Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/1535 E. , 2024/6944 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/1535 Karar No : 2024/6944 DAVACI : ... Hizmetleri ve Nükleer Enerji Sağlık Tic. A.Ş. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Başkanlığı (Mülga ... Kurumu) VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacı şirket tarafından; 1- Yetkin dozimetri servisi uygunluk belgesi düzenlenmesi istemiyle Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanlığına yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/1535 E. , 2024/6944 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/1535 Karar No : 2024/6944 DAVACI : ... Hizmetleri ve Nükleer Enerji Sağlık Tic. A.Ş. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Başkanlığı (Mülga ... Kurumu) VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacı şirket tarafından; 1- Yetkin dozimetri servisi uygunluk belgesi düzenlenmesi istemiyle Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanlığına yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin, 2- Bu işlemin dayanağı olan 06/07/2011 tarihli davalı Kurum Başkanlık Makamı onayı ile yürürlüğe giren Dozimetri Hizmeti Verecek Kuruluşlara İlişkin Usul ve Esaslar'ın (Dava dilekçesinde sehven 26/06/2011 tarihli onay ile yürürlüğe konulan Dozimetri Servislerine Uygunluk Belgesi Verilmesi ile İlgili Usul ve Esaslar denildiği anlaşılmaktadır.); yetki yönünden tümünün, bu iddia yerinde görülmediği takdirde 4. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendi ve 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ile 6. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin eksik düzenleme nedeniyle, 3- Anılan Usul ve Esasların dayanağı olan 24/03/2000 tarih ve 23999 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nin, 03/06/2010 tarihli ve 27600 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelikle değişik 21. maddesinin 2. ve 3. fıkralarının yetki yönünden, iptaline karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun (TAEK) görev ve yetkilerini düzenleyen 09/07/1982 tarih ve 2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu incelendiğinde "dozimetri hizmetleri"nin TAEK tarafından bizzat veya uygun görülecek kuruluşlar aracılığıyla verileceğine dair bir hükmün olmadığı, “dozimetri hizmetleri"nin nasıl ve ne şekilde verileceğine dair veya söz konusu dozimetri hizmetlerine ilişkin usul ve esasları belirleme görevinin TAEK'e ait olduğuna veya dozimetrelerin özelliklerinin daha sonradan bir yönetmelikle veya Usul ve Esasla belirleneceğine dair bir düzenleme olmadığı, 2690 sayılı Kanun’da böyle bir yetki olmamasına karşın dava konusu Yönetmelik ile Usul ve Esaslarda böyle bir görev ve yetkinin düzenlenmesinin adı geçen düzenleyici işlemleri yetki yönünden hukuka aykırı hale getirdiği; öte yandan ülkemizde radyasyonla çalışanların radyasyon maruziyetlerinin kontrolünün, halihazırda 20 yıllık bir teknoloji ile yürütüldüğü, bu eski dozimetre cihazları/sistemler ile kişilerin ne kadar radyasyona maruz kaldığının belirlenmesi sürecinin yaklaşık 60 ila 80 güne kadar uzayabildiği, bu durumun radyasyonla çalışanların iş sağlığı ve iş güvenliği açışından çok büyük bir risk faktörü olduğu, halihazırda ülkemizde TAEK'ten yetkin dozimetre servisi için uygunluk belgesi almış kuruluşların kullandığı dozimetre cihazlarının, kişilerin yüksek miktarda radyasyona maruz kaldığında bunu anında tespit edip gösterme yeterliliğinde olmadığı, başta Amerika, İngiltere, Avustralya, Yeni Zelanda gibi gelişmiş ülkelerde, radyasyonla çalışanlar tarafından 2009 yılından beri kullanılan ve Amerikada yaklaşık 100.000 radyasyonla çalışanın kullandığı "anlık” (instadose) veya DIS Tabanlı dozimetre cihazınının, Amerika Birleşik Devletlerinde faaliyet gösteren Mirion Technologies Inc. adlı şirket ile antlaşma yapılarak şirketleri tarafından getirildiği, söz konusu dozimetre cihazının ülkemizde kullanılan diğer dozimetrelerden farkının, maruz kalınan radyasyon miktarını anında okuyup değerlendirerek ölçülen sonucu internet ortamında göstermesi olduğu, böylelikle herhangi bir radyasyon kaynağı ile çalışanların çalışması bittikten 10 saniye sonra ne kadar radyasyon aldığına dair doz sonucunun anında öğrenildiği, “radyasyona maruz kalma” riskinin azaltılıp duruma göre önlem alınabildiği, bu dozimetrenin ne kadar ölçtüğünü görmek için bir laboratuvara gönderilmesine veya laboratuvar ortamına gerek olmadığı, bilgisayar ve internet bağlantısının yeterli olduğu, bu bilgiler kapsamında “anlık” (instadose) veya DIS tabanlı dozimetre cihazınının ülkemizde radyasyonla çalışanların hizmetine sunmak için gerekli olan “Yetkin Dozimetri Servisi Uygunluk Belgesi" almak üzere şirketleri tarafından 25/02/2014 tarihinde Türkiye Atom Enerjisi Kurumuna başvurulduğu, ancak bazı eksiklikler tespit edilerek başvurunun reddedildiği, davalı Kurum tarafından, başvuruda tespit edilen eksiklikler kapsamında, ülkemiz sınırları içerisinde bir laboratuvar açılması ve bu laboratuvarın “akredite” edilmesi gerektiğinin gösterildiği, oysa ki “anlık” / DIS tabanlı dozimetre cihazının, radyasyonu okuma-değerlendirme, kalibrasyonu ve doz sonucu gösterme işlemi için bir laboratuvara gereksinim olmadığı, internet bağlantısı olan bir bilgisayarın yeterli olduğu, dava konusu Usul ve Esasların 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde standartlara göre bir laboratuvar kurulması ve bu laboratuvarın akredite edilmesinin istendiği, oysa cihazın üretim aşamasından kullanıncaya kadar her aşamasında Amerikada akredite edildiği, bu akreditasyon işleminin her bir dozimetre cihazı için yapıldığı, Amerikadan alınan akredistasyon belgesinin ülkemizde de geçerli olduğuna dair Türk Akreditasyon Kurumundan resmi yazı alındığı, bu nedenle yetki yönünden hukuka aykırılık iddiası yerinde görülmediği takdirde Usul ve Esaslar'ın 4. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendi ve 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ile 6. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin eşitlik ilkesine aykırı bulunduğu gerekçesiyle iptallerine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; dava konusu Yönetmelik'in 21. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ile bu fıkralara dayanılarak çıkarılan Usul ve Esaslar'ın tümünün yetki yönünden hukuka aykırı olduğu iddiası yönünden; 2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca Kanun'un atom enerjisi ile ilgili faaliyette bulunan ve bunların ilgi sahasına giren kamu kurumları ile gerçek ve tüzel bütün kişileri kapsadığı, dolayısıyla Kurumun atom enerjisi, nükleer ve radyasyon güvenliği alanındaki faaliyetler yönünden düzenleme, lisanslama ve denetleme yetkilerini haiz olduğu, Kurumun görev ve yetkilerini belirleyen 4. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları kullanarak yapılan çalışmalarda iyonlaştırıcı radyasyonların zararlarına karşı korunmayı sağlayıcı ilkeleri ve önlemleri ve hukuki sorumluluk sınırlarını saptamak” hükmünün de dozimetri hizmetlerini kapsadığı ve dozimetri servislerine ilişkin düzenleme yapma yetkisini açıkça Türkiye Atom Enerjisi Kurumuna verdiği, bu nedenle Kurumun anılan Kanun hükümleriyle verilen açık yetkiye dayanarak ve ilgili Bakanlıkların görüşünü almak suretiyle dava konusu düzenleyici işlemleri yürürlüğe koymasında hukuka aykırılık bulunmayıp davacı tarafın iddialarının mesnetsiz olduğu; Usul ve Esaslar'ın 4. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendi ve 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ile 6. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi yönünden; Birleşmiş Milletler Atomik Radyasyonun Etkileri Bilimsel Komitesinin 2018 Yılı Raporunda, davacı şirketin ürünü haricinde kalan TLD (Thermoluminescent dosimeter) ve OSL (Optical stimulated luminescent dosimeter) ile diğer tip dozimetrelerin yaklaşık 10 milyon çalışan tarafından kullanıldığının tespit edilmesine karşın davacı şirketin başvurusuna konu Instadose (Anlık) DIS tabanlı dozimetrelerin dünyada yalnızca 50 bin kişi tarafından kullanıldığının bizzat davacının temsilciliğini yaptığı ABD menşeli Mirion Technologies adlı firma tarafından kabul edildiği, dolayısıyla dünya çapında Instadose DIS tabanlı dozimetrelerin kullanımının daha az tercih edildiği, davacı tarafından TLD ve OSL tip cihazları yönünden eleştirilen 2 aylık bekleme sürecinin dava konusu Usul ve Esasların 5. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendindeki yükümlülükten kaynaklandığı ve bu sistemin radyasyondan korunma açısından düzenleyici kontrolün en önemli unsuru olduğu, verilen hizmetin, anlık doz kontrolüne yönelik olmayıp normal çalışma koşullarında iki aylık periyotlar ile ölçülen kişisel toplam dozların kabul edilmiş uluslararası standartlarda ve ulusal mevzuatta radyasyonla çalışanlar ile ilgili belirlenmiş yıllık doz sınırları içerisinde seyrinin izlenmesine ve kayıtların tutulması esasına dayanmakta olduğu; DIS tabanlı dozimetrelerin hem pasif hem aktif dozimetre özelliklerine sahip olması nedeniyle hangi başlık altında sınıflandırılması gerektiğine yönelik dünyanın birçok ülkesinde tereddütler bulunmasına ve dünya genelinde TLD ve OSL tip dozimetrelerin tercih edilmesine rağmen, Usul ve Esaslarda DIS tabanlı dozimetrelerin kullanımının engellenmediği, yani DIS tabanlı dozimetreler ile hizmet vermek isteyen kuruluşların kapsam dışında bırakılmadığı, anılan düzenlemede yazılı kriterlerin karşılanması kaydıyla uygunluk belgesi verilmesinin mümkün olduğu, nitekim söz konusu cihazların ülkemizde kullanımı zorunlu kişisel dozimetrelerle birlikte destek amaçlı kullanıldığı, esasen dava konusu düzenlemelerin 03/06/2010 tarihli Resmi Gazete nüshasında yayımlanan Yönetmelik değişiklikleri ile yürürlüğe konulduğu ve bu değişikliğin amacının, iyonlaştırıcı radyasyondan doğan tehlikelere karşı çalışanların ve genel halk sağlığının korunması için temel güvenlik standartlarını belirleyen 13 Mayıs 1996 tarihli 96/29 EURATOM sayılı Avrupa Birliği Konseyi Direktifine uyum sağlanması olduğu, bu itibarla dava konusu kuralların ulusal mevzuatın yanı sıra konu ile ilgili AB müktesebatına da uygun bulunduğu; uygulama işlemi yönünden, davacının başvurusu üzerine TAEK bünyesindeki Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezince yapılan teknik inceleme sonucu tespit edilen eksikliklerin giderilmesi halinde uygunluk belgesi verilebileceğinin davacıya bildirildiği, bu kapsamda davacıya Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından gönderilen yazının, yalnızca davacının temsilciliğini yaptığı Mirion Technologies'in ISO/JEC 17025 kapsamında akredite edildiğini gösterdiği, dolayısıyla belirtilen belgenin, davacı firma adına düzenlenmiş bir akreditasyon sertifikası olmadığı, davacının TÜRKAK yazısının yeterli görülmesini istemek suretiyle akreditasyon sürecinden muaf tutulmasına yönelik tutumunun, aynı mevzuata tabi olan ve donanım ile yazılımlarını kullandıkları yabancı kuruluşlardan bağımsız olarak akreditasyonlarını tamamlayarak uygunluk belgesi almaya hak kazanan diğer firmalar yönünden haksızlık yaratacağı, sonuç itibarıyla dava konusu düzenleyici işlemler ile uygulama işleminin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Davacı şirket tarafından, yetkin dozimetri servisi uygunluk belgesi almak istemiyle davalı idarelerden Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanlığına yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin ve dayanağı 26/06/2011 tarihli Başkanlık onayıyla yürürlüğe konulan "Dozimetri Servislerine Uygunluk Belgesi Verilmesi ile İlgili Usul ve Esasların" ve bu usul ve esasların dayanağı 24/03/2000 tarihli ve 23999 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğinin 21. maddesi, 1. fıkrası, 2. cümlesinin ve 2. fıkrasının iptali istenilmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket tarafından, "Yetkin Dozimetri Uygunluk Belgesi" verilmesi istemiyle davalı idarelerden Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanlığı'na 25/02/2014 gününde başvuruda bulunulduğu; bu başvuru üzerine, davalı idarece, ... günlü, ... sayılı işlem ile başvuruda birtakım eksiklikler tespit edildiği ve söz konusu eksikliklerin giderilerek konuya ilişkin bilgi ve belgelerin en geç 11/10/2014 gününe kadar davalı idareye gönderilmesi gerektiğinin bildirildiği, bu işlem ile dayanağı 26/06/2011 günlü Başkanlık onayıyla yürürlüğe konulan "Dozimetri Servislerine Uygunluk Belgesi Verilmesi ile İlgili Usul ve Esaslar"ın ve bu usul ve esasların dayanağı 24/03/2000 günlü, 23999 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğinin 21. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinin ve ikinci fıkrasının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İşlem tarihindeki mevzuata göre; 26/06/2011 tarihli onayla yürürlüğe konulan "Dozimetri Servislerine Uygunluk Belgesi Verilmesi ile İlgili Usul ve Esasların" dayanağı olan ve 2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanununa dayanılarak hazırlanan 24/03/2000 tarihli ve 23999 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nin 21. maddesi, 1. fıkrası, 2. cümlesinin ve 2. fıkrasının iptali istemine yönelik kısmında "Çalışma Koşulu A durumunda görev yapan kişilerin, kişisel dozimetre kullanması zorunludur. Dozimetri hizmeti, Kurum ve Kurum tarafından uygun görülen kuruluşlar tarafından verilir ve dozimetrik değerlendirme sonuçlarımerkezi doz kayıt sistemine işlenir. Dozimetri hizmeti verecek kuruluşların uygunluk ölçütleri ile çalışma usul ve esasları Kurum tarafından belirlenir." düzenlemesine yer verilmiştir. Düzenlemede dayanağı mevzuata ve amacına aykırılık bulunmamıştır. Dozimetri Servislerine Uygunluk Belgesi Verilmesi ile İlgili Usul ve Esaslarına gelince,ilgili mevzuat çerçevesinde akreditasyona yönelik olarak yapılan düzenleme, idareye verilen yetki kapsamında ve amacına uygun görülmüştür. Bireysel işlemde de dayanağı mevzuata aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Dairemizin 09/07/2015 tarih ve E:2014/3262, K:2015/3629 sayılı davanın kısmen incelenmeksizin reddi, kısmen süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/06/2018 tarih ve E:2016/379, K:2018/3240 sayılı kararı ile uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca temyizen inceleneceği hükme bağlanmış; 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, Danıştay dava dairelerine, ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır. Buna göre, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Davacı şirket tarafından, "Yetkin Dozimetri Uygunluk Belgesi" verilmesi istemiyle Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Başkanlığına 25/02/2014 tarihinde başvuruda bulunulmuş; bu başvuru üzerine, TAEK tarafından … tarih ve … sayılı işlem ile başvuruda birtakım eksiklikler tespit edildiği ve söz konusu eksikliklerin giderilerek konuya ilişkin bilgi ve belgelerin en geç 11/10/2014 tarihine kadar gönderilmesi gerektiği davacı şirkete bildirilmiştir. Bunun üzerine davacı şirket; bu işlem ile dayanağı olan 24/03/2000 tarih ve 23999 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nin, 03/06/2010 tarihli ve 27600 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelikle değişik 21. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ile 06/07/2011 tarihli davalı Kurum Başkanlık Makamı onayı ile yürürlüğe giren Dozimetri Hizmeti Verecek Kuruluşlara İlişkin Usul ve Esaslar'ın yetki yönünden tümünün; bu iddia yerinde görülmediği takdirde, adı geçen Usul ve Esaslar'ın 4. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendi ve 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ile 6. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin eksik düzenleme nedeniyle iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan davayı açmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: Dava konusu Yönetmeliğin, Usul ve Esaslar ile uygulama işleminin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan 2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu uyarınca, "Türkiye Atom Enerjisi Kurumu" (TAEK), Başbakana bağlı, kamu tüzel kişiliğini haiz olmak üzere, atom enerjisi ile ilgili faaliyet alanında ve bu kapsamda yer alan iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları kullanarak yapılan çalışmalarda iyonlaştırıcı radyasyonların zararlarına karşı korunmayı sağlayıcı ilkeleri, önlemleri, hukuki sorumluluk sınırlarını saptamak gibi düzenleyici ve denetleyici görev ve yetkilerle donatılarak kurulmuş iken; 09/07/2018 tarihli ve 30473 (3. mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK)'nin 119. maddesi ile anılan Kanun'un adı değiştirilerek Kurumun kuruluş ve görevlerini düzenleyen hükümler ilga edilmiş; ayrıca aynı Resmi Gazete nüshasında yayımlanan 702 sayılı KHK ile kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip, Cumhurbaşkanınca belirlenen bakanlıkla ilişkili, iyonlaştırıcı radyasyona ilişkin faaliyetlerin yürütülmesi sırasında çalışanların, halkın, çevrenin ve gelecek nesillerin iyonlaştırıcı radyasyonun olası zararlı etkilerinden korunmasına yönelik uygulanması gereken temel ilke ve esaslar ile tarafların sorumluluklarını ve bu faaliyetler üzerinde düzenleyici kontrol yetkisine sahip olmak üzere "Nükleer Düzenleme Kurumu" (NDK) teşekkül ettirilmiş; aynı KHK'nın geçici 2. maddesinin 6. fıkrasında, TAEK'in güvenlik, emniyet ve nükleer güvenceye ilişkin yaptığı işlemler ile ilgili davaların (Kurumun teşkilat yönetmeliğinin yayımlandığı tarihte başka bir işleme gerek kalmaksızın) Nükleer Düzenleme Kurumuna devredilmiş sayılacağı düzenlenmiş, anılan hükme dayanarak TAEK ve NDK arasında imzalanan 09/04/2019 tarihli Devir ve Kullanım Protokolünün 9. maddesi ile "NDK'ya Devredilecek Dava Listesi" başlıklı Ek-4 sayılı ekinin 7. sırasında da, işbu davanın NDK'ya devredildiği belirtilmiş; bilahare 15/07/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin (CBK) Kırkbeşinci Bölümünde yer alan 640. maddesiyle de "Türkiye Atom Enerjisi Kurumu" aynı ad ile yeniden düzenlenmiş, ancak bu kez Kuruma düzenleyici ve denetleyici görev ve yetkiler verilmemiştir. Dolayısıyla, dava konusu işlemleri tesis etme, bu işlemler ile ilgili olarak açılan davaları takip etme görev ve yetkisi, 702 sayılı KHK ile Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'ndan alınarak Nükleer Düzenleme Kurumuna verilmiştir. Nitekim, 17/12/2020 tarihli ve 31337 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren dava konusu Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, NDK tarafından hazırlanarak Resmi Gazete'de yayımlanmak üzere Cumhurbaşkanlığına