12. Ceza Dairesi 2025/478 E. , 2025/2695 K. MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/5 E., 2024/235 K. SUÇ : Taksirle öldürme KARAR : Direnme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî bozma İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.04.2024 tarihli ve 2024/5 Esas, 2024/235 Karar sayılı kararı ile Dairemizin 13.12.2023 tarihli ve 2023/6319 Esas, 2023/5590 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı CMK'nın 307. maddesine, 7165 sayılı Ka…
**12. Ceza Dairesi 2025/478 E. , 2025/2695 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/5 E., 2024/235 K. SUÇ : Taksirle öldürme KARAR : Direnme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî bozma İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.04.2024 tarihli ve 2024/5 Esas, 2024/235 Karar sayılı kararı ile Dairemizin 13.12.2023 tarihli ve 2023/6319 Esas, 2023/5590 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı CMK'nın 307. maddesine, 7165 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile eklenen, üçüncü fıkrası ve aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca doğrudan temyiz yoluna tabi olduğu belirlenmekle; İlk Derece Mahkemesince verilen direnme kararının; suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Katılanlar vekilinin temyiz istemi yönünden, katılanlar vekilinin 5271 sayılı CMK'nın 291/1. maddesinde belirlenen 15 günlük kanunî sürede temyiz isteminde bulunmasına rağmen temyiz dilekçesinin temyiz sebebi içermediği anlaşılmıştır. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi yönünden, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yüzüne karşı verilip 17.04.2024 tarihinde tefhim edilen kararı, 5271 sayılı CMK'nın 291/1. maddesinde belirlenen 15 günlük kanunî sürede 20.04.2024 tarihli temyiz sebebi içermeyen süre tutum dilekçesi ile temyiz ettiği ve suça sürüklenen çocuk müdafiine gerekçeli karar ile birlikte katılanlar vekilinin temyiz dilekçesinin 25.05.2024 tarihinde elektronik yolla tebliğ edildiği, ancak direnme kararında ya da yapılan tebligatta, 5271 sayılı CMK'nın 295/1. maddesi uyarınca temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi günlük ek süre içerisinde temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçe sunabileceğinin, bu süre içerisinde yasal düzenlemeye uygun şekilde temyiz sebebi bildirmemesi hâlinde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedileceğinin ihtar edilmediği anlaşılmakla, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.12.2022 tarihli ve 2022/3-426 Esas, 2022/795 Karar sayılı kararına göre suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden ve gerekçeli kararın 25.05.2024 tarihinde tebliğinden itibaren yedi gün geçtikten sonra sunduğu 10.06.2024 tarihli temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçesinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek, açıklanan nedenle suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi yönünden 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.06.2023 tarihli ve 2023/80 Esas, 2023/268 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 31/3, 62/1 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 25.09.2023 tarihli ve 2023/3808 Esas, 2023/3601 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 13.12.2023 tarihli ve 2023/6319 Esas, 2023/5590 Karar sayılı kararı ile "... 2. Kazadan önce 50 - 60 ya da 65- 70 kilometre/saat hızla seyir hâlinde olduğunu beyan eden suça sürüklenen çocuğun, yönetimindeki kamyoneti yasal hız sınırının bir katını aşacak şekilde 100 kilometre/saat üzerinde hızla sürdüğüne dair herhangi bir tespitin bulunmadığı, '... yolun yağışlı ve kaygan olması sebebiyle aracın hakimiyetini kaybettim, araç önce sola, sonra sağa doğru yöneldi, kaza yapacağımı anlayınca 2 elimle yüzümü kapattım' biçimindeki savunmasının neticeyi öngördüğü hâlde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket ettiğini değil, çarpma öncesi paniğe kapıldığını açıklamadan ibaret olduğu, sürücü belgesiz araç kullanmanın ise tek başına bilinçli taksir hâli olarak kabul edilemeyeceği, sonuç olarak meydana gelen neticeyi öngörmesi gerektiği hâlde gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek öngöremeyen suça sürüklenen çocuğun eyleminin basit taksir düzeyinde kaldığı gözetilmeden, yasal ve yeterli olmayan yazılı gerekçelerle suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip, suç vasfında yanılgıya düşüldüğü ve hükmolunan cezada 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (1/2) oranında artırım yapılmak suretiyle suça sürüklenen çocuğa fazla ceza verildiği... 