12. Ceza Dairesi 2023/394 E. , 2024/338 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/174 E., 2022/773 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜMLER : Mahkûmiyet Katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usu
**12. Ceza Dairesi 2023/394 E. , 2024/338 K.** **"İçtihat Metni"** B O Z M A Ü Z E R İ N E İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/174 E., 2022/773 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜMLER : Mahkûmiyet Katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Uşak 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2015 tarihli ve 2014/531 Esas, 2015/693 Karar sayılı kararı ile; sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (e) bendi, 22 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci ilâ sekizinci fıkraları arasına göre 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tayin edilen cezanın ertelenmesine ve 2 yıl süre ile denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir. 2.Uşak 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2015 tarihli ve 2014/531 Esas, 2015/693 Karar sayılı kararının sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 17.01.2019 tarihli ve 2017/4927 Esas, 2019/779 Karar sayılı kararı ile; "...Olay tarihinde, sanığın sahibi olduğu tekstil fabrikasında işçi olarak çalışmakta olan katılanın, tarak makinasının arkasında bulunan silindiri temizlemeye çalışırken sağ kolunu makinaya kaptırarak hayati tehlike geçirecek ve organlardan birinin işlevinin sürekli yitirilmesi niteliğinde yaralanması ile sonuçlanan olayda; 01.04.2014 tarihli tek kişilik ve 04.02.2015 tarihli bilirkişi heyet raporlarında sadece sanığın sorumlu olduğu belirlenmişse de, dosya kapsamından iş güvenliği tedbirlerini almak ve denetlemek görevlerinin kime ait olduğunun ve bu kişilerin ehil kişiler olup olmadığının (mimar/ mühendis) gerek sözleşme gerekse tanık beyanları dikkate alınarak şirkete ait görev dağılımını gösteren evrakların getirtilerek, işletme müdürü olduğu anlaşılan tanık ...'ın da kusur durumunun irdelenerek dosyanın içlerinde makine mühendisi de olan iş güvenliği uzmanlarından oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınması suretiyle sanığın hukuki durumunun buna göre takdir ve tayin edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3.Uşak 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.11.2022 tarihli ve 2019/174 Esas, 2022/773 Karar sayılı kararı ile; sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (e) bendi, 22 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci ilâ sekizinci fıkraları arasına göre 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tayin edilen cezanın ertelenmesine ve 2 yıl süre ile denetim süresi belirlenmesine; sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (e) bendi, 22 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci ilâ sekizinci fıkraları arasına göre 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, tayin edilen cezanın ertelenmesine ve 2 yıl süre ile denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir. 4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 30.01.2023 tarihli ve 2022/162787 sayılı "Bozma" görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; müvekkilinin iş kazasının oluşumunda “kişisel” bir kusurunun bulunmadığı ve katılana yönelik “kişisel” bir eyleminin (veya “kişisel” bir etkili eyleminin) bulunmadığına, önemlisi, “gerçek kişiden” “gerçek kişiye” yönelik bir eylemin bulunmadığı; iş yerinin bir tüzel kişilik (=ticaret şirketi) olduğu; işyerinin nitelik ve kapsamına göre alınması gereken iş güvenliği önlemlerinden “tüzel kişi” işverenin sorumlu olduğu; kısmen de olsa, tüzel kişi işverenin kusuru olsa dahi (ki dosya içeriğine göre, Katılan’ın işvereni olan Payteks Deri Tekstil İnş. Turz. Tanıtım