7. Ceza Dairesi 2012/3011 E. , 2012/10786 K. 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununa aykırı davranmak suçundan sanık ...'ın, anılan Kanun'un 26. maddesi uyarınca 4 ay hapis ve 450,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Urla Sulh Ceza Mahkemesinin 05/07/2010 tarihli ve 2009/285 esas, 2010/424 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 28.10.2011 gün ve 55847 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası C…
**7. Ceza Dairesi 2012/3011 E. , 2012/10786 K.** **"İçtihat Metni"** 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununa aykırı davranmak suçundan sanık ...'ın, anılan Kanun'un 26. maddesi uyarınca 4 ay hapis ve 450,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Urla Sulh Ceza Mahkemesinin 05/07/2010 tarihli ve 2009/285 esas, 2010/424 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 28.10.2011 gün ve 55847 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 19.01.2012 gün ve KYB. 2011-375632 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 25/01/2011 tarihli ve 2009/276 esas, 2011/924 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanık hakkında, balık avlarken askeri yasak bölgeye girdiğinden bahisle 2565 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca mahkumiyet hükmü kurulduğu, bu maddenin atıf yaptığı 11. maddenin (b) bendi uyarınca birinci derece deniz askeri yasak bölgeleri ile bu bölgelerde uyulması gereken yasakların idarenin düzenleyici işlemi ile belirlendiği; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinde "Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır" hükmü mevcut olup, 2565 sayılı Kanun'un anılan hükümlerinde, 5237 sayılı Kanun'un genel hükümlerine uyum amacıyla bir değişiklik yapılmadığından, Türk Ceza Kanunu'nun 5. maddesinin, 2565 sayılı Kanun yönünden 01/01/2009 tarihinde yürürlüğe girdiğinin kabulü gerektiği, Olayımızda sanığa atılı eylemin, ceza içeren özel bir hukuk düzenlemesi olup; Türk Ceza Kanunu'nun 5. maddesinde sözü edilen özel ceza kanunları ya da ceza içeren kanunlar kapsamında bulunduğu, o halde özel yasada suç olarak düzenlenen eylemin, Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, anılan maddede "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz. İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz." hükmünün yer aldığı, Bu duruma göre, 2565 sayılı Kanun'un 11. maddesi hükmüyle getirilen ve idarenin düzenleyici işlemleriyle konulan yasaklamaların, yasakların uygulama alanı ve bu alanların sınırlarının belirlenmesine dair bu düzenlemelerin Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine uygun bulunmadığı, bu durum karşısında, 5252 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi ile Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 5. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; 2565 sayılı Kanun'un 11. ve 26. maddelerinde suçu tanımlayan hükümlerin tümüyle zımni olarak ilga edildiğinin ve atılı eylemin artık suç oluşturmadığının kabulü gerektiği gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Suç tarihi itibariyle eylemin 5237 sayılı TCK'nun 332. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek, Yargıtay Kanunu'nun 14. Maddesine ve Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 09.02.2012 gün ve 2012/1 sayılı kararına göre, temyiz inceleme görevi Yargıtay Yüksek 9. Ceza Dairesine ait bulunduğundan dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın anılan daireye sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.04.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.