Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/11301 E. , 2024/4863 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2020/11301 Karar No : 2024/4863 DAVACI : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı - ANKARA VEKİLİ : Hukuk müşaviri ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... İdaresi Başkanlığı - ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : İzmir İli, Aliağa İlçesi, ... Mahallesi, mülkiyeti Toplu Konut İdaresi Başkanlığına ait ... parsel sayılı taşınmaza yönelik Çevre, Şehircili
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/11301 E. , 2024/4863 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2020/11301 Karar No : 2024/4863 DAVACI : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı - ANKARA VEKİLİ : Hukuk müşaviri ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... İdaresi Başkanlığı - ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : İzmir İli, Aliağa İlçesi, ... Mahallesi, mülkiyeti Toplu Konut İdaresi Başkanlığına ait ... parsel sayılı taşınmaza yönelik Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 20/12/2019 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin Aliağa ilçesi kentsel gelişiminin 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planında “ağaçlandırılacak alan” olarak belirlenmiş olan yöne doğru parçacı sıçramalar ile ilerlemesine öncülük edebilecek nitelikte olduğu ve bu ilerlemenin doğal yapı üzerinde olumsuz etkilere neden olacağı, plan açıklama raporu incelendiğinde, ... parsel sayılı taşınmazda devlet hastanesi yapılacak olması göz önünde bulundurularak, ... parsel sayılı taşınmaz için 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planların hazırlandığı, yapılacak olan devlet hastanesine yakın olduğu için hastane çalışanlarına ve hastalara en yakın donatı alanlarına sahip yerleşim alanı olacağının belirtildiği ancak bahsi geçen hastane alanına ilişkin onaylı imar planlarının bulunmadığı, yer seçiminin gerçekleşmesi durumunda bile ihtiyaç duyulacak hizmetlerin karşılanabilmesi için yakın çevrede mevcutta bulunan planlı alanlar olduğu göz önünde bulundurulduğunda, üst ölçekli planlarda da belirlenmemiş yeni bir alanın sadece mülkiyet eksenli olarak planlanmasının planlama mevzuatına açıkça aykırı olduğu, 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planında belirlenen kentsel kullanım kararı getirilen alanlar dışında kalan ... parsel sayılı taşınmazı da içeren planlama alanında ilave nüfus getirecek yeni bir plan hazırlanmasına ihtiyaç bulunmadığı, bölge nüfusunun ihtiyaç duyduğu alanların (konut, ticaret, donatı alanları vb.) 1/100.000 ve 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planlarında belirlenen kentsel yerleşim alanlarından karşılanması gerektiği, bu haliyle plan bütünlüğünü ve plan ana kararlarını bozucu nitelikte olduğu ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI: Davalı tarafından, dava konusu bölgenin 1985 yılında onaylanan planlarda tarımsal niteliği korunacak alan olarak planlanmış olmasının, söz konusu kararın günümüzde de korunacağı anlamına gelmediği, Aliağa ilçesinde özellikle 1990 yılı sonrasında gelişen sanayi, kıyı hizmetleri, enerji odaklı yatırımlar dikkate alındığında ilçe merkezine yaklaşık 1 km uzaklıkta olan bir alanın sosyal konut üretilmesi amacıyla planlanmasında planlama ilke ve esaslarına ve şehircilik ilkelerine herhangi bir aykırılık bulunmadığı, dava konusu bölgeye ilişkin uydu görüntüleri incelendiğinde, alanda ağaçlık/çalılık dokunun bulunmadığı, tarımsal bir üretim yapılmadığı ve Aliağa imar planına bitişik konumda bulunduğu, İzmir Tarım ve Orman İl Müdürlüğünün yazısında “...’TOKİ Planlaması’ yapılmak üzere parseldeki 127.877, 37 m2 ‘kuru marjinal tarım arazisi” (KTA)’nin, tarım dışı amaçla kullanılması uygun görülmüştür.” değerlendirmesi yapıldığı, dava konusu alana bitişik konumda yer alan ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak İzmir İl Sağlık Müdürlüğünün 25/09/2019 tarihli yazısı ile yeni Aliağa Devlet Hastanesinin yapılması için başvurulduğu, söz konusu alanın İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında "büyük alan kullanımı gerektiren kamu kuruluş alanı, 2. derece yol ve 3. derece arkeolojik sit alanı" ve 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planında "kentsel ve sosyal altyapı alanı ve 3. derece arkeolojik sit alanı", 1/5000 ölçekli nazım imar planında "sit alanı ve hastane alanı", 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "sit alanı ve hastane alanı" olarak gösterilmesine ilişkin plan kararlarının 19/02/2020 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girdiği, dolayısıyla, dava konusu bölgede yeni devlet hastanesi yapılması amacıyla imar planı bulunmadığı iddiasının hukuki temelinin olmadığı savunulmaktadır. DAVALI YANINDA MÜDAHİLİN SAVUNMASI: Dava konusu çevre düzeni planı ile getirilen plan kullanımının planlama esaslarına ve imar mevzuatına uygun olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, İzmir ili, Aliağa ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 20/12/2019 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır. Davalı bakanlığın ehliyet ve süre itirazı yerinde görülmemiştir. Dosyanın incelenmesinden; dava konusu taşınmazı kapsayan alanda, 18/09/1985 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında, taşınmazın “tarımsal niteliği korunacak alan” olarak belirlendiği, 1987 yılında olaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında plan onama sınırı dışında bırakıldığı, 08/10/2012 tarihinde onaylanan 1/25.000 ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planında “ağaçlandırılacak alan” kullanımına ayrıldığı, 16/11/2015 ve 10/10/2018 tarihlerinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planlarında "ağaçlandırılacak alan" kullanımında iken, TOKİ tarafından hazırlanarak 20/12/2019 tarihinde davalı idare tarafından onaylanan plan değişiklikleri ile 1/100.000 ve 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planlarında "kentsel gelişme alanı", 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında kısmen konut, kısmen eğitim, kısmen spor, kısmen ibadet, kısmen sosyal ve kültürel tesis, kısmen otopark, kısmen teknik alt yapı alanları ile beraber kısmen de yol olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına ilişkin plan hükümlerinin 4.8. maddesinde, Kentsel Gelişme Alanları: Bu planın hedef yıla ilişkin nüfus kabulleri ile ilke ve stratejilerine göre bu planla kentsel yerleşime uygun bulunan kentsel kullanımların geliştirileceği alanlar, 4.51 maddesinde Ağaçlandırılacak Alanlar: Bulundukları yörenin doğal bitki örtüsüne uygun olarak ağaçlandırılması önerilen alanlar ile yerleşmeler ve sanayi tesisleri çerçevesinde oluşturulan yeşil kuşak alanları şeklinde tanımlanmış; 5.2.1. maddesinde kentsel ve kırsal mekânsal gelişme gereksinimlerinin koruma kullanma dengesi gözetilerek karşılanması, 5.2.2. maddesinde tüm gelişme alanlarının doğal eşikler dikkate alınarak, verimli tarım alanlarına, doğal kaynak değerlerine ve yenilenebilir enerji kaynak alanlarına zarar vermeyecek biçimde geliştirilmesi plan geliştirme ilkesi olarak benimsenmiş; 5.3.1. maddesinde kentsel ve kırsal gelişme yönlerinin ve alanlarının, hedef yıla ilişkin nüfus kabulleri ve gelişme potansiyelleri doğrultusunda belirlenmesi ve etaplar halinde yapılaşmaya açılması ilkesine yer verilmiş, plan uygulama hükümleri başlığı altında da 8.12. maddesinde, ağaçlandırılacak alanlarda günübirlik kullanım alanlarının yer alabileceği, bununla birlikte bu planda, ağaçlandırılacak alan olarak belirlenmiş alanların ilgili idarelerce, alt ölçekli planlarda ağaçlandırılacak alan olarak belirlenmemesi durumunda, bu alanlar içinde yer alan özel mülkiyete tabi olup mülkiyeti kesinleşmiş ve tapuya tescil edilmiş parsellerde, kadastral bir yola cephesi olmak şartıyla, 8.7.21. Dikili Tarım Arazileri plan hükümlerinin geçerli olacağı hükme bağlanmış, 8.7.21 sayılı maddesinde ise, bu alanlarda tarımsal amaçlı yapı yapılabileceği hükme bağlanmıştır. Danıştay Altıncı Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda sonuç olarak özetle; bölgenin güneyinde yer alan kentsel gelişme