3. Kabul ve uygulamaya göre de; a) Hükmün başında; suçun işlendiği zaman diliminin yazılmaması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendine uyulmadığı, b) Asli kusurlu olarak bir kişinin ölümüne ve iki kişinin etkisi basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilir ölçüde hafif nitelikte yaralanmasına neden olan suça sürüklenen çocuk hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan İlk Derece Mahkemesince, alt sınırdan uzaklaşılarak, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun bir ceza hükmedilmesi yerine benzer olaylarla karşılaştırıldığında eylem ile ceza arasındaki muvazeneyi bozacak şekilde ve orantılılık ilkesine aykırı biçimde temel cezanın 9 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle suça sürüklenen çocuğa fazla ceza tayin edildiği, c) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.12.2021 tarihli ve 2020/6-99 Esas, 2021/627 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; 5237 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35 inci maddesi ile Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usûl ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 20 ve 21 inci maddeleri uyarınca; fiil işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında sosyal yönden inceleme yaptırılmasının zorunlu olmadığı; ancak sosyal inceleme raporuna gerek görülmediği takdirde gerekçesinin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmediği..." nedenleriyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 4. İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.04.2024 tarihli ve 2024/5 Esas, 2024/235 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı CMK'nın 307/4. maddesi uyarınca direnilmesi ile suça sürüklenen çocuk hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 31/3, 62/1 ve 63/1. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri; suça sürüklenen çocuğun sabit olan eylemi basit taksir düzeyinde kaldığı ve koşulları oluşmadığı hâlde suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, yasal ve yeterli gerekçeye dayanılmaksızın temel ceza alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmek ve hükmolunan cezada 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca (1/2) oranında artırım yapılmak suretiyle suça sürüklenen çocuğa fazla ceza hükmedildiğine, kabul ve uygulamaya göre ise sonuç hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi gerektiğinin ve sosyal inceleme raporuna gerek görülmediği takdirde gerekçesinin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmediğine, hükmün başında suçun işlendiği zaman diliminin yazılmamasının hukuka aykırı olduğuna ve re'sen nazara alınacak diğer nedenlerle suça sürüklenen çocuk hakkındaki direnme kararının bozulması istemine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine yapılan yargılama sonunda; suça sürüklenen çocuk ...'in, sevk ve idaresindeki çalışmakta olduğu şirkete ait ticari kamyonet ile 13.10.2022 tarihinde gece saat 05.30 sıralarında, yağmurlu havada, aydınlatması mevcut ve azami hız limitinin 50 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri içinde, bölünmüş, toplam 7 metre genişliğindeki iki şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi ıslak, yatay güzergâhı düz, düşey güzergâhı eğimli, görüşe engel bir durumun ve yol sorununun bulunmadığı caddede, Ferhatpaşa istikametinden Kozyatağı istikametine yasal hız sınırının üzerinde seyir hâlindeyken, beyanına göre önüne çıkan kediye çarpmamak için direksiyon manevrası yaptığı esnada araç üzerindeki hakimiyetini kaybedip, yolun sağına doğru ters yönde savrularak, önce yol kenarına park etmiş ticari taksiye ve son olarak bir iş yerine doğru koşan yayalara ve iş yerine çarpması sonucu yaya Buğra Kaan'ın olay yerinde öldüğü, ölenin