gönderilmiş, ayrıca Yönetmelik hükümlerinin NDK Başkanınca yürütüleceği açıkça belirtilmiştir. Öte yandan, 28/03/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 57 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin, Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun düzenlendiği Kırkbeşinci Bölümünde yer alan bütün hükümler yürürlükten kaldırılmış, aynı Kararnamenin Kırksekizinci Bölümünde yer alan "Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü"ne ilişkin hükümler değiştirilerek "Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu" (TENMAK) adı altında, TAEK'in 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin mülga hükümlerinde sayılı görevlerini de kapsayan görev ve yetkiler verilmek suretiyle kamu tüzel kişiğini haiz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığıyla ilgili, özel bütçeli bir kurum teşekkül ettirilmiş; 14. maddesiyle de, TAEK'in, başkaca bir işleme gerek kalmaksızın kapatıldığı ve TAEK'e (2690 sayılı Kanunla verilen ve 702 sayılı KHK ile NDK'ya devredilen düzenleyici ve denetleyici görev ve yetkileri hariç olmak üzere diğer görev ve yetkileri bakımından) yapılan atıfların TENMAK'a yapılmış sayıldığı hükme bağlanmıştır. Takip eden süreçte, 05/03/2022 tarihli ve 7381 sayılı Nükleer Düzenleme Kanunu'nun 27. maddesi ile Nükleer Düzenleme Kurumu'nun teşkilat, görev, yetki ve sorumluluklarını düzenleyen 702 sayılı KHK yürürlükten kaldırılmış; aynı Kanun'un 1. maddesiyle, iyonlaştırıcı radyasyona ilişkin faaliyetlerin yürütülmesi sırasında çalışanların, halkın, çevrenin ve gelecek nesillerin iyonlaştırıcı radyasyonun olası zararlı etkilerinden korunmasına yönelik uygulanması gereken ilke ve esaslar ile tarafların sorumluluklarını, bu faaliyetler üzerinde düzenleyici kontrol yetkisini haiz Nükleer Düzenleme Kurumu'nun yetki ve sorumlulukları belirlenmiş; 08/03/2022 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 95 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle de, kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığıyla ilişkili Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) kurulmuştur. Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (f) bendinde, dilekçelerin "husumet" yönünden inceleneceği; 6. fıkrasında, 3. fıkrada belirtilen hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı; 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde ise, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasıma tebliğine karar verileceği hükme bağlanmıştır. Hukuki Değerlendirme: Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca, TAEK'in, ilk etapta, iyonlaştırıcı radyasyonun olası zararlı etkilerinden korunmaya yönelik uygulanması gereken temel ilke ve esaslar ile tarafların sorumluluklarını düzenleme ve denetleme yetkisinin, 702 sayılı KHK ile elinden alınarak bu görev ve yetkilerin NDK'ya verildiği, bu kapsamdaki yetki çerçevesinde tesis edilen dava konusu işlemlerin iptali istemiyle açılan işbu davayı takip etme görevinin de, anılan KHK ve 09/04/2019 tarihli Devir ve Kullanım Protokolü uyarınca NDK'ya devredildiği, bilahare TAEK'in kalan görevlerinin de TENMAK'a devredilerek TAEK'in kapatıldığı, NDK'nın ise 7381 sayılı Kanun ve 95 sayılı CBK ile yeniden düzenlendiği, nihai aşamada NDK'nın kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığıyla ilişkili bir düzenleyici ve denetleyici kurum şeklinde oluşturulduğu, 2690 sayılı Kanun'un 3. maddesinde TAEK için öngörülen Başbakana/Cumhurbaşkanına bağlı bir statüsünün olmadığı gibi aynı Kanun'un 18. maddesinde yer alan "Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından hazırlanacak yönetmelikler Başbakanın onayından sonra yürürlüğe girer." hükmünün de tümüyle yürürlükten kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, iyonlaştırıcı radyasyonun olası zararlı etkilerinden korunmaya yönelik uygulanması gereken temel ilke ve esaslar ile tarafların sorumluluklarını düzenleme ve denetleme yetkisinden kaynaklanan işbu davanın, anılan konuda tek başına TAEK'in yasal ve akdi halefi olan ve onay mekanizmasına tabi olmaksızın düzenleme yetkisi bulunan NDK husumeti ile görülmesi gerektiği sonucuna varıldığından, Dairemizce daha önce (702 sayılı KHK'dan önce) hasım mevkiine alınmasına karar verilen davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı (Başbakanlık) hasım mevkiinden çıkarılarak işin esasına geçildi. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu’nun (02/07/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 119. maddesiyle, ‘’Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu’’ iken, adı, "Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun Muafiyetleri ve Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun" olarak değiştirilmiştir.), dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle; "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Barışcıl amaçlarla Türkiye’de atom enerjisinin kalkınma planlarına uygun olarak ülke yararına kullanılmasını sağlamak, temel ilke ve politikaları belirleyip önermek, bilimsel, teknik ve idari çalışmaları yapmak, düzenlemek, desteklemek, koordine etmek ve denetlemek üzere Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun kuruluşu, işleyişi, görev, yetki ve sorumluluklarını saptamaktır."; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Kanun, atom enerjisi ile ilgili faaliyette bulunan ve bunların ilgi sahasına giren kamu kurumları ile gerçek ve tüzel kişileri kapsar."; "Kuruluş" başlıklı 3. maddesinde, "Bu Kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek üzere kısa adı TAEK olan, Başbakana bağlı, kamu tüzel kişiliği haiz Türkiye Atom Enerjisi Kurumu kurulmuştur."; "Görev, Yetki ve Sorumluluklar" başlıklı 4. maddesinde, "Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun görev ve yetkileri şunlardır: ... d) Radyoizotop üretme, kalite kontrolü, ölçme ve dağıtma tesisleri kurmak ve işletmek. Radyasyon cihazları, radyoaktif maddeler, özel bölünebilir maddeler ve benzeri iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları kullanarak yapılan çalışmalarda iyonlaştırıcı radyasyonların zararlarına karşı korunmayı sağlayıcı ilkeleri ve önlemleri ve hukuki sorumluluk sınırlarını