7. Ceza Dairesi 2021/20394 E. , 2024/6535 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/248 E., 2018/384 K. SUÇLAR : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na muhalefet SUÇ : 28.06.2013 HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Sanık ... yönünden bozma, sanık ... yönünden kısmî onama, kısmî bozma Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin
**7. Ceza Dairesi 2021/20394 E. , 2024/6535 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/248 E., 2018/384 K. SUÇLAR : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na muhalefet SUÇ : 28.06.2013 HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Sanık ... yönünden bozma, sanık ... yönünden kısmî onama, kısmî bozma Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ... müdafiin temyiz isteği; sanığın ikinci emir doğrultusunda olay yerinden ayrılması sebebiyle eyleminin ... itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturmasının mümkün olmadığına, diğer sanık ...'in küfür etmesi sebebiyle hizmet ilişkisinin ortadan kalktığına, hizmete ilişkin emirden bahsedilemeyeceğine, sanığın diğer sanık ... ile aralarında amir-memur değil, ast-üst ilişkisi olduğuna, diğer sanık ...'in emir verme yetkisinin bulunmadığına, sanık lehine olan beyanlar dikkate alınmadan hüküm kurulduğuna ve sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna, hakim kararı olmaksızın telefon görüşme içeriklerinin kayıt altına alınamayacağına ve delil olarak kullanılamayacağına, diğer sanık ...'in olay öncesinde sanığa beslediği husumet nedeniyle ağır tahrikte bulunduğuna, sanığın 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu'na göre zaten disiplin cezasıyla cezalandırıldığı için ayrıca hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, diğer sanık ... hakkında verilen beraat kararlarının esas yönünden bozulması gerektiğine ve sanığın tehdit sebebiyle psikolojisinin bozulduğuna ve Mahkemenin menfii kanaat oluşma gerekçesini göstermeden sanık hakkında seçenek yaptırımların uygulanmasına yer olmadığına karar vermesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. II. GEREKÇE Sanıklardan Hv.Trf.Ütğm. ...'in Ankara 4. Ana Jet Üs K.lığı emrinde Hava Trafik Subayı olarak, diğer sanık Hv.Rd.Kd.Bçvş. ...'nın da Haraket Astsubayı olarak çalıştığı, Ütğm. ...'in ayrıca birlik Yer Emniyet Subaylığı görevini de yürüttüğü, 28.06.2013 tarihi saat 15.17'de uçuş kulesi hareket telefonu olan 1911 numaralı telefondan Bçvş. ...'ın görev yaptığı Meydan Harekat İdari Kısma ait 4219 nolu telefonu aradığı, telefona çıkan askere ...'yı sorarak kapattığı, tekrar aradığında açan olmadığı, daha sonra aradığında ise telefona çıkan askere ... Başçavuş'a acilen kuleyi araması notunu bıraktığı, hemen akabinde ...'yı 1911 numaralı telefondan aradığı ve yer emniyet dosyalarını alarak yanına gelmesini söylediği, ...'nın ise yazı yazıyorum şu an gelemem demesi üzerine ...'in acil olarak bekliyorum seni dediği, ...'nın cevaben tamam Üsteğmenim diyerek telefonu kapattığı,bir süre sonra ...'in ...'yı tekrar arayarak ne zaman gelmeyi planlıyorsun dediği tarafların yüksek sesle tartıştığı ve diyaloğun sonunda ...'nın ya defol git diyerek telefonu kapattığı, ardından ...'in kuleden aşağı indiği, her iki sanığın Meydan Harekat Tabur binasının önünde karşılaştığı, birbirlerinin üzerine doğru yürüyerek burun buruna gelmek üzere oldukları, ancak aralarında fiziki temasın olmadığı, bunun üzerine ...'in ... 'a esas duruşa geç şeklinde emir verdiği, ...'ın ise sen kim oluyorsun, geçmiyorum dediği, aynı emir tekrar edilmesine rağmen ...'nın esas duruşa geçmediği, o sırada olay yerinde bulunan Bçvş. ... ... ve Bnb. 