T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1809 Esas KARAR NO: 2026/272 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 05/01/2024 NUMARASI: 2022/131ESAS, 2024/10 KARAR DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 17/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 17/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dos…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1809 Esas KARAR NO: 2026/272 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 05/01/2024 NUMARASI: 2022/131ESAS, 2024/10 KARAR DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 17/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 17/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin dünyanın en büyük kablolu yayın şirketi olduğunu, bünyesinde ..... gibi televizyon kanallarını, .... gibi film yapım şirketlerini ve ..... gibi film stüdyolarını barındırdığını, ürün ve hizmetlerinin bir kısmını unvanının da bir parçası olan "..." markası ile tüketicilerle buluşturduğunu, davalının TPMK nezdinde davacının markasına ayırt edilemeyecek derecede benzer olan "..." markasını ...numara ile tescil ettirdiğini, davalının bu markayı tescil ettirdiği mallar için 5 yıl müddetle ciddi ve etkin şekilde kullanmadığını, davacının markasının tanınmış marka olduğu, Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesi uyarınca tanınmış markanın karıştırılmaya yol açacak derecede benzeri olan bir markanın tescil edilemeyeceğini, davalı şirketin de davacı şirket gibi elektrik-elektronik alanında faaliyet gösterdiğini, davacının faaliyet alanı ile ilişkili olduğunu, davalının davacının markasından haberdar olduğunu, tescilin kötü niyetli yapıldığını, davalının markasının davacının ticaret unvanı ile benzer olduğunu belirterek, bu sebeplerle davalıya ait ...numaralı "..." markasının kullanmama nedeniyle iptaline veya markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, kullanmama nedeniyle iptal hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini, 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davalının ...numara ile tescilli markasını kullandığını, bu markalı ürünler için 2014 yılında ithalat yapıldığını, halen davalı stoklarında davaya konu markayı içeren malların mevcut olduğunu, internette de satışa devam edildiğini, davacının medya sektöründe, müvekkilinin ise bilgisayar aksesuarları ve wifi cihazı sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacının markasını "......" şeklinde bir logo ile kullandığını ve markasının bu logo ile bütünleşmiş olduğunu, müvekkilinin markasında ise herhangi bir şekil bulunmadığını, her iki markanın yazı karakterlerinin de farklı olduğunu, davacının tescilsiz markasının 41.sınıf kapsamına girdiğini, ancak müvekkili markasının 9.sınıfta tescilli olduğunu, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen davanın kabulüne dair kararın istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 2020/88 Esas - 2022/827 Karar sayılı ilamı ile kaldırılmıştır.Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda; İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul Anadolu ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2022/131 Esas 2024/10 Karar 05/01/2024 tarihli kararı: "...Mahkememizce İstanbul BAM 16 HD.'nin 2020/88 E ve 202/827 K. Sayılı kaldırma kararı öncesinde yapılan yargılamada "Davacının ticaret unvanında yer alan ve yurt dışında tescilli markalarının esas unsuru olan "..." ibaresi ile davalının tescil ettirdiği "..." markasının benzer olup olmadığının incelenmesi gereklidir. Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir. Taraf markalarının tek bir kelimeden oluştukları, yalnızca bir harflerinin (......) farklı olduğu, görsel ve işitsel olarak benzer oldukları, markaları oluşturan kelimelerin Türkçe'de bir anlamının bulunmadığı, markalar İngilizce iki kelimenin birleşiminden (..... oluşturulmuşsa da Türkiye'deki ortalama tüketicilerin bu kelimeleri ve anlamlarını bilemeyecekleri, kaldı ki bu kelimelerin de birbiri ile bağlantılı olduğu, bu nedenle tarafların markalarının hitap ettikleri ortalama tüketiciler tarafından karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.Her ne kadar davacı taraf markasının tanınmış marka olduğunu iddia etmişse de, Türkiye’de tescilli olmayan markalara tanınmış marka koruması sağlanabilmesi için, söz konusu markanın, davalının marka başvuru tarihinden önce Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğunun dosyaya davacı tarafça sunulan objektif delillerle ispat edilmesi gerekir. Söz konusu deliller değerlendirilirken, tanınmış marka iddiasında bulunan tarafın, davalının markasının başvuru tarihinden önce, kendi markasını ülke içinde her hangi bir tanıtım faaliyetinin bulunup bulunmadığı, reklam harcamaları, markanın ayırt ediciliği yüksek olup olmadığı, aldığı yurtiçi ve yurtdışı kalite ödülleri vs. özellikle dikkate alınmalıdır. Tek başına bir markanın yurtdışındaki ülkelerde tanınmış olması veya çok sayıda ülkede tescilli olması, o markanın Türkiye’de de Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olduğu anlamına gelmeyecektir. Bu tespitler ışığında somut olaya bakıldığında, davacının ticaret unvanında yer alan ve 1... yılından bu yana ....'de, bunun dışında en eskisi .....ülkeleri olmak üzere 2006 yılından bu yana yurt dışında 9. sınıfa yer alan mal ve hizmetler de dahil olmak üzere 16,28,35,38,41 ve 42. sınıflarda tescilli olan "..." ibaresinin davalı tarafından 18.11.2011 tarihinde 9.sınıfta yer alan mal ve hizmetler için tescil edildiği, davacı şirketin faaliyet alanına göre davalının markayı tescil ettirdiği mal ve hizmetlerin davacının faaliyet alanı ve yurt dışında tescilli markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetler ile bağlantılı olduğu, ortalama tüketici kesimine hitap eden bu markaların karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, davacının markasının Türkiye'de kullanıldığı ve tanınmış marka olduğu ispatlanamamışsa da, yurt dışında tanınan bir şirket olduğu, ...., ..., ..., ...., . ve . ülkelerinde markalarının tescilli olduğu, davalının faaliyet alanına göre davacı şirketten haberdar olması gerektiği, davalının markasının tesadüfen bulunabilecek bir marka olmadığı, ayrıca davalının 2011 yılında tescil edilen markasını yalnızca 2012-2014 yılları arasında kullandığı, bu kullanımının da ciddi bir kullanım olmadığı, bu nedenlerle davalının marka tescilinin kötü niyetli olarak yapıldığı, hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, kötü niyet nedeniyle sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşmayacağı anlaşılmakla, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir" gerekçesi ile davacının hükümsüzlük yönündeki terditli talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 16 HD. Tarafından 2020/88 E ve 202/827 K. Sayılı karar ile "Davacı vekilinin netice-i talebinde davalı markasının iptali veya hükümsüzlüğüne karar verilmesinin talep edildiği, ön inceleme duruşmasında davacı vekili tarafından markanın kullanılmaması ve iltibas nedeniyle hükümsüzlük ve iptalinin talep edildiğinin açıklandığı, davacı vekilinin istinaf dilekçesine cevabında ise, HMK 111. Madde gereğince talepler arasında aslilik ferilik ilişkisi kurularak birden fazla talebin ileri sürülebileceğinin beyan edildiği anlaşılmıştır. Aynı dava dilekçesinde birden fazla talebin bir arada ileri sürülebileceği (HMK 110. Madde taleplerin yığılması) gibi, birden fazla talep arasında aslilik ferilik ilişkisi kurularak terditli olarak da (HMK 111. madde birinin kabul edilmemesi halinde diğeri) ileri sürülmesi mümkündür. Bu durumda mahkemece davacı vekiline, taleplerini dava yığılması şeklinde mi, yoksa terditli dava olarak