saptamak. Radyoaktif maddeleri ve radyasyon cihazlarını bulunduran, kullanan, bunları ithal ve ihraç eden, taşıyan, depolayan, ticaretini yapan resmi ve özel kurum, kuruluş ve kişilere ruhsata esas olacak lisans vermek, radyasyon güvenliği bakımından bunları denetlemek; bu görevlerin yerine getirilmesi sırasında sigorta yükümlülüğü koymak; radyasyon güvenliği mevzuatına aykırı hallerde, verilmiş olan lisansı geçici veya sürekli olarak iptal etmek; söz konusu kurum ve kuruluş hakkında, gerekirse kapatma kararı almak ve genel hukuk esasları dahilinde kanuni kovuşturmaya geçilmesini sağlamak. Radyoizotopların kullanılması, ithali, ihracı, nakli ve sigorta yükümlülüğüne ait esasları belirleyen tüzük ve yönetmelikleri hazırlamak. ..."; "Tüzük ve Yönetmelikler" başlıklı 18. maddesinde, "Bu Kanunda belirtilen tüzük ve yönetmelikler Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından hazırlanarak bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde yürürlüğe konur. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından hazırlanacak yönetmelikler Başbakanın onayından sonra yürürlüğe girer." hükümlerine yer verilmiştir. Anılan Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendine dayanılarak hazırlanan ve mülga Başbakanlık tarafından 24/03/2000 tarihli ve 23999 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan dava konusu Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nin, uygulama işleminin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle; "Amaç" balıklı 1. maddesinde, "Bu Yönetmeliğin amacı, iyonlaştırıcı radyasyon ışınlamalarına karşı kişilerin ve çevrenin radyasyon güvenliğini sağlamaktır."; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, Bu Yönetmelik, radyasyon güvenliğinin sağlanmasını gerektiren her türlü tesis ve radyasyon kaynağının tehlikelerine karşı alınması gereken tedbirleri ve yapılması gereken faaliyetlerle ilgili hususları kapsar. ..."; "Çalışma koşulları" başlıklı 20. maddesinde, "Görevleri gereği radyasyona maruz kalan kişilerin çalışma koşulları aşağıdaki şekilde sınıflandırılır: Çalışma Koşulu A: Yılda 6 mSv'den daha fazla etkin doza veya göz merceği, cilt, el ve ayaklar için yıllık eşdeğer doz sınırlarının 3/10'undan daha fazla doza maruz kalma olasılığı bulunan çalışma koşuludur. Çalışma Koşulu B: Çalışma Koşulu A'da verilen değerleri aşmayacak şekilde radyasyon dozuna maruz kalma olasılığı bulunan çalışma koşuludur."; "Kişisel dozimetre zorunluluğu" başlıklı 21. maddesinde, "Çalışma Koşulu A durumunda görev yapan kişilerin, kişisel dozimetre kullanması zorunludur. Dozimetri hizmeti, Kurum ve Kurum tarafından uygun görülen kuruluşlar tarafından verilir ve dozimetrik değerlendirme sonuçları merkezi doz kayıt sistemine işlenir. Dozimetri hizmeti verecek kuruluşların uygunluk ölçütleri ile çalışma usul ve esasları Kurum tarafından belirlenir." düzenlemelerine yer verilmiştir. Anılan Yönetmeliğin 21. maddesine dayanılarak mülga TAEK tarafından hazırlanan ve 06/07/2011 tarihli Başkanlık onayı ile yürürlüğe konulan dava konusu Dozimetri Hizmeti Verecek Kuruluşlara İlişkin Usul ve Esaslar'ın, uygulama işleminin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle; "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Usul ve Esasların amacı, A-sınıfı çalışanlarının kişisel dozlarının izlenmesi hizmetini verecek kuruluşların uygunluk ölçütleri, belgelendirilmesi ile yetkin dozimetri servislerinin çalışma koşullarını düzenlemektir."; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Usul ve Esaslar, A-sınıfı çalışanlarının kişisel dozlarının izlenmesi amacıyla dozimetrelerin dağıtılması, dozların değerlendirilmesi için iade edilmesi, okunması, dozların değerlendirilmesi, doz sonuç raporlarının oluşturulması, gerekli kayıtların tutulması ve verilerin merkezi doz kayıt sistemine aktarılması hizmetlerini verecek kuruluşların uygunluk ölçütleri, uygunluğunun Kurum tarafından belgelendirilmesi, yetkin dozimetri servislerinin denetlenmesi, belgenin askıya alınması ve iptali ile ilgili hususları kapsar.", "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, "Bu Usul ve Esaslarda geçen tanımlardan; a) Akreditasyon: Akreditasyon kuruluşu tarafından; dozimetri laboratuvarlarının ulusal ve uluslararası standartlara göre değerlendirilmesi, yeterliliğinin onaylanması ve düzenli aralıklarla denetlenmesini, b) Akreditasyon kuruluşu: Türk Akreditasyon Kurumunu veya İnternational Laboratory Accreditation Cooperation (ILAC), International Accreditation Forum, Inc. (TAF)'la karşılıklı tanıma anlaşması imzalamış (MLA, MRA) uluslararası bir akreditasyon kuruluşunu, c) A-sınıfı çalışanı: Yılda 6 mSv'den fazla etkin doz veya göz merceği, cilt, el ve ayak için verilen doz sınırlarının onda üçünden fazla eşdeğer doz alması muhtemel olan çalışanı, ç) Dozimetre: Maruz kalınan radyasyon dozunun ölçülmesini sağlayan, dozimetre ürün standardına uygun; film, TLD, OSL ve benzeri pasif kişisel dozimetre ve gerçek zamanlı doz ve doz hızı ölçebilen aktif kişisel dozimetre cihazlarını, d) Dozimetri: Radyasyon kaynakları ile çalışanların maruz kaldığı dozun belirlenmesinde kullanılan cihazlar ve işlemleri ifade eden sistemi, e) İnceleme düzeyi dozu: Aylık olarak; etkin dozun 2 mSVv'in, eşdeğer dozun göz merceği için 15 mSv'in veya el-ayak ve cilt için S0 mSv'in üzerinde olmasını, ... g) Kişisel doz eşdeğeri (Hp(d)): Vücudun “d” derinliğindeki yumuşak doku doz eşdeğerini (d değeri tüm vücut için 10 mm, el-ayak ve cilt için 0,07 mm ve göz merceği için ise 0,03 mm dir), ğ) Kurum: Türkiye Atom Enerjisi Kurumunu, h) Merkezi Doz Kayıt Sistemi: Kurum bünyesinde bulunan ve yetkin dozimetri servisleri tarafından A-sınıfı çalışanlarının kişisel doz kayıtlarının düzenli olarak aktarıldığı ve merkezi olarak korunduğu veri tabanını, ... j) Uygunluk belgesi: Dozimetri servislerinin müracaatı üzerine, bu usul ve esaslar çerçevesinde Kurum tarafından yapılan inceleme ve değerlendirme sonucuna göre, dozimetri hizmeti verecek kuruluşun, yetkin dozimetri servisi olarak uygun bulunduğunu gösteren belgeyi, k) Yetkin Dozimetri Servisi: Kişisel dozimetri hizmetlerini yürütmek üzere ülkemiz sınırları içinde kurulmuş laboratuvara sahip