alanının henüz yapılaşmamış olduğu, hal böyle iken, davaya konu plan değişikliği ile bilimsel bir açıklamaya dayalı bir nüfus öngörüsünden yola çıkmayan yeni bir “kentsel gelişme alanı” kullanımı getirilmesinin planlama ilkeleri ve şehircilik esaslarıyla bağdaşmadığı, yeni bir hastane projesinin varlığının, söz konusu hastane alanının hemen sınır komşuluğunda yeni bir kentsel gelişme alanı önerisi getirilmesi için yeterli bir gerekçe olmadığı, davaya konu alanın güney kesiminde plan kararıyla yapılaşmaya açılmış bölgelerde henüz yapılaşma olmamışken, davaya konu bölgenin “kentsel gelişme alanı” kullanımı getirilerek yapılaşmaya açılmasının, çevre düzeni planının temel ilkesi olan “koruma kullanma dengesinin sağlanması” ilkesine aykırı bir durum oluşturduğu, öte yandan, keşif esnasında dava konusu alanın yakın çevresinde rüzgar türbinleri olduğunun gözlendiği, planın Gerekçe Raporunda söz konusu rüzgar türbinlerinin varlığından söz edilmediği, yeni gelişme alanı olarak belirlenen bu bölgenin yer seçiminde, güvenlik ve gürültü açısından, rüzgar türbinlerine olan uzaklığın ne olması gerektiği konusunda bir inceleme ve değerlendirme yapılmamış olmasının planın önemli bir eksikliği olduğu, dava konusu plan değişikliğinin, yalnızca kentsel gelişme alanının büyütülmesi anlamına gelmeyip, kentsel gelişme alanının çeperinde bir alan olarak, planın ana koruma kararlarını ve bütünlüğünü etkileme potansiyeli taşıdığı, planlama kuramı ve uygulamalarında “kent çeperlerinin denetlenmesi” konusunun, kentsel alanları çevreleyen doğal alanların ve tarım alanlarının korunması ve kentsel yayılmanın önlenmesi için son derece önemli bir olgu olduğu, dava konusu parselin konumunun kentsel alan-kırsal alan ilişkisinin denetlenmesi ve kentsel yayılmanın önlenmesi açısından önemli bir noktada bulunduğu, alanın güneyinde bulunan “kentsel gelişme alanı” kullanımından bu yöne doğru özendirilecek bir kentsel büyüme, kent-kır ilişkisinin denetlenmesini, kentsel alanı çevreleyen yeşil-açık alan bütünlüğünün ve marjinal üretim alanlarının korunmasını zora sokacağı, belirtilen nedenlerle, davaya konu işlemin, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planından beklenen koruma-kullanma ilkesine aykırılık taşımakta olup, planlama esasları ve şehircilik ilkeleri ile bağdaşmadığı, plan değişikliğinin, parsel ölçeğinde hazırlanmış bir plan değişikliği olup, bu parsele ilişkin alt ölçekli planların da eş zamanlı olarak hazırlanmasıyla üst ölçek-alt ölçek uyumu sağlanıyor gibi görünse de, bu değerlendirmeyi planlama sınırının sadece tek parseli içerdiği bir bağlamda yapmanın eksik bir tartışma olacağı, ölçekler arası uyum sağlansa dahi, söz konusu değişikliğin, herhangi bir bilimsel temelli nüfus projeksiyonuna bağlı olmadan yapılaşma öngörüsünde bulunarak, Çevre Düzeni Planının temel ilkesi olan koruma-kullanma dengesinin sağlanması ilkesine aykırılık taşıdığı, davaya konu alanda bilimsel temeli açıklanmayan bir nüfus öngörüsünden yola çıkarak yeni gelişme alanı oluşturulmasının şehircilik ilkeleri ve planlama esasları ile bağdaşmadığı görüş ve tespitlerine yer verilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerle bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu plan değişikliğinden önce ağaçlandırılacak alan kullanıma ayrılmış olan uyuşmazlığa konu taşınmazın, kent çeperinde, yerleşik alanların etrafını çevreleyen açık ve yeşil alanların bir parçası konumunda bulunduğu, tarım alanları ile çevrili olduğu, taşınmazın ağaçlandırılacak alan kullanımından çıkarılarak yapılaşmaya açılması sonucunda yerleşik kentsel alanı çevreleyen doğal ve açık alanların bozulmasına yol açılacağı, alanın güneyinde yer alan kentsel gelişme alanının henüz yapılaşmamış olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, nesnel ve bilimsel temeli ortaya konulmayan nüfus öngörüsüne dayanılarak taşınmazın yeni gelişme alanı olarak belirlenmesinde şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uyarlık bulunmadığı, diğer taraftan taşınmazın yakınında hastane yapılacak olmasının, plan değişikliğinin