4. Hukuk Dairesi 2021/19877 E. , 2024/7932 K. MAHKEMESİ: Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI: 2021/755 E., 2021/820 K. DAVA TARİHİ: 25.06.2020 HÜKÜM/KARAR: Ret- İstinaf Talebinin Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİH: 11.02.2021 SAYISI: 2020/156 Esas 2021/80 Karar Taraflar arasındaki basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince da…
**4. Hukuk Dairesi 2021/19877 E. , 2024/7932 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ: Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI: 2021/755 E., 2021/820 K. DAVA TARİHİ: 25.06.2020 HÜKÜM/KARAR: Ret- İstinaf Talebinin Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİH: 11.02.2021 SAYISI: 2020/156 Esas 2021/80 Karar Taraflar arasındaki basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Trabzon Milletvekili olarak görev yaptığını, 17-18.06.2020 tarihlerinde davalı ... tarafından diğer davalı şirketin imtiyaz sahibi olduğu Sözcü Gazetesi'nde kaleme alınan "Trabzon' da neler olduğuna bakalım" ve "Trabzon böyle yükseliş görmedi" başlıklı haberler nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, haberin hiçbir araştırma yapılmadan gerçeklikten uzak şekilde kaleme alındığını, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın 18.06.2020 tarihinden işletilecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; haberin davacı ile ilgisinin olmadığını, dava dışı Emine Altuntaş ve davacının eşinin liyakat ile görevlerine getirilip getirilmediklerine ilişkin olduğunu, davacının kişilik haklarına bir saldırı bulunmadığını, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı Ali Ayvazoğlu'nun Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı çeşitli görevlerde bulunduktan sonra İl Turizm Müdürü olduğu, bu hususun ve yine davacının eşi ile iş ortamında tanışarak evlenmelerinin habere konu edilmesinde davacının kişilik haklarına saldırı teşkil eden söz ve ifade bulunmadığı, kamuoyuna yansıyan birtakım güncel olayların eleştirel dille haberleştirildiği, haberin ifade ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; şeref ve itibar ile kamu yararı dengesinde üstün değerin kamu yararı olduğuna dair mahkeme kararının hatalı olduğunu, vakıalar ile gerekçenin uyumsuz olduğunu, aile hayatının ve özel hayatın her zaman korunması gerektiğini, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin eşinin milletvekili seçilmesinden iki yıl önce müdür olarak atandığını, haberin hiçbir araştırma yapılmadan kaleme alındığını, haberde müvekkilinin haksız olarak hedef gösterildiğini, habere yönelik erişimin engellenmesi kararı verildiğini, müvekkilinin eşi ile bekarken tanıştığını, haberde buna dair yapılan değerlendirmenin de saldırı niteliğinde olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olgulara dayanılarak dava konusu haberin yapıldığı, davacının kamusal kimliğinin bulunduğu, haberde yer alan ifadelerin bu kimlikle ilişkilendirildiği, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, kişilik haklarına bir saldırı bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; haberde geçen müvekkilinin evli bir erkek ile beraber olduğuna dair kullanılan söz ve ifadeye Bölge Adliye Mahkemesi kararında değinilmediğini, aile hayatının ve özel hayatın her zaman korunması gerektiğini, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin eşinin milletvekili seçilmesinden iki yıl önce müdür olarak atandığını, haberin hiçbir araştırma yapılmadan kaleme alındığını, haberde müvekkilinin haksız olarak hedef gösterildiğini, habere yönelik erişimin engellenmesi kararı verildiğini, müvekkilinin eşi ile bekarken tanıştığını, haberde buna dair yapılan değerlendirmenin de saldırı niteliğinde olduğunu, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; 17-18.06.2020 tarihlerinde Sözcü Gazetesi'nde yayınlanan haberler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58 inci maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1 ve 3 üncü maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; haberlerin toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, haberlere yönelik toplumsal ilginin bulunduğu, özle biçim arasındaki dengenin korunduğu; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğu, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğini...” ifade edildiği; o anda var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağı; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, kamu görevlilerinin ve kamu hizmetinin eleştirilmesine yönelik haberlerin, sözleşmeci devletler tarafından başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması gerekçesiyle sınırlandırılmasının da bir ölçüsü olduğuna değindiği; AİHM'nin, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması gerekçesiyle yapılan bu tür sınırlandırmalarda; basının toplumu ilgilendiren sorunlar hakkında bilgilendirme görevi olduğunu, bu bilgilendirme ve haber verme görevinin toplumun özgürce fikir sahibi olma hakkının karşılığını oluşturduğunu (AİHM'nin 21.11.1991 tarihli, 13778/88 nolu başvuruya dair vermiş olduğu Observer ve Guardian & Birleşik Krallık kararı), bu tür haberlerde basının bazı kamu görevlilerine karşı tahrik edici nitelikte sözlerin dahi kullanabileceğini kabul ettiği, (AİHM'nin 25.06.1992 tarihli, 13778/88 nolu başvuruya dair vermiş olduğu Thorgeirson & İzlanda kararı) tüm bu açıklamalar ışığında haberlerde geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı anlaşıldığından, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.