5. Hukuk Dairesi 2024/4718 E. , 2024/10210 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/480 Esas, 2021/78 Karar DAVA TARİHİ : 22.07.2014 KARAR : Kabul Taraflar arasındaki mülkiyeti davacıya ait taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırı içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme ka…
**5. Hukuk Dairesi 2024/4718 E. , 2024/10210 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/480 Esas, 2021/78 Karar DAVA TARİHİ : 22.07.2014 KARAR : Kabul Taraflar arasındaki mülkiyeti davacıya ait taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırı içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı ve davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı asıl dava dilekçesinde özetle; maliki olduğu Tekirdağ ili, Çerkezköy ilçesi, İstasyon Mahallesi 1097 ada 7 parsel sayılı 985 m² yüzölçümündeki arsayı 26.10.2005 tarihinde yapılan ihaleyle Hazineden satın aldığını, 2009 yılında ev yapmak istediğinde Tekirdağ Valiliğince 30.10.2007 tarihinde onaylanan orman tahdidiyle orman sınırları içine alındığını öğrendiğini, takas isteğinin Hazine tarafından reddedildiğini, zararının oluştuğunu, ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca taşınmazın rayiç bedelinin ödenmesi gerektiğini ileri sürerek tapu kaydının iptal edilip fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL tazminatın yasal faiziyle ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tapu kaydında davacının halen malik olarak gözüktüğünü, bu davanın açılabilmesi için zararın hukuken oluşması gerekmekte olduğunu, ancak tapu kaydında davacı malik gözüktüğü için zararın henüz oluşmadığını, hukuken zararın oluştuğu kabul edilse bile bu zararın Tekirdağ Valiliğinin 30.10.2007 tarihli onayı ile gerçekleşmiş olduğunu ve dava tarihi itibarıyla tazminat hakkının zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini ileri sürmüştür. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 08.10.2015 tarihli ve 2014/490 Esas, 2015/833 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 08.10.2015 tarihli ve 2014/490 Esas, 2015/833 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 22.03.2018 tarihli ve 2016/6139 Esas, 2018/2175 Karar sayılı kararı ile Mahkemece çekişmeli taşınmazın orman tahdit haritası içinde kalıp kalmadığı yönünde orman bilirkişisinden rapor alınmadığı, davacının tapunun iptaline ve orman niteliği ile Hazine adına tesciline ilişkin isteği hakkında olumlu veya olumsuz hüküm kurulmadan tazminata hükmedildiği, Mahkemece çekişmeli taşınmazın değerlendirme tarihi olan dava tarihi itibarıyla arsa veya arazi niteliğinde olup olmadığı, arsa ise imar düzenlemesi sonucu oluşmuş imar parseli olup olmadığı, imar parseli ise düzenleme ortaklık payının düşülüp düşülmediği, düşülmüş ise oranı, yine taşınmazın bulunduğu cadde veya sokak itibariyle belediyece belirlenen 2014 yılı emlak vergisine esas asgari metrekare değerinin Belediye Başkanlığı İmar Müdürlüğünden sorulmadığı, hükme dayanak yapılan tek inşaat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporun yöntemine uygun olmadığı, Devlet ormanlarının mülkiyeti Hazineye, kullanma ve yararlanma hakkı Orman Genel Müdürlüğüne ait olduğundan tapunun iptali ve tescil isteği yönünden dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir davetiyenin Orman Yönetimine tebliğ edilerek husumetin yaygınlaştırılması gerektiği, Orman Yönetiminden delil ve belgeleri istenerek çekişmeli taşınmazın dava tarihi itibarıyla arsa veya arazi niteliğinde olup olmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, yörede yapıldığı anlaşılan orman kadastrosu, aplikasyon ve orman rejimi dışına çıkarma işlemlerine ilişkin işe başlama, işi bitirme, sonuçları askı ilan tutanağı, orman kadastrosu çalışma tutanakları ve orijinalinden renkli orman tahdit haritası, aplikasyon ve 2/B haritalarının Orman İdaresinden getirtilmesi, bir orman ve bir fen bilirkişisi ile dava konusu taşınmazın belirlenen niteliği itibarıyla alanında uzman bilirkişiler huzuruyla yeniden yapılacak keşifte taşınmazın kesinleşen orman tahdit haritası içinde kalıp kalmadığı yönünde orman bilirkişiden rapor alınması, davalı yerin kısmen veya tamamen kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığının ve arsa niteliğinde bulunduğunun belirlenmesi halinde emsal incelemesi ve kıyaslaması yöntemiyle, arazi niteliğinde olduğunun saptanması halinde ise tarımsal gelir metoduna göre dava tarihindeki gerçek değeri tespit edilerek sonucuna göre tapu kaydının iptali orman niteliği ile tescil ve tazminat