annesi olan mağdur yaya Nurcan ile diğer mağdur yaya Samet'in etkisi basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilir ölçüde hafif nitelikte yaralanarak, suça sürüklenen çocuktan şikâyetçi oldukları, kazanın akabinde olay yerini terk eden ve aynı gün karakola giderek teslim olan suça sürüklenen çocuğun, saat 08.35'te yapılan ölçümde alkolsüz olduğunun tespit edildiği, kamyonetin hızı ve fren izi uzunluğuna ilişkin ise herhangi bir belirleme yapılmadığı, başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları açıklanan şekilde gerçekleşen kazanın oluşumunda suça sürüklenen çocuğun asli kusurlu olduğu; ayrıca, "SSÇ'nin, bilirkişi raporu, kaza tespit tutanakları ile sabit olan mahal şartlarına uygun olmayan ve azami hız sınırının kaza tespit tutanağında da belirtildiği üzere 50 km/saat olduğu yolda, havanın yağmurlu olduğu bir günde, emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare etmesini engelleyecek biçimde aşırı hızlı bir şekilde kavşağa gelerek direksiyon hakimiyetini kaybederek ve bunun neticesinde maktule çarpmadan önce fren tedbiriyle güvenli durabilecek bir şekilde seyir etmeyerek hala elleriyle iki yüzünü kapatması sonucu meydana gelen kazada" biçimindeki gerekçelere dayalı olarak suça sürüklenen çocuğun bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edilerek ve Dairemizce verilen bozmaya direnilerek, bir kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasından dolayı suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesinde tanımı yapılan taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE VE KARAR A. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; Katılanlar vekilinin yüzüne karşı verilip 17.04.2024 tarihinde tefhim edilen kararı, 5271 sayılı CMK'nın 294/1. maddesinde yer alan "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır." şeklindeki düzenlemeye rağmen 22.04.2024 tarihli temyiz sebebi içermeyen süre tutum dilekçesi ile temyiz ettiği ve Dairemizin 30.10.2024 tarihli, 2024/3397 Esas, 2024/5802 Karar sayılı tevdi kararı doğrultusunda yapılan meşruhatlı tebligatla gerekçeli karar katılanlar vekiline usûlüne uygun şekilde tebliğ edildiği hâlde katılanlar vekili tarafından aynı Kanun'un 295/1. maddesinde belirtilen 7 günlük süre içinde temyiz sebeplerini içeren ek bir dilekçe de verilmediği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden; İlk Derece Mahkemesinin direnme kararı, dava dosyası ile birlikte Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.10.2022 tarihli ve 2022/9-325 Esas, 2022/614 Karar sayılı kararında yer alan "kabule göre yapılan bozma, esasa ilişkin bozmadan farklı olup dosyanın mevcut durumuna göre yerel mahkeme uygulamasının hatalı görülen yönüne, uyarma, öğretme ve yol gösterme amacıyla değinmekten ibaret olup direnmeye konu olamaz." şeklindeki açıklamalar da göz önünde bulundurularak incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesince bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme ya da toplanan yeni delillere dayanmak suretiyle hüküm kurulmadığı gibi, İlk Derece Mahkemesinin suça sürüklenen çocuğun bilinçli taksirle hareket ettiğine dair gerekçesinde ve kabulünde hiçbir değişiklik bulunmaması nedeniyle önceki kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurulması hâlinin de söz konusu olmadığı, direnme gerekçesi olarak yapılan açıklamaların ise 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 ve 5271 sayılı CMK'nın 34. maddeleri uyarınca direnmeye ilişkin gerekçenin gösterilmesi zorunluluğu kapsamında kaldığı, sonuç olarak suça sürüklenen çocuk hakkındaki direnme kararına konu hükmün yeni hüküm niteliğinde olmadığı anlaşıldığından, direnme kararının eylemli uyma olarak kabulü ile hükmü temyizen inceleme görevinin Dairemize ait olduğuna dair Tebliğname'deki görüşe iştirak olunmamıştır. Dairemizin 13.12.2023 tarihli ve 2023/6319 Esas, 2023/5590 Karar sayılı kararında yer alan bozma gerekçesinin usûl ve kanuna uygun olması nedeniyle direnme kararı yerinde görülmediğinden bozma kararının, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307/4. maddesi gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 12.03.2025 tarihinde karar verildi.