2024/4259 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/6053 Karar No : 2024/4259 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVALI)... Bakanlığı-ANKARA VEKİLİ : Huk. Müşv. ... II- (DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER) 1- ... Bakanlığı-ANKARA VEKİLİ : Av. ... 2- ... İşletmeciliği A.Ş VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Derneği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... beldesi, ... Mevkii, mülkiyeti Hazineye ait ... ada, ... sayıl parselin bitişiğinde yer alan 25.000 m²lik alanın davalı yanında müdahile ... İnşaat ve Turizm İşletmeciliği A.Ş.ye tahsisinin yapılabilmesi için ... tarih ve ... sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kararı ile onaylanan Muğla-Bodrum-Adalıyalı Turizm Merkezine ait 1/25.000 ölçekli ilave revizyon çevre düzeni planı değişikliğinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyadaki bilgi ve belgeler ile yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, 1/100000 ölçekli çevre düzeni planında; dava konusu planlama alanının "özel kanunlara tabi alanlar" kapsamında "kültür ve turizm koruma gelişim bölgesi/turizm merkezi" olarak taralı olduğu, bunun yanı sıra alanın "orman alanı"nda ve "doğal sit alanı"nda kaldığı, "özel kanunlara tabi alanlar" kapsamında "kültür ve turizm koruma gelişim bölgesi/turizm merkezi" bakımından bir değerlendirme yapıldığında, 1/100000 ölçekli çevre düzeni planının plan hükümlerinin 8.6.1. maddesinde; "Bu plan sınırları içinde kalan özel kanunlara tabi alanlarda, bu planla yeni kullanım kararı getirilmemiş olup, bu alanlarda, kırsal yerleşme alanları dışında diğer mevcut arazi kullanımı gösterilmiş ve bu bölgeler için resmi kurumlarca verilmiş olan, bu plana altlık teşkil eden kurum görüşleri, ulusal mevzuat ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınarak koruma statüsü kazandırılmış alanlar, ekolojik değeri olan hassas alanlar, orman alanları ve tarım alanları işlenmiştir" düzenlemesine yer verildiği, dava konusu planlama alanı için 1/100000 ölçekli çevre düzeni planında gösterilen "özel kanunlara tabi alanlar" kapsamında "kültür ve turizm koruma gelişim bölgesi/turizm merkezi" tanımları plan sahasındaki taşınmazlar için bir fonksiyon (kullanım işlevi) teşkil etmeyip sadece başka idari işlemlerle o bölge için alınan kararları belirtmek için kullanıldığı, dava konusu planlama alanındaki parsellerin 1/100000 ölçekli planda hangi fonksiyonlarda kaldığının tespiti için bu alan için 1/100000 ölçekli çevre düzeni planında tanımlanan diğer arazi kullanım kararlarına bakılması gerektiği, parselin 1/100000 ölçekli planda "orman alanı" ve "doğal sit alanı"nda kaldığı, dava konusu 1/25000 ölçekli planın üst ölçekli plana uygunluğunun bu alanlar/fonksiyonlar üzerinden değerlendirilmesi gerektiği, 1/25000 ölçekli planda alanın "turizm tesisi alanı" olarak tanımlandığı, 1/100000 ölçekli planda ise bu alanın turizm tesis alanı olarak gösterilmediği, orman alanı ve doğal sit alanı olarak gösterildiği, üst ölçekli planda orman alanı, sit alanı gibi özellikli alanların alt ölçekli dava konusu 1/25000 ölçekli planda turizm tesis alanı olarak planlanmasının plan kademelenmesi ilkesine uyarlık göstermediği, her ne kadar 1/100000 ölçekli çevre düzeni planının (ölçeğin gerektirdiği bazı teknik zorunluluklar nedeniyle) bazı durumlarda alt ölçekli plandaki işlevlendirmeye doğrudan esas alınamayabileceği bilinmekte ise de, somut olay özelinde değerlendirildiğinde, 1/100000 ölçekli planda (planın lejant paftasında) turizm tesisi gösterimi yer aldığı hâlde dava konusu planlama alanının turizm tesis alanı olarak tanımlanmadığı (orman ve sit alanı olarak işlevlendirildiği) görülmekle 1/100000 ölçekli planda turizm tesisi gösterimine yer verilmesi karşısında 1/25000 ölçekli dava konusu planda (üst ölçekli planda orman alanı ve sit alanı olarak gösterilen alanların) turizm tesis alanı olarak planlanmasının plan kademelenmesine aykırılık teşkil ettiği sonucuna varıldığı, aksi bir kabulde, 1/100000 ölçekli planda bazı yerlerin orman alanı, sit alanı vb. olarak ayrılmasının bir anlamınını kalmayacağı, ilgili mevzuatta ve üst ölçekli plan hükümlerinde ayrı bir koruma rejimine tabi olan orman alanı, doğal sit alanı gibi sahaların alt ölçekli planla turizm tesisi gibi