10. Hukuk Dairesi 2012/9602 E. , 2013/6821 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava,...adına işlem gören nakliye işyerinde çalışan sigortalını
**10. Hukuk Dairesi 2012/9602 E. , 2013/6821 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava,...adına işlem gören nakliye işyerinde çalışan sigortalının, 18.02.2006 tarihinde sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyon ile ... ilinden ... istikametine seyir halinde iken ... Köyü mevkine geldiğinde, karşı istikametten gelen ve hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca daimi arama kararı çıkartılan plakası tespit edilemeyen tırı kullanan faili meçhul sürücünün, başka bir tırı solladığı sırada karşı yönden gelen ve sollama yapan tır ile çarpışmamak için aracın direksiyonunu sağa kırdığı ve tekrar toparlayamayarak direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesi meydana gelen trafik iş kazası sonucu vefat eden sigortalının, hak sahiplerine bağlanan gelir ve cenaze yardımı nedeniyle uğranılan Kurum zararının tahsili istemine ilişkindir. 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesinde iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık bakımından işverenin ve üçüncü kişinin sorumluluğu konusunda yeni düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanuna dayalı olarak işverenler aleyhine açılan rücuan tazminat davalarında; Borçlar Kanununun 332/I maddesinde belirtilen işçi-işveren arasındaki akde aykırılık eylemleri ve bu çevrede maddenin 2. fıkrası gereğince işverenin akde aykırı davranışları (işçi sağlığı ve iş güvenliğinin gerektirdiği önlemlerin alınmaması vs.) sonucu, 26/I maddeyle vaki ilişkilendirme, bir bakıma akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabii olmakla; zamanaşımının, işverenler açısından Borçlar Kanununun 125. maddesine göre belirlenmesi gerektiği gözetildiğinde on yıldır. Zararlandırıcı sigorta olayına neden olan 3. şahıslar yönünden ise; üçüncü kişi ile sigortalı arasında akdi bir ilişki söz konusu olmayıp 506 sayılı Kanununu 26/2 maddesi ile Borçlar Kanununa yollamada bulunulduğundan, Borçlar Kanunun 60. maddesinde öngörülen bir ve on yıllık haksız fiil zamanaşımı süresinin uygulaması gerekir. 2918 sayılı Kanunun 109./1 maddesine göre motorlu araç kazalarından doğan zararların tazminine ilişkin taleplerde ise iki ve her halde kaza gününden başlayarak on yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğinde tereddüt yoktur(HGK’nun 2008/4-326 E, 2008/325 K sayılı kararı). Kurum ceza davasına müdahil olarak katılamadığından rücu davalarında Borçlar Kanununun 60. maddesindeki ceza zamanaşımı ise uygulanmamaktadır. Zamanaşımının başlangıcı konusuna gelince; 506 sayılı Kanunda zamanaşımının (özel olarak) düzenlenmediği düşünüldüğünde; genel hükümler çerçevesinde çözüm arama gereği vardır. Gerçekten de Borçlar Kanunun 128 maddesinde: “Zaman aşımı, alacağın muaccel olduğu zamanda başlar” denilmektedir. Kurum açısından alacak hakkı, bağladığı gelirin yetkili organ tarafından onaylandığı tarihte ödenebilir hale geleceğinden, muacceliyet’in onay tarihi olacağı açıktır. O halde, masraflar için sarf ve ödeme, gelirler için ilk peşin sermaye değerinin başlangıçtaki gelir bağlama onay tarihinde zararın öğrenmiş olacağının ve zamanaşımının bu tarihte başlayacağının kabulü gerekir. Eldeki davada, davalı ... tarafından yasal süre içerisinde yapılan zamanaşımı defii bulunmaktadır. Mahkemece, yukarıda belirtilen yasal hükümler çerçevesinde 2918 Sayılı Yasa uyarınca zamanaşımı defi değerlendirilmesi gerekirken , yanılgılı değerlendime sonucu olayda uzamış zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilerek yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde; davalı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 05.04.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.