San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin iş kazasının oluşumunda herhangi bir kusuru bulunmamaktadır), bunun tüzel kişi işveren hakkında T.C.K.'nu çevresinde herhangi bir ceza yaptırımı gerektirmeyeceğine, sanığın sanık sıfatının bulunmadığı gözetilerek, kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, mahkumiyet kararı verilmiş olmasının kanuna aykırı olduğuna, iş kazalarında kusur bilirkişi raporu düzenleyecek bilirkişilerin hem iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman olmaları gerekir ve hem de iş güvenliği uzmanı olmaları gerektiğine, raporların gerçeği yansıtmadığına, dava konusu iş kazasının oluşumunda işverene (=Payteks Deri Tekstil İnş. Turz. Tanıtım San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne), atfı kabil bir kusurun bulunmadığına, zira, işveren, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının işverene yüklediği/öngördüğü önlemleri almış, nazari ve tatbiki iş güvenliği eğitimini vermiş, iş güvenliğine ilişkin gerekli emir ve talimatları vermiş, iş güvenliği ile ilgili gerekli uyarı levhalarını asmış ve genel gözetim ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmiş olduğuna, katılanın ağır ve tehlikeli işlerde çalışabileceğine dair sağlık raporu da almış olduğuna, Sayın Mahkemenin, " Sanığın, suçun işlenmesiyle mağdur tarafın uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesine yönelik herhangi bir girişim ya da davranışının bulunmadığı belirlenmekle, hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin düzenlemeye yer verilen CMK.nun 231. maddesinin takdiren uygulanmasına yer olmadığına," şeklindeki hükmü de dosya içeriğiyle ve hukukla uyarsız olduğuna, katılanın tüm zararlarının ödendiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. B. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; kararın eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilmiş olduğuna, sanığın ön muhasebe çalışanı olarak çalıştığına kusurunun bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, kararın usul, yasa ve hakkaniyete aykırı olarak verilmiş olduğuna ilişkindir. C. Katılan vekilinin temyiz isteği; Yerel Mahkemece sanıklara verilen cezanın az olduğuna, müvekkilinin geçirmiş olduğu iş kazası, sanık ...’in ortağı ve şirket yetkilisi olduğu iş yerinde son birkaç yılda meydana gelen ikinci kaza olduğuna, üstelik iki iş kazası da aynı makinede meydana gelmiş ve mağdurların kolları kopmuş olduğuna, buna rağmen iş yerinde iş güvenliği önlemlerinin gereği gibi alınmamış olduğuna, ayrıca yerel mahkemece takdir edilen cezaların ertelenmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğuna, bu durumun müvekkilin mağduriyetini gidermediği gibi manevi olarak daha fazla üzmüş olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemenin Kabulü 1.Olay tarihinde, sanık ...'in yetkilisi olduğu, sanık ...'in işletme müdürü olduğu tekstil fabrikasında işçi olarak çalışmakta olan katılanın, tarak makinasının arkasında bulunan silindiri temizlemeye çalışırken sağ kolunu makinaya kaptırarak hayati tehlike geçirecek ve organlardan birinin işlevinin sürekli yitirilmesi niteliğinde yaralandığı anlaşılmıştır. 2.Katılana ait Uşak Devlet Hastanesinin ... hakkında düzenlediği 28/12/2013 tarihli Genel Adli Muayene Raporlarında; katılanın ''hayati tehlike mevcuttur. BTM ile giderilemez, sağ üst eksremite dışında fasiyal yaralanma mevcuttur.'' ve ''iş kazası sonrası sağ üst eksremite humerus disterimite ampute edilmiş, özür oranı %60'dır'' şekilde yaralandığı bildirilmiştir. 3.Soruşturma aşamasında alınan 01.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda; " Uşak İli ,Uşak Organize Sanayi Bölgesi sınırları içerinde Uşak Organize Sanayi Bölgesinde faaliyetine 115.cadde No:241 de devam eden Payteks San.Tic.Lmt.