9. Ceza Dairesi 2009/18295 E. , 2010/2905 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Cumhurbaşkanına basın yoluyla hakaret suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair, Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/09/2007 tarihli ve 2007/268-64 sayılı kararını müteakip, asliye ceza mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev değil, iş bölümü olduğundan bahisle mahkemenin görevsiz
**9. Ceza Dairesi 2009/18295 E. , 2010/2905 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Cumhurbaşkanına basın yoluyla hakaret suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair, Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/09/2007 tarihli ve 2007/268-64 sayılı kararını müteakip, asliye ceza mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev değil, iş bölümü olduğundan bahisle mahkemenin görevsizliğine ilişkin Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/11/2007 tarihli ve 2007/903-760 sayılı kararı sebebiyle çıkan görev uyuşmazlığı üzerine, Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına dair Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/11/2007 tarihli ve 2007/339 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak; Dosya kapsamına göre, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 16/07/2008 tarihli ve 2008/7210-16565 sayılı ilamında da belirtildiği üzere; T.C. Anayasası'nın 37. maddesinde "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.", 142. maddesinde "Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.", 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 3/1. maddesinde "Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir.", 4/1. maddesinde "Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re'sen karar verebilir. 6. madde hükmü saklıdır.", 5/1. maddesinde "İddianamenin kabulünden sonra, işin davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.", 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 27. maddesinin 1. fıkrasında "Basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu Kanunda öngörülen diğer suçlardan dolayı açılan davalardan, ağır ceza işlerinden olanlar ağır ceza mahkemelerinde, diğerleri asliye ceza mahkemelerinde görülür.", 2. fıkrasında ise "Bir yerde ağır ceza veya asliye ceza mahkemesinin birden fazla dairesi bulunması halinde bu davalar iki numaralı mahkemede görülür.", 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8. Sayı : KYB - 2009/182625 maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 307/1. maddesinde "Temyiz ancak hükmün kanuna muhalif olması sebebine müstenit olur.", anılan Kanun'un 308. maddesinde "Aşağıda yazılı hallerde kanuna mutlaka muhalefet edilmiş sayılır. .. 4) Mahkemenin kanuna muhalif olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi......" hükümlerinin yer aldığı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, 12/07/2007 tarihli, 302 ve 16/07/2007 tarihli, 309 sayı ile, Bağcılar Adliyesinin Bakırköy Adliyesiyle birleştirilmek üzere kapatılmasına ve Bağcılar 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nden devren gelen işlerin Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesinin esasına kaydı ile bu mahkemede görülmesine karar verildiği, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun anılan kararlarının göreve ilişkin kanun hükümlerini yürürlükten kaldırma niteliği taşımadığı, birleştirilen iki adliyenin mahkeme ve iş sayısı ile dosya dağılımını düzenlemeye yönelik olduğu ve mahkemelerin görevlerinin kanunla belirlenmesine ilişkin anayasal ve yasal kuralların idari nitelikte bir işlemle değiştirilemeyeceği gözetilmeden Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararının kaldırılması yerine, yazılı şekilde karar verilmiş olmasında isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 14.07.2009 gün ve 2009/7309/36470 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.08.2009 gün ve 2009/18295 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla; Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 10.10.2000 tarih ve 185-186 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, basın yoluyla suç işlenmesinden söz edilebilmesi için 5187 sayılı Basın Kanunun 2. maddesi kapsamında bir eserin meydana getirilmiş olması gereklidir. Sadece kamuya duyurma, genele iletme amacıyla basın toplantısı düzenlenmesi ve basın mensuplarına açıklamalarda bulunulması bir suçun basın yolu ile işlendiği sonucunu doğurmayacaktır. Çünkü basın toplantısında ya da röportajda yapılan açıklama haberin konusu niteliğinde olup Basın Kanunu bakımından sorumlu tutulacak kişi bu konuyu yazılı haber şeklinde kaleme alan, eser haline getiren kişi olacak, açıklamayı yapan ya da röportajı veren kişi ise ceza sorumluluğuna dair genel hükümlere göre sorumlu tutulacaktır. Kaldı ki; davanın 5187 sayılı Basın Kanununun 26/1 maddesinde gösterilen sürede açılmış olup olmadığı hususu Mahkemece ön sorun olarak 09.05.2006 tarihli duruşmada tartışılmış ve eylemin basın yoluyla işlenmemiş olması nedeniyle 2 aylık süre koşuluna bağlı olmayacağına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Bu açıklamalar çerçevesinde; dava konusu olay bakımından, süreli yayının muhabirine daha sonra yayınlanmış olsa bile röportaj suretiyle görüş açıklamak biçimindeki eylemin basın yolu ile işlenmiş sayılamayacağı anlaşıldığından, kanun yararına bozma istemine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği bu gerekçelerle yerinde görülmediğinden istemin REDDİNE, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.