10. Hukuk Dairesi 2022/11361 E. , 2024/1160 K. MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1424 E., 2022/1202 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/659 E., 2022/152 K. Taraflar arasındaki iş kazasından dolayı maddi ve manevi tazminat istemli davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, B…
**10. Hukuk Dairesi 2022/11361 E. , 2024/1160 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1424 E., 2022/1202 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/659 E., 2022/152 K. Taraflar arasındaki iş kazasından dolayı maddi ve manevi tazminat istemli davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi ve de davacılar vekili tarafından duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek temyiz istemlerinin süresinde olduğu, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13.02.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacılar adına Av. .... geldi. Davalı adına gelen olmadı. Gelen avukatın yüzüne karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın 11.11.2014 tarihli belirsiz sürekli iş sözleşmesiyle davalı ... Mühendislik İnş. Ltd. Şti'nin işçisi olarak davalı Toplu Konut İdaresi (...)'nin Trabzon Diş Hastanesi iş yerinde inşaat ustası olarak çalışırken 15.11.2014 olay günü işverenliğin İşçi Sağlığı İş Güvenliği Tüzüğü Kurallarına aykırı davranışa bağlı olarak inşaat alanında temizlik yaparken zeminde bulunan boşluktan yaklaşık 9 metre aşağı düşerek iş göremezliğe uğradığını, davacı ...'ın da yansıma yoluyla bu acılara ortak olduğunu belirterek maddi istem yönünden belirsiz alacak davası niteliğinde müvekkillerinden Sigortalı ...’in maddi zararın tespiti ile şimdilik kaydıyla 1,00 TL maddi tazminat ile 250.000,00 TL manevi tazminatın, diğer müvekkili sigortalının eşi ... bakımından ise sigortalının uğradığı zararlandırıcı olay nedeniyle yansıma suretiyle 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek faiziyle davalı Toplu Konut İdaresi Başkanlığından (ve yargılama sırasında hakkında davanın tefrikine karar verilen ... Mühendislik İnş. Ltd. Şti'nden) tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (...) vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu Trabzon Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi İnşaatı İşinin İdareleri tarafından yapılan ihale ile anahtar teslimi suretiyle ... Müh.İnş.Tic.Ltd.Şti.' ye verildiğini, anahtar teslimi suretiyle yapılacak işin müteahhit firmaya devredildiği için, İş Kanunu'nun 2.maddesi uyarınca müvekkilinin tazminattan sorumlu tutulamayacağını, husumet açısından idarelerine yanlış tevcihte bulunulduğunu bu sebeple, idarelerine yöneltilen davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava konusu inşaat işinde müteahhit firma ile yapılan sözleşmenin 18.1 ve 18.2 maddeleri ile Yapım İşleri Genel Şartnamesinin madde 9 uncu , 36 n cı ve 37 nci maddeleri gereği, işin ve iş yerinin korunması, çalışanların sağlık işleri, kazaya uğramaları halinde her türlü yasal yükümlülüklerin işin yüklenicisinin taahhüdü altında olduğunu belirterek müvekkili idarenin bu davada herhangi bir kusur ve sorumluluğu olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "somut olayda, davalı ... (Toplu Konut İdaresi Başkanlığı) ile ... Mühendislik İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen “Trabzon Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi İnşaatı İşine Ait Sözleşmesi” nin 3.1 inci maddesinde, İşin adı : Trabzon Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi İnşaatı İşi, 3.3 üncü maddesinde, İşin niteliği, türü ve miktarı : Konvansiyonel Kalıp Sistemiyle Yapılacak Ağız ve Diş Sağlığı Merkez Hastanesi ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İnşaat İşi olarak tanımlandığı, Sözleşmenin 6 ncı maddesinde, sözleşmenin anahtar teslimi götürü bedel sözleşme olduğu, ihale dokümanında yer alan uygulama projeleri ve bunlara ilişkin mahal listelerine dayalı olarak işin tamamı için yüklenici tarafından teklif edilen 8.447447,00.