Başvuru, merada aşırı otlatma yapılması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının; bunu kanıtlamak amacıyla otlatılan hayvan sayısının tespitine yönelik olarak yapılan delil tespiti talebinin reddedilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, merada aşırı otlatma yapılması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının; bunu kanıtlamak amacıyla otlatılan hayvan sayısının tespitine yönelik olarak yapılan delil tespiti talebinin reddedilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 4/9/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 1948 doğumlu olup Ankara'nın Çankaya ilçesinde ikamet etmektedir.A. Delil Tespiti Dosyası Başvurucu, Ardahan'ın Merkez ilçesine bağlı Tazeköy ve Samanbeyli köyü sınırında bulunan merada otlatma kapasitesinin üzerinde otlatma yapıldığının tespiti istemiyle Ardahan Sulh Hukuk Mahkemesinden 8/7/2014 tarihinde delil tespiti talebinde bulunmuştur. Mahkeme 8/7/2014 tarihinde başvurucunun delil tespiti talebinin usul yönünden reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucu tarafından meradan doğrudan yararlanmasına engel olunduğu iddia edilmediğinden başvurucunun talepte bulunma hakkının olmadığı belirtilmiştir. Mahkemeye göre ancak köy muhtarı veya tayin ettirilecek temsilcisi talepte bulunabilir. Mahkeme; köy muhtarı veya muhtarın davalı olduğu hâllerde ise köy derneğince seçilecek kişinin köyü temsil edebileceğini, mera ile ilgili davalarda özel kişilerin talepte bulunmasının mümkün olmadığını vurgulamıştır. Başvurucu 21/7/2014 tarihinde karara itiraz etmiş; itiraz dilekçesinde, merada aşırı otlatma sebebiyle Erzurum İdare Mahkemesinde açılan davada hukuki menfaatinin bulunduğunun tespit edildiğini belirtmiştir. Başvurucu, olayda köy merasının aşırı otlatılarak ekolojik dengenin bozulmasına, erozyon ve çevre kirliliğine sebep olunduğu için İdare Mahkemesince verilen kararın uygulanıp uygulanmadığı tespitinin gerektiğini ifade etmiştir. Mahkeme 21/7/2014 tarihli ek karar ile başvurucunun itirazını reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, meraların korunmasından ve tahsis amacına uygun kullanılmasından muhtar ve belediye başkanlarının sorumlu olduğu belirtilmiştir. Mahkeme, başvurucunun meradan yararlanmasına engel olunmadığı için talepte bulunamayacağı yönündeki ilk kararındaki gerekçeyi yinelemiştir. Karar, başvurucuya 5/8/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 4/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İdari Yargılama Süreci Başvurucu, Ardahan'ın Merkez ilçesi Tazeköy sınırları içindeki merada otlatma kapasitesine uygun sayıda hayvan otlatılmasına ilişkin olarak -başvuru formu ve eklerinde belirtilmeyen bir tarihte- Ardahan Valiliğinden (Valilik) talepte bulunmuştur. Valilik tarafından süresinde cevap verilmemesi üzerine başvurucu, Valilik aleyhine Erzurum İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır. Mahkeme 6/5/2003 tarihinde davanın ehliyet yönünden reddine karar vermiştir. Başvurucunun temyiz ettiği karar Danıştay Sekizinci Dairesinin 20/1/2004 tarihli kararı ile onanmıştır. Ancak karar düzeltme istemi üzerine Dairenin 9/3/2005 tarihli ilamıyla onama ilamı kaldırılmış ve temyiz edilen hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlamda, başvurucunun Ankara'da ikamet etse bile belirtilen köyde arazisinin bulunduğuna dikkat çekilmiştir. Daire, köydeki meranın aşırı otlatma nedeniyle tahrip edilmesinin önlenmesi amacıyla idareye ve yargıya başvurmada başvurucunun kişisel, güncel ve meşru bir menfaatinin bulunduğunu vurgulamıştır. Daireye göre bu sebeple başvurucunun kendisini ilgili görerek iptalini istediği işlemin menfaatini ihlal etmediği gerekçesine dayalı olarak davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Bozma ilamına uyan Mahkeme 21/9/2005 tarihinde davanın kabulü ile dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Mahkeme, Tazeköy'ün