geçerli, bilimsel, teknik ve somut gerekçesi olamayacağı, belirtilen nedenlerle dava konusu işlemde şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu 20/12/2019 onay tarihli İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : 14/08/2009 tarihinde onaylanan Manisa-Kütahya-İzmir Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının iptali istemiyle açılan davada Danıştay Altıncı Dairesinin 26/12/2012 tarih ve E:2010/786, K:2012/8225 sayılı kararıyla planın tümünün iptaline karar verilmiştir. Söz konusu karar üzerine İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı (ÇDP) 23/06/2014 tarih ve 9948 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Oluru ile onaylanmış, anılan plana askı sürecindeki itirazların değerlendirilmesi sonrasında 30/12/2014 tarih ve 21137 sayılı Bakanlık Oluru ile yeniden onaylanmıştır. Yeniden onaylanan plana yönelik askı süreci içerisindeki itirazların değerlendirilmesi sonrasında da yeniden düzenleme yapılan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı (... sayılı paftaları ve plan hükümleri) 16/11/2015 tarihinde onaylanmış ve muhtelif tarihlerde planın çeşitli paftalarında ve kararlarında değişiklikler yapılmıştır. Dava konusu İzmir İli, Aliağa İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaz ise 16/11/2015 onay tarihli İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında "ağaçlandırılacak alan" kullanımında yer almakta iken 20/12/2019 onay tarihli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliği ile kentsel gelişme alanı kullanımına dönüştürülmüş olup, anılan plan değişikliğinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Devam eden süreçte, İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında, en sonuncusu 19/12/2022 tarihinde olmak üzere, muhtelif tarihlerde birçok plan değişikliği yapıldığı, bunlardan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 19/02/2020 tarihinde onaylanan değişikliğin ise dava konusu çevre düzeni planı değişikliği gerekçe raporundaki plan değişikliği nedeni olarak bahsedilen, Aliağa ilçesinin artan nüfusu sonucu yeni bir devlet hastanesi ihtiyacına yönelik Hazine mülkiyetinde bulunan İzmir İli, Aliağa İlçesi, ... Mahallesi, ... (21,5 ha) parsel sayılı taşınmaza yönelik "büyük alan kullanımı gerektiren kamu kuruluş alanı ile az bir kısmı 2. ve 3. derece arkeolojik sit alanı" kullanımına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun 9. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. 10/07/2018 tarihli 30474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 102.maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlamak, (c) bendinde ise, havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin esasları belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan 14/06/2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı ifade eder." kuralı yer almaktadır. Yönetmeliğin "Planlama alanı" başlıklı 18.maddesinde, "Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır." kuralına, "Plan ilke ve esasları" başlıklı 19. maddesinin 1.fıkrasında ise, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır." kuralına yer verilmiştir. Anılan 19.maddenin 2.fıkrasında, "Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar." düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı maddenin 3.fıkrasında, " Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması sürecinde planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm veriler 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanır." kuralı, 4.fıkrasında, "Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir." kuralı, 5.fıkrasında, "Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur." kuralı bulunmaktadır. Yönetmeliğin "Revizyon ve değişiklikler" başlıklı 20. maddesinin 1.fıkrasında, "Çevre düzeni planının ihtiyaca cevap vermediği hallerde veya planın vizyonu, amacı, hedefleri, stratejileri, ilke ve politikaları açısından plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü etkilemesi halinde çevre düzeni planı bütününde revizyon yapılır. Çevre düzeni planı