(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2007/3824 E. , 2007/4725 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği…
**(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2007/3824 E. , 2007/4725 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Mahkemece yerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu bilirkişi kurulunca dava konusu taşınmazın tarım arazisi olarak kabulü ile bu niteliğine göre değerlendirme yapılmış olmasında yöntem olarak bir isabetsizlik yoktur. Ancak; 1-Bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda taşınmazın tamamının sulu ziraat arazisi olduğu, sulama suyunun taşınmazın yakınındaki arktan sağlandığı belirtilmiş bilgisine başvurulan köy ihtiyar heyeti azası sulamanın köy deresinden gelen sudan yapıldığını bildirmiştir. Oysa dava konusu taşınmazın tamamının fiilen sulanıp sulanmadığı sulanıyor ise dereden gelen suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama ya da başka bir sistemle mi taşınmaza ulaştığı, ayrıca dereden geldiği belirtilen suyun taşınmazın tamamının sulanmasında her mevsim için yeterli olup olmadığı, dereden sulanamadığı zamanlarda taşınmazın ne şekilde sulandığı araştırılmadan ve rapora denetime elverişli olacak biçimde yazılmadan taşınmazın tamamının sulu arazi kabul edilmiş olması, 2- 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 15. maddesinin son fıkrası hükmüne göre, bilirkişilerce yapılan değer tespitinde, idarece belgelerin mahkemeye verildiği günün (dava tarihinin) esas alınması gerekir. Somut olayda idarece belgelerin mahkemeye verildiği güne göre 2006 yılı verilerinin getirtilip buna göre bedel tespiti yapılması gerektiğinde kuşku yoktur. Her ne kadar taşınmazın yerinde yapılan inceleme ve bilirkişi kurulunun raporunu düzenlediği tarihte 2006 verilerinin henüz belli olmadığı gerekçesiyle bir önceki yılın verileri üzerinden hesaplama yapılmış ise de hüküm tarihinde 2006 yılı verilerinin saptanmış bulunması olasılığı göz önünde tutularak bilirkişi kurulunca münavebeye ve değerlendirmeye alınan ürünlere ilişkin 2006 yılı resmi verilerinin getirtilip raporların denetlenmesi ve bilirkişi kurulundan bu verilere uygun ek rapor alınması gerektiğinin düşünülmemesi,