-TL toplam bedel üzerinden akdedildiği, Özel İdari ve Teknik Şartnamenin 3 üncü maddesinde, ihale kapsamında bulunan işler, seçilen projeleri, vaziyet planları, Özel İdari ve Teknik Şartname Hükümleri (Mahal Listesi ve Açıklamaları), ihale şartnamesi, sözleşme, yürürlükteki teknik mevzuat, deprem yönetmeliği, diğer yönetmeliklere göre standartlara uygun olarak ve ruhsatları alınıp eksiksiz yapılarak İdareye teslim edileceği, 3.1 inci maddesinde, anahtar teslimi götürü bedelli işlerin sayılmış olduğu, sözleşme, idari şartname, özel idari ve teknik şartname, mahal listeleri, alt yapı genel şartnamesi, proje özel teknik şartnamesinin tetkikinden işin tamamının yüklenici tarafından üstlenilerek iş bitimi akabinde şartname ve sözleşmeye uygun olarak tesliminin kabul ve akdedildiği, yine sözleşme madde 21.1 de; yapının fen ve sanat kurallarına uygun yapılmaması nedeniyle ortaya çıkan zarar ziyandan yüklenicinin sorumlu olduğu ve madde 22.3 de sorumluluk hususlarında YİGŞ hükümleri uygulanacağının hüküm altına alındığı, yine davalının yapı denetim görevlilerince işin denetlenmesinin inşaat sahipliği dışında asıl işverenlik sıfatını doğuracak, işi alanın bağımsız işveren kimliğini ortadan kaldıracak bir etmen olmadığı ve davalının iş sağlığı ve güvenliği kurallarının denetiminden sorumlu olduğu sonucunun da çıkarılamayacağı, anılan nedenlerle davalı ... ile yüklenici ... Müh. İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti arasında anahtar teslimi niteliğinde sözleşme yapıldığının kabul edilmesi gerektiği, bir işin anahtar teslimi ile ve ihale ile bütünüyle devri durumunda işi devredenin iş verenlik sıfatının kalkacağı, sorumluluğuna gidilemeyeceği, Toplu Konut İdaresi Başkanlığına husumet yöneltilemeyeceği kabul edilerek, açılan davanın husumet nedeniyle reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili dilekçesi ile; davanın husumetten reddinin hatalı olduğunu, yetkin bilirkişilerden rapor alınarak yapılan işin anahtar teslimi olup - olmadığının belirlenmesi gerektiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "somut olayda; davalı T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından yaptırılan Trabzon Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi ile alt yapı ve çevre düzenlemesi inşaat işinin davalı Toplu Konut İdaresi Başkanlığının anahtar teslimi götürü bedel sözleşme ile hakkında tefrik kararı verilen dava dışı ... Müh. İnşaat ve Tic. Ltd. Şti'ye yaptırıldığı, davalı ...'nin ihale makamı konumunda bulunması nedeniyle davalı Kurum yönünden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır." gerekçeleriyle "Yerel Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353-(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine," dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili dilekçesinde özetle; Toplu Konut İdaresinin sözleşme kapsamındaki yükümlülükleri, giderek anılan kurumun kamusal yükümlülükleri, kapsamında asıl işveren olarak kabulü gerektiğini, dosyanın ihale alanında uzman bilirkişilerden teşkil edilecek heyetten rapor alınmak suretiyle karara bağlanması gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararında itirazlarının gereği gibi incelenmediğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemleri ile eşinin yansıma suretiyle manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri, "dava yığılması (objektif dava birleşmesi)" açısından aynı Kanun'un 110 uncu maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri gözetildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci ve 114 üncü maddeleri delaletiyle 49,50,51,52,53,54,55 ve 56 ncı maddeleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, " İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleridir. 3. Değerlendirme A) Davacılar vekilinin ... yönünden talep edilen manevi tazminat nedeniyle kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3. İlk Derece Mahkemesince davacı ...'ın 100.000,00 TL'lik manevi tazminat isteminin davalının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, ve davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 29/06/2022 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 107.090,00 TL’lik kesinlik sınırı gözetildiğinde manevi tazminata dair hükme yönelik temyiz itirazlarının kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla davacılar vekilinin iş bu hükme yönelik temyiz itirazlarının kesinlikten reddine karar vermek gerekmiştir. B) Davacılar vekilinin ... yönünden talep edilen maddi ve manevi tazminat nedeniyle kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle dosya kapsamında toplanan delil durumuna ve temyiz kapsam ve nedenlerine göre; Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına göre temyiz eden davacılar vekilinin bu hükme yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacılar vekilinin ... yönünden talep edilen manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2. Davacılar vekilinin ... yönünden talep edilen maddi ve manevi tazminat nedeniyle kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 3. Aşağıda dökümü yapılan harcın temyiz eden ilgiliden tahsiline, 4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 5.