(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/8827 E. , 2008/10176 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.02.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında baba adı düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıt…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/8827 E. , 2008/10176 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.02.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında baba adı düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanunun 1027. maddesi gereğince tapuda isim düzeltilmesi isteğine ilişkindir. Davacı, davaya konu 932 parsel sayılı taşınmaz kaydında “...” şeklinde yazılı olan baba adının “...” olarak düzeltilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı idare vekili temyiz etmiştir. Tapu kayıtlarının düzgün tutulmasında kamu yararı bulunup, kamu düzenine ilişkin kayıt düzeltme davalarından mülkiyet nakline meydan vermemek için tapu maliki ile adının düzeltilmesi istenen kişinin aynı şahıs olup olmadığının saptanması gerekir. Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir. 1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir. 2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir. 3- Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı zabıta marifetiyle araştırılmalıdır. 4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir. 5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir. Eldeki davada, davaya konu taşınmazın 88 ada 52 parsel sayılı taşınmazın revizyonu sonucu oluştuğu ve dayanak tapu kaydının tapulama tutanağında kayıt maliki ...’nin 17.04.1940 tarihli beyanın bulunduğu, buna göre taşınmazın “dedesi ... oğlu ... hibesinden kocası ...’e ondanda hibe yolu ile ...’ye” intikal ettiği ve taşınmazın malik hanesine “... kızı ...” yazıldığı, bu kayıtta soyadının olmadığı, revizyon ile 932 parsel oluşurken ...’ye “...” soyadının eklendiği, baba adının aynı kaldığı, soyadı eklenmesinin dayanağının açıklanmadığı ve 932 parselin tapulama tutanağında ise malik ...’nin ölü, olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. Davacı ...’nin dosyaya getirtilen nüfus kayıtlarının incelenmesinden kocasının isminin Şieb oğlu ... olduğu, bunun dayanak tapu kaydındaki ...’nin kocasının ... oğlu ... olduğuna dair beyan ile çeliştiği, yine nüfus kaydına göre davacının 1949 yılında evlendiği halbuki dayanak kayıttaki beyanın 1940 yılında alındığı, evli olmayan bir kişinin kocasından kendine hibe yollu intikalin gerçekleşmeyeceğinin gözetilmediği, 932 parselin tapulama tutanağına göre ... kızı ... ölü iken istem sahibinin halen sağ olduğu görüldüğünden anılan kararın mülkiyet nakline yol açabileceği kuşkusu yaratmaktadır. Kabule göre de; mahkemece nüfus müdürlüğünden kayıt maliki, “... kızı ...” araştırılmamış, zabıtaca yapılan araştırmada kayıt maliki ile davacının aynı kişi olmadığı bildirilmiş, tanık beyanları olayın aydınlatılmasında yetersiz kalmıştır. Mülkiyet nakline sebep olunmaması için mahkemece nüfus müdürlüğünden kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmeli, tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalı, açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir. Yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra neticesine göre bir karar vermek gerektiği halde mülkiyet nakli oluştuğu kuşkusu yaratacak şekilde tesis edilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı idare temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.09.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.