revizyonu; a) Nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması, b) Planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması, c) Yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması, ç) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması, durumunda yapılır." düzenlemesine, 2.fıkrasında da, "Çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabilir. Çevre düzeni planı değişikliklerinde; a) Kamu yatırımlarına, b) Çevrenin korunmasına, c) Çevre kirliliğinin önlenmesine, ç) Planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, d) Değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine, dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve talepler; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılır." düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu taşınmaz açısından mevzuatta belirtilen, tanımlara, çevre düzeni planının niteliğine, planlama alanının tespitine, bilgi ve verilerin toplanmasına ilişkin esaslara, çevre düzeni planı sınırları içinde kalan alanlarda uygulanacak temel esaslara, planların hazırlanması, hazırlattırılması ve incelenmesine ilişkin idari ve teknik usullere, alt ölçekli planlarla ilişkisine ve plan hiyerarşisine, plan değişikliğine ilişkin esaslara uygunluğunun, havza ve bölge bazında korunması gereken bölgeler, hassas bölgeler, ekosistemler ile ekolojik varlıkları gösteren; imar yapılaşma ve yerleşme sonucu ortaya çıkabilecek çevre kirliliğinin önlenmesine yönelik bir plan niteliği taşıyıp taşımadığı ile ekolojik amaçlı olup olmadığının, önemli doğa alanları, ekolojik açıdan hassas olan ve uluslararası anlaşmalar ve yasal mevzuat gereğince koruma altına alınan alanlar ile gerekli koruma kullanma ilkelerinin gözönünde bulundurulup bulundurulmadığının, nüfus projeksiyonunun tespitinin ve bu tespit edilen nüfusa uygun planlama öngörülerinin yapılıp yapılmadığının, uyuşmazlığa konu taşınmazlara verilen fonksiyonların yer seçimi ile birlikte arazinin yapılaşmaya uygunluğunun, uyuşmazlığa konu alanda belirlenen fonksiyonlar açısından alanın kendi içerisinde ve çevresi ile birlikte ulaşım kademelenmesi yönünden de incelenerek belirlenen fonksiyonun ve yol kullanımlarının planlama esaslarına ve şehircilik ilkelerine uygunluğunun, dava konusu plandan sonra 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında davacının itirazları ve iddiaları doğrultusunda değişiklik yapılıp yapılmadığının, yapıldı ise yapılan değişikliklerin belirlenmesi suretiyle ilgili mevzuatta belirlenen esaslara, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına uygun olup olmadığı hususlarının iddia ve savunma ile dosyadaki bilgi ve belgeler de dikkate alınarak incelenmesi amacıyla Naip üye ... tarafından resen seçilen bilirkişiler Prof. Dr...., Dr. Öğretim Üyesi ... ve Dr. Öğretim Üyesi ...nun katılımıyla yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 22/04/2022 havale tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile davacının iddiaları, davalının savunması, bilirkişi raporu ile bilirkişi raporuna yapılan itirazlar birlikte değerlendirilerek uyuşmazlık konusu çevre düzeni planı değişikliği incelenmiştir. 16/11/2015 ve 10/10/2018 onay tarihli İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında dava konusu taşınmazın "ağaçlandırılacak alan" kullanımı içerdiği; dava konusu işlem ile kabul edilen 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmazın kullanımının "kentsel gelişme alanı" olarak, düzenlendiği anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda: "Üst ölçekli bir plan olan çevre düzeni planı, ekolojik duyarlılık ve koruma-kullanma dengesi ilkeleri çerçevesinde, ekonomik ve kentsel gelişmeyi yönlendiren; gerektiğinde denetleyen ve kısıtlayan, doğal ve tarihi çevrenin korunması konusu ile gelişme/büyüme konusundaki ana strateji ve kararların üretildiği plandır. Davaya konu alanın güney kesiminde plan kararıyla yapılaşmaya açılmış bölgelerde henüz yapılaşma olmamışken, davaya konu bölgenin “kentsel gelişme alanı” kullanımı getirilerek yapılaşmaya açılması, çevre düzeni planının temel ilkesi olan “koruma-kullanma dengesinin