Şti. fabrikasında çalışan ... adlı işçinin 28.12.2013 tarihinde saat 11 civarında işletmede tarak makinesine müdahale ederken sağ kolundan yaralandığı dosyadaki yaptığım incelenmeler ve Dosyaya ekli bulunan güvenlik kamerası ve Olay anı resim Cd’si izlenerek olayın gerçekleştiği tespit edilmiştir.Dosyadaki yapılan incelemelerde iş veren sorumlusu ... gerekli olan iş sağlığı ve güvenliği eğitimi güvenliğin temel ilkeleri ile ilgili kurs ve seminerleri yapılarak adı geçen kazada yaralanan ERDOĞAN'a bunlara imzalatarak belgelenmiştir. İşçinin ve olay anı ifade tutanaklarının incelenmesiyle ...’ın bu işte iş veren sorumlusu ...’de olay anında işçinin böyle bir tehlikeli iş yaparken sorumlunun olmaması tek başına olması ve olaya yalnızken müdahale etmeleri yönünden her ikisi de eşit oranda asli olarak kusurlu bulunmuştur. İş veren sorumlusu ... ve diğer işletme sorumluları tehlikeli ortamda çalışan işçileri sürekli gözetecek işyeri sorumlusu veya vardiya amiri bulundurmalıdır.İşçi her ne kadar eğitimde alsa can güvenliği riski olan işletmelerde ve şirketlerde mutlaka işçinin müdahale edemiyeceği önlemler alınmalıdır. Örneğin İşçinin makinenin tehlikeli kısmına siwiç’li kapıyı açarak girmesi önlenmeliydi. İşçi bu olaydan kalıcı olarak sakatlanıp mağdur oldugu için iş verenin bu magduriyeti iş verenin önlem alması gerekliydi. Sonuç olarak İşçide İş Verende Eşit oranda Asli Kusurlu olarak Tespit Edilmiştir." şeklinde görüş bildirilmiştir. 4.Yargılama aşamasında 12.12.2014 tarihinde yapılan keşfe dayalı düzenlenen 04.02.2015 tarihli bilirkişi heyet raporunda; "sanığın asli, mağdurun ise tali kusurlu olduğu" yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür. 5.Yargıtay 12. Ceza Dairesinin bozma ilamından sonra alınan 06.09.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; "...İşveren ...'in 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve bu Kanuna Bağlı Yönetmelikler çerçevesinde işveren vekili olarak iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini alma görevi sorumluluğu bulunmakta olup, mesleki risklerin önlenmesi, iş ekipman kullanımında riskler, tehlikeler ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbiri almaması, uygun talimat vermemesi, gereken organizasyonu yapmaması, gerekli ... ve gereçlerin sağlamaması, sağlık ve güvenlik tedbirlerini değişen şartlara uygun hale getirmemesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapmaması, alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izlememesi, denetlememesi ve uygunsuzlukları gidermemesi, iş ekipmanının tehlikeli bölgesinde riskleri bertaraf etmemesi, daha önceki iş kazası olayından ders çıkarmaması, teknik yöntem ve gelişmelere açık olmaması nedeniyle iş kazasının oluşuna doğrudan katkı sağladığı..." şeklinde kusur durumunun belirlendiği; sanık ...'a ilişkin olarak da; "...... dosya eklerinde, kendi ifadelerinde kendisinin işletme müdürü olarak çalıştığını, çalışanların tanık ifadelerinde de ...'ın işletme müdürü olarak çalıştığını doğruladıkları görülmüştür. Değerlendirme kısmında anlatıldığı üzere; işletme müdürü kişi iş güvenliği konularında gerekli tedbir almak ve denetim yapmak görevine sahiptir. Bu durumun kazanın oluşumunda dolaylı katkı sağladığı..." şeklinde kusur durumunun belirlendiği; katılanın kazanın oluşumunda dolaylı katkı sağladığı, dava dışı ...'un ise kazada kusurunun bulunmadığının belirlendiği; 06.09.2021 tarihli bilirkişi heyet raporuna istinaden Mahkemece suç duyurusunda bulunularak sanık ... hakkında taksirle yaralama suçunda dava açıldığı anlaşılmaktadır. 6.Olayın tanıkları E.A., O.Ö., M.G., T.D., H.