önemli ölçüde yapı ve nüfus yoğunluğuna neden olan bir fonksiyona ayrılmasının da plan kademelenmesi açısından uygun olmadığı, aynı yere ilişkin aynı mahiyetteki bir önceki 1/25000 ölçekli çevre düzeni planının (uyuşmazlık konusu alan bakımından) iptaline dair Danıştay Altıncı Dairesinin 24/02/2020 tarih ve E:2013/9073, K:2020/2277 sayılı kararındaki iptal gerekçelerinden birinin de benzer şekilde 1/100000 ölçekli çevre düzeni planında orman alanı ve sit alanı olarak planlanan alanın 1/25000 ölçekli çevre düzeni planında turizm tesisi olarak gösterilmesinin plan kademelenmesi ilkesine aykırılık teşkil ettiği, üst ölçekli 1/100000 ölçekli çevre düzeni planında "orman" ve "doğal sit alanı" olarak gösterilen alanların dava konusu 1/25000 ölçekli çevre düzeni planında "turizm tesis alanı" olarak planlanmasının plan kademelenmesi ilkesine aykırılık teşkil ettiği, yukarıda anılan Danıştay kararında da belirtildiği şekilde işbu davaya konu çevre düzeni planı değişikliğinde sit alanında yapılaşma koşullarının (Koruma Kurulu kararı ile koruma amaçlı imar planında belirlenmesi gerekirken) doğrudan çevre düzeni planı ölçeğinde belirlenmesinin Koruma Yüksek Kurulunun İlke Kararlarına aykırılık teşkil ettiği, ayrıca dava konusu plan kararlarının 2. derece doğal sit ve 3. derece arkeolojik sit özelliği bulunan özellikli bölgenin koruma-kullanma dengesini ve doğal niteliğini bozabileceği, orman alanları üzerinde yapılaşma baskısını artırabileceği, hassas koruma gerektiren bu alanlara dair söz konusu durumların mevcut plan açıklama raporunda yeterince değerlendirilmediği hususları birlikte dikkate alındığında, dava konusu işlemde şehircilik ilkelerine, planlama ve koruma esaslarına uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... beldesi, ... Mevkii, mülkiyeti Hazineye ait ... ada, ... sayıl parselin bitişiğinde yer alan 25.000 m²lik alanın davalı yanında müdahile tahsisinin yapılabilmesi için ... tarih ve ... sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kararı ile onaylanan Muğla-Bodrum-Adalıyalı Turizm Merkezine ait 1/25000 ölçekli ilave revizyon çevre düzeni planı değişikliğinin iptali istenilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, "İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren hususlar hariç olmak üzere, kişisel hakları ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları" olduğu hükme bağlanmıştır. Ehliyet itirazına ilişkin olarak; idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir. Davacı Bodrum Denizciler Derneği Ana Tüzüğü'nün 3. maddesinde, "Bodrum ilçesinde denizcilik mesleği ile uğraşanlar ile bu meslekte çalışmaları bir araya getirmek, denizcilik mesleğini geliştirerek topluma sevdirmek, denizcilik mesleğinin profesyonelce yapılmasını sağlamak ve denizlerimizin çevre kirliliğini önlemek için kamu kurum ve kuruluşları ve tüzel kişiler ile iş birliği içerisinde çalışmalar yapmak, denizcileri korumak ve kalkındırmak için her türlü çalışmayı yapmak, denizciliği sevdirmek ve yaşatmak, denizcilik mesleğini kolaylaştırıcı ve daha güvenli hale gelişine katkısı olabilecek herkese denizcilik sevgisi aşılamak amacı ile denizcilik meslek okulları açmak, üyeleri arasındaki sosyal ve kültürel etkileşimin ve dayanışmanın artırılmasını ve geliştirilmesini sağlamak" Derneğin amaçları olarak sayılmıştır. Bu durumda, davacı tarafından deniz iş kolunda yapılan yat turları yat imalatları su altı sporları ve dalış turları faaliyetlerinin yapıldığı, bölgenin 1. ve 3. derece sit alanı olduğu bu alandaki eserlerin gün yüzüne henüz çıkartılmadığı, otel inşaatı için binlerce ağacın kesilmesi gerekeceği, alanın aynı zamanda doğal sit alanı olduğu, Adalıyalı bölgesinin orman alanı ile çevrili ve yer yer orman alanı olduğu, dava konusu imar planları ile Adalıyalı bölgesindeki geleneksel ve sürdürülebilir deniz turizmini sekteye uğratacağı, dava konusu imar planlarının Türkiye'nin taraf olduğu Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına Dair Sözleşme Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesine, Avrupa Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesine, Akdeniz Özel Koruma Alanları ve Biyolojik Çeşitliliğe İlişkin Protokole aykırı olduğu iddialarıyla iddialarıyla dava açan derneğin tüzüğünde belirtilen amaçların yaşama geçmesi ve 