Başvuru, yargılama sonucunu etkileyecek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal kararı bulunmasına rağmen yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesi ve bu talebi değerlendiren heyette önceki yargılamada görev yapan iki hâkimin bulunması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yargılama sonucunu etkileyecek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal kararı bulunmasına rağmen yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesi ve bu talebi değerlendiren heyette önceki yargılamada görev yapan iki hâkimin bulunması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 3/2/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: 1966 doğumlu olan başvurucu, Kandıra 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmakta; bireysel başvuruya konu yargılama dosyasından verilmiş müebbet hapis cezasının infazını yerine getirmektedir. Başvurucu, suç örgütü yöneticisi olmak ve ruhsatsız silah taşımak şüphesiyle aranması nedeniyle 29/8/1999 tarihinde Ankara Cumhuriyet savcısı huzuruna çıkarıldığını, ifadesinden sonra serbest bırakıldığını ancak aynı gün bazı polis görevlilerinin kendisini tekrar emniyete götürdüklerini, olayı avukatının Cumhuriyet savcısına bildirdiğini ve bir gün sonra serbest bırakıldığını, salıverilme sonrası özel bir hastaneden aldığı raporunda darp ve cebir izlerinin tespit edildiğini, polisler hakkında şikâyetçi olduğunu belirtmektedir. Başvurucunun suç duyurusu üzerine polisler hakkında başlatılan soruşturma ve yargılama süreci, Ankara Asliye Ceza Mahkemesinde kötü muamele suçu yönünden delil yetersizliğinden beraat, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu yönünden 10 ay hapis cezası ile 6/3/2006 tarihinde sonuçlanmış, nihayet 20/3/2007 tarihinde Yargıtay tarafından zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmiştir. Başvurucu, anılan olayla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurmuş ve AİHM, 26/6/2012 tarihli kararı ile anılan olay ve yargılama süreci ile ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) maddesinin esas ve usul bakımından ihlal edildiğine karar vermiştir. Bu süreçte başvurucu hakkında 7/2/2000 tarihinde meydana gelen öldürme olayı ile ilgili olarak soruşturma başlatılmış ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 6/4/2000 tarihli ve E.2000/86 sayılı iddianamesi ile kasten öldürmeye azmettirme ve suç işlemek amaçlı örgüt yöneticisi olmak suçlarından kamu davası açılmıştır. Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 27/10/2004 tarihli ve E.2004/78, K.2004/105 sayılı kararı ile başvurucunun kasten öldürmeye azmettirme suçundan müebbet ağır hapis, çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi olmak suçundan ise 3 yıl 8 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş; temyiz incelemesinden geçen dosya 31/5/2005 tarihli onama kararıyla kesinleşmiştir. Daha sonrasında başvurucunun yeni yasa uyarlama ve temyiz talepleri üzerine uyarlama yargılaması yapılmış ve karar, Yargıtay Ceza Dairesinin 15/5/2013 tarihli ve E.2013/1073, K.2013/3848 sayılı ilamı ile onanmıştır. Hükmün kesinleşmesinden ve polislerle ilgili yargılama dosyası hakkındaki AİHM’in ihlal kararından sonra başvurucu tarafından 26/11/2013 tarihli dilekçe ile yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuştur. Mahkemenin 28/11/2013 tarihli ve 2013/799 Değişik İş sayılı kararında, hükümlü hakkında AİHM tarafından verilen kararın Mahkeme dosyasındaki yargılama ile ilgili olmadığı, soruşturma aşamasında işkence yapıldığı iddiasına dayanan yargılamaya ilişkin olduğundan yargılanmanın yenilenmesi şartlarını taşımadığı, benzer iddiaların yargılama aşamasında da dile getirildiği ve Mahkemenin yargılama sürecinde değerlendirme yaparak mahkûmiyet kararı verdiği gerekçeleriyle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiştir. Ret kararına yapılan itiraz üzerine Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 24/12/2013 tarihlive 2013/303 Değişik İş sayılı kararı ile itiraz reddedilmiştir. Nihai karar, başvurucuya 10/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 3/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:“Yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan hâkim, aynı işte görev alamaz.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) ve (f) bendi şöyledir:“Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:...e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir…” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir.” 5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürülen iddialar, yeterli derecede doğrulanmaz veya 311 inci Maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 314 üncü Maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre bunların önce verilmiş olan hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın yenilenmesi istemi esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddedilir.(2) Aksi hâlde mahkeme, yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verir.(3) Bu Madde gereğince verilen kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.” 4/11/2004 tarihli ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“(1) 1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak, Türk Ceza Kanununun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir.”B. Uluslararası Hukuk Sözleşme'nin maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Adil yargılanma hakkı Herkes, … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının … görülmesini istemek hakkına sahiptir. ……” AİHM, Sözleşme'nin maddesi bakımından bir mahkemenin "bağımsız" olup olmadığı incelenirken üyelerinin atanma biçimi ve görev süreleri, dıştan gelecek baskılara karşı mevcut güvencelerin olup olmadığı ve bir bağımsızlık görüntüsü verip vermediğine bakılması gerektiğini tekrarlamaktadır (Çıraklar/Türkiye, B. No: 70/1997/854/1061, 28/10/1998, § 38). Yine aynı kapsamda AİHM, bir mahkemenin "tarafsızlığı"nı tespit ederken öznel bir sınamaya, belli bir olayda, belli bir yargıcın kişisel kanı ve davranışları ile nesnel bir sınamaya yani hiçbir şüpheye mahal vermeksizin yargıca yeterli güvence verilip verilmediğine bakılarak belirlenmesi gerektiğini belirtmektedir (Şahiner/Türkiye, B. No: 29279/95, 25/9/2001, §§ 35, 36). Dolayısıyla AİHM “tarafsızlık” kavramının iki yönüne vurgu yapmaktadır. Yargı yeri, kişisel ön yargı veya eğilimden sübjektif olarak sıyrılmalı ve objektif bakış açısından bununla ilgili haklı kuşkuları ortadan kaldıracak yeterli güvenceler sunmalıdır. Bu çerçevede bağımsızlık ile objektif tarafsızlık arasında yakın bir bağ bulunmakta ve bunları birbirinden ayrı tutarak değerlendirmek zorlaşmaktadır (Grieves/Birleşik Krallık [BD], B. No: 57067/00, 16/12/2003, § 69). Sonuç olarak AİHM, yargı makamının bağımsızlık ve tarafsızlığını belirlemede yargılanan kişinin görüşlerinin belirleyici olmamakla birlikte önemli olduğunu ve sorunun çözümünün başvurucunun şüphesinin objektif olarak haklı görülüp görülmeyeceği noktasında toplandığını ortaya koymaktadır (Hauschildt/Danimarka, B. No: 10486/83, 24/5/1989, § 48).