İ.D., G.T.'nin anlatımları, olaya ilişkin güvenlik kamera görüntülerini içeren CD ve inceleme tutanağı, olay yeri inceleme raporu, olay yeri tespit tutanağı, olay yeri krokisi, Payteks şirketine ait cevabi yazılar, sertifikalar ve tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır. 7.Katılanın her aşamada sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve Mahkemece 20.11.2014 tarihinde hakkında katılma kararı verildiği, bozma ilâmı öncesi duruşmada alınan ifadesinde katılanın; "Ben konu ile ilgili daha önce hazırlıkta ifade verdim, o ifademi aynen tekrar ederim. Olaya konu yere bakım ustası olarak çalışmaya girdim. Kazaya konu makinada kaza gününe kadar 3 - 4 gün kadar çalışmıştım. Makinada çalışan işçiler işi bıraktığı için beni makinaya verdiler. Makina günlük 8 saat hiç durmadan çalışıyordu. Vardiya sonunda temizlik yapılıp makina tekrar çalıştırılırdı. Makina durdurulmasın diye yemek saatinde bile yemeğimi makinanın başında yiyordum, çünkü 15 dakikada bir gram ayarı yapılması gerektiği için devamlı makinanın başında duruluyor. Çayımı içtiğim esnada arka tarafta pislik olduğu için kumaşın yırtık geldiğini gördüm, çayı masaya bıraktım, herkesin yaptığı gibi hava hortumunu aldım makinanın arkasına geçtim, davul üzerinde bulunan silindiri temizlemek maksadıyla hava tutarken bir anda gözüm karardı, sendeledim, bu arada sağ kolumu makinaya kaptırdım, ben asıldım makinada bir taraftan çekiyor ve kolumu öğütüyordu, zar zor kolumu kurtardım ama kolum dirsekten daha yukarıdan itibaren komple kopmuş ve parçalanmıştı. Olayda benim kusurum yoktur, bana gerekli eğitimler ve kurslar verilmemiştir. İşe girerken iş güvenliği uzmanı bana 10 soruluk bir test çözdürdü, 4 yanlışım çıktı, bana yeni bir test verdi, doğru cevapları söyledi, o şekilde bana doldurttu. Bana yanlış yaptığım soruların doğrusunu anlattı. Makina üzerinde bana herhangi bir eğitim verilmedi, olayda benim kusurum yoktur, kusur iş verendedir, sanıktan şikayetçiyim, kamu davasına katılmak istiyorum, olay nedeni ile kolum koptuğu için ciddi şekilde kayıplarım vardır, emekli de olamadım." şeklinde beyanda bulunduğu, bozma ilâmı sonrası duruşmada alınan ifadesinde katılanın; "Ben bu konu ile ilgili olarak daha evvel kollukta ve mahkemede beyanda bulunmuştum o beyanımda olayın nasıl gerçekleştiğini anlattım. Olay anlattığım şekilde gerçekleşmiştir.Aynen tekrar ederim. ... benim kaza yapmış olduğum dönemde işletme müdürü olarak görev yapıyordu. İşçileri yönlendirme yapıyordu. Onun da sorumluluğu olduğunu düşünmekteyim. Yargıtay ilamı hususunda takdir mahkemenindir. Avukatım da vardır, o detaylı beyanda bulunacaktır. Şikayetim devam etmektedir" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. 8.Sanıkların üzerilerine atılı suçlamaları kabul etmedikleri, yargılama aşamasında alınan savunmalarında; Sanık ...'in, " "Ben konu ile ilgili daha önce Jandarma Karakolunda ifade verdim, o ifademi aynen tekrar ederim. Fabrikamızda iş güvenliği uzmanımız vardır, fabrikada çalışan işçileri iş güvenliği konusunda gerekli eğitimi vermiş, uyarıları yapmıştır, müştekiye de bu yapılmıştır. Olayda benim ve fabrikadaki diğer görevlilerin bir kusuru yoktur, müşteki tamamen kusurludur. Müşteki, tarak makinası çalışırken hiç bir şekilde müdahale edilmeyeceğini swichli kapıların hiç bir şekilde açılmayacağını biliyordu. Makinada elyaf birikintisi olduğundan öncelikle usta başı ... ya da diğer yetkililere haber vermesi gerekiyordu. Haber verildikten sonra makine panodan kapatılarak usta başı ya da diğer yetkilinin nezaretinde basınçlı hava sistemi ile elyaf birikintisinin temizlenmesi gerekiyordu, biz bunları talimat olarak bir çok kez müştekiye ve çalışanlara söyledik. Müştekinin iş kazası geçirdiği makina, koruyucu kapakları olan güvenli bir makinadır, olay günü öğle paydosunda ben müştekiye git makineyi çalıştır demedim. Ben o gün kendisini görmedim ofisimde oturuyordum, bir bağırış sesi duydum gidip baktığımda iş kazasının olduğunu gördüm. Müşteki tecrübeli birisidir biz tecrübeli diye işe aldık. olaydan önce bizde 1,5 - 2 ay civarında çalışmıştır. Biz ve iş güvenliği uzmanı tarafından makina durdurulmadan kesinlikle temizlik yapılmayacağı konusunda gerekli eğitim verildi, gerekli uyarılar yapıldı. Olayda tamamen müşteki kusurludur, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, Mahkemeden öncelikle beraatimi, olmadığı takdirde hakkımda belirlenecek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ederim." Sanık ...'