(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/10037 E. , 2008/10755 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 11.06.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.01.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/10037 E. , 2008/10755 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 11.06.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.01.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir. Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır. Tapuda isim düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır. Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir. 1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir. 2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir. 3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. 4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir. 5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir. Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir. ... de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Davacı, 2472 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında malik gözüken annesi "... kızı ..."nin, yazılmayan soyisminin "..." olarak yazılmasını ve "..." olarak geçen baba adının "..." olarak tashihini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı ... vekili temyiz etmiştir. Mahkeme tarafından yapılan yargılama ve toplanan deliller davanın kabul edilmesi için yeterli değildir. Zira, bu tür davalarda mülkiyet nakline yol açmamak için tapu kaydında malik görünen kişi ile kaydı düzeltilen kişinin aynı şahıs olduğu şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Somut olayda; her ne kadar az yukarıda belirtilen ilkeler ışığında tashihi istenen tapu kaydı ile tapu kaydının oluşumuna esas teşkil eden tapulama tutanağı getirtilmiş, nüfus kaydı celbedilmiş, zabıta araştırması yapılmış, mahallinde keşif icra edilmiş, tanık beyanlarına başvurulmuş ise de; delillerin takdirinde hataya düşülmüştür. Şöyle ki; tashihi istenen tapu kaydının oluşumuna esas teşkil eden tapulama tutanağının açıklamalar kısmın okunduğunda "tahdidi yapılan parselin Hali oğlu ...'in ceddinden intikal ettiği, onun 1949 tarihinde ölümüyle evlatları ..., ..., ... ve ...'ye kaldığı" adı geçen şahıslar adına 1/4'er oranında kadastro tespitinin yapılıp kesinleştiği ve tapunun bu şekilde oluştuğu anlaşılmaktadır. Halbuki, dosyanın Dairemizce, mahalline iadesinden sonra getirtilen davacıya ait aile nüfus kayıt tablosunun tapulama tutanağı ile örtüşmediği görülmektedir. Yine, mahkemece davacının talebi doğrultusunda verilen hükümde, davacının annesi ...'nin baba adı ... olarak tashih edilmiştir. Oysa ki, tapulama tutanağında 1/2'şer oranda malik gözüken ..., ..., ... ve ...'nin kardeş oldukları ve hepsinin baba adının ... olarak geçtiği, ...'in de baba adının Halil olarak yazıldığı düşünüldüğünde mahkemece davacının murisi ...'nin baba adının niye ... olarak tashih edildiği anlaşılamamaktadır. Öte yandan, temyiz aşamasında davalı ... Müdürlüğünün aynı parsele ilişkin Kazan Asliye Hukuk Mahkemesinde derdest 2007/300 Esas sayılı dava dosyasının bulunduğunu bildirmesi üzerine, dosya mahalline iade edilmiş, mahkemece 2007/300 Esas sayılı dava dosyasının gönderilen fotokopisinin incelenmesi sonucu; aynı parsele ilişkin olarak, davacılar ... (...) ... ve arkadaşlarının 11.12.2007 tarihinde Tapu Sicil Müdürlüğünü hasım göstererek tapu kaydındaki "... kızı ..." olan kaydın "... kızı Vasfiye ...." olarak tashihi istemiyle dava açtıkları anlaşılmıştır. Adı geçen dosyada, getirtilen nüfus kayıtlarının büyük oranda parselin oluşumuna esas teşkil tapulama tutanağını teyit ettiği görülmüş, yaptırılan zabıta araştırması da bu hususu doğrulamıştır. Kazan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/300 Esas sayılı derdest dosyasında Dairemizce temyiz incelemesi yapılan aynı mahkemenin 2007/133 Esas sayılı dosyasının Yargıtay'dan dönüşünün bekletici mesele yapıldığı saptanmıştır. Buraya kadar yapılan açıklamalar ve ortaya konan deliller gözönüne alındığında; kayıt maliki ile kaydı düzeltilmesi istenen kişinin aynı kişi olduğunun kabulü mümkün olmadığı halde, mahkemece davanın reddi yerine mülkiyet aktarımına yol açabilecek biçimde kabul kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... Müdürlüğünün temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 24.09.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.