Başvuru, hukuka aykırı tutuklama tedbiri dolayısıyla ödenen tazminatın yetersiz olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, hukuka aykırı tutuklama tedbiri dolayısıyla ödenen tazminatın yetersiz olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu; Gezi Parkı eylemleri olarak bilinen ve ülke geneline yayılan protesto gösterilerinin 31/5/2013 tarihinde İzmir'de gerçekleşen kısmına terör örgütünün çağrılarıyla katılmış olma suçlamasıyla gözaltına alınmış ve aynı gün kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama, görevi yaptırmamak için direnme ve silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarından diğer on bir şüpheliyle birlikte tutuklanmıştır. Tutuklama kararında kolluk görevlileri tarafından olaylar esnasında çekilen fotoğraflara ilişkin düzenlenen fotoğraftan teşhis ve tespit tutanaklarına, TKEP/L (Türkiye Komünist Emek Partisi/Leninist), MLKP (Marksist-Leninist Komünist Parti) ve KPY isimli terör örgütlerinin güdümünde yayın yapan internet sitelerinden yapılan eylem çağrılarına ilişkin yazılara, bir kısım şüphelinin Facebook adreslerindeki örgütsel paylaşımlara ilişkin tespit tutanaklarına atıf yapılarak başvurucunun ve diğer şüphelilerin terör örgütlerinin çağrıları doğrultusunda Gezi Parkı'nda başlayan eylemlere destek vermek amacıyla düzenlenen yasa dışı gösterilere ellerinde taş, cam şişe, ve sopa olduğu hâlde katıldıkları, dağılmaları yönünde güvenlik güçlerinin uyarılarına rağmen dağılmayarak ellerindeki taşları güvenlik güçlerine ve araçlarına attıkları, bu nedenle kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunduğu belirtilmiştir. Tutuklama kararında ayrıca örgüt adına suç işleme suçunun katalog suçlardan olduğu, atılı suçlar için belirlenen ceza miktarları ile delillerin henüz tam olarak toplanmamış olması dikkate alındığında kaçma şüphesinin bulunduğu, tutuklamanın ölçülü olduğu ve tutuklamadan beklenen gayenin adli kontrol hükümleri ile sağlanamayacağı ifade edilmiştir. Başvurucu ifadesinde ve sorgusunda; Gezi Parkı protestolarına kendi inisiyatifiyle katıldığını, 31/5/2013 tarihli Fotoğraftan Teşhis ve Tespit Tutanağı'nda yer verilen resimdeki kişinin kendisi olmadığını, polislere taş atmadığını belirtmiştir. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede başvurucunun Facebook hesabının kapak kısmında TKP/ML (Türkiye Komünist Partisi Marksist/Leninist) terör örgütünün kurucusu ve lideri olan İbrahim Kaypakkaya'nın ve bu örgütün bayrağının bulunduğu belirtilmiştir. İddianamede; İzmir'in genelinde başlayan eylemlerde başvurucunun güvenlik önlemi alan görevlilere, kamu kurum ve kuruluşlarına, çevrede bulunan işyerlerine, bankalara karşı taşlı ve sopalı saldırı olaylarına aktif olarak katıldığı, tanınmamak için yüzünü kapattığı, şiddet içerikli saldırıda bulunmak üzere hazır beklediği, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) flaması taşıdığı, güvenlik bariyerlerini yıkmaya çalıştığı, elindeki taşı güvenlik güçlerine attığı ileri sürülmüştür. 1/11/2013 tarihinde başvurucu tahliye edilmiştir. Yapılan yargılama sonucunda Mahkeme başvurucunun beraatine karar vermiştir. Beraat kararında, kolluk birimlerince kamerayla yapıldığı belirtilen çekim ve kayıtlar sanıklara yasal hakları hatırlatılmaksızın yapıldığından bunların hukuka aykırı ve yasak delil niteliğinde olduğu, kanuna aykırı bir toplantı ve gösteri yürüyüşünün bulunmadığı, direnme suçunun yasal tanımında öngörülen ihtar ve kademeli zor kullanımına ilişkin şartların oluştuğunu gösteren bir belge ve tutanağın mevcut olmadığı, kanuna aykırı olmayan biçimde toplanıp gösteri yürüyüşüne katıldıkları sırada sanıkların ellerinde ve üzerilerinde herhangi bir silah, araç ve eşyanın ve suç teşkil eden bir eyleminin bulunmadığı, kolluk görevlilerinin kanuna uygun bir toplantıyı engellemek gibi bir görevi olmadığı için kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemek suçunun oluşmadığı belirtilmiştir. Kararda ayrıca 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarının oluşmaması nedeniyle terör örgütü adına suç işleme suçunun da söz konusu olmadığı ifade edilmiştir. Beraat kararı istinaf kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmiştir. Beraat kararının kesinleşmesi üzerine başvurucu, hukuka aykırı tutuklama tedbiri dolayısıyla tazminat davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, somut hiçbir delil olmadan tutuklandığını belirterek 000 TL manevi tazminat talep etmiştir. Mahkeme başvurucuya 000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Başvurucu, manevi tazminatın oldukça düşük olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. Bölge İdare Mahkemesi 7/11/2019 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar vermiştir. Başvurucu nihai kararı 24/12/2019 tarihinde öğrendikten sonra 27/12/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.