10. Hukuk Dairesi 2011/13628 E. , 2012/22085 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No :488-538 Dava, geç ödenen yaşlılık aylığının faiz alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, kararında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalının vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki kar…
**10. Hukuk Dairesi 2011/13628 E. , 2012/22085 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :488-538 Dava, geç ödenen yaşlılık aylığının faiz alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, kararında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalının vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.03.2006 tarihli ve 2005/10-755 Esas, 2006/32 Karar sayılı ilamında ayrıntıları açıklandığı üzere; bir borç ilişkisi, asıl hakla birlikte bazı fer’i hakları da içerir. Borç ilişkisinin içerdiği asıl hak, alacak hakkı; fer’i haklar ise, cezai şart, faiz, kefalet, rehin, hapis hakkı gibi haklardır. Borcu sona erdiren en önemli neden, tarafların kendilerine yüklenen edimleri ifa etmeleridir. Genel olarak ifa, borçlanılmış edimin yerine getirilmesi suretiyle alacaklının tatmin edilerek borcun sona erdirilmesidir. Kural, asıl borç sona erdiğinde, bu borca bağlı fer’i borçlarında sona ereceğidir. Bu sonuç, ek bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden gerçekleşir. Ancak, evvelce işleyen faizleri talep hakkının saklı tutulması (ihtirazi kayıt) veya saklı tutulduğunun hal ve koşullardan çıkartılması kaydıyla, ödenmemiş faizlerin istenebilme hakkı ortadan kalkmamakta, asıl borç ifa veya sair bir suretle son bulmuş olsa bile, borcun fer’isi olan faiz varlığını sürdürmekte ve alacaklı bunları talep edebilme hakkını yitirmemektedir. Mahkemece, 506 sayılı Yasa'nın 116. maddesinde düzenlenen 3 aylık yasal süre ve yasal faiz oranlarının, “19.12.1984’tenitibaren%30 (3095SayılıKanun) 01.01.1998'den itibaren %50 (97/9807 Esas ve 20.08.1997 tarihli BKK) 31.12.1999'dan itibaren %60 (15.12.1999 tarihli ve 4489 SK uyarınca iskonto oranı) 01.07.2002'den itibaren %55 (15.12.1999 tarihli ve 4489 SK uyarınca iskonto oranı) 01.07.2003'ten itibaren %50 (15.12.1999 tarihli ve 4489 SK uyarınca iskonto oranı) 01.01.2004'ten itibaren %43 (15.12.1999 tarihli ve 4489 SK uyarınca iskonto oranı) 01.7.2004’ten itibaren %38 (15.12.1999 tarihli ve 4489 SK uyarınca iskonto oranı) 01.05.2005’den itibaren %12 (21.04.2005 tarih ve 5335 sayılı kanunun 14. maddesiyle) 01.01.2006’dan itibaren %9 (30 Aralık 2005 Tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 2005/9831 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı)” olduğu gözetilmek suretiyle; davaya konu her bir yaşlılık aylığının ödenmesi gereken tarihten itibaren toplu ödemenin yapıldığı 28.04.2012 tarihine kadar işleyen yasal faizin; öncelikle davalı Kuruma sorularak belirlendikten; sonuca davacının itirazı olması halinde, konuda uzman bilirkişiden, çıkarsa aradaki farkların neden kaynaklığını açıklayan ve bütün hesabın denetime elverişli olduğu rapor alındıktan sonra yapılacak değerlendirmeye göre karar verilmesi gerekirken, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu dayanak alınarak yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. O halde, davalı vekilinin, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.