11. Ceza Dairesi 2021/38298 E. , 2023/6404 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/301 E., 2021/216 K. SUÇ :Kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan bahisle bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık ile müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama 1.Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması ge
**11. Ceza Dairesi 2021/38298 E. , 2023/6404 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/301 E., 2021/216 K. SUÇ :Kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan bahisle bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık ile müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama 1.Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: 2. Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2014 tarihli ve 2013/472 Esas, 2014/87 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2. İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2014 tarihli ve 2013/472 Esas, 2014/87 Karar sayılı kararının katılan vekili ile Cumhuriyet savcısı tarafından temyizleri üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 02.07.2020 tarihli ve 2017/24892 Esas, 2020/7324 Karar sayılı kararı ile "...Sanığın suçtan kurtulmaya yönelik soyut savunmaları, katılanın aşamalarda değişmeyen istikrarlı beyanları, tanık anlatımları ile tüm dosya kapsamı itibariyle; sanığın olay tarihinde belirli bir makam sahibinden bahsederek ve o kişiyi tanıdığını söyleyerek katılanı işe sokacağından bahisle farklı tarihlerde haksız menfaat temin ettiği anlaşılmakla, sanığın sübut bulan eylemi karşısında, zincirleme şekilde TCK’nın 158/2 maddesinden mahkumiyeti yerine yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde beraatine hükmedilmesi..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma üzerine, İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.06.2021 tarihli ve 2020/301 Esas, 2021/216 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 43 üncü, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis ve 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; delillerinde takdirinde hataya düşüldüğüne ve suçun sübut bulmadığına ilişkindir. Sanık müdafiinin temyiz isteği; duruşma talepli olarak, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşmadığına, orantısız şekilde alt sınırdan ayrılınarak ceza verilmiş olduğuna ve suçun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Katılanın, 2005 yılında “ANS Sigorta” isimli iş yerinde çalıştığı sırada sanığın da aynı işhanında muhasebe bürosu işlettiği, bu sırada sık sık katılanın çalıştığı iş yerine geldiği ve kendilerine müşteri getireceğini söylediği, 2006 yılında katılanın çalıştığı şirketin işlerinin bozulması nedeni ile işten ayrılacağı esnada sanığın katılana sohbetleri sırasında kendisini “İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis üyesi” olarak tanıttığı ve kendisine iş bulacağı vaadinde bulunduğu, bu nedenle katılanın sanığa farklı tarihlerde 5.000,00 TL verdiği, sanığın süreç içerisinde katılanla Büyükşehir Belediyesi ve birimlerinde buluşarak ve ayrıca yanında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı... ile telefon görüşmesi yaptığı izlenimini uyandırarak katılana güven telkin ettiği, katılanın işe girmediği gibi sanığın damadı tarafından 50.000 TL'lik senet icra takibine konulduktan sonra katılanın sanık hakkında şikayetçi olduğu, bu surette sanığın nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul edilmiştir. 2. Sanık aşamalardaki savunmalarında, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, katılanın kendisine olan 50.000,00 TL borcunu ödememek amacıyla iftira attığını beyan etmiştir. 3. Katılan ...'nin aşamalardaki beyanlarında, sanığın kendisini İzmir Büyüksenir Belediyesi Meclis üyesi olarak tanıtarak, kendisine iş bulacağı vaadinde bulunduğunu, bu nedenle sanığa farklı tarihlerde babası ve kendisi tarafından 5.000,00 TL para verdiğini beyan etmiş; tanık ...'ın katılan beyanını doğrular şekilde anlatımda bulunduğu tespit edilmiştir. 4. Sanık tarafından, katılanın zararının giderildiğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır. 5. Yapılan yargılama sonunda, kabul edilen oluş, oluşu destekler mahiyette katılanın tüm aşamalardaki ısrarlı ve samimi bulunan beyanları, yine bu beyanların tanık beyanlarıyla desteklenmesi karşısında sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek, sanığın olay tarihinde belirli bir makam sahibinden söz ederek ve o kişiyi tanıdığını söyleyerek katılanı işe sokacağından bahisle aldatarak farklı tarihlerde haksız menfaat temin ettiği anlaşılmakla, incelemeye konu mahkumiyet hükmü verilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Sanığın suçtan kurtulmaya yönelik soyut savunmaları, katılanın aşamalarda değişmeyen istikrarlı beyanları, bu beyanları destekler nitelikteki tanık anlatımları karşısında, sanığın atılı suçu işlediğine dair Mahkemenin kanaatinde bir hukuka aykırılık bulunmaması; suçun işleniş şekli, kastının yoğunluğu ve elde edilen haksız menfaatin miktarı gözetilerek, mahkemenin teşdiden ceza uygulamasına dair takdirinde hukuka aykırılık görülmediği gibi sanığın aynı suç işleme kararının icrası kapsamında katılandan farklı tarihlerde haksız menfaat temin ettiği, bu nedenle zincirleme suç hükümlerinin oluştuğu anlaşılmakla, hükümde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Tekerrüre esas adli sicil kaydı bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.06.2021 tarihli ve 2020/301 Esas, 2021/216 Karar sayılı kararında sanık ile müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ile müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.09.2023 tarihinde karar verildi.