mı ileri sürdüğü açıklattırılarak, talep yığılması şeklinde ileri sürülmüşse, her iki talebin ayrı ayrı değerlendirilerek hüküm kurulması, terditli olarak dava açılması halinde HMK 111/2 maddesi gereğince öncelikle asli talebin değerlendirilerek esastan reddine karar verilmesi halinde, feri talebin incelenerek hükme bağlanması gerekmektedir. İlk derece mahkeme kararının gerekçesinde davanın nitelendirilmesinde; "Dava; davalıya ait ...numaralı "..." markasının, davacının tanınmış olduğunu iddia ettiği "..." markası ile iltibas oluşturacak şekilde benzer olması nedeniyle hükümsüzlüğüne ilişkindir." denildiği, gerekçe kısmında ise "... davalının 2011 yılında tescil edilen markasını yalnızca 2012-2014 yılları arasında kullandığı, bu kullanımının da ciddi bir kullanım olmadığı..." yönünde tespite yer verildiği, kullanmamadan dolayı iptal talebinin kabul veya red edilip edilmediği açıklanmadan davanın kabulüne karar verilerek, çelişki oluşturulduğu " gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiş ve kaldırma kararı sonrasında dosya Mahkememiz yeni esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalıya ait ...numaralı "..." markasının, kullanmama dolayısıyla iptaline ilişkin iptal şartlarının oluşup oluşmadığı, bu mümkün olmadığı takdirde dava konusu markanın davacının tanınmış olduğunu iddia ettiği "..." markası ile iltibas oluşturacak şekilde benzer olması nedeniyle hükümsüzlüğü şartlarının bulunup bulunmadığı noktasında olduğu, TPMK kayıtları incelendiğinde; ...numaralı "..." ibareli markanın 18.11.2011 tarihinde davalı şirket adına 9.sınıfta tescil edildiği anlaşılmıştır.Bu tespitten sonra davacı tarafın terditli taleplerinden iptal talebi incelenmiş; davalı adına iptali talep edilen ...tescil numaralı ... markasının 09. Sınıfta tesci edildiği ancak süresi içinde yenilenmediği için 08.11.2022 tarihinde işlemden kaldırıldığı, halen tescilli olmadığı, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere dosyaya mübrez raporlarda Internet üzerinde yapılan araştırma neticesinde markanın “ciddi kullanımına” rastlanmadığı beyan edilmiş ise de dosyada yer alan faturalar, gümrük kayıtları, yabancı şirketlerce kesilmiş faturalar dikkate alındığında markanın davalı tarafça 2012-2013-2014 yıllarında adaptör ve... adaptör ürünleri bakımından ciddi kullanıma konu edilmiş olduğu, .... ve ... ürünlerinin ... tarafından yayınlanan sınıf listesinde 09. Sınıf kapsamında yer alan... ve ... emtiasının Türkiye'de kullanılan emtia listesinde yer almadığı, ancak... adaptör ve adaptör emtiaları; davalı markasında yer alan "Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar (veri işlem, haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar bilgisayar yazılımları ve bilgisayar çevre donanımları dahil)” emtiasına karşılık geldiği bu haliyle davalı tarafa ait markanın etkin kullanımın davalı tarafça ispatlandığı dikkate alındığında davacının terditli talebinden kullanılmama dolayısıyla iptal talebi yönünden ispatın yerine getirilmediği kabul edilmiştir. Davacı tarafın hükümsüzlük yönündeki talebi de değerlendirilmiştir.Kaldırma kararı öncesinde belirtildiği üzere; Marka tescilinde nispi ret sebeplerinin yer aldığı 6769 sayılı SMK'nun 6/9. Maddesinde, kötüniyetle yapılan marka başvurularının reddedileceği belirtilmiş, 6/6. Maddesinde ise, tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine başvurunun reddedileceği düzenlenmiş olup, bu durumlar SMK'nun 25/1. maddesinde hükümsüzlük nedeni olarak da sayılmıştır.Davacının ticaret unvanında yer alan ve yurt dışında tescilli markalarının esas unsuru olan "..." ibaresi ile davalının tescil ettirdiği "..." markasının benzer olup olmadığının incelenmesi gereklidir. Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir. Taraf markalarının tek bir kelimeden oluştukları, yalnızca bir harflerinin (C/F) farklı olduğu, görsel ve işitsel olarak benzer oldukları, markaları oluşturan kelimelerin Türkçe'de bir anlamının bulunmadığı, markalar İngilizce iki kelimenin birleşiminden (...+.. ve .+..) oluşturulmuşsa da Türkiye'deki ortalama tüketicilerin bu kelimeleri ve anlamlarını bilemeyecekleri, kaldı ki bu kelimelerin de birbiri ile bağlantılı olduğu, bu nedenle tarafların markalarının hitap ettikleri ortalama tüketiciler tarafından karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.Her ne kadar davacı taraf markasının tanınmış marka olduğunu iddia etmişse de, Türkiye’de tescilli olmayan markalara tanınmış marka koruması sağlanabilmesi için, söz konusu markanın, davalının marka başvuru tarihinden önce Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğunun dosyaya davacı tarafça sunulan objektif delillerle ispat edilmesi gerekir. Söz konusu deliller değerlendirilirken, tanınmış marka iddiasında bulunan tarafın, davalının markasının başvuru tarihinden önce, kendi markasını ülke içinde her hangi bir tanıtım faaliyetinin bulunup bulunmadığı, reklam harcamaları, markanın ayırt ediciliği yüksek olup olmadığı, aldığı yurtiçi ve yurtdışı kalite ödülleri vs. özellikle dikkate alınmalıdır. Tek başına bir markanın yurtdışındaki ülkelerde tanınmış olması veya çok sayıda ülkede tescilli olması, o markanın Türkiye’de de Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olduğu anlamına gelmeyecektir. Bu tespitler ışığında somut olaya bakıldığında, davacının ticaret unvanında yer alan ve 1986 yılından bu yana ABD'de, bunun dışında en eskisi Benelux ülkeleri olmak üzere 2006 yılından bu yana yurt dışında 9. sınıfa yer alan mal ve hizmetler de dahil olmak üzere 16,28,35,38,41 ve 42. sınıflarda tescilli olan "..." ibaresinin davalı tarafından 18.11.2011 tarihinde 9.sınıfta yer alan mal ve hizmetler için tescil edildiği, davacı şirketin faaliyet alanına göre davalının markayı tescil ettirdiği mal ve hizmetlerin davacının faaliyet alanı ve yurt dışında tescilli markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetler ile bağlantılı olduğu, ortalama tüketici kesimine hitap eden bu markaların karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, davacının markasının Türkiye'de kullanıldığı ve tanınmış marka olduğu ispatlanamamışsa da, yurt dışında tanınan bir şirket olduğu, ...... ülkelerinde markalarının tescilli olduğu, davalının faaliyet alanına göre davacı şirketten haberdar olması gerektiği, davalının markasının tesadüfen bulunabilecek bir marka olmadığı, davacı tarafa ait markanın Türkiye'de kullanılmasa da Paris Sözleşmesinin 1. Mükerrer 6. Maddesine göre Türkiye'de korunması için Türkiye'de imalat, ithalat, satış gibi yollarla kullanılması ya da tescilli olmasının gerekmediği, bu haliyle davacının markasının birçok ülkede tescilli ve bilinen marka olması dolaysıyla ülkemizde de korumasının bulunduğunun kabul edildiği, bu kapsamda 556 sayılı koruma kapsamından yararlanacağı, ayrıca davalının 2011 yılında tescil edilen markasını yalnızca 2012-2014 yılları arasında kullandığı, bu kullanımının da ciddi bir kullanım olmadığı, bu nedenlerle davalının marka tescilinin kötü niyetli olarak yapıldığı, hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, kötü niyet nedeniyle sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşmayacağı, anlaşılmakla, davanın davacı tarafın terditli taleplerinden hükümsüzlük talebi yönünden kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM /Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Davanın KABULÜ ile; 1-Davacı tarafın terditli taleplerinden markanın hükümsüzlüğü talebinin kabulü ile, Davacının ...tescil numaralı ... markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE,..." karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde; kararın kendi içinde çelişkili olduğunu, alınan bilirkişi raporunun