tüm merasında ortalama kapasitesinin dört katı miktarında aşırı bir otlatmanın var olduğu ve meranın bir kısmının Samanbeyli köyüne tahsisi ile de aşırı otlatmanın artacağının açık olduğunu belirtmiştir. Fazla otlatma ise Mahkemeye göre ekolojik dengenin bozulmasına, veriminin azalmasına, erozyon ve çevre kirliliğine sebebiyet verir. Mahkeme bu gerekçeyle başvurucunun fazla otlatmanın önlenmesi yolundaki talebinin zımmen reddinde hukuka uyarlık görülmediği kanaatine varmıştır. Valilik tarafından temyiz edilen karar Dairenin 26/9/2006 tarihli ilamıyla onanmıştır. A. Ulusal Hukuk İlgili Mevzuat 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Çekişmesiz yargı, hukukun, mahkemelerce, aşağıdaki üç ölçütten birine veya birkaçına göre bu yargıya giren işlere uygulanmasıdır:a) İlgililer arasında uyuşmazlık olmayan hâller.b) İlgililerin, ileri sürülebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı hâller.c) Hâkimin resen harekete geçtiği hâller." 6100 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"(1) Taraflardan her biri, görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin yapılmasını talep edebilir.(2) Delil tespiti istenebilmesi için hukuki yararın varlığı gerekir. Kanunda açıkça öngörülen hâller dışında, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dâhilinde bulunuyorsa hukuki yarar var sayılır." Yargıtay İçtihadı Yargıtay Hukuk Dairesinin 11/10/2016 tarihli ve E.2016/7824, K.2016/8806 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Kanunda çekişmesiz yargı işlerinin neler olduğu düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 382/1 maddesinde ... olmak üzere çekişmesiz yargının genel çerçevesi belirlenerek, mümkün olduğunca çekişmesiz yargı işleri sayılarak belirtilmiştir. Ancak bu sayma sınırlı olmadığından yasa maddesinde sayılmayan fakat çekişmesiz yargı ölçütlerini taşıyan diğer işlerin de çekişmesiz yargı işi olarak kabulü gerekir. Yani, Maddede sayılmamakla beraber çekişmesiz yargının ölçütlerinden birini veya birkaçını taşıyan bir iş de çekişmesiz yargı işi olarak değerlendirilmelidir....Delil tespitine ilişkin talepler, 2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun maddesinde belirtilen çekişmesiz yargı işlerinden sayılmalıdır..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 29/5/2014 tarihli ve E.2014/5679, K.2014/8995 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Delil tespiti davaları; temyizi mümkün olmayan, HMK' nın maddesi uyarınca ancak itiraz yolu açık çekişmesiz yargı davalarındandır...." B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasının medeni hukuk alanına giren konularda uygulanabilirliği öncelikle bir “uyuşmazlığın” varlığına bağlıdır. İkinci olarak söz konusu uyuşmazlık iç hukukta tanındığı, en azından savunulabilir bir biçimde söylenebilecek “hak ve yükümlülüklerle” ilgili olmalıdır. Son olarak bu “hak ve yükümlülükler” -her ne kadar maddenin kendisi bu hak ve yükümlülüklere sözleşmeci devletlerin hukuk sistemi içinde belirli bir anlam atfetmiyorsa da- Sözleşme anlamında “medeni nitelikte” olmak zorundadır (James ve diğerleri/Birleşik Krallık [GK], B. No: 8793/79, 21/2/1986, § 81). AİHM kararlarında “uyuşmazlık” sözcüğüne şeklî bir tanımdan çok maddi bir tanım verilmesinin daha uygun olduğu benimsenmiştir (Le Compte, Van Leuven ve De Meyere/Belçika [GK], B. No: 6878/75-7238/75,23/6/1981, § 45). Buna göre görünüşün ve kullanılan dilin ötesine bakılması ve her davanın koşullarına göre durumun gerçeklerine yoğunlaşılması gerekmektedir (Gorou/Yunanistan (No. 2) [BD], B. No: 12686/03, 20/3/2009, § 29). AİHM, maddenin karşıt tarafların ve haklara ilişkin herhangi bir uyuşmazlığın bulunmadığı durumlara ilişkin çekişmesiz ve tek taraflı yargılamalara uygulanamayacağını kabul etmiştir (Alaverdyan/Ermenistan (k.k.), B. No: 4523/04, 24/8/2010, § 35).