ın, "Bana okuduğunuz iddianamedeki olayı ve üzerime atılı suçlamayı anladım. Ben söz konusu işletmede işletme müdürü olarak çalışmıyordum. Ön muhasebe ve idari işlere bakıyordum dolayısıyla yaşanan kazada bir kusurum yoktur. Mahkemeden beraatimi, olmadığı takdirde hakkımda belirlenecek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ederim" şeklinde savunma yaptığı, ayrıca taraflar arasında uzlaşmanın gerçekleşmediği görülmüştür. 9.Sanıklara ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. 10.Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına fiilen uyularak yapılan yargılamada; sanıkların savunmalarının alındığı, temyizen incelenen kararda mahkemece genel hükümlere göre yargılamaya devam edilip karar verildiği gözetildiğinde, mahkemenin uygulama yapmayacağına ilişkin takdirinin olduğu anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Yerel Mahkeme kararında yapılan incelemede neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır. Mahkemece bozmaya uyma kararı verilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması, yasaya aykırı olmakla birlikte ilamda gösterilen esaslara uygun karar verildiği anlaşıldığından, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. A. Tebliğname Görüşü Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi yeniden düzenlenmiş olan ''Basit Yargılama Usulü'' başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan; (1)''Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir'' şeklindeki düzenlemeye göre basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmama takdirinin mahkemeye bırakıldığı, temyizen incelenen kararda mahkemece genel hükümlere göre yargılamaya devam edilip karar verildiği gözetildiğinde mahkemenin uygulama yapmayacağına ilişkin takdirinin olduğu anlaşılmakla tebliğnamedeki bu hususta bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. B. Sanık ... Müdafinin Temyiz Sebepleri Yönünden 1.Kusur Durumu ve Beraat Kararı Verilmesi Gerektiği Yönünden Mahkemece hükme esas alınan 06.09.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunun oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği, buna göre sanık ...'in yetkilisi olduğu tekstil fabrikasında iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini alma görevi sorumluluğu bulunmakta olup, mesleki risklerin önlenmesi, iş ekipman kullanımında riskler, tehlikeler ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbiri almaması, uygun talimat vermemesi, gereken organizasyonu yapmaması, gerekli ... ve gereçlerin sağlamaması, sağlık ve güvenlik tedbirlerini değişen şartlara uygun hale getirmemesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapmaması, alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izlememesi, denetlememesi ve uygunsuzlukları gidermemesi, iş ekipmanının tehlikeli bölgesinde riskleri bertaraf etmemesi, daha önceki iş kazası olayından ders çıkarmaması nedeniyle asli kusurlu olduğu anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 2.Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hükümlerinin Uygulanmaması Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi yönünden, katılanın zararlarının Uşak 1.