sağlanması” ilkesine aykırı bir durum oluşturmaktadır. Planlama yazımı ve uygulamalarında “kentten kıra geçiş” ve “kent çeperi” kavramları, koruma-kullanma dengesinin sağlanması ve kentsel alanların etraflarındaki doğal ve tarım alanlarına doğru yayılmasının önlenmesi için çok önemlidir. Dava konusu parsel, kentsel alan-kırsal alan ilişkisinin denetlenmesi ve kentsel yayılmanın önlenmesi açısından önemli bir noktada bulunmaktadır. Davaya konu alanın güneyinde bulunan “kentsel gelişme alanı” kullanımından bu yöne doğru yapılacak bir büyütme, kentin çeper alanlarına doğru başka gelişmeleri tetikleme potansiyeli taşımakta ve kentsel alanı çevreleyen yeşil-açık alan bütünlüğü ve sürekliliğinin korunmasını zora sokmaktadır. Dava konusu işlem, söz konusu nedenlerle de 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planından beklenen koruma-kullanma ilkesine aykırılık taşımakta olup, planlama esasları ve şehircilik ilkeleri ile bağdaşmamaktadır. Davaya konu plan değişikliğinin gerekçe raporunda nüfus artışına dair bilimsel ve nesnel temellere dayandırılan bir açıklama bulunmaması planın önemli bir eksikliğidir. Hedef nüfus olarak verilen nüfusun hangi hesaplamalar ile elde edildiği raporda yer almamaktadır. Planlama çalışmalarında yeni kentsel gelişme alanlarının düzenlenmesinin nüfus projeksiyonları ile ilişkilendirilmesi zorunludur. Davaya konu alanda bilimsel temeli açıklanmayan bir nüfus öngörüsünden yola çıkarak yeni gelişme alanı oluşturulması şehircilik ilkeleri ve planlama esasları ile bağdaşmamaktadır." tespitlerine yer verilmiştir. Davalı idare tarafından, bilirkişi raporuna itiraz edilerek dava konusu işlem ile kabul edilen çevre düzeni planı değişikliğinin imar mevzuatı ve planlama ilkelerine uygun olduğu ileri sürülmüştür. Dairemizce yapılan değerlendirme; Çevre düzeni planı kararlarının kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan veriler değerlendirilerek oluşturulması gerekmektedir. Nüfus projeksiyonlarına göre, yerleşim alanlarının belirlenmesi ve bu doğrultuda, tarım alanları, orman alanları, meralar, jeolojik açıdan sakıncalı alanların korunması gerektiğinden bu tür alanlarda, münferit kentsel gelişme taleplerinin plan bütünlüğü göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir. Stratejik mekânsal planlama, kentsel gelişimi yalnızca fiziksel gelişim kapsamında ele alan bir yaklaşım değildir. Fiziksel gelişmenin yanı sıra, kentteki sosyal, kültürel, ekonomik, yerel örgütsel gelişime ilişkin stratejileri de içerir. Çevre düzeni planları, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirmekte olup, stratejik bir plan olması sebebiyle fiziki kullanım kararları içermemektedir. Genel ilke olarak, plan kararları ile fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın koruma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek amaçlanır.Bu amaç çerçevesinde, çevre düzeni planı ölçeğinde hangi usûl ve esaslara göre planlama yapılacağı ayrıntıları ile ilgili Kanun ve Yönetmeliklerde düzenlenmiştir. Bir bölgede önceki plan kararları ile belli bir amaca yönelik tanımlama yapılmış olması o bölgenin tamamının amacı, kapsamı, niteliği ve esasları ilgili mevzuatta belirlenmiş olan çevre düzeni planında aynı amaca tahsis edileceği sonucunu doğurmaz. Bilirkişiler tarafından planlama açısından “kentten kıra geçiş” ve “kent çeperi” kavramlarının koruma-kullanma dengesinin sağlanması ve kentsel alanların etraflarındaki doğal ve tarım alanlarına doğru yayılmasının önlenmesi için çok önemli olduğu, dava konusu taşınmazın, kentsel alan-kırsal alan ilişkisinin denetlenmesi ve kentsel yayılmanın önlenmesi açısından önemli bir noktada bulunduğu, dava konusu alanın güneyinde bulunan “kentsel gelişme alanı” kullanımından bu yöne doğru yapılacak bir büyütme, kentin çeper alanlarına doğru başka gelişmeleri tetikleme potansiyeli taşımakta ve kentsel alanı çevreleyen yeşil-açık alan bütünlüğü ve sürekliliğinin korunmasını zora sokacağından dava konusu taşınmaza getirilen kentsel gelişme alanı kullanımının planlamaya aykırı olduğu görüşüne yer verilmiştir. Dosyadaki