Üye ...'nun muhalefetine karşı, Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla, 13.02.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Anayasa ile güvence altına alınan hukuki korunma hakkı (36 ncı madde) yalnızca şekli bir yargılama yapılmasını değil, bunun yanında adil ve doğru bir yargılamayı da gerektirmektedir. Adil yargılamanın teminatlarından biri de kanun yollarıdır. (Tolga Akkaya –Modern Usul Hukukunda İstinaf) Mahkeme kararlarının hukuka uygunluğunun bir üst mahkeme tarafından denetlenmesi Anayasal bir gerekliliktir. Anayasa Mahkemesine göre de mahkeme hakkı sadece ilk derece mahkemesine başvurmayı değil temyiz yoluna başvurmayı da kapsar. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341 inci maddesinde ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilen kararlar, HMK’nın 361 inci maddesinde; bölge adliye mahkemelerinin temyiz edilebilen kararları, 362 nci maddesinde ise bölge adliye mahkemelerinin temyiz edilemeyen kararları düzenlenmiştir. HMK’nın 373/4 maddesi gereğince, Yargıtayın bozma kararı üzerine, ilk derece mahkemesince bozmaya uygun karar verildiği takdirde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bu gibi hallerde, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yolu mevcut olmayıp, sadece temyiz yoluna başvuru mümkündür. İlk derece mahkemesince yanlış ve hatalı kararlar verilebilmektedir. Bu hataların giderilebilmesi ancak kanun yoluna başvuru ile mümkün hale gelir. Kararın aleyhine olduğunu düşünen taraf kararın denetlenmesini ve düzeltilmesini kanun yoluna başvurarak isteyebilir. Kanun yolları hakimin yapabileceği hatalar karşısında taraflara tanınmış yasal bir güvencedir. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesi ile iki aşamalı kanun yolu sistemi söz konusu olmakla birlikte, HMK’nın 373/4 maddesi kapsamına giren ilk derece mahkeme kararlarında sadece temyiz yoluna başvuru mümkün olup, kanun yoluna incelenmesinde yüksek parasal sınırın uygulanması halinde çok sayıda dosyada ilk derece mahkemesi kararına ilişkin kanun yolu incelemesi mümkün olmayacaktır. Bu ise hak arama özgürlüğünün ağır ihlali anlamına gelir. Hukuk davalarında asıl olanın her karar için denetim yoluna açık olmasıdır. Ancak HMK’da öngörülen parasal sınırların uygulanması gerektiği de açıktır. HMK’da, bölge adliye mahkemesi kararları için öngörülen parasal sınırın, ilk derece mahkemesi kararları için uygulanması, yasanın lafzına ve ruhuna aykırıdır. Mahkemeye erişim hakkı, kanun yoluna başvuru hakkını da içerir. Böylesi bir uygulama adil yargılanma hakkına, mahkemeye erişim hakkına ve hak arama özgürlüğüne aykırılık teşkil eder. Yargıtayın temyiz incelemesi yapıp ilk derece mahkemesi kararını bozmasından sonra bozma üzerine verilen kararda temyiz incelemesi yapılması, mahkemeye erişim hakkının bir gereğidir. HMK’da, ilk derece mahkemesince verilen kararların temyiz edilmesi halinde kesinlik sınırının tespitine dair açık bir hüküm bulunmadığından, HMK’nın 341/2 maddesindeki düzenlemenin dikkate alınması gerekir. Kanun yolu başvuru sınırlarının başvurulacak kanun yoluna göre değil, kararı veren mahkemeye göre belirlenmesi gerekir. Hukuk Genel Kurulunun 24.06.2021 tarihli, 2021/4-307 Esas, 2021/833 Karar sayılı, 05.07.2023 tarihli, 2023/2-191 Esas, 2023/703 Karar sayılı kararlarında da bu husus vurgulanmıştır. Kanunda açık bir hüküm bulunmayan yoruma açık tartışmalı konularda hakkın engellenmesi değil, hakkın yoluna açan bir uygulamanın geliştirilmesi gerekir. Aksi halde bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle iki aşamalı kanun yolu sistemi uygulanan ülkemizde, istinaf inceleme sınırının çok üzerinde, ancak temyiz sınırının altında kalan çok sayıda ilk derece mahkemesi kararı esasa ilişkin hiçbir denetim yapılmadan kesinleşecek hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim hakkı engellenmiş olacaktır. Açıkladığım nedenlerden dolayı; ilk derece mahkemesi kararlarına ilişkin temyiz yolu başvurusunda, HMK’nın 341/2 maddesindeki düzenlemenin ve parasal sınırın uygulanması gerektiği, bölge adliye mahkemesi kararlarına ilişkin HMK’nın 362 nci maddesindeki parasal sınırların uygulanması halinde, ilk derece mahkemelerinin çok sayıda kararının hukukiliğinin denetlenme imkanı ortadan kalkacağından, çoğunluğun temyiz talebinin miktardan reddine ilişkin kararına katılmıyorum.