'in araya girdikleri, Ütğm. ...'in abi bırak beni bu o... çocuğunun ağzını burnunu kırayım, a... koyduğumun çocuğu diyerek hakaret ettiği, taraflar ayrılıp götürülürken yine Ütğm. ...'in bu olay burada kalmayacak diyerek bağırdığı anlaşılmıştır. Sanık ... hakkında üste fiilen taarruz, üste hakaret, müteaddit ... itaatsizlikte ısrar suçlarından, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 91/1 maddesi, 85/1 inci maddesinin ikinci cümlesi ve 87/1 inci maddesinin ikinci cümlesi uyarınca, sanık ... hakkında asta müessir fiil, tehdit ve hakaret suçlarından 1632 sayılı Kanun'un 117/1 inci maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106/1 inci ve 125/1 inci maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık ...'ın aşamalardaki savunmalarında atılı suçlamaları kabul etmediği belirlenmiştir. Diğer sanık ... aşamalardaki savunmalarında özetle; bütün müdahalelerinin askeri disiplinin tesisi amacını taşıdığını, sanık ...'a herhangi bir fiziki müdahalede bulunmadığını, hakaret etmediğini, bu olay burada kalmayacak şeklindeki sözleri sarf ettiğini beyan etmiştir. Mahkeme huzurunda usulüne uygun olarak yeminli beyanları tespit edilen tanıklar ..., ... ..., ... ..., ..., , ... , ... ..., ... ve ... ...'in ifadeleri ve olaya ilişkin telefon görüşme kayıtlarının dökümü dosyada mevcuttur. GATA Sağlık Kurulunun 26.02.2014 tarihli ve 3129 sayılı sağlık kurulu raporuyla sanık ...'ın suç tarihinde askerliğe elverişli olduğu belirlenmiştir. GATA Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanlığının 04.03.2014 tarihli adli raporunda; sanık ...'ın cezai ehliyetinin tam olduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinden faydalanamayacağı tespitlerine yer verilmiştir. 4. Ana Jet Üs Komutanlığının 22.10.2013 tarihli ve DİSİP:SB.: 30482314-9140-27664-13/ sayılı yazısında; 1911 numaralı telefonun uçuş kulesi harekat telefonu olduğu, uçuş kulesinde görev yapan Hava Trafik ihtisaslı tüm personel tarafından kullanılmakta olduğu ve yapılan tüm görüşmelerin kaydedildiği bildirilmiştir. 1. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerine Yönelik Yapılan İnceleme; Ayrıntıları Dairemizin 17.05.2022 tarihli ve 2021/22573 Esas 2022/9544 Karar sayılı, 21.09.2022 tarihli ve 2021/5792 Esas 2022/12341 Karar sayılı, 27.10.2022 tarihli ve 2021/23302 Esas 2022/14979 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; Anayasanın 129 uncu maddesinin beşinci fıkrası ile suç tarihinde yürürlükte bulunan 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 8 inci ve 95 inci maddeleri uyarınca; asker kişilerin askeri suçları ile bunların asker kişiler aleyhine yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlar hakkında soruşturma yapılması, teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirinin iznine bağlı kılındığı, dolayısıyla 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince basit yargılanma usulünün uygulanamayacağı anlaşıldığından Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır. A. ... İtaatsizlikte Israr Suçu Yönünden; Karar yerinde gösterilen Kanuni, haklı ve inandırıcı gerekçelerle ulaşılan kanaate göre, sanığın suç oluşturduğu ... görülen fiilinin kabulünde ve nitelendirilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Ancak; 1. 5237 sayılı Kanun'un 58/4. maddesinde yer alan "sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrrür hükümleri uygulanmaz" şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak sanığa atılı sırf askeri suç niteliğindeki ... itaatsizlikte ısrar suçu açısından tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi, 2. 