2577 sayılı yasanın 2. maddesindeki "çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması" amacıyla açıldığı dikkate alındığında davayı açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu haliyle davanın esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği gerekçesiyle temyize konu kararın bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Dosyanın incelenmesinden, Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... beldesi, ... Mevkiinde yer alan Hazine mülkiyetindeki orman vasıflı ... ada, ... sayılı (eski ... özel parsel), 95.201,52 m² yüzölçümlü taşınmaz üzerine 750 yatak kapasiteli, 5 yıldızlı otel tesisi yapmak üzere 19/07/2017 tarihinda müdahil ... İnşaat ve Turizm İşletmeciliği A.Ş. adına kesin tahsis işleminin yapıldığı, kesin tahsisli alanın bitişiğinde yer alan 25.000 m²lik alanın da ek alan olarak tahsisinin istenilmesi üzerine 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve 1/5000 ölçekli nazım imar planında revizyon yapılmasının istenildiği, Adalıyalı Turizm Merkezi sınırları içinde kalan yaklaşık 11.525 m²ik kısmının turizm amaçlı olarak yapılaşmaya açılmasına dair kararlar içeren 1/25000 ölçekli ilave revizyon çevre düzeni planı değişikliği, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin 18/10/2018 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 13/A maddesi uyarınca onaylanarak 28/11/2018 tarihinde ilan edilmesi ve davacı dernek tarafından ... tarih ve ... sayılı dilekçe ile yapılan itirazın zımnen reddi üzerine, söz konusu nazım ve uygulama imar planı değişikliği işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin Hukuk Devleti olduğu belirtilmektedir. Hukuk Devletinin öğesi olan idarece tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluğu ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi iptal davaları yoluyla sağlanır. Anayasa'nın "Hak Arama Özgürlüğü"nü düzenleyen 36. maddesi uyarınca dernekler, sendikalar ve meslek kuruluşları gibi sivil toplum örgütlerinin, kuruluş amaçları doğrultusunda, çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda, idari yargı mercileri önünde iptal davası açabileceklerinin ve hukuki menfaatleri somut, güncel ve meşru olmak kaydıyla bu tür sivil toplum kuruluşlarının kendi kuruluş amaçları çerçevesinde iptal davasını açmada, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca özel (sübjektif) ehliyet sahibi olduklarının kabulü gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, "İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren hususlar hariç olmak üzere, kişisel hakları ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları" olduğu hükme bağlanmıştır. İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir. Bu çerçevede, kendi üyelerinin hak ve menfaatlerini korumak amacıyla kanunla kurulmuş meslek birliklerinin yanında, belli amaçlarla kurulmuş dernek, vakıf gibi özel hukuk tüzel kişiliğini haiz sivil toplum örgütlerinin de kuruluş amaçlarıyla sınırlı olmak üzere dava açmaları mümkündür. Öte yandan, her tür ve ölçekteki planların ve bu planlar üzerinde yapılacak değişikliklerin, insan, toplum, çevre ilişkilerinde kişi ve aile mutluluğu ile toplum hayatını yakından etkileyen fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın korunma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek üzere imar mevzuatı ile şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun hazırlanması gerekmektedir. Dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden, davacı tarafından deniz iş kolunda yat turları, yat imalatları, su altı sporları ve dalış turları faaliyetlerinin yapıldığı, bir üst ölçekte imar planı yapılmaksızın 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama ve 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı değişikliğinin yasaya aykırı olduğu, bölgenin 1. ve 3. derece sit alanı olduğu bu alandaki eserlerin gün yüzüne henüz çıkartılmadığı, Adalıyalı bölgesinin orman alanı ile çevrili ve yer yer orman alanı olduğu, dava konusu imar planları ile Adalıyalı bölgesindeki geleneksel ve sürdürülebilir deniz turizmini sekteye uğratacağı, dava konusu imar planlarının Türkiye'nin taraf olduğu Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına Dair Sözleşme Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesine, Avrupa Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesine, Akdeniz Özel Koruma Alanları ve Biyolojik Çeşitliliğe İlişkin Protokole aykırı olduğu iddialarıyla bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İptal davası açılabilmesi için idari işlemin, ilgili kişinin (davacının) yararını olumsuz yönde etkilemiş olması gerekir. İdare hukukunda, derneklerin dava ehliyetleri ise, tüzüklerinde yazılı kuruluş amaçları ve faaliyet alanları ile sınırlıdır. Ayrıca dava ehliyeti, davanın açıldığı tarihte bulunması gereken ve davanın görülebilmesi için zorunlu olan bir usul hukuku koşuludur. 