yanlış değerlendirildiğini, rapora göre ilgili tarihlerde müvekkili tarafından marka etkin şekilde kullanıldığının tespit edildiğini, ... markasının rastgele bulunamayacağı gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, Müvekkilinin '...' adlı markasının 23.08.2010 tarihinden itibaren koruma altında olduğunu, taklit amacı taşımadığını, hiçbir firmanın tanınmışlığından yararlanma maksadı güdülmediğini, markanın kendi sınıfı dışında başka sınıflarda da kayıtlı olmadığını, müvekkilinden sonra sadece ...'de bu şekilde kaydın olduğu hususunun göz ardı edildiğini, davacı tarafından işbu davaya kadar herhangi bir başvuru ve ihtar gönderilmediğini, müvekkilinin kötüniyetli olduğun dan bahisle zamanaşımının işlemeyeceği yönündeki gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı markasının tanınmış marka olmadığını, Türkiye'de bilinirliği olmayan markanın ne tanınmışlığından ve ne de farklı bir şöhretinden yararlanma imkanı bulunmadığını, davacıya ait markalarının asıl unsurunun yelpaze olduğunu, müvekkili markasında bir benzerlik yapma amacı olmadığından yelpaze kullanmadığını, markanın etkin şekilde kullanıldığını, son dönemde gerek davacının İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2016/242 Esas sayılı dosyası, devamında açılan bu dava nedeniyle şirket hakkında olumsuz durumların oluşmaması adına ve gerekse de piyasadaki wifi cihazlarındaki değişimler nedeniyle yapılan ar-ge çalışmaları nedeniyle son dönemde kullanmaması kötü niyete delil olmayacağı gibi etkin kullanım olmadığı da iddia edilemeyeceğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava; Kullanmama iddiasına dayalı markanın iptali, aksi halde hükümsüzlük istemidir. İlk derece mahkemesince yukarıda özetlendiği şekilde "...Davanın KABULÜ ile; 1-Davacı tarafın terditli taleplerinden markanın hükümsüzlüğü talebinin kabulü ile, Davacının ...tescil numaralı ... markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE,..." karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davaya konu ....... sayı ile tescilli markanın 09. Sınıfta; “Bilimsel amaçlı ve laboratuarda kullanım amaçlı olanlar dahil ölçme aletleri, cihazları, göstergeler ve laboratuarlarda kullanılan malzemeler. Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar (veri işlem, haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar bilgisayar yazılımları ve bilgisayar çevre donanımları dahil). Manyetik ,optik veya pozlanmış film halinde kayıt taşıyıcılar. Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları, Otomatik satış makineleri, bilet otomatları, nakit para çekme makineleri. Makine ve cihazlarda kullanılan elektronik elemanlar. Birim zamandaki tüketim miktarını ölçen sayaçlar ve zaman ayarlayıcıları. Koruyucu giysiler, koruma ve can kurtarma amaçlı donanımlar. Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. Elektrik enerjisini iletim, dönüştürme, depolama kontrol cihazları ve araçları ( elektrik, elektronikte kullanılan kablolar ve güç kaynakları dahil). Ana fonksiyonu uyarı ve alarm olan cihazlar (taşıt alarmları hariç), elektrikli ziller. Ütüler; elektrikli ve buharlı ütüler, pres ütüler. Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları. Yangın söndürme amaçlı taşıtlar dahil, yangın söndürme aletleri ve cihazları. Elektrikli kaynak aparatları(kaynak elektrotları dahil). Radarlar, denizaltı radarları (Gonarlar), gece görüşü sağlayıcı veya arttırıcı aletler ve cihazlar. Sinek ve haşaratı kovucu veya yok edici elektrikli cihazlar. Binalar için otomatik kapılar, otomatik turnikeler, binalar ve araç kapıları için elektrikli,elektronik veya uzaktan kumandalı açma- kapama tertibatı. Elektroliz ve galvaniz işleri için aparatlar; anotlar, katotlar. Mıknatıslar, dekoratif mıknatıslar.” emtilarında tescil edildiği, sunulu bilirkişi raporunda markanın, süresi içinde yenilenmediği için 08.11.2022 tarihinde işlemden kaldırıldığının belirtildiği görülmüştür. 