istekleri yönünden bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın değerlendirme tarihi olarak dava tarihinin esas alınmasının doğru olmadığını, müvekkilinin gerçek zararının karşılamayacağını, Yargıtayın birçok kararında tapu iptal kararının kesinleştiği tarihin zararın doğduğu tarih olarak esas alındığını ve bu tarihin değerlendirme tarihi kabul edilmesi gerektiğini, taşınmazın tapu kaydına 2019 yılında orman şerhinin konulduğunu, müvekkilince tanzim edilen ıslah dilekçesinde yer alan manevi zarar açıklamasının tecrübesizlik ve bilgi eksikliği dikkate alınarak yorumlanması gerektiğini, ıslah edilen kısma ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanmasının doğru olmadığını, tapu iptal kararı yönünden hükmün bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu orman şerhi işlemi ... tarafından gerçekleştirildiğinden, müvekkili Hazine yönünden husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesini, vekâlet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerekirken; nispi olarak hesaplanmasının doğru olmadığını, müvekkili idare harçtan muaf olduğu hâlde aleyhine keşif harcına hükmedildiğini, emsal karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri. 2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı ve davalı Hazine vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dava dilekçesinde davacının maddi tazminat isteminde bulunduğu ve davada bu hâliyle dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasının tamamlandığı, Mahkemece yapılan ön inceleme duruşmasına her iki tarafın da katıldığı, Mahkemece uyuşmazlık konusunun maddi tazminat istemine ilişkin olduğunun belirlendiği, dava dilekçesinde istenmeyen manevi tazminat talebinin ıslah dilekçesinde başvurma harcı ödenmeksizin talep edildiği, bu nedenle ek dava olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığı anlaşıldığından, manevi tazminat isteminin ayrı bir davanın konusunu teşkil edeceği gözetilmeksizin davacının ayrıca dava açma hakkı saklı kalmak üzere manevi tazminata ilişkin ıslah isteminin reddine karar verilmesi gerekirken davacının manevi tazminat talebinin esastan reddi anlamına gelecek şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır. 3. Mahkemece ıslah dilekçesindeki maddi tazminat talebiyle bağlı kalınarak davanın tam kabulüne karar verildiği hâlde, davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulması, davacı tarafın fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmesi, reddedilen kısım yönünden davalı Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin kabul ve ret oranı gözetilerek bir kısmının davacı üzerinde bırakılması isabetli değildir. 4. Kabule göre de; değerlendirme dava tarihine göre yapıldığından, hükmedilen bedelin tamamına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, ıslah edilen bölüme ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 Kanun'un geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesi uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı ve davalı Hazine vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı ve davalı Hazine vekillerinin Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "kısmen" kelimesinin hükümden çıkartılması, hüküm fıkrasına ayrı bir bent olarak "Davacının ayrıca dava açma hakkı saklı kalmak üzere manevi tazminata ilişkin ıslah isteminin reddine" cümlesinin eklenmesi, hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan "10.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 22.07.2014 tarihinden, 137.750,00 TL'sinin ıslah tarihi olan 30.04.2015 tarihinden" ibaresinin hükümden çıkartılması, yerine "dava tarihi olan 22.07.2014 tarihinden" ibaresinin yazılması, aynı bendin sonunda yer alan "reddine" kelimesinin hükümden çıkartılması, yerine "saklı tutulmasına" ibaresinin yazılması, hüküm fıkrasında yer alan "giderinden kabul oranına göre (%73,87) hesaplanan 3.014,12 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye 1.016,18 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına" ibaresinin hükümden çıkartılması, yerine "giderinin davalı ... Hazinesinden alınarak davacıya verilmesine" cümlesinin yazılması, hüküm fıkrasının (7) numaralı bendinde yer alan "giderinden red oranına göre (%26,13) hesaplanan 20,35 TL'nin davacıdan alınarak davalı ... Hazinesine verilmesine, bakiye 57,55 TL yargılama" ibaresinin hükümden çıkartılması, hüküm fıkrasının (9) numaralı bendinin tümüyle hükümden çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 19.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.