belgelerin incelenmesinden uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu alanda, İzmir Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün ...tarih ve E:... sayılı yazısı ile, planlama alanında herhangi bir tabiat varlığına rastlanmadığı, İzmir Orman Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve E:... sayılı yazısı ile, planlama alanının 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman sınırları dışında kaldığı, aynı Kanunun 2/B maddesine göre orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olmadığı, yapılacak plan çalışmasında herhangi bir sakınca bulunmadığı, İzmir Tarım ve Orman İl Müdürlüğünün bila tarihli, ... sayılı yazısında, TOKİ planlaması yapılmak üzere dava konusu taşınmazdaki 127.877, 37 m2 büyüklüğünde kuru marjinal tarım arazisinin, tarım dışı amaçla kullanılmasının uygun olduğunun belirtildiği görülmüştür. Diğer taraftan, dava konusu değişikliğin, İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının hedef, ilke, strateji ve kararlarına uygun olup olmadığının değerlendirilebilmesi için anılan plan düzenlemelerinin, Plan Notları ve Plan Açıklama Raporu çerçevesinde irdelenmesi gerekmektedir. İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına ilişkin Plan Notlarında; "4.6. Kentsel Yerleşme Alanları: Bu planla belirlenmiş kentsel yerleşik alanlar ve kentsel gelişme alanları ile bu alanlarla bütünleşen diğer kentsel kullanım alanlarıdır. 4.8. Kentsel Gelişme Alanları: Bu planın hedef yıla ilişkin nüfus kabulleri ile ilke ve stratejilerine göre bu planla kentsel yerleşime uygun bulunan kentsel kullanımların geliştirileceği alanlardır. ... 4.51. Ağaçlandırılacak Alanlar: Bulundukları yörenin doğal bitki örtüsüne uygun olarak ağaçlandırılması önerilen alanlar ile yerleşmeler ive sanayi tesisleri çerçevesinde oluşturulan yeşil kuşak alanlarıdır." tanımlarına yer verilmiş, "5.2.1. Kentsel ve kırsal mekânsal gelişme gereksinimlerinin koruma kullanma dengesi gözetilerek karşılanması. 5.2.2. Tüm gelişme alanlarının doğal eşikler dikkate alınarak, verimli tarım alanlarına, doğal kaynak değerlerine ve yenilenebilir enerji kaynak alanlarına zarar vermeyecek biçimde geliştirilmesi. ... 5.3.1. Kentsel ve kırsal gelişme yönlerinin ve alanlarının, hedef yıla ilişkin nüfus kabulleri ve gelişme potansiyelleri doğrultusunda belirlenmesi ve etaplar halinde yapılaşmaya açılması." ilkeleri benimsenmiş, "7.1. Bu çevre düzeni planı, plan açıklama raporu ve plan hükümleriyle bir bütündür. Alt ölçekli planlar yapılırken bu belgelerin bütünü göz önünde bulundurulacaktır. 7.2. Bu plandan ölçü alınarak uygulamaya geçilemez. Bu plan ile belirlenen kentsel yerleşme alanları, bu alanların tamamının yerleşime açılacağını göstermez. Bu alanların sınırları, alt ölçekli planlama çalışmalarında ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri ile doğal, yapay ve yasal eşikler doğrultusunda, bu planda ve plan hükümleri ekinde yer alan tabloda belirlenen hedef nüfus dikkate alınarak kesinleştirilir. ... 8.12. Ağaçlandırılacak Alanlar 8.12.1. Bu alanlarda günübirlik kullanım alanları yer alabilir. Bu kullanımlara ilişkin yapılaşma koşulları alt ölçekli planlarda belirlenecektir. 8.12.2. Bu planda, ağaçlandırılacak alan olarak belirlenmiş alanların ilgili idarelerce alt ölçekli planlarda ağaçlandırılacak alan olarak belirlenmemesi durumunda bu alanlar içinde yer alan özel mülkiyete tabi olup mülkiyeti kesinleşmiş ve tapuya tescil edilmiş parsellerde, kadastral bir yola cephesi olmak şartıyla, 8.7.21. Dikili Tarım Arazileri plan hükümleri geçerlidir. Dört tarafı orman alanı ile çevrili olan parsellerde bu planın 8.11.5. hükmü uygulanır. " düzenlemelerine yer verilmiş, Nüfus kabullerine ilişkin 9. bölümünde ise, Aliağa İlçesi için 2025 yılı projeksiyon nüfusu 160.000 olarak belirlenmiştir. Ayrıca, İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına ilişkin Plan Açıklama Raporunun 32. sayfasında, "Kentsel Gelişme Alanları"yla ilgili; "İzmir Merkez Kent dışında kalan kentsel yerleşmelerde, güncel nüfus, kentsel yerleşik alan büyüklüğü ve yerleşik