1-Dairemizin 18/05/2022 tarihli kaldırma kararında kısaca; davacı vekiline, taleplerini dava yığılması şeklinde mi, yoksa terditli dava olarak mı ileri sürdüğü açıklattırılması, talep yığılması şeklinde ileri sürülmüşse, her iki talebin ayrı ayrı değerlendirilerek hüküm kurulması, terditli olarak dava açılması halinde HMK 111/2 maddesi gereğince öncelikle asli talebin değerlendirilerek esastan reddine karar verilmesi halinde, feri talebin incelenerek hükme bağlanması gerektiği" belirtilerek, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Kaldırma kararı sonrasında, davacı vekilinin 13.10.2022 tarihli duruşma beyanında davayı terditli olarak açtıklarını ve öncelikle kullanmama nedenine dayalı olarak iptal , aksi halde hükümsüzlük istemleri bulunduğuna dair beyanda bulunulduğu görülmüştür.Bu halde, mahkemece yapılması gereken öncelikle kullanmama iddiasına dayalı iptal istemi yönünden koşulların bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve netice kanaattin hükümde açıklanması, asli talebin esastan reddine karar verilmesi halinde fer'i talep yönünden inceleme yapılması gerekir. İstinafa konu gerekçeli karar incelendiğinde; her ne kadar asli talep yönünde karar gerekçesinde bir kısım değerlendirme yapıldığı görülmüş ise de talep hakkında netice kanaat açıklanmadan ve bu hususta hüküm kurulmadan, fer'i talebin değerlendirilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. 2-Dairemiz kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi raporunda, davalı adına..... sayı ile tescilli markanın 08.11.2022 tarihinde yenilenmediğinden işlemden kaldırıldığı tespit edilmiştir. SMK 6/8 ve 22. Maddelerinde düzenlenen süreler de dikkate alınarak, davaya konu markanın tescile ilişkin hukuki durumu dava neticesinde etkili olduğundan, güncel tescil kayıtlarının yeniden sorulmaksızın sonuca gidilmesi yerinde değildir. 3-Kabule göre de; Davacının terditli taleplerinden iptal talebinin incelendiği gerekçe kısmında ; "...bilirkişi raporunda belirtildiği üzere dosyaya mübrez raporlarda Internet üzerinde yapılan araştırma neticesinde markanın “ciddi kullanımına” rastlanmadığı beyan edilmiş ise de dosyada yer alan faturalar, gümrük kayıtları, yabancı şirketlerce kesilmiş faturalar dikkate alındığında markanın davalı tarafça 2012-2013-2014 yıllarında adaptör ve... adaptör ürünleri bakımından ciddi kullanıma konu edilmiş olduğu, ....... ve ..... ürünlerinin .... tarafından yayınlanan sınıf listesinde 09. Sınıf kapsamında yer alan... ve... emtiasının Türkiye'de kullanılan emtia listesinde yer almadığı, ancak... adaptör ve adaptör emtiaları; davalı markasında yer alan "Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar (veri işlem, haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar bilgisayar yazılımları ve bilgisayar çevre donanımları dahil)” emtiasına karşılık geldiği bu haliyle davalı tarafa ait markanın etkin kullanımın davalı tarafça ispatlandığı..." belirtildiği görülmüş ise de hükümsüzlük talebi yönünden yapılan incelemede; "... ayrıca davalının 2011 yılında tescil edilen markasını yalnızca 2012-2014 yılları arasında kullandığı, bu kullanımının da ciddi bir kullanım olmadığı,..." şeklinde tespit yapıldığı görüldüğünden, karar gerekçesi kendi içinde çelişkili olduğu gibi mevcut durum gerekçe hüküm çelişkisi de doğurmuştur.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, karar kaldırma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK nın 353/ 1- a-6 maddesi gereğince kısmen KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../01/2024 tarih ve 2022/.. Esas, 2024/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 310,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.479,4 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.17/02/2026