İş Mahkemesinin 08.09.2020 tarihli, 2014/81 Esas, 2020/242 Karar sayılı ilâmı esas alınmak suretiyle icra işlemlerine başlandıktan sonra sanık ...'e ve ortağı olduğu şirkete icra emri gönderildiği ve sanık tarafından 655.000,00 TL miktarlı kesin ve süresiz teminat mektubunun icra dosyasına sunulmuş olduğu, ayrıca maddi- manevi tazminat istemli açılmış olan davanın, inceleme tarihi itibariyle de derdest olduğu görülmekle; Mahkemece, "Sanığın, suçun işlenmesiyle mağdur tarafın uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesine yönelik herhangi bir girişim ya da davranışının bulunmadığı belirlenmekle" şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler gösterildiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafinin bu husustaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. C. Sanık ... Müdafinin Temyiz Sebepleri Yönünden 1.Kusur Durumu ve Beraat Kararı Verilmesi Gerektiği Yönünden Mahkemece hükme esas alınan 06.09.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunun oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği, buna göre şirketin muhasebe işlerini de yürüten ve aynı zamanda işletme müdürü olduğu anlaşılan sanık ...'ın çalıştığı fabrikada iş güvenliği konularında gerekli tedbirleri almak ve denetim yapma görevini tam olarak yerine getirmediği, bu nedenle kazanın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğu anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 2. Eksik İnceleme İle Hüküm Kurulduğu Yönünden Oluş, dosya kapsamı, sanıkların savunması, tanık anlatımları, katılan hakkında tanzim olunan adli muayene raporları, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafinin eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. D. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden: 1.Temel Ceza Miktarının Az Olduğu Yönünden; Olay tarihinde, sanık ...'in sahibi olduğu, sanık ...'in işletme müdürü olduğu tekstil fabrikasında işçi olarak çalışmakta olan katılanın, tarak makinasının arkasında bulunan silindiri temizlemeye çalışırken sağ kolunu makinaya kaptırarak hayati tehlike geçirecek ve organlardan birinin işlevinin sürekli yitirilmesi niteliğinde yaralandığı olayda; kazanın meydana gelmesinde sanık ...'ın asli kusurlu, sanık ...'in tali kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen neticenin ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak, asli kusurlu sanık ... ile tali kusurlu sanık ... hakkında belirlenen temel cezaların sonuca etkili olacak şekilde tayin edildiği, ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinde hapis cezası ve adli para cezasının seçimlik olarak öngörüldüğü, seçimlik cezalarda takdir yetkisinin mahkemede olduğu ve mahkemece takdiren hapis cezasına hükmedildiği anlaşıldığından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılan vekilinin tayin edilen cezaya ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 2. Erteleme Hükümlerinin Uygulanması Yönünden 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi ve fıkraları gereğince hükmedilen hapis cezalarının ertelenmesine engel sabıkası bulunmayan sanıklar hakkında, mahkemece erteleme kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılan vekilinin buna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. E. Taksirli suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı hususu dikkate alınarak, yargılama giderinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin sanıklardan eşit olarak tahsiline karar verilmesi nedeniyle hükümde hukuka aykırılık bulunmuş olup tespit edilen hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür. F. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen (E) bendi dışında hukuka aykırılık bulunmamış olup sanıklar müdafileri ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Uşak 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.11.2022 tarihli ve 2019/174 Esas, 2022/773 Karar sayılı hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin paragrafta yer alan "eşit olarak" ibaresinin, "sebebiyet verdikleri oranda" şeklinde değiştirilmesi suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.01.2024 tarihinde karar verildi.