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi gereği sanığın kazanılmış hakkının gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. B. Üste Hakaret Suçu Yönünden; 1632 sayılı Kanun'un üste hakaret suçunu düzenleyen 85. maddesiyle; ast ile üst veya amir arasındaki otorite ve bağlılığın korunması açısından, amir veya üstün ..., ... ve saygınlığına yönelik haksız ve kasti saldırılar yaptırıma bağlanırken, ayrıca askerî hizmet ve disiplinin korunması da amaçlanmıştır. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Ayrıca; suçun sübutu için, suç kastının da ortaya konulması gerekmektedir. Uyum ve kararlılık gösteren (Kapatılan) Askerî Yargıtay kararlarında; söylenen sözlerin hakaret oluşturup oluşturmadığının tespiti için, sözün hangi şartlar altında söylendiğinin, failin ve mağdurun durumlarının, sözün söylenme sebebinin araştırılması ve olayın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Üst hakkında sarf edilen "ya defol git" sözcüğünün tek başına sarf edilmesi suçun oluşması için yeterli olmayıp, suçun manevî unsurunu oluşturan suç kastının da açıkça ortaya konulması gerekmektedir. “Defol” kelimesi, TDK sözlüğünde “savuş git, uzaklaş” anlamında tanımlanmaktadır. Bu kapsamda somut olayda; yürütülen yer emniyet hizmetleri kapsamında olay tarihinde sanıktan saat 15:22’de üstü tarafından dosyaların getirilmesi istenmiş, hemen ardından 15:26’da sanık yeniden telefon ile aranarak tekrar dosyaların acilen yanına getirilmesi istenmiş ve devam eden konuşmalar sırasında sanığın üstüne karşı ya defol git şeklinde konuşarak telefonu kapatması üzerine, yargılama konusu diğer olayların meydana geldiği anlaşılmıştır. Yargılama konusu dosyada sanığın, üstü konumundaki ...'e hitaben ya defol git sözünü sarf ettiği hususunda kuşku bulunmayıp, sözlerin saygısız bir üslupla nezaket dışı, kaba ve rahatsız edici bir şekilde sarf edildiğinde kuşku bulunmamasına karşın, tek başına kullanılan bu sözlerin üstün vakar ve haysiyetine saldırı veya onu küçük düşürme niteliğinde olmadığı, üste hakaret niteliğini taşımadığı anlaşılmakla, sanığın atılı suçtan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükümlerine Yönelik İnceleme; A. Asta Müessir Fiil Suçu Yönünden; Her ne kadar sanık ..., diğer sanık ...'in kendisini göğsü ile iteklediği şeklinde beyanda bulunmuş ise de; tanık beyanlarından, sanıkların birbirlerine fiziki müdahalede bulunduklarına dair bir delile ulaşılamaması ve tüm dosya kapsamı itibarıyla ...'in sanık ...'a yönelik asta müessir fiil suçuna elverecek mahiyette bir eyleminin olduğu konusunun şüpheli kaldığı sonucuna varılarak sanık hakkında kurulan beraat hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B. Tehdit Suçu Yönünden; Dosya kapsamına göre; Ütğm. ...'in bu olay burada kalmayacak şeklinde Bçvş. ...'ya bağırmak suretiyle gerçekleşen eyleminin olay sırasında kızgınlıkla söylenen sözler olduğu, objektif olarak korku yaratmaya elverişli sözler olmadığı, dolayısıyla atılı tehdit suçunun 5237 sayılı Kanun'un 106. maddesinde sayılı unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşılmakla; sanık hakkında kurulan beraat hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. III. KARAR 1. Sanık ... Hakkında Asta Müessir Fiil Ve Tehdit Suçlarından Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden; Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle katılan sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan sanık ... müdafiin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, oy birliğiyle ONANMASINA, 2. Sanık ... Hakkında ... İtaatsizlikte Israr Ve Üste Hakaret Suçlarından Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden; Gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle sanık ... müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, 05.07.2024 tarihinde karar verildi.