ve uygunluğu Kurum tarafından belgelendirilmiş tüzel kişileri, ifade eder."; "Uygunluk ölçütleri" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Dozimetri hizmeti verecek kuruluşun; a) Kullandığı dozimetre tipine ve kişisel doz değerlendirme metoduna uygun yeterli sayıda cihaz ve teknik donanıma sahip olması, b) Dozimetri hizmetinde kullanacağı dozimetrelerle ilgili Ek-1”de verilen standardlara göre akredite olması, c) TS EN ISO/IEC 17025 standardının gerektirdiği eğitimleri almış en az | (bir) kalite yönetim sistemi personeli istihdam etmesi, d) Dört yıllık üniversite eğitiminin üzerine, TS EN ISO/IEC 17025 Deney ve Kalibrasyon Laboratuvarlarının Yeterliliği için Genel Şartlar Standardının gerektirdiği eğitimler ile SANAEM veya akredite olmuş diğer bir dozimetri servisinden hizmet verilecek dozimetre sistemi kapsamında eğitim almış en az 2 (iki) teknik personel istihdam etmesi, e) Dozimetri hizmetini azami 2 (iki) aylık periyotlarla yürütebilecek kapasiteye sahip olması gerekir. (2) Yetkin dozimetri servislerinin farklı adreste aynı faaliyeti gösteren şubeleri de bu Usul ve Esaslar hükümlerine göre ayrıca uygunluk belgesi alır. (3) Yetkin dozimetri servisinin, faaliyetleri sırasında kullandığı radyasyon kaynakları Radyasyon Güvenliği Tüzüğü ile Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğinin hükümlerine tabidir. (4) Dozimetri servisi akredite olduğu metot ile hizmet verir."; "Belgelendirme" başlıklı 6. maddesinde, "(1) Dozimetri hizmeti verecek kuruluş, uygunluk belgesi talebi için aşağıdaki bilgi ve belgeler ile Kuruma müracaat eder; ... e) Akreditasyon sertifikası ve akreditasyon kapsamı, ... (2) Müracaat belgelerinin Kurum tarafından değerlendirilmesi ve yerinde yapılacak inceleme sonucunda uygun bulunan kuruluşlara akreditasyon geçerlilik süresi ile muteber uygunluk belgesi düzenlenir."; "Dozimetri servisinin sorumlulukları" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Yetkin dozimetri servisi aşağıdaki hususları yerine getirir. a) Hizmet alan kuruluşlarla yapılan sözleşme ile belirlenen ve 2 (iki) aydan fazla olmayan hizmet periyotlarına uymak koşuluyla kişisel dozimetri hizmeti verir. b) Kişisel dozimetri hizmeti verdiği kuruluşlara dozimetrelerin en hızlı şekilde gönderilmesi, dağıtılması ve değerlendirilmek üzere iade edilmesini sağlar. c) Dozimetrenin teknik özellikleri ile doğru kullanımına ilişkin talimatları hazırlar, kullanıcıları bilgilendirir ve hizmet verdiği kişi/kuruluşların dozimetreleri bu talimatlara uygun olarak kullanmalarını sağlar. d) Günlük, aylık ve yıllık kalite kontrol çalışmaları yapar. e) En az yılda bir kez ışınlama ve kalibrasyon hizmeti veren akredite laboratuvarlar ile karşılaştırma çalışmalarına katılır. f) Avrupa'daki dozimetri servislerinin katıldığı ve iki yılda bir FURADOS tarafından düzenlenen uluslararası karşılaştırma çalışmalarına katılır. g) En az iki ayda bir sistemin doğruluğu ve izlenebilirliğini şahit dozimetrelerle yaptığı ölçümlerle teyit eder. ğ) Kullanıcılardan gelen her türlü geri beslemeyi kayıt altına alır, sürekli iyileştirme yönünde çalışmalarda bulunur. h) Dozimetrelerin okunması ve dozların değerlendirilmesi tamamlandıktan sonra doz sonuç raporlarını en geç 10 gün içerisinde hizmet verdiği kişi/kuruluşa yazılı olarak gönderir ve elektronik ortamda takip edilmesini de sağlar. ı) Doz değerlendirme periyodunun bitiminden sonra; inceleme düzeyi dozunun altında olan verileri 10 gün içerisinde, inceleme düzeyi dozunun üzerinde olan verileri ise inceleme sürecinin tamamlanmasını takiben 10 gün içerisinde Kurum tarafından belirlenen formatta Merkezi Doz Kayıt Sitemine aktarır. i) Doz sonuçlarını kayıt altına alır, faaliyette bulunduğu sürece saklar. j) Bu Usul ve Esasların 8 inci maddesinde belirtilen inceleme düzeyi dozu işlemlerine ilişkin sorumluluklarını yerine getirir. k) Dozimetri hizmeti alan kişi/kuruluş tarafından kaza olduğunun veya beklenenin üzerinde radyasyona maruz kalındığının bildirildiği durumlarda dozimetreleri değerlendirerek gerekli işlemleri ivedilikle yerine getirir. 1) Dozimetri hizmeti alan kişi/kuruluşun dozimetri hizmetini sonlandırma talebi üzerine, kişi/kuruluşa ait değerlendirilmemiş tüm dozimetreleri değerlendirerek gerekli işlemleri tamamlar ve doz sonuçlarını Merkezi Doz Kayıt Sistemine aktararak hizmeti sonlandırır. m) Kurumun ürettiği mal ve hizmetlerin türleri ve ücretlerinin yer aldığı listedeki veri aktarımı ücretlerini zamanında öder. n) Bu Usul ve Esasların 11 inci maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen bilgi, belge ve kayıtları muhafaza eder. (o) Dozimetre hizmetinin yürütülmesinde ortaya çıkan ve bir hizmet periyodu içerisinde giderilemeyen aksaklıklar hizmet alan kişi/kuruluşlara ve Kuruma bildirilir."; "İnceleme düzeyi dozu işlemleri" başlıklı 8. maddesinde, "(1) Yetkin dozimetri servisi, kişisel dozimetrenin değerlendirilmesi sonucunda doz değerinin, inceleme düzeyi dozu üzerinde olduğunu tespit etmesi durumunda aşağıdaki işlemleri yerine getirir; a) Dozun alınma nedeninin araştırılması için dozimetre değerlendirme sonucu ile birlikte Ek-2'de örneği verilen araştırma formunu dozimetri hizmeti alan kişi/kuruluşa gönderir ve en geç 15 gün içinde eksiksiz doldurulmuş şekilde kendisine ulaştırılmasını sağlar. b) Kişi/kuruluşlardan gelen araştırma formunu değerlendirir ve Ek-3'te örneği verilen dozimetri servisi değerlendirme raporunu düzenler. c) Araştırma formunun değerlendirilmesi sonucunda; dozimetrenin hatalı kullanımı veya kasıtlı ışınlandığının belirlenmesi halinde hizmet verdiği kuruluşun radyasyondan değerini belirler, Merkezi Doz Kayıt Sistemine aktarır ve belgeleri kayıt altına alır. Tahmini dozun belirlenmesinde, kişinin çalışma koşullarında bir değişiklik olmaması halinde son bir yıla ait doz değerleri ve kuruluşta aynı koşullarda çalışan diğer kişilerin doz sonuçlarını dikkate alınır. ç) Araştırma formunun değerlendirilmesi sonucunda doz değerinin dozimetrenin hatalı kullanımı veya kasıtlı ışınlamadan kaynaklanmadığının tespiti durumunda dozimetri servisi değerlendirme raporu ile birlikte araştırma formunun birer nüshasını ivedilikle Kuruma gönderir. d) İlgili periyotta birden fazla dozimetre kullanan kişi için hazırlanan dozimetri servisi değerlendirme raporunda tüm doz sonuçlarını belirtir ve yapılan hesaplamalara dâhil eder."düzenlemelerine; "Ek 1 - Standartlar" başlıklı ekinde ise, dozimetri servislerine uygunluk belgesi verilebilmesi için sağlanması gereken standartlara yer verilmiştir. Hukuki Değerlendirme: 1- Dava konusu Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğinin 21. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ile Usul ve Esasların tamamının "yetki yönünden" incelenmesi: Davacı tarafından; davalı idarenin dozimetri hizmetlerini düzenleme ve denetleme yetkisinin bulunmadığı, bu hizmetin nasıl ve ne şekilde verileceğine veya veya Usul ve Esaslar ile düzenlenebileceğine dair 2690 sayılı Kanun'da açık bir hüküm olmadığı, dolayısıyla anılan Kanunla dozimetri hizmetlerine ilişkin Kuruma düzenleme yetkisi verilmemesine rağmen, kanunla düzenlenmesi gereken bir alanın dava konusu düzenlemelerle kurallaştırılmasının hukuka aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu düzenlemelerin iptali gerektiği ileri sürülmüştür. Bununla birlikte, TAEK'in, 2690 sayılı Kanun'un, dava konusu düzenlemeler ile uygulama işleminin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan 1. maddesi uyarınca, Türkiye’de atom enerjisinin barışçıl amaçlarla ve ülke yararına kullanılmasını sağlamak, temel ilke ve politikaları belirleyip önermek, bilimsel, teknik ve idari çalışmaları yapmak, düzenlemek, desteklemek, koordine etmek ve denetlemek üzere kurulduğu; 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları kullanarak yapılan çalışmalarda iyonlaştırıcı radyasyonların zararlarına karşı korunmayı sağlayıcı ilkeleri ve önlemleri ve hukuki sorumluluk sınırlarını saptamak ile görevlendirildiği, ayrıca radyasyonun, atomlardan enerji yayılımı ve transferi olarak tanımlandığı hususları birlikte dikkate alındığında; radyasyon kaynaklarına (atom enerjisine) maruz kalan çalışanların iyonlaştırıcı radyasyonun etkilerine karşı korunması noktasında en önemli güvenlik tedbirlerinden ve denetim yöntemlerinden biri olan dozimetre ölçümlerine ilişkin (kişisel dozimetre kullanılması zorunluluğunun getirilmesi, dozimetrik değerlendirme sonuçlarının merkezi doz kayıt sistemine işlenmesi vb.) ilke ve kurallar ile bu ölçümleri yapacak servislerin yetkilendirme (dozimetri hizmeti verecek kuruluşların uygunluk belgesi ölçütlerinin belirlenmesi vb.), çalışma usul ve esaslarını belirleme konusunda yetkili olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır. Öte yandan, 2690 sayılı Kanun'un, dava konusu düzenlemeler ile uygulama işleminin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan 18. maddesinin 2. fıkrasında, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından hazırlanacak yönetmeliklerin Başbakanın onayından sonra yürürlüğe gireceği hükme bağlanmış olup; davalı idarenin savunma dilekçesi ile eklerinde sunduğu bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu Yönetmelik Taslağının, ilgili Bakanlıklar kapsamında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının da görüşünün alınmasını müteakip 26/03/2010 tarihli Atom Enerjisi Komisyonu toplantısında alınan 112/4 sayılı kararla, Başbakanın onayına sunulduğu anlaşıldığından, dava konusu Yönetmelikte bu yönüyle de yetki ve şekil bakımından hukuka aykırılık görülmemiştir. 2- Dava konusu Usul ve Esasların 4. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendi ve 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ile 6. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin "eksik düzenleme" iddiası yönünden incelenmesi: Her ne kadar dava dosyası içeriğinde TAEK'in kapatılması üzerine NDK tarafından dava konusu Usul ve Esasların yürürlükten kaldırıldığına ilişkin bir bilgi ya da belge bulunmamakta ve 702 sayılı KHK'nın geçici 2. maddesi ile 95 sayılı CBK'nın geçici 1. maddesinde, mülga 2690 sayılı Kanun ile 702 sayılı KHK çerçevesinde yürürlüğe konulan ikincil düzenlemelerin NDK tarafından hazırlanacak yönetmeliklerin yürürlüğe konulmasına kadar hukuki geçerliliklerini koruyacağı hükme bağlanmakta ise de; NDK tarafından hazırlanarak 31/12/2021 tarihli ve 31706 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Dozimetri Hizmeti Verecek Kuruluşların Yetkilendirilmesine İlişkin Yönetmelik"in, iyonlaştırıcı radyasyona ilişkin faaliyetlerde çalışanlara kişisel dozların izlenmesi hizmetini verecek kuruluşların yetkilendirme koşullarını, sorumluluklarını, yetkilendirilmelerini ve Ulusal Merkezi Doz Kayıt Sisteminin işletilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlediği, ayrıca geçici 1. maddesinde, Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce dozimetri hizmetine ilişkin verilmiş olan uygunluk belgelerinin, bu Yönetmelikte belirtilen yetki belgesi olarak kabul edileceğinin ve süresi sona erene kadar geçerli olacağının öngörüldüğü dikkate alındığında, (anılan Yönetmelik de 20/08/2022 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle yürürlükten kaldırılmıştır.) dava konusu Usul ve Esasların yürürlükten kaldırılarak bu düzenlemeye dayanılarak alınan izinlere ilişkin kazanılmış hakların korunması suretiyle dozimetri kuruluşlarının yetkilendirilmesine ilişkin usul ve esasların yeni baştan NDK tarafından yönetmelikle düzenlendiği anlaşılmıştır. Bununla birlikte, düzenleyici ya da bireysel idari işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin, kural olarak, tesis edildikleri tarih itibarıyla yapılması gerekliliğine ilişkin temel ilke ile uyuşmazlıkta uygulama işleminin de dava konusu edildiği ve bu uygulama işleminin bütünüyle dava konusu Usul ve Esaslara dayanılarak tesis edildiği hususları birlikte dikkate alınarak, dava konusu Usul ve Esasların anılan maddelerine yönelik eksik düzenleme iddiasının esasının incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacı şirket tarafından, Usul ve Esasların 4. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendi ve 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ile 6. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin; dozimetri servisi uygunluk belgesi düzenlenebilmesi için sahip olunması gereken cihazlar arasında TLD, OSL ve benzeri pasif kişisel dozimetrelerin sayılıp Instadose (Anlık) DIS tabanlı dozimetrelerin kabul edilmemesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüş; böylelikle, açıkça ifade edilmemekle birlikte, esasen, Instadose (Anlık) DIS tabanlı dozimetreleri içermeyen anılan kuralların eksik düzenleme nedeniyle iptalinin istenildiği anlaşılmıştır. Dava konusu düzenlemenin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, dozimetre, maruz kalınan radyasyon dozunun ölçülmesini sağlayan, dozimetre ürün standardına uygun; film, TLD, OSL ve benzeri pasif kişisel dozimetre ve gerçek zamanlı doz ve doz hızı ölçebilen aktif kişisel dozimetre cihazları olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla, davacı şirketin uygunluk belgesi almak suretiyle yapacağı dozimetri ölçümlerinde kullanmak istediği, hem pasif hem aktif dozimetre özelliklerine sahip bulunan Instadose (Anlık) DIS tabanlı dozimetrelerin ve bu cihazlar ile hizmet vermek isteyen kuruluşların dava konusu düzenlemenin kapsamı dışında bırakılmadığı, bir başka ifadeyle, DIS tabanlı dozimetrelerin kullanımının engellenmediği, Usul ve Esaslarda yazılı kriterlerin karşılanması kaydıyla bu cihazları kullanacak firmalara uygunluk belgesi verilmesinin mümkün olduğu, nitekim dava konusu uygulama işleminde de Instadose (Anlık) DIS tabanlı dozimetre ve firmaya ilişkin koşullar bakımından eksik bulunan hususların tamamlanması halinde uygunluk belgesi düzenlenebileceğinin belirtildiği, bu haliyle dava konusu Usul ve Esasların ilgili hükümlerinde eksik düzenleme bulunmadığı ve davacının iddialarının dayanaktan yoksun olduğu kanaatine ulaşılmıştır. 3- Dava konusu uygulama işleminin incelenmesi: Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirketin "yetkin dozimetri uygunluk belgesi" verilmesi istemiyle Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanlığına 25/02/2014 tarihinde başvurması üzerine, TAEK tarafından, başvuru dilekçesi ile eki bilgi ve belgelerin TAEK bünyesinde yer alan Sarayköy Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezine gönderilerek konunun teknik açıdan ve mevzuata uygunluk yönünden incelenmesinin talep edildiği, inceleme sonucu yapılan değerlendirmede, davacı tarafından sunulan Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK)'nun 14/02/2014 tarihli yazısının, yalnızca davacının temsilciliğini yaptığı Mirion Technologies Inc.'in ISO/JEC 17025 kapsamında akredite edildiğini gösterdiği, bu haliyle belirtilen belgenin, davacı firma adına düzenlenmiş bir akreditasyon sertifikası olmadığı gibi Mirion Technologies Inc.'in Usul ve Esasların Ek 1 sayılı ekinde yer alan IEC 62387 standardına uygunluğunu gösteren bir akreditasyon belgesinin de bulunmadığı, ayrıca davacı şirketin Usul ve Esasların 7. maddesinde yer alan yükümlülükleri (EURADOS tarafından düzenlenen çalışmalara katılım sağlanması, dozimetrelerin değerlendirilmek üzere toplanması ve doz değerlendirme işleminin gerçekleştirilmesi, periyodik izlemenin düzenli yapılması vb.) bizzat yerine getireceğine yönelik yeterli açıklama ve veri sunulmadığı, Instadose (Anlık) DIS tabanlı dozimetre ölçüm sonuçlarının web üzerinden davacının temsilciliğini yaptığı Mirion Technologies Inc.'e ait ve yurt dışında bulunan merkez bilgisayar sunucusu üzerinde hesaplanacağı dikkate alındığında, dozimetre kullanıcılarının kimlik, iş yeri ve sağlık bilgilerinin, ülke dışında üçüncü kişiler ile paylaşılmadığının kontrol ve denetiminin, kişisel verilerin güvenli bir şekilde korunması bakımından nasıl sağlanacağının belirsiz bulunduğu hususlarının tespit edildiği, bunun üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır. … tarih ve … sayılı dava konusu işlemde de; 1. Dava konusu Usul ve Esasların 5. maddesinin 1. fıkrasının fıkrası (b) bendi uyarınca bizzat davacı şirketin ilgili standartlara uygun olduğunun akredite edilerek, 6. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca firmaya ait akreditasyon belgesinin Kuruma ibraz edilmesi, 2. Şirketin mevcut yapısının Usul ve Esasların 4. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendine uygun olarak ve 7. maddesinde belirtilen sorumlulukları yerine getirecek şekilde uygunluk sağladığının gösterilmesi, 3. DIS tabanlı dozimetrelerin değerlendirme işleminin tamamen kullanıcının inisiyatifinde bulunmasının, doz bilgisinin Usul ve Esaslar hükümleri doğrultusunda merkezi doz kayıt sistemine aktarılmasında ve Usul ve Esasların 8. maddesi hükümleri gereğince işlemlerin yürütülmesi aşamasında zafiyet yaratmaması için düzenleyici kontrole ilişkin periyodik izlemenin yapılamaması sonucunun doğmasını engelleyici önlemlerin alındığının gösterilmesi, 4. Doz sonuçlarının internet üzerinden Mirion Technologies Inc.'ye ait ve yurtdışında bulunan merkez bilgisayar sunucusu üzerinde hesaplanacağı ifade edildiğinden, kullanıcıların kimlik bilgileri ile nerede çalıştıklarına ait bilgilerin ülke dışındaki herhangi üçüncü taraf ile paylaşılmadığını temin eden tedbirlerin alındığının gösterilmesi, gerektiği, belirtilen eksik hususların giderilerek buna ilişkin bilgi ve belgelerin en geç 11/10/2014 tarihine kadar Türkiye Atom Enerjisi Kurumuna gönderilmesi hususunun davacıya bildirildiği görülmektedir. Buna göre, davacının başvurusu üzerine TAEK bünyesinde yer alan Sarayköy Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezinde yapılan teknik inceleme sonucu tespit edilen ve Usul ve Esaslarda uygunluk belgesi alınabilmesi için sağlanması gerekli olduğu kurala bağlanan koşullara, ayrıca Anayasanın 20. maddesine 07/05/2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanunla eklenen kişisel verilerin korunmasını isteme ve özel hayatın gizliliğine saygı hakkına yönelik eksikliklerin giderilmesine yönelik tesis edilen dava konusu uygulama işleminde, yukarıda hukuka uygunluğu tespit edilen dayanağı mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Aşağıda ayrıntısı gösterilen davalı Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından yapılan ... TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı Nükleer Düzenleme Kurumuna verilmesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/12/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.