8. Hukuk Dairesi 2023/4654 E. , 2025/876 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2007/399 E., 2010/549 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmişt…
**8. Hukuk Dairesi 2023/4654 E. , 2025/876 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2007/399 E., 2010/549 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili 28.11.1995 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı adına tapuda kayıtlı olan, Çanakkale ili Yenice ilçesi Kabalı köyü 121 ada 9 parsel sayılı taşınmazın Devlet ormanı ile çevrili bulunduğunu, orman bütünlüğünü bozduğunu ve orman sayılan yerlerden olduğunu bu nedenle zilyetlikle kazanılamayacağını ileri sürerek, tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevabında; davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.12.2006 tarihli ve 2006/14597 Esas, 2006/16955 Karar sayılı ilamıyla; "Çekişmeli 121 ada 9 parselin 1993 yılında yapılan genel kadastroda dava dışı 10-11 ve 12 sayılı parsellerle öncesinin bir bütün olduğu, uygulanan 181 tahrir nolu kuzey hududu bayır okuyan 14.000 metrekare yüzölçümlü değişir sınırlı vergi kaydının taşınmaza uyduğu, vergi kayıt miktarına değer verilmesi gerekirse de aynı yere ait ve miktarı daha fazla olan emlak kaydına değer verilerek emlak vergi kaydı kapsamında kalan 8000 metrekare yüzölçümlü 10 sayılı parselin kişiler adına emlak vergi kayıt fazlası olan 12 sayılı parselin de 5800 metrekare yüzölçümüyle Hazine adına tespit edildiği, çekişmeli 9 parselin ise yine emlak kaydı miktarı gözönünde bulundurulmak suretiyle 13.000 metrekare yüzölçümü ile davalı adına tespit edilerek kayıt miktar fazlası olan 2000 metrekare yüzölçümlü 11 sayılı parselin Hazine adına tespit edildiğinin anlaşıldığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.1997 tarihli ve 1997/7-5-438 sayılı kararında kabul edildiği gibi emlak kayıtlarında sınır yazılı olmadığından, vergi tahrir kaydı niteliğinde olmadığından 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesinde yazılı belgelerden sayılamayacağı, bu nedenle, öncesi bütün olan 9-10-11 ve 12 parsellerin etrafında tahdidi kesinleşen 17 nolu orman parseli bulunması nedeniyle çekişmeli taşınmaz ve komşularının 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2 nci maddesi kapsamında orman içi açıklık niteliğinde olup olmadıklarının değerlendirilmesi, orman içi açıklık olduğunun belirlenmesi halinde, zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün olmadığından Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi, orman içi açıklık kabul edilmediği taktirde vergi kaydı uygulanarak, değişir sınırlı olması nedeniyle 3402 sayılı Kanun'un 20/C maddesi gereğince miktarı ile geçerli kapsamının belirlenmesi, öncesi bütün olan dava dışı 10-11 ve 12 parseller kesinleşip tapuya tescil edilmişlerse kesinleşen parsellerin yüzölçümlerinin gözönünde bulundurulması" gereklerine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; "08.10.2010 tarihli keşif sonucu bilirkişilerin hazırladığı iştirak edilen rapor içeriğine göre, taşınmazın 1953-1954 yıllarında çekilen hava fotoğraflarından istifade ile yapılan memleket haritasındaki orman sayılan arazi sınırını gösteren yeşil renkli sahaya tecavüzlü olduğu, kadastro paftasında gösterildiği şekliyle (A) harfli kısmın orman sayılmayan, (B) ve (C) harfli harfi kısımların ise orman sayılan yerlerden olduğu, 1960 yılında çekilen hava fotoğraflarında ve daha sonra yapılan orman amenajman planında dava konusu 9 nolu parsel ziraat arazisi olarak görünüyorsa da, en eski tarihli memleket haritasındaki görünümünün kesin belge oluşturduğu, orman topraklarının anayasa ve orman yasalarımızda zamanaşımı ile mülk edinmeye kapalı oldukları, eski tarihli belgelerin ve zeminin değerlendirilmesi ile kadastro paftasında (A) harfi ile gösterilen bölümün 1950’li yıllardan günümüze kadar ziraat edile geldiğinin anlaşıldığı, orman içi açıklığından veya ormandan açılarak elde edildiğine dair herhangi bir belge olmadığı, bu hali ile kadim yapı arzettiği, bu nedenle dava konusu 9 nolu parsel sahasının (A) harfi ile gösterilen 10277 metrekare bölümünün orman sayılmayan yerlerden olup, (B) harfi ile gösterilen 1900 m2 bölümünün ve (C) harfi ile gösterilen de 823 metrekare bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu" gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulüne, dava konusu Yenice ilçesi Kabalı köyü Kuzguntaş mevkiindeki 121 ada 9 parsel sayılı taşınmazın Orman Mühendisi ... ..., Harita- Kadastro Mühendisi ... , Ziraat Mühendisi ... ve Kadastro Teknisyeni ... 'nin düzenlediği 20.10.2010 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 1900 metrekare yüzölçümlü kısmı ile ve (C) harfi ile gösterilen 823 metrekare yüzölçümlü kısmın ifraz edilerek tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile davacı Hazine adına tesciline, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1992 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu uygulamalarına esas olmak üzere 6831 sayılı Orman Kanun'a göre orman sınırlarının tespiti ve 2/B madde uygulaması yapılmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, Davacı vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile, İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/III-1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.