alan yoğunluğu belirlemesi sonrasında, 2021 yılı nüfus kabullerinden yola çıkarak, artan nüfus için gerekli olacak ilave gelişme alanlarının belirlemesi yapılmıştır. Bu amaçla, artan nüfus miktarı ve belirlenmiş olan öneri yoğunlukları kullanılarak 2025 yılı için gerekli olan minimum gelişme alanları belirlenmiş, bu alanlar planda önerilen alanlar ve yerleşmeye ilişkin var olan onaylı imar planları ile karşılaştırılmıştır. Bu bölümün ALİAĞA başlığında ise; Aliağa ve çevresindeki alanlar, İzmir il sınırları içinde en büyük ölçekli sanayi gelişmelerinin yaşandığı alanlardır. Oldukça geniş bir alanda imar planlarına sahip olan Aliağa'da, planların büyük bölümü sanayi kullanımına aittir. Yapılan hesaplamalar sonucunda hedef yıl için öngörülen nüfus 160.000 kişi olarak hesaplanmıştır. Aliağa Organize Sanayi Bölgesinin yeni kurulmuş olması ve giderek tesis sayısının artması, diğer sanayi alanlarındaki gelişmeler, başta Kuzey Ege Çandarlı Limanı kararı olmak üzere yapımı süren diğer limanlar ile İzmir Aliağa arasında ulaşımı kolaylaştıracak yatırımların sürmesi nedeniyle, gelecek dönemde nüfus artışının beklenenin üzerinde gerçekleşmesi olası görüldüğünden, gereksinmenin üzerinde de olsa onaylı planların bulunduğu alanlar korunmuştur." açıklamalarına yer verilmektedir. Yukarıda yer verilen düzenlemeler, bilirkişi raporu ve imar mevzuatı çerçevesinde dosyanın incelenmesinden; Kentsel gelişme alanlarının, İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına ilişkin plan notları, hedef yıla ilişkin nüfus kabulleri ile, çevre düzeni planı ilke ve stratejilerine göre imar mevzuatına uygun olarak belirlenmesi gerektiği açıktır. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 20. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine dair yeterli ve geçerli sebeplerin bulunması ve bu hususun gerekçelendirilebilmesi halinde, çevre düzeni planlarında değişiklik yapılması mümkündür. Dava konusu İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğine ilişkin gerekçe raporunda; uyuşmazlık konusu alanın, Aliağa ilçesi yerleşik alanına komşu bir konumda olması, yerel yönetimler tarafından yapılan imar çalışmalarında ... parselin güney sınırına kadar imar planlarına dahil edilmesi ve bitişiğinde devlet hastanesi projelendirilmesi, yakın çevredeki planların uygulanması ve bu plan sınırları dahilinde donatı alanlarının kullanımına açılmasının geniş zamana yayılacağı ve devlet hastanesi yapılacak olması göz önünde bulundurularak, ... parsel için alt ölçekli hazırlanacak olan imar planları ile uyumlu olacak nitelikte planlama alanında, yapılacak olan devlet hastanesine yakın olması itibarıyla hastane çalışanlarına ve hastalara en yakın donatı alanlarına sahip yerleşim alanı olması, nitelikli sosyal donatı ve konut ihtiyacını karşılamak, modern, çağdaş ve yaşam kalitesi yüksek, çevre ile uyumlu mekanlar oluşturarak, kamu parselinin etkin ve verimli kullanılması amacıyla söz konusu alana kentsel gelişme alanı kullanım kararı getirildiği belirtilmiştir. Bu durumda, çevre düzeni planı ölçeği gereği çevre düzeni planı değişikliğine konu olabilecek 12,8 hektarlık dava konusu taşınmazda, anılan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin ilgili kurumlardan alınan görüşlere uygun olarak çevredeki kullanımlar göz önünde bulundurularak yapılmış olduğu, kentsel gelişme alanlarının tamamının alt ölçekli planlarda yerleşime açılacağı anlamına gelmediği, değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine dair yeterli ve geçerli sebeplere dayalı olarak İzmir İli, Aliağa İlçesindeki "ağaçlandırılacak alan" kullanımının daraltılarak, 12,8 hektarlık alanın, "kentsel gelişme alanı" olarak belirlenmesinde, çevre düzeni planının ilke, hedef ve stratejileri ile planlama esaslarına ve imar mevzuatına aykırlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Davalı yanında müdahil tarafından yapılan ...TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı yanında müdahile verilmesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/09/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.