5253 sayılı Dernekler Kanunu hükümlerine göre kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarını ifade ettiği; her derneğin bir tüzüğünün bulunacağı, bu tüzükte derneğin adı ve merkezinin, amacı ve bu amacı gerçekleştirmek için dernekçe sürdürülecek çalışma konuları ve çalışma biçimleri ile faaliyet alanının belirtilmesinin zorunlu olduğu; derneklerin, tüzüklerinde gösterilen amaç ve bu amacı gerçekleştirmek üzere sürdürüleceği belirtilen çalışma konuları dışında faaliyette bulunamayacakları hüküm altına alınmıştır. Üyelerinin ve temsil ettikleri kişilerin ortak çıkarlarını korumak ve bunlar arasında dayanışmayı sağlamak üzere kurulan derneklerin, dava ehliyetlerinin tüzüklerinde yazılı kuruluş amaçları ve faaliyet alanları ile sınırlı olduğu; bu nedenle de yalnızca üyelerinin özel, kişisel ve sübjektif hukuki durumlarını ilgilendiren konularda dava ehliyetine sahip olmadıkları ve üyelerinin ortak çıkarlarını korumak amacıyla kurulmuş olmalarının onlara, üyeleri adına dava açabilme yetkisini vermediği bilinmektedir. Ancak hiç kuşkusuz, belirli mesleki ihtiyaçları karşılamak ve bu amaçla belirli mesleki faaliyetlerde bulunmak üzere kurulan bir derneğin, kendi adına dava açması ile üyeleri adına dava açabilme olanağını birbirinden ayırmak gerekmektedir. Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat alakasının varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyeti için yeterli sayılmaktadır. Ayrıca, iptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının saptanmasına, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece de idarenin hukuka bağlılığının belirlenmesine, sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilebilmesine olanak sağladığından bu davalarda menfaat ilişkisinin bu amaç doğrultusunda yorumlanması gerekmektedir. Öte yandan, kendi üyelerinin hak ve menfaatlerini korumak amacıyla Kanunla kurulmuş meslek birliklerinin yanında belli amaçlarla kurulmuş dernek, vakıf gibi özel hukuk tüzel kişiliğini haiz sivil toplum örgütlerini, kuruluş amaçlarıyla sınırlı olmak üzere ve kamu menfaatini ilgilendiren konularda dava açmalarının mümkün olması gerekli olduğu gibi söz konusu işlemlerin doğrudan doğruya dernek tüzel kişiliğinin hak ve çıkarlarını etkilemediği dernekler tarafından, hazırlanan derneklerin tüzüğünün de genel olarak amaçların sıralanması ve faaliyet alanlarıyla ilgisinin kurulamaması halininde davacıya hukuken böyle bir hak tanımayacağı değerlendirildiğinde, davacı derneklerin de dava konusu işlemlerin iptalini istemekte hukuken korunması gereken bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davacı Dernek tüzel kişiliğinin kuruluş amacı ile idari işlem arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri göz önünde tutulduğunda, anılan hususların araştırılması suretiyle davacının dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Davacı Bodrum Denizciler Derneği Ana Tüzüğü'nün dava dilekçesine eklenmediği, Tüzüğün temyiz aşamasında Dairemizce yapılan 14.12.2023 ve 06.05.2024 tarihli ara kararlarıyla istenmesi üzerine dosyaya sunulduğu görülmektedir. Bodrum Denizcilerini ve Yolcu Gemilerini Koruma ve Kalkındırma Derneği Tüzüğünün (Derneğin kısa adı Bodrum Denizciler Derneğidir.) Derneğin Amacı başlıklı 3. maddesinde, "Bodrum ilçesinde denizcilik mesleği ile uğraşanlar ile bu meslekte çalışmaları bir araya getirmek, denizcilik mesleğini geliştirerek topluma sevdirmek, denizcilik mesleğinin profesyonelce yapılmasını sağlamak ve denizlerimizin çevre kirliliğini önlemek için kamu kurum ve kuruluşları ve tüzel kişiler ile iş birliği içerisinde çalışmalar yapmak, denizcileri korumak ve kalkındırmak için her türlü çalışmayı yapmak, denizciliği sevdirmek ve yaşatmak, denizcilik mesleğini kolaylaştırıcı ve daha güvenli hale gelişine katkısı olabilecek herkese denizcilik sevgisi aşılamak amacı ile denizcilik meslek okulları açmak, üyeleri arasındaki sosyal ve kültürel etkileşimin ve dayanışmanın artırılmasını ve geliştirilmesini sağlamak" Derneğin amaçları olarak sayılmıştır. Uyuşmazlıkta davacı Derneğin tüzüğünde belirtilen amacı ile ilgili olarak tesis edilmiş bir işlem söz konusu olmadığından alanda 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama ve 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı değişikliği yapılmasına karşı açılan bu davada derneğin kuruluş amaçları ile güncel ve meşru bir menfaat ilgisi bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, idare hukuk ilkelerine göre, derneklerin tüzüklerinde belirtilen amaç ve faaliyet alanları ile ilgili konularda dava açabilecekleri doğal olmakla birlikte, davacı Deneğin Tüzüğünün yukarıda açıklanan 3. maddesi hükmü uyarınca dava konusu imar planlarının iptali isteminde, bu aşamada menfaat ilgisinin varlığını kabul etmeyi olanaklı kılmamaktadır. Bu itibarla, davanın ehliyet yönünden reddi gerekirken dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yapılan istinaf isteminin reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının ve davalı yanında temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 27/06/2024 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY (X): Dava, Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... beldesi, ... Mevkii, mülkiyeti Hazineye ait ... ada, ... sayıl parselin bitişiğinde yer alan 25.000 m²lik alanın davalı yanında müdahile tahsisinin yapılabilmesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 18.10.2018 tarihinde onaylanan Muğla-Bodrum-Adalıyalı Turizm Merkezine ait 1/25000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, "İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren hususlar hariç olmak üzere, kişisel hakları ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları" olduğu hükme bağlanmıştır. Ehliyet itirazına ilişkin olarak; idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir. Davacı Bodrum Denizciler Derneği Ana Tüzüğü'nün 3. maddesinde, "Bodrum ilçesinde denizcilik mesleği ile uğraşanlar ile bu meslekte çalışmaları bir araya getirmek, denizcilik mesleğini geliştirerek topluma sevdirmek, denizcilik mesleğinin profesyonelce yapılmasını sağlamak ve denizlerimizin çevre kirliliğini önlemek için kamu kurum ve kuruluşları ve tüzel kişiler ile iş birliği içerisinde çalışmalar yapmak, denizcileri korumak ve kalkındırmak için her türlü çalışmayı yapmak, denizciliği sevdirmek ve yaşatmak, denizcilik mesleğini kolaylaştırıcı ve daha güvenli hale gelişine katkısı olabilecek herkese denizcilik sevgisi aşılamak amacı ile denizcilik meslek okulları açmak, üyeleri arasındaki sosyal ve kültürel etkileşimin ve dayanışmanın artırılmasını ve geliştirilmesini sağlamak" Derneğin amaçları olarak sayılmıştır. Bu durumda, davacı tarafından deniz iş kolunda yapılan yat turları yat imalatları su altı sporları ve dalış turları faaliyetlerinin yapıldığı, bölgenin 1. ve 3. derece sit alanı olduğu bu alandaki eserlerin gün yüzüne henüz çıkartılmadığı, otel inşaatı için binlerce ağacın kesilmesi gerekeceği, alanın aynı zamanda doğal sit alanı olduğu, Adalıyalı bölgesinin orman alanı ile çevrili ve yer yer orman alanı olduğu, dava konusu imar planları ile Adalıyalı bölgesindeki geleneksel ve sürdürülebilir deniz turizmini sekteye uğratacağı, dava konusu imar planlarının Türkiye'nin taraf olduğu Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına Dair Sözleşme Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesine, Avrupa Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesine, Akdeniz Özel Koruma Alanları ve Biyolojik Çeşitliliğe İlişkin Protokole aykırı olduğu iddialarıyla dava açan derneğin tüzüğünde belirtilen amaçların yaşama geçmesi ve 2577 sayılı yasanın 2. maddesindeki "çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması" amacıyla açıldığı dikkate alındığında davayı açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu haliyle davanın esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği gerekçesiyle temyize konu kararın bozulmasına dair Dairemiz kararına katılmıyoruz.