10. Hukuk Dairesi 2023/1778 E. , 2023/1376 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2371 E., 2022/2210 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Nazilli İş Mahkemesi SAYISI : 2021/376 E., 2022/168 K. Taraflar arasındaki aidiyet ve tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölg
**10. Hukuk Dairesi 2023/1778 E. , 2023/1376 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2371 E., 2022/2210 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Nazilli İş Mahkemesi SAYISI : 2021/376 E., 2022/168 K. Taraflar arasındaki aidiyet ve tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince 16.01.2023 tarihli ek kararla davacı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davacının 01.05.1994 tarihinden bu yana aralıksız sattığı sütten %1 kesinti yapılarak Bağ-Kur Çiftçi Tevkifat Primi kesintisi yapıldığını, davacının 2018 yılında emekliliğe hak kazandığını, Sosyal Güvenlik Kurumuna aylık için yaptığı müracaatın tevkifat listesinde künye uyuşmazlığı nedeniyle reddedildiğini, Ör-Koop kayıtlarında müvekkilinin baba isminin sehven Ali olarak yanlış yazıldığını, TC Kimlik numarasının kayıtlar ile uyuştuğunu, baba adının ... olduğunu beyanla, davacının tarım Bağ-Kur sigortalılık başlangıç tarihinin 01/05/1994 olduğunun tespiti ile 01.05.1994-13.09.2018 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 13.04.2021 tarihi duruşmada, davacının çalıştığı dönemlerin 2002-2008 olduğunu beyan etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "S.S. Ör-Koop Nazilli ve Çevresi Tar. Kalk. Kooperatifi, kolluk araştırması ve Nüfus Müdürlüğü' nün yazılarından 10.04.1931 doğumlu ... isimli kişi bulunmadığı, S.S. Ör-Koop Nazilli ve Çevresi Tar. Kalk. Kooperatifi tarafından düzenlenen uyuşmazlığa konu müstahsil makbuzlarının davacıya ait olduğu, kurumun davacının talebi künye bilgisi uymadığından reddettiği davacının talebi 2002-2008 dönemlerine ilişkin olduğu 2002/06, 2003/8, 2004/10, 2005/02, 2005/12, 2006/3. Dönem tevkifata esas prim tutarlarının Kuruma aktarıldığı, Nazilli Sosyal Güvenlik Merkezinin 06.07.2021 tarihli yazı ekindeki 31.03.2007-31.12.2008 tarihleri aralığındaki bağkur raporları ve davacının 01.08.2007 tarihinden itibaren zorunlu tarımsal sigorta kapsamında olduğu" gerekçesiyle "davanın kabulü ile, dava konusu 2002/06, 2003/8, 2004/10, 2005/02, 2005/12, 2006/3 tarihli tevkifat kesinti listelerindeki üreticinin ... TC Kimlik numaralı davacı ... olduğunun tespitine, davacının 01.07.2002 tarih ve 31.07.2007 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun'a tabii sigortalı olduğunun tespitine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı SGK vekili, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerektiğini, kesinti listesinde davacının doğum tarihinin 1931 ve baba adının da Ali olarak bildirildiğini, oysa sigortalının nüfusta kayıtlı olduğu tarihin 20.12.1957 ve baba adının Durmuş Kemal olarak tescilli olduğunu tevkifat listesinde bildirilen kimlik bilgileri ile davacının kimlik bilgilerinin uyuşmadığını, yapılan işlemde hukuka aykırı bir durum bulunmadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "S.S. Ör-Koop Nazilli ve Çevresi Tar. Kalk. Kooperatifi tarafından düzenlenen müstahsil makbuzlarının davacıya ait olup olmadığı tespit olunamadığından davacının talebi Kurum tarafından reddedilmiş ise de, kolluk araştırması, nüfus yazısı, muhtarlık bilgisi ile, uyuşmazlık konusu müstahsil makbuzlarının davacıya ait olduğu anlaşılmış, davacı vekilinin beyanı doğrultusunda talebin 2002-2008 dönemlerine ilişkin olduğu, 2002/06, 2003/8, 2004/10, 2005/02, 2005/12, 2006/3. dönemine ait tevkifata esas prim tutarlarının Kuruma aktarıldığı, Nazilli Sosyal Güvenlik Merkezinin 06.07.2021 tarihli yazısı ile anlaşılmakla, davacının 08.12.2006-31.05.2007 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık bildirimleri bulunduğu dikkate alındığında, 01.08.2002-07.12.2006 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun'a tabii Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu kabul edilmesi gerekirken davanın tümden kabulü hatalı olmuştur." gerekçesiyle "istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu 2002/06, 2003/8, 2004/10, 2005/02, 2005/12, 2006/3 tarihli tevkifat kesinti listelerindeki üreticinin ... TC Kimlik numaralı davacı ... olduğunun tespitine, davacının 01.08.2002- 07.12.2006 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun'a tabii tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine" karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz harç ve giderlerinin tamamlatılması hususunda bir hafta kesin süreli muhtıranın 17.08.2020 tarihinde davacı vekiline e-tebliğ olmasına rağmen kesin süre içerisinde eksiklik tamamlanmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince, 16.01.2023 tarihli ek kararla, temyiz talebinin reddine hükmedilmiş, 16.01.2023 tarihli ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, Bölge Adliye Mahkemesinin 16.01.2023 tarihli ek kararının ve tam kabul kararı verilmesi gerektiğinden bahsile asıl kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı SGK vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti ve aidiyet istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanun'da, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanun'un 79 ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10-292 Esas ve 2012/415 Karar kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için, Mahkemece; 1-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli. 2-Dönem içinde Ziraat Bankası, Kooperatif veya Birlikler aracılığıyla "Tarımsal Amaçlı Kredi" kullanıp kullanmadığı araştırılmalı, 3-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, 4-25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanunun 19. maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun "Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi" başlıklı 52, "Zirai kazançta vergileme" başlıklı 53, ve "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanununun" Vergi kesenlerin sorumluluğu" başlıklı 11 inci maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere "Tevkifat yapma ve kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 94/11 inci maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler." Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar. 5-Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, Ziraat Odası, Kooperatif veya Birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli, 6-Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununun 22 nci maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Ayrıca 2926 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, HGK.nun 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır. 3. Değerlendirme 1-Davacı vekilinin ek kararı temyiz talebi yönünden; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 344 üncü maddesi gereğince, istinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Anılan Kanunun 366 ncı maddesine göre de "Bu Kanunun istinaf yolu ile ilgili 343 ilâ 349 ve 352 nci maddeleri hükümleri, temyizde de kıyas yoluyla uygulanır." Eldeki davada, Bölge Adliye Mahkemesinin, davacı vekiline eksik temyiz harç ve giderlerini 1 hafta içinde yatırılmasına ilişkin muhtırayı 03.01.2023 tarihinde tebliğ ettiği, masrafın yatırılmaması nedeniyle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği, davacı vekili tarafından ek kararın temyiz edildiği anlaşılmıştır. Yukarıda sözü edilen yasa hükümlerine aykırı olarak hükmü temyiz eden davacı vekili tarafından süresinde eksik temyiz harç ve giderlerinin yatırılmadığı, Mahkemece verilen ek kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 344 üncü maddesindeki yönteme uygun olduğu anlaşılmakla, anılan ek karara yönelik davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan 16.01.2023 tarihli “temyiz talebinin reddine” ilişkin ek kararın onanmasına karar verilmiştir. 2-Davalı Kurum vekilinin temyiz talepleri yönünden; Uyuşmazlık konusu tevkifat listelerinde ... isimli kişinin künye bilgileri Ali kızı 10.04.1931 Başaran doğumlu olarak yer almaktadır. Davacı, 20.12.1957 Kuyucak doğumlu olup, babasının adı Durmuş Kemal'dir. Mahkemece, uyuşmazlığa konu müstahsil makbuzlarının davacıya ait olduğu sonucuna varışmışsa da, Ali kızı 10.04.1931 Başaran doğumlu ... isimli kişinin varlığına ilişkin yapılan araştırma eksik ve yetersiz olup, hüküm kurmaya elverişli değildir. Bu tür aidiyet ve tespit davalarında gerçeğin tam olarak saptanması için, tanık beyanları ile birlikte işin kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde etraflıca araştırılması gerekmektedir. Mahkemece bu doğrultuda yapılacak iş, öncelikle “Ali kızı 10.04.1931 Başaran doğumlu ...” isimli bir kişinin bulunup bulunmadığı ilgili İl Nüfus Müdürlüğü ve Ziraat Odasından sorulmalı, tespit edilen şahıslar arasında duruşmalarda daha önceden beyanına başvurulmayan şahısların belirlenmesi halinde bunların da tanık olarak beyanlarına başvurulmalı, makbuzun düzenlendiği tarihte nerede oturdukları, ne işle meşgul oldukları, bu tevkifatın kendilerine ait olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmalı, adı geçen komisyoncunun elinde uyuşmazlık konusu döneme ait tevkifat listesi olması halinde getirtilmeli, komisyoncunun da tanık olarak beyanına başvurularak toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Kabule göre, ihtilaf konusu kesinti veya kesintilerin davacıya ait olduğunun tespiti halinde, 08.12.2006-31.05.2007 döneminde, çakışan sigortalılık hali gözetilerek, hangi sigortalılığa üstünlük tanınacağının çözümlenmesi gerekir. VI. KARAR ... Bölge Adliye Mahkemesinin 10. Hukuk Dairesince verilen 16.01.2023 tarihli ek kararın ONANMASINA, Temyiz olunan 02.11.2022 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.