10. Hukuk Dairesi 2011/6415 E. , 2012/10043 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi No :483-818 Dava, icra takibine vaki itirazın iptali ve % 40 icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkeme,ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdak…
**10. Hukuk Dairesi 2011/6415 E. , 2012/10043 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :483-818 Dava, icra takibine vaki itirazın iptali ve % 40 icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkeme,ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294.) maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğinin bildirerek kararını tevhim eder. Kararın tevhimi hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388-son (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297) maddesi gereğince de istek sonuclarından herbiri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı Kanunun 389. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüte yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğincede zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunu tevhim edildiği hallerde gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tevhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararının değiştirmesine yasal olanakta yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tevhